Başvuru, fiziksel ve sözlü şiddete ilişkin olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, fiziksel ve sözlü şiddete ilişkin olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 7/2/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Başvurucunun Yaralanmasına İlişkin Soruşturma Süreci Başvurucu 22/9/2012 tarihinde köy yerindeki arazi anlaşmazlığıyla ilgili olarak yaşanan bir kavga sırasında sol gözünü kaybetmiştir. Genç Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) başvurucuya karşı kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlarını işledikleri iddiasıyla şüpheliler N.Y., Se.Y., Su.Y., B., P.Y., hakkında soruşturma başlatılmıştır.B. Müşteki (Başvurucu) Beyanı ve Sanık Savunmaları Başsavcılık 5/11/2012 tarihinde başvurucunun müşteki şüpheli sıfatıyla ifadesini almış; başvurucu özetle olay günü şüphelilerin kendisine ve kızına saldırmaya kalkıştığını, bu nedenle evlerine kapandıklarını, şahısların giderken beş veya altı kez ateş ettiklerini, oğlunun hayvanları otlatmaya götürdüğü için olay sırasında orada bulunmadığını ancak oğlu döndüğü sırada şüphelilerin oğlunu taş ve sopalarla yaradığını, oğluna yardıma koşarken bu şahısların saldırısına uğradığını, kavgaya engel olmak isteyen Z.K. ve Z.A.nın kendisini tuttuğunu, bu sırada P.Y.nin gözüne taşla vurduğunu, daha sonra B.nin aynı taşı gözüne vurduğunu, Z.K.nın kendisini bıraktığını ve yere düştüğünü, yerde iken üzerine taşların geldiğini, kendisinin kimseye vurmadığını beyan etmiştir. Başvurucunun Genç Asliye Ceza Mahkemesindeki (Mahkeme) beyanı da benzer mahiyettedir. Sanık Se.Y. 8/2/2013 tarihinde alınan ifadesinde özetle olay günü evinde olduğu sırada başvurucunun av tüfeği ile evlerine doğru ateş ettiğini, silah sesi duyması üzerine dışarı çıktığını ve başvurucuyu gördüğünü söylemiş; suçlamaları reddetmiştir. Diğer sanıklar kollukta ve Mahkemedeki savunmalarında suçlamaları reddetmiştir. Olay Tespit Tutanağı ve Uzmanlık Raporu 22/9/2012 tarihli Olay Yeri Tespit Tutanağı'nda; daha önce aralarında arazi anlaşmazlığı bulunan başvurucu ve N.Y.nin kavga ettiği, başvurucunun tüfek ile ateş etmesi sonucunda N.Y.nin yaralandığı ihbarı üzerine olay yerine gidildiği belirtilmiştir. Yapılan incelmede N.Y.nin üzerinde kan izi olduğu, yürümekte zorlandığı, P.Y., Su.Y., B. ve Se.Y.de belirgin bir yaralanma görülmediği, başvurucunun sol göz kısmında darp izleri olduğu, başvurucunun oğlu Z.K.nın başında yaralanma olduğunun görüldüğü ifade edilmiştir. Olayın meydana geldiği N.Y. ve başvurucunun evinin arasındaki dere yatağı ile boş alanda yapılan araştırmada boş kovan bulunamadığı belirtilmiştir. Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen 12/12/2012 tarihli uzmanlık raporunda Su.Y.ye ait tişörtün ön kısmında eser miktarda atış artıklarının tespit edildiği, başvurucuya ait gömleğin ön ve kol bölgelerinde atış artıklarının tespit edildiği belirtilmiştir. Tanık Beyanları Olay tarihinde köyün muhtarı olan tanık Z.K. 14/11/2012 tarihli beyanında;başvurucu ile N.Y.nin kavga ettikleri yönünde ihbar gelmesi üzerine Z.A. ile birlikte olay yerine gittiklerini, olay yerine ulaştıklarında kavganın sona erdiğini, Z. ile birlikte N.Y.yi ve ailesini sakinleştirmeye çalıştıklarını, bir süre sonra Z.K.nın hayvan otlatmadan döndüğünü, N.Y.nin oğlu Su.Y.nin