Başvuru, çocuk ile babası arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesinin çocuğun menfaatlerine aykırı olduğundan bahisle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, çocuk ile babası arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesinin çocuğun menfaatlerine aykırı olduğundan bahisle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 24/8/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 27/10/2008 tarihinde doğan bir kız çocuğunun annesidir ve çocuğun velayeti başvurucuda bulunmaktadır. Çocuğun babası 5/8/2011 tarihinde çocuk ile aralarında şahsi ilişki kurulması talebiyle Ümraniye Aile Mahkemesinde dava açmıştır. Babanın talebi üzerine Mahkemenin 9/8/2011 tarihli kararıyla tatil döneminde baba ve çocuğun görüşmelerini teminen çocuğun 14/8/2011 tarihinde saat 00'dan 22/8/2011 tarihi saat 00'a kadar babasına verilmesine karar verilmiştir. Başvurucu, çocuğun babasına "Çocuğun altını değiştirdin mi?" şeklinde mesaj göndermiş, bu mesaja karşılık olarak çocuğun babası ise başvurucuya"İlkini ben ikincisini menente (çocuğun halası) değiştirtti ben memelerini yiyorum diye :)" şeklinde bir telefon mesajı göndermiştir. Başvurucu, 17/8/2011 tarihli dilekçesiyle Aile Mahkemesine müracaat etmiş ve söz konusu telefon mesajından bahisle, babanın çocuğuna böyle sözler söylemesinin uygun olmadığını belirtmiştir. Ayrıca çocuğun sekiz gün süreyle aralıksız olarak anneden ayrı kalmasının çocukta travma yaratacağını iddia etmiş ve şahsi ilişki kurulmasına dair kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Ümraniye Aile Mahkemesinin 17/8/2011 tarihli ara kararıyla başvurucunun dilekçesindeki iddiaların ciddiyeti, çocuğun psikolojik durumu dikkate alınarak 9/8/2011 tarihli şahsi ilişki kurulmasına dair kararın tedbiren kaldırılmasına, şahsi ilişki konusunun uzman bilirkişi raporu alındıktan sonra yeniden değerlendirilmesine hükmedilmiştir. Aile Mahkemesi bünyesinde görev yapan uzman psikolog tarafından hazırlanan 19/12/2011 tarihli raporda, taraflar arasında devam eden bir çatışmanın olduğu, aralarındaki anlaşmazlığın çocuk üzerinden sürdürüldüğünün anlaşıldığı belirtilmiştir. Çocuğun rapor tarihinde üç yaşını tamamlamış olduğu, bakımının davalı anne tarafından sağlandığı, çocuğun davacı babayla düzensiz aralıklarla biraraya geldiği, bu nedenle babayı baba olarak tanımakla birlikte henüz güven ilişkisi geliştiremediğinin saptandığı ifade edilmiştir. Taraflar arasındaki anlaşmazlık dikkate alındığında, çocuğun babasıyla görüşmelerinde davalı annenin yanlarında bulunmasının bir fayda sağlamayacağı, ancak çocuğun yaşının küçük olması ve babayla henüz güven ilişkisinin kurulamamış olması nedeniyle sekiz yaşına gelinceye kadar güven duyduğu bir başka yetişkinin gözetiminde önce yarım gün daha sonra tam gün yatılı olmayacak şekilde kademeli olarak ilişkisinin uygun olacağı, sekiz yaşından sonra ise yatılı olacak şekilde şahsi ilişki kurulabileceği görüşü bildirilmiştir. Bunun yanı sıra raporda, babanın yazdığı mesaj içeriği ile ilgili olarak, mesajda geçen sözlerin eğitsel açıdan yanlış bir yaklaşım olmakla birlikte kültürel olarak normalleşmiş bir sevme biçimi olabileceği gibi istismar belirtisi de olabileceği, çocuğun yaşı gereği kendini sözel olarak ifade etmekte yetersiz olması nedeniyle tek seferlik görüşmede bu konuda sağlıklı bilgi almanın mümkün olmadığı belirtilmiş ve değerlendirme yapılamadığı bildirilmiştir. Ancak bu konu bakımından çocuğun İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından takibe alındığı, buranın raporunun dikkate alınması gerekeceği ifade edilmiştir. Mahkemenin 23/12/2011 tarihli duruşmasında, babaya söz konusu telefon mesajı gösterilmiştir. Davacı baba, annenin "Çocuğun altını değiştirdin mi?" şeklindeki mesajına karşılık olarak mesaj yazdığını, çocuğun altını kız kardeşinin değiştirdiğini, memelerini