Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz. Bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez, bunların borçlarını devralamaz. Aksi hâlde
Davacı vekili 30.12.2013 tevzi tarihli dava dilekçesinde;müvekkili tarafından o tarihlerde davalı olduğu şirkete, içinde bulunduğu nakit sıkışıklığı nedeniyle muhtelif tarihlerde ve değişen miktarlarda borç verilmiş olduğunu, müvekkilinin sonrasında hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığını,müvekkili tarafından şirketin nakit ihtiyacı doğduğunda muhtelif tarihlerde ve değişen miktarlarda borç verilmiş olduğunu, şirkette bulunan alacaklarının bir kısmının muhtelif teminlerle kendisine ödendiğini, taraflarınca keşide edilen...Noterliği 08.04.2013 tarih ve ...yevmiye nolu ihtarnamesinde 2011 sonu itibariyle davalı şirketten 1.013.926,01 TL alacaklı olduğunu, bu alacağın 2011 yılı bilançosu ve defterlerinde kayıtlı olduğunu, paranın USD olarak gönderildiğini;ancak mevzuat gereği TL olarak kayıt altına alındığını, USD olarak bilançoya yansıtılmasının mümkün olmadığını,30.01.2012 tarihinde şirketin nakit ihtiyacı devam etmesi sebebiyle davalı şirketin hesabına 500.000,00 USD daha banka havalesi ile gönderilmiş olduğunu, bu tutarın 2012 yılı şirket defterlerine ve bilançosuna şirketin borcu olarak işlenmiş olduğunu,müvekkilinin 2011 yılında verdiği borcuna mahsuben 2012 ve 2013 yıllarında taksitler halinde 1.000.000,00 TL ödeme yapıldığını, TL olarak yapılan ödeme neticesinde (500.000,00 USD alacağının dışında), davalı şirketin müvekkiline 13.926,01 TL borcunun kaldığını,davalı şirkete, alacaklarının taraflarına ödenmemesi sebebiyle ...Noterliğinin 08.04.2013 tarih ve...yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, bakiye 13.926,01 TL ve ayrıca 500.000,00 USD alacağın tebliğden 10 gün içinde ödenmesinin talep edilmiş olduğunu, ödeme yapılmaması üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takipte bulunduklarını, işlemiş faizi ile birlikte 509.397,26 USD alacağın tahsilinin talep edilmiş olduğunu,takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, borç ilişkisinin inkar edilmekte olduğunu,şirketin ihtiyacı olduğunda ortaklardan borç aldığını, daha sonra bu borcu ödediğini, davalı şirketin itiraz dilekçesindeki borç alacak ilişkisi bulunmadığına dair iddiasının geçersiz olduğunu, müvekkilinin bir alım satım ilişkisinin, sermaye payı borcunun varlığı veya şirketten borç almasının söz konusu olmadığını,davanın ilerleyen aşamalarında toplanacak delillerle sübut bulacağı üzere müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğunu,davanın kabulüne, itirazın iptali ve takibin devamına, alacağın %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı tarafın şirketin kurucu ortağı olduğunu, 17.07.2012 tarihinde hisselerini devrettiğini, şirketle olan tüm alacak borç ilişkisini sonlandırmış olduğunu, davacı tarafın şirketten alacaklı olsa hisselerini hak ve alacağı kalmamış şekilde devretmeyeceğini,müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarının davacının kardeşinin ve arkadaşının uhdelerinde olduğunu, şirketten ayrıldıktan sonra kayıtların müvekkiline teslim edilmediğini, kayıtların bu kişiler tarafından tutulmaya devam edilmesi nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ... Hz no ile suç duyurusunda bulunulduğunu, bunun üzerine defterlerin 24.04.2013 tarihindeki tutanakla ve kolluk aracılıyla teslim alındığını, bunun da davacının kayıtlarda dilediği gibi işlem yapması ve kasadan çektiği paralara dair belgeleri de yok etmesi anlamına gelen çok önemli bir maddi olgu olduğunu,davacı tarafın diğer davacı kardeşi ... ile birlikte 17.07.2012 tarihinde şirket ile ilişkisi sona erdiği halde kayıtları teslim etmemiş olduğunu, belirtilen savcılık şikayeti üzerine polis tutanakları ile teslim edildiğini, bu kayıtlar üzerinde dilediği gibi ve gerçeğe aykırı işlemler yapmış olduklarını,defterlerin teslim alındıktan sonra yapılan inceleme ile verilen denetim raporunda, davacılar tarafından müvekkili şirketin kasa hesaplarında 8.000,00 TL ‘yi aşan mutad olmayan işlemler yapıldığını, ortaklar cari hesapları ve kasa hesaplarında dayanak belgelerin bulunmadığını ve usulsüzlüklerin yapıldığının tespit edildiğinin belirtilmiş olduğunu,davada dikkate alınması gereken bir maddi olgunun da ispat külfeti ile ilgili olduğunu,emsal YHGK kararları gereğince, yapılan havalenin varlığının kabul edilirse vasıflı bir ikrardan söz edileceğini ve bu halde de yapılan havalenin bir borç ödemesi olarak kabul edilmesi gerekmekte olduğunu,yürürlükte olan TTK hükümleri gereği yönetim kurulu üyesinin genel kuruldan bu konuda bir yetki almadan şirketi, borçlandırıcı bir işlem yapmayacağını, yapar ise bu işlemin batıl olduğunu,davacı