Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/1258 E. , 2024/1221 K. T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2022/1258 Karar No : 2024/1221 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Holding A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu…
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/1258 E. , 2024/1221 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2022/1258 Karar No : 2024/1221 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Holding A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, örtülü sermaye üzerinden elde edilen faiz gelirinin katma değer vergisine tabi olmadığı ihtirazı kaydıyla verilen 2020/Aralık dönemi katma değer vergisi beyannamesine istinaden beyanname üzerinde sonraki döneme devreden katma değer vergisi tutarının azaltılmasına ilişkin işlemin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlığın çözümünün yapılan işlemin Katma Değer Vergisi Kanunu açısından bir "hizmet" olarak kabul edilip edilmeyeceğine bağlı olduğu, mevzuat hükümlerine göre, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımının, hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı olarak kabul edildiği, bu itibarla, kazanç vergileri için bir vergi güvenlik sistemi olarak getirilen düzenlemeler itibarıyla ortaya çıkan sonucun, muamele vergileri için de vergiyi doğuran bir olaya sebebiyet vermeyeceği, bir başka ifade ile Kurumlar Vergisi Kanunu'nda açıkça belirtilen "kâr payı dağıtımının" Katma Değer Vergisi Kanunu'nda sayılan türde bir teslim veya hizmet olarak kabul edilemeyeceği ve Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde kâr payı ve iştirak kazançlarının vergi konusu olarak sayılmadığı dikkate alındığında, davacı tarafından konulan ihtirazi kaydın kabul edilmemesi nedeniyle sonraki dönemde devreden katma değer vergisinin azaltılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı şirket tarafından, 2020 hesap döneminde ilişkili şirkete verilen borç tutarının, anılan şirketin dönem başı öz sermayesinin üç katını aştığı ve borcun öz sermayeyi aşan kısmının 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. maddesi kapsamında değerlendirilerek hesaplanan faiz tutarının hasılat kaydedildiği, ilişkili şirketçe de ödenen faiz tutarının kanunen kabul edilmeyen gider olarak kaydedildiği hususlarında ihtilaf bulunmadığı, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu gereğince katma değer vergisi, bir mal hareketine veya bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşen ya da vergiye tabi bir hizmetten, işletme sahibinin, personelinin veya diğer şahısların karşılıksız yararlanması şeklinde oluşan bir hizmete bağlı bir işleme dayandırıldığından, ilişkili kişilere borç para verme hizmeti sonucu elde edilen faiz gelirlerinin de katma değer vergisine tabi olacağında tereddüt bulunmamakla birlikte, ihtilafın verilen borcun, borcu alan şirketin öz sermayesinin 3 katını aşan kısmının borç olarak mı, yoksa (örtülü) sermaye olarak mı değerlendirileceği, bir diğer açıdan da bu borç karşılığı ödenen meblağın faiz mi yoksa kar payı olarak mı nitelendirildiği hususundan kaynaklandığı, borcun, yasal sınıra kadar olan kısmının finansman hizmeti, karşılığında alınan meblağın ise faiz olarak nitelendirileceği konusunda ihtilaf bulunmadığı, ancak, Kurumlar Vergisi Kanunu gereği belirlenen tutarın aşılması halinde, aşılan tutar açısından Kanunun bu işlemi borç-alacak (finansman hizmeti) olarak değil, (örtülü) sermaye olarak vasıflandırdığı ve borçlunun yaptığı ödemeyi ise kar payı dağıtımı olarak kabul ettiği dolayısıyla, bunun kar payı alan şirket açısından "iştirak kazancı" olarak kaydedileceği, gerekli şartların varlığı halinde istisnadan yararlanabileceği ve tarafların buna göre gerekli düzeltmeleri yapacaklarının öngörüldüğü, bu durumda, davacının ihtirazi kaydı kabul edilmeyerek 2020/Aralık döneminden sonraki döneme devreden katma değer vergisi tutarının azaltılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, sonucu itibarıyla yerinde bulunan mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Ana ortak ve ilişkili firmalar arasındaki borç verme işlemlerinin Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1/1. maddesine göre finansman hizmeti olarak değerlendirildiği ve bu işlemler nedeniyle hesaplanacak faiz tutarlarının da katma değer vergisine tabi olduğu, ayrıca Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. maddesine göre, örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkı vb giderlerin kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılması kabul edilmediğinden, bu giderler dolaysıyla ödenen katma değer vergisinin de Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 30/d maddesi uyarınca indirim konusu yapılmasının mümkün olmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalının temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 12/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.