yiyorum şeklinde değil, memişlerini yiyorum şeklinde mesaj çektiğini, çocuğun iyi olduğunu, onunla oynadığını anlatmak için bu şekilde mesaj yazdığını belirtmiştir. Mahkemenin 23/12/2011 tarihli duruşmasında, baba ile çocuk arasında kararda belirtilen tarihlerde pazar günleri üç saat süreyle davalı annenin de bulunduğu bir ortamda şahsi ilişki kurulmasına tedbiren karar verilmiştir. Çocuk hakkında babanın uygun olmayan sözler söylediği isnadı üzerine çocuk istismarı şüphesi konusunda İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalında görevli uzmanlartarafından çocuk hakkında psikiyatrik takibe başlanmış ve ayrıca beş seanslık oyun terapisi yapılmıştır. Anılan kurum uzmanı tarafından hazırlanan 18/1/2012 tarihli (Bu tarihte çocuk üç yaş iki aylıktır.) bilirkişi raporunda, çocukta anneden ayrılık kaygısı saptandığı, annenin söylemleri uyarınca babanın çocuğuna duygusal ve cinsel istismara uyan yaklaşımlar sergilediğinin anlaşıldığı, çocuğun babasıyla anne eşliğinde görüşmesinin uygun görüldüğü bildirilmiştir. Aynı birim tarafından verilen 18/11/2013 tarihli (Bu tarihte çocuk beş yaşındadır.) bilirkişi raporunda ise çocukta anneden ayrılma kaygısı bulunduğu, velayetinin annesinde kalmasının çocuğun ruhsal ve bedensel gelişimi bakımından uygun olacağı kanaati bildirilmiştir. Söz konusu raporda; çocukla yapılan görüşmede, çocuğun babasıyla ilgili "Kötü hareketler yapıyor, annemden uzaklaştırıyor, ben onun yanında sıkılıyorum." şeklinde ifadelerde bulunduğu belirtilmiştir. Aile Mahkemesi bünyesinde görev yapan sosyal hizmet uzmanı tarafından hazırlanan13/8/2013 tarihli inceleme raporunda şu tespitler yer almıştır: - Taraflar arasında anlaşmazlık ve çekişme bulunduğu, çocuğun beş yaşında olduğu, fiziksel gelişiminin yaşına uygun olduğu, annesini çok sevdiği, babasını tanıdığı, ancak uzun zamandır görmemesi nedeni ile bir güvensizlik ve yabancılaşma hissettiği belirtilmiştir. - Gözlemlendiği kadarıyla babanın, eğitimli, düzenli bir aile yaşantısı olan, sosyal ilişkileri iyi, kızını saf ve temiz duygularla seven bir profilde olduğu bildirilmiştir. Taraflar arasında çok ciddi anlaşmazlık bulunduğundan çocuğun annesinin yanında babası ile görüşmesinin çocuğa bir yarar sağlamayacağı, bununla birlikte çocuğun anneden ayrılarak uzun süre görmediği ve güvenmediği, baba ve onun akrabalarının yanında yatılı kalmasının veya başka bir şehre tatile gitmesinin de şu aşamada çocuğun psiko-sosyal gelişimini olumsuz etkileyebileceği kanaati ifade edilmiştir. - Buna göre, çocuk ile baba arasında şahsi ilişki kurulmasının önemli olduğu, ancak baba ile yakınlaşıp kaynaşabilmesi için şahsi ilişkinin ilk üç aylık sürede ayda iki kez hafta sonu yatılı olmayacak şekilde ve bir uzman görevli eşliğinde gerçekleştirilmesinin uygun olacağı, yatılı ilişki hususunda ise sonraki aşamalarda durumun yeniden değerlendirilmesi gerekeceği görüşü önerilmiştir. Mahkemenin 24/2/2012 tarihli kararıyla dava usulden reddedilmiştir. Karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 18/2/2013 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma üzerine İstanbul Anadolu Aile Mahkemesinde yapılan yargılamada15/8/2013 tarihli duruşmada, çocuk ile babası arasında nasıl şahsi ilişki kurulması konusunda tereddüde mahal verilmeyecek ve her iki tarafın kaygılarını giderecek şekilde detaylı heyet raporu alınmasına karar verilmiştir. Bu doğrultuda Mahkemece İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalında görevli üç adli tıp uzmanı ve iki çocuk psikiyatrisi uzmanı -hekimlerden oluşan- beş kişilik heyetten bilirkişi raporu aldırılmıştır. Söz konusu heyet tarafından hazırlanan 29/1/2014 tarihli bilirkişi raporunda; çocuğun babası ile kuracağı şahsi ilişkide yatılı olmaksızın sadece gündüz saatlerinde, beş-yedi saat ile sınırlı olmak kaydıyla annesi veya çocuğun güven