Z.K.ya hakaret ettiğini Z.K.nın da aynı şekilde karşılık verdiğini, daha sonra Z.K.nın evine giderek elinde sopa ile dışarı çıktığını, yanında babası olan başvurucunun da olduğunu ifade etmiştir. Her iki tarafın da birbirlerine sopalarla saldırdıklarını, P.Y.nin ve B.nin de olay yerinde olduklarını, bu şahısların elinde taş veya sopa görmediğini, P.Y.nin ve B.nin de kendisiyle birlikte kavgayı ayırmaya çalıştıklarını, kimin kime vurduğunu görmediğini fakat kavga esnasında N.Y.nin ve oğulları Su. ile Se.nin başvurucu ve oğluylataş ve sopalarla birbirlerine saldırdıklarını, kavga başlayınca aradan çekilmek zorunda kaldığını söylemiştir. Tanık Z.K. ayrıca ikametinde bulunduğu sırada olayın olduğu saatlerde dört kez tüfek sesi duyduğunu, amacının kavgayı ayırmak olduğunu ifade etmiştir. Tanık Z.A. beyanında; olay günü köy muhtarının isteği üzerine tarafları yatıştırmak amacıyla muhtarla birlikte olay yerine gittiklerini, olay yerine vardıklarında herhangi bir kavganın olmadığını, başvurucunun da evde olmadığını, bu sırada başvurucunun oğlu Z.K.nın hayvanları otlatmadan döndüğünü, N.Y.nin ve oğlu Su.Y.nin Z.K.ye hakaret ettiklerini ve "sabah senin baban bize ateş etti" dediklerini, tarafların tartışmaya başladıklarını belirtmiştir. Tanık ayrıca, Z.K.nın ikametine giderek sopa getirdiğini, muhtar Z.K.nin Z.yi tutarak kavga etmeyin dediğini, kendisinin de N.Y.yi tuttuğunu, bu sırada başvurucu ile N.Y.nin oğullarının geldiklerini ve tarafların birbirlerine taş ve sopalarla saldırdıklarını, kendilerini korumak için muhtarla birlikte aradan çekildiklerini, başvurucunun gözündeki yaralanmanın bu kavga esnasında olduğunu ifade etmiş, B.nin kavgayı ayırmak için orada olduğunu ve bu sırada yaralandığını, ayrıca P.Y.nin kavga sona erdikten sonra olay yerine geldiğini, taraflardan hangisinin taş ve sopayla diğerlerine vurduğunu ayırt edemeyeceğini, her iki tarafın da elinde taş ve sopa olduğunu, birbirlerini bu şekilde yaraladıklarını söylemiştir.E. Başvurucunun Adli Raporları Başvurucu hakkında Bingöl Genç Devlet Hastanesi tarafından 22/9/2012 tarihinde düzenlenen adli muayene raporunda, sol göz alt dış kısmında kesi mevcut olduğu, aynı zamanda aktif kanamanın olduğu, lezyonların basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceğine ve hayati tehlikesinin mevcut olup olmadığına bir üst merkezce karar verileceği belirtilmiş, başvurucu Bingöl Devlet Hastanesine sevk edilmiştir. Fırat Üniversitesi Hastanesi tarafından düzenlenen 4/4/2013 tarihli raporda başvurucunun yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığı, yüzünde sabit iz niteliğinde olduğu ve sol gözünün işlevini yitirmesine neden olduğu belirtilmiştir.F. Sanıklar Hakkında Açılan Kamu Davasına İlişkin Süreç Savcılığın 15/4/2013 tarihli iddianamesi ilebaşvurucuya karşı kasten yaralama suçunu işledikleri iddiasıyla sanıklar N.Y., Su.Y., Se.Y., B., P.Y., hakkında kamu davası açılmıştır. Mahkemece 23/5/2013 tarihi ile 9/4/2015 tarihi arasında gerçekleştirilen on duruşmada, Z.K. hakkında Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış; bir kısım sanıkların savunması dinlenmiş ve görevsizlik konusunda inceleme yapılmıştır. Mahkemenin 7/5/2015 tarihli kararıyla bir kısım sanıkların beraatine ve bazı sanıkların da cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Tanık