4. Hukuk Dairesi 2022/1327 E. , 2024/9809 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2213 E., 2021/2589 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi- İstinaf talebinin esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/512 E., 2019/427 K. Taraflar arasındaki yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
**4. Hukuk Dairesi 2022/1327 E. , 2024/9809 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2213 E., 2021/2589 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi- İstinaf talebinin esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/512 E., 2019/427 K. Taraflar arasındaki yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin başrolünü üstlendiği "Yasak Elma" isimli dizide kostüm asistanı olarak çalışan dava dışı kişinin müvekkili hakkında cinsel taciz iddiası ile ilgili olarak haksız olarak suç duyurusunda bulunduğunu, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca 2018/30634 soruşturma numarası ile yürütülen tahkikat kapsamında cinsel taciz suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, karar kesinleşmesine rağmen teve2 isimli televizyon kanalında yayınlanan "2. Sayfa" isimli programda 07.08.2018, 13.08.2018, 28.08.2018, 03.09.2018 tarihlerinde davalı tarafından sarf edilen söz ve ifadeler nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yayınlar yapıldığında henüz kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmediğini, yayınlarda kamu yararı esas alınarak güncel bir konu ile ilgili kamuoyunun bilgilendirildiğini, müvekkilinin gazetecilik görev ve sorumluluğunu yerine getirdiğini, yayınların basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, basının görevinin haberin görünür gerçekliğe uygun olup olmadığı ile sınırlı olduğunu, davacının kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu yayınlarda, davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen güncel bir olay ile ilgili kamu yararı esas alınarak değerlendirmeler yapıldığı; o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağı, yayınların ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, kişilik haklarına bir saldırı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dışı kişinin asılsız iddiası üzerine başlatılan soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiğini, dava konusu televizyon yayınlarında davalı tarafın haksız yargılama yaptığını, iddianın gerçek olmadığı savcılık kararı ile sabit olmasına rağmen dava konusu yayınların yapılmasının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, kişilik haklarına ağır saldırı olduğunu, yayınlar ile kamuoyuna tacizci olarak lanse edildiğini, manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluştuğunu, mahremiyet ve lekelenmeme hakkının ihlal edildiğini, sanatçılar yönünden eleştiri sınırlarının siyasetçi ya da bürokratlar gibi geniş kabul edilemeyeceğini, yayınların yapılmasında kamusal bir yarar bulunmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu yayınlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, güncel ve görünür gerçekliğe uygun olduğu, davacının kamuya mal olmuş biri olduğu gözetildiğinde dava konusu yayınlarda kamu yararının amaçlandığı, davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eden söz ve ifadelere yer verilmediği, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dışı kişinin asılsız iddiası üzerine başlatılan soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiğini, dava konusu televizyon yayınlarında davalı tarafın haksız yargılama yaptığını, iddianın gerçek olmadığı savcılık kararı ile sabit olmasına rağmen dava konusu yayınların yapılmasının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, kişilik haklarına ağır saldırı olduğunu, yayınlar ile kamuoyuna tacizci olarak lanse edildiğini, manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluştuğunu, mahremiyet ve lekelenmeme hakkının ihlal edildiğini, sanatçılar yönünden eleştiri sınırlarının siyasetçi ya da bürokratlar gibi geniş kabul edilemeyeceğini, yayınların yapılmasında kamusal bir yarar bulunmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; teve2 isimli televizyon kanalında yayınlanan 2. Sayfa isimli programda 07.08.2018, 13.08.2018, 28.08.2018, 03.09.2018 tarihlerinde davalı tarafından sarf edilen söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 25, 26 ve 28 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 24 ve 25 inci maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davacının oyuncu olarak yer aldığı dizide kostüm asistanı olarak çalışan dava dışı kişinin, cinsel taciz iddiası ile ilgili şikayeti üzerine davacı hakkında atılı suçtan soruşturma yürütüldüğü, soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kesinleşmekle beraber bu iddia kapsamında gazeteci olan davalının kendi değer yargısına göre değerlendirmelerde bulunmasının gazetecilik hak ve görevi olduğu; dava konusu yayınların güncel olduğu, toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, toplumsal ilginin bulunduğu, özle biçim arasındaki dengenin korunduğu; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğu, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağı, yayınların basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10 uncu maddenin 2 nci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10 uncu maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiği; tüm bu açıklamalar ışığında yayınlarda geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.