tarafın, kurucu ortağı olduğu müvekkiline çeşitli zamanlarda borç verdiği iddiasının 06.10.1983 tarih ve 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin de olayda uygulanması gerekmekte olduğunu,davada, özellikle şirket kayıtlarına yansıtılmayan bazı hukuka aykırı işlemlerin tespitinde dikkatle incelenmesi gereken hususların başında, şirket defterlerinden ziyade, bilanço, bilanço kalemlerinin ve kasa hesabının son derece titiz bir şekilde incelenmesi hususunu, diğer hesaplarla birbirini teyit etmesinin sağlanması ile olanaklı olduğunu, yapılacak incelemede borç verildiği iddia edilen tarihlerde şirket kasasında 380.000 USD ’den fazla para olduğunun açıkça görüleceğini,davacının sahibi olduğu şirketin muhasebecisi ... tarafından müvekkili şirket ortağı Bahadır Uğur’a e-posta olarak gönderilen ve davacıların yıllar itibari ile müvekkili şirkete olan borçlarını, kayıtlara yansıtılmayan gerçek durumunu gösteren 08.11.2012 çizelgede, davacının müvekkili şirkete 2012 yılsonu itibari ile 3.553.616,61 USD borçlu olduğunu,“Nakit sıkışıklığı nedeni ile birden defa borç verdim” iddiasının yukarıda belirttikleri nedenlerle yasal dayanaktan yoksun olduğunu,davacının kardeşi ve diğer dosyadaki davacı ...’ın müvekkili yönetim kurulu başkanı, davacının ise şirket kurucu ortağı olan bir kişinin şirketle (kardeşi ile) bir borç sözleşmesi yaptığı iddiasının yukarıda belirttikleri yasak kapsamında olması nedeni ile de gerçek dışı olduğunu,davacıların kendilerince tuttukları kayıtlarla kendilerini borçlu iken alacaklı hale getirdiklerinin açık olduğunu, davacının usulsüz işlemlerine ilişkin belgeleri sonraki aşamada sunulacağını,davacının müvekkili şirkete birden defa borç verdim demesinin 90 sayılı KHK hükümleri gereğince mümkün olmayan, ağır para cezası ile birlikte hapsi gerektiren bir durum olduğunu,müvekkili şirketin ticari ve sermaye durumu dikkate alındığında, borç alınmasını gerektiren bir durum olmadığını,ortakların şirkete borçlu iken hukuki açıdan asıl olan bu borçların ortaklardan tahsil edilmesi gerektiğini, bu yola başvurulmayıp faizle borç para istendiği iddiasının somut gerçeklikle uyuşmamakta olduğunu,ispata muhtaç davanın reddi ile kötü niyetli takip nedeni ile davacının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata ve tüm yargılama giderlerine mahkum edilmesine karar verilmesini arz etmiştir.Birleşen dava dosyasında ise davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili tarafından o tarihlerde davalı olduğu şirkete, içinde bulunduğu nakit sıkışıklığı nedeniyle muhtelif tarihlerde ve değişen miktarlarda borç verilmiş olduğunu, müvekkilinin sonrasında hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılmış olduğunu,müvekkili ve şirketin diğer ortağı ... tarafından şirketin nakit ihtiyacı doğduğunda muhtelif tarihlerde ve değişen miktarlarda borç verilmiş olduğunu, şirkette bulunan alacaklarının bir kısmı muhtelif teminlerle kendisine ödenmiş olduğunu, taraflarınca keşide edilen ...Noterliği 08.04.2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinde 2011 sonu itibariyle davalı şirketten 974.084,93 TL alacaklı olduğunu, bu alacağın 2011 yılı bilançosu ve defterlerinde kayıtlı olduğunu, paranın USD olarak gönderildiğini ancak mevzuat gereği TL olarak kayıt altına alındığını, USD olarak bilançoya yansıtılmasının mümkün olmadığını,30.01.2012 tarihinde şirketin nakit ihtiyacı devam etmesi sebebiyle davalının hesabına 500.000,00 USD daha banka havalesi ile gönderilmiş olduğunu, 2012 yılı şirket defterlerine ve bilançosuna şirketin borcu olarak işlenmiş olduğunu,müvekkilinin 2011 yılında verdiği borcuna mahsuben 2012 ve 2013 yıllarında taksitler halinde 1.000.000,00 TL ödeme yapılmış olduğunu, TL olarak yapılan ödeme neticesinde (500.000,00 USD alacağının dışında) müvekkiline 485.338,00 TL borcun kalmış olduğunu,davalı şirket tarafından alacaklarının ödenmemesi sebebiyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takipte bulunduklarını, işlemiş faizi ile birlikte 494.459,70 USD alacağın tahsilinin talep edilmiş olduğunu,takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, borç ilişkisinin inkar edilmekte olduğunu,şirketin ihtiyacı olduğunda ortaklardan borç aldığını, daha sonra bu borcu ödediğini, itiraz dilekçesindeki borç alacak ilişkisi bulunmadığına dair iddianın geçersizliğini ortaya koymakta olduğunu, müvekkilinin bir alım satım ilişkisinin, sermaye payı borcunun varlığı veya şirketten borç almasının söz konusu olmadığını,davanın ilerleyen aşamalarında toplanacak delillerle sübut bulacağı üzere müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğunu,davanın kabulüne, itirazın iptali ve takibin devamına, alacağın %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.