duyduğu bir kişi refakatinde görüştürülmesinin uygun olacağı görüşü bildirilmiştir. Bunun yanı sıra Mahkemece tanık beyanları dinlenmiştir. Davacı babanın eşi, mevcut evliliğinden bir kızı ve önceki evliliğinden bir oğlu olduğunu, davacı babanın her iki çocuğa da çok iyi babalık yaptığını, çocuklarını davacıya gözü kapalı emanet edebileceğini belirtmiş ve davacının iddia edildiği gibi çocuğa yönelik olumsuz davranışlarının olmadığını ifade etmiştir. Başvurucunun tanıkları ise babanın çocuğa maddi olarak hiçbir yardımının olmadığını, nafaka ödemediğini, sorumsuz bir kişilikte olduğunu beyan etmişlerdir. Davacı babanın başvurucuya yönelik hakaret içeren söylemlerde bulunduğunu, gayriahlaki kelimeler söylediğini belirtmişlerdir. Mahkemece 15/8/2013 tarihli duruşmada müşterek çocuğun da beyanı alınmıştır. Duruşma tutanağında, çocuğun babasının yüzüne dik dik baktığı, sırtını döndüğü, göz göze gelmek istemediğinin gözlemlendiği belirtilmiştir. Ayrıca, çocuğun babasıyla kalmak istemediğini, annesini sevdiğini, babasını sevmediğini beyan ettiği ifade edilmiştir. İstanbul Anadolu Aile Mahkemesinin 17/7/2014 tarihli kararıyla davanın kabulüne ve çocukla baba arasında ilk altı ay süreyle yatılı olmaksızın; altı aydan sonra ise yatılı olacak şekilde kararda belirtilen tarihlerde şahsi ilişki kurulmasına hükmedilmiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde, dosya içerisindeki tüm veriler değerlendirildiğinde çocuk ile baba arasında şahsi ilişki kurulmasının her iki tarafın da menfaatine olduğu ifade edilmiştir. Tarafların temyizi üzerine söz konusu karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 15/1/2015 tarihli kararıyla düzeltilerek onanmış ve çocuğun babayla yatılı olmaksızın, kararda belirtilen tarihlerde saat 00 ile saat 00 arasında kişisel ilişki kurmasına karar verilmiştir. Yargıtay kararının gerekçesinde, dosya içerisinde bulunan raporlar ve çocuğun üstün menfaati gereği çocuk ile baba arasında bu aşamada yatılı kişisel ilişki kurulmasının doğru olmadığı belirtilmiştir. Tarafların karar düzeltme istemi aynı Dairenin 3/6/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu karar başvurucuya 5/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 24/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun maddesi şöyledir: "Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür.Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ebeveyn ile çocuk arasındaki şahsi ilişkinin konu edildiği davalarda çocuğun menfaatlerinin diğer tüm hususlardan üstün tutulması gereklidir. Mahkemeye göre bu menfaatin iki yönü bulunmaktadır. İlk olarak çocuğun üstün menfaati sağlıklı bir ortamda gelişmesinin sağlanmasını içermektedir, bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin maddesi hiç bir koşulda ebeveynin çocuğun sağlığına ve gelişimine zarar verebilecek davranışlarını korumaz. İkinci olarak çocuğun üstün menfaatlerine aykırı olmadıkça ailesi ile bağlarını sürdürmesi çocuğun hakkıdır. Bu bağlamda çocuğun aile bağları ancak istisnai durumlarda koparılabilir ve aile bağlarının koptuğu durumlarda, çocuğun üstün menfaati kişisel ilişkinin sürdürülmesi ve koşullar uygun olduğunda ailenin yeniden bir araya gelmesi için gerekli tüm tedbirlerin alınmasını gerektirir (Gnahore/Fransa, B. No: 40031/98,19/9/2000, § 59). AİHM kararlarında aile bağlarının sürdürülmesi konusunda kamu makamlarına düşen yükümlülüğün mutlak olmadığı, her olayın özel koşullarına bağlı olarak alınacak tedbirlerin nitelik ve kapsamının farklılaşabileceği belirtilmiştir. AİHM'e göre kamu makamlarınca konuyla ilgili tüm tarafların hukuki menfaatlerinin gözetilmesi, özellikle çocuğun üstün menfaati dikkate alınarak tarafların menfaatleri arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (P. ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 22457/08, 15/11/2011, § 128).