Z.A. aşamalarda vermiş olduğu ifadesinde, olay tarihinde Tevfik ve Z. ile N,, S., ve S. arasında taşlı sopalı kavga yaşandığını ve kavgayı kendisi ile beraber Z., P. ve ile beraber ayırmaya çalıştıklarını belirttiği, kavga öncesinde Su.nun Z.ye 'a..s.' diyerek küfür ettiğini belirttiği, olay esnasında ve öncesinde bir ateş açılma hadisesini görmediğini belirttiği anlaşılmıştır. Tanık Z.K. aşamalarda vermiş olduğu ifadesinde, Z.nin hayvan otlatmaktan geldiği sırada Su.nun Z.nin yanına giderek kendisine küfür ettiğini, Z.nin de Su.ya karşılık verdiğini, daha sonra Z.nin evine doğru gittikten sonra T. ile beraber ellerinde sopa ile geldiklerini aralarında kavga başlaması neticesinde Tevfik ve Z. ile N., Su. ve Se.nin birbirlerine girdiklerini belirttiği anlaşılmıştır....sanıklar P.Y. ve B. hakkında basit yaralama ve kasten yaralama suçlarını işledikleri iddiası ve cezalandırılmaları talebi ile kamu davası açılmış ise de, tanıklar Z. ve Z.nin beyanlarında adı geçen sanıkların meydana gelen kavgayı ayırmaya çalıştıklarının anlaşıldığı, sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair dosya kapsamında katılan sanıklar Z. ve Tevfik'in beyanları dışında her türlü şüpheden uzak ve somut delillerin bulunmaması ve yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeni ile 5271 sayılı CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca atılı suçlardan sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar vermek gerekmiştir....Katılan sanıklar Su., N. ve sanık Se.nin üzerlerine atılı kasten yaralama suçu yönünden yapılan değerlendirmede: katılan sanıklar Tevfik ve Z.ye ait adli muayene raporları, tanık anlatımları, sanıkların tevil yollu ikrarları bir arada değerlendirildiğinde, katılan sanıklar S., N.ve sanık S.nin silah vasfı taşıdığı kuşkusuz olan taş ve sopa kullanmak suretiyle her iki katılan sanığa da cizmen eza verdikleri ve bu suretle üzerlerine atılı yaralama suçunu işledikleri sabit görülmüştür....Sanıklar Se.Y., Su.Y. ve N.Y. üzerlerine atılı kasten yaralama suçunu müştereken Tevfik KAYNAR'a karşı işledikleri sabit görülmekle; TCK'nın maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi ve meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önüne alınarak eylemine uyan TCK’nın 86/ maddesi gereğince takdiren alt sınırdan ceza belirlenmiş, sanıkların eylemi silahla gerçekleştirdikleri anlaşıldığından cezada TCK'nın 86/3-e maddesi uyarınca arttırıma gidilmiş, sanıkların eylemi neticesinde mağdurun duyularından birinin işlevini yitirmesine neden oldukları anlaşılmakla TCK'nun 87/2-b maddesi uyarınca cezalarında arttırıma gidilmiş, sanıkların cezalarında TCK'nın 87/2-son maddesi uyarınca yasal arttırıma gidilmiş, sanıkların eylemi olay esnasında ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespit edilememesi sebebiyle haksız tahrik altında gerçekleştirdikleri anlaşılmakla cezada TCK'nın maddesi uyarınca indirime gidilmiş, sanıkların dosyaya yansıyan olumsuz tavır ve davranışları bulunmaması nedeniyle cezada TCK'nın maddesi gereğince takdiren indirime gidilmiş, sanıklar hakkında hükmolunan hapis cezasının miktarı dikkate alındığında CMK'nın 231/ maddesi ile TCK'nın ve maddelerinin uygulanmasına yasal olanak bulunamamış ve aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.