(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/12508 E. , 2008/12990 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.05.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi kal- muarazanın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... A.Ş vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içer
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/12508 E. , 2008/12990 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.05.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi kal- muarazanın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... A.Ş vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R A R\_ Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan elatmanın önlenmesi, kal ve muarazanın giderilmesi isteğine ilişkindir. Davacı vekili, davacı şirketin 1312 ada 1 ve 6 parsel sayılı taşınmazlarda intifa hakkı sahibi olduğunu ve bu yerde davalı ... Turizim Ticaret Sanayi Ürünleri Pazarlama Ltd. Şti'ne verdiği bayilik yoluyla intifa hakkını kullandığını, bu arada müvekkilinin ... ... ... A.Ş ile yaptığı sözleşme nedeniyle bayisine ... satış sözleşmesi süresi sonuna kadar ... satışına izin verdiğini, ancak sözleşme süresinin dolduğunu, buna rağmen ... ... ... A.Ş ve diğer davalının ... tesislerini kaldırmadığını ve tabelaları da bulundurmaya devam ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesine, ... tesisinin kal’ine ve taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Ş kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca davacının sözleşme uyarınca süre dolduktan sonra da gaz satışları sebebiyle kar payı almaya devam ettiğini, hatta dava sırasında dahi hesaplarına yatan ve bu satışlardan kendisine düşen kar payını aldığını, bunun da zımni kabul anlamına geldiğini, ayrıca 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna göre, davacının bir yerde sadece kendi ürünlerinin satılmasına yönelik olarak yapacağı bir sözleşmenin hükümsüz olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hükmü davalı ...Ş temyiz etmiştir. Davacı yan, intifa hakkı sahibi oldukları taşınmazda bu hakka dayanarak elatmanın önlenmesi isteğinde bulunduğunu ileri sürmekte ise de dayanılan vakıalar doğrultusunda uyuşmazlığın temelini intifa hakkını davacı adına kullanan bayi ve bu bayi ile diğer davalı ...Ş' nin yaptığı ... satış sözleşmesi ve bu sözleşmeye onay veren çerçeve sözleşmede tanınan sürenin sona erdiği iddiası oluşturmaktadır. Dosya içeriğine göre, davacı ... Ofisi A.Ş.nin 1312 ada 1 ve 6 parsel sayılı taşınmazlarda intifa hakkı sahibi olduğu ve bu yerde davalı ... Turizim Ticaret Sanayi Ürünleri Pazarlama Ltd. Şti.ne bayilik verdiği anlaşılmaktadır. Davacı şirket, ... Turizim Ticaret Sanayi Ürünleri Pazarlama Ltd. Şti'nin de içinde bulunduğu çok sayıda bayisine bu tip tesislerde belli bir süre için ... satışı izni vermiştir. Bu arada davacı, davalılardan ... ... ... A.Ş ile ... tesisi kurulması ve satış yapılmasına onay verme anlamında bir çerçeve sözleşme imzalamıştır. Bu çerçeve sözleşme 02.01.2001 tarihli olup buna göre, bu sözleşmenin ekindeki bayi listesinde bulunan tesislerde net kardan %15 pay almak şartıyla ... satışına izin verilmiştir. Ekli listede yer alan tesislerden birinin de davalılardan ... Turizim Ticaret Sanayi Ürünleri Pazarlama Ltd. Şti.ne ait olduğu anlaşılmaktadır. ... ... ... A.Ş ile ... Turizim Ticaret Sanayi Ürünleri Pazarlama Ltd. Şti'nin ... satış sözleşmesi 05.06.2000 tarihli ve 5 yıllık olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çerçeve sözleşmede ... satışının süresi sözleşmenin 3-a maddesinde belirlenmiştir. Bu maddeye göre davacı ..., sözleşme ekindeki listede belirtilen istasyonlarında ... ... ... A.Ş'nin otoaygaz markası ile satış yapmasını ... ile istasyon arasında imzalanmış olan ... satış sözleşmesi sürelerinin sona ermesine kadar izin vermiştir. Süresi sona eren sözleşmelerle ilgili olarak taraflar sona erecek ilk sözleşmenin bitim tarihinden 3 ay önce bir araya gelerek durumu değerlendireceklerdir. Dosya incelendiğinde, davacının davalı ...'a sözleşme süresi dolmadan önce 01.10.2004 tarihinde bu sözleşmeyi yenilemeyi düşünmediklerini belirten yazı gönderdiği görülmektedir. Ayrıca Beyoğlu 41. Noterliğinden gönderilen 26.03.2007 ve 30.03.2007 tarihli ihtarnameler ile davaya konu istasyondaki ... faaliyetlerinin durdurulması ve tesislerin kaldırılmasını ihtar ettiği anlaşılmaktadır. Son olarak da davacı 01.05.2007 tarihinde işbu davayı açmıştır. Çerçeve sözleşme dikkate alındığında sözleşmenin süreli olduğu ve yenilenmesinin tarafların anlaşmasına bağlı bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı ... ile davalılardan ... ... A.Ş arasında böyle bir mutabakatın sağlanamadığı, tam aksine davacının söz konusu sözleşmeyi yenilememe konusundaki iradesini karşı tarafa bildirdiği görülmektedir. Davacı şirket, bununla birlikte ihtarlardan ve davanın açılmasından sonra da çerçeve sözleşmeye göre kendisine düşen kar payını almaya devam etmiştir. Ayrıca davalı ...Ş'ye 29.11.2006 tarihli yazılı bildirimde bulunmuş, bu bildirimde ... satışı yaptığı istasyonlara kendi amblemlerinin konulmasını istemiştir. Somut olay bu şekilde ortaya konulduktan sonra taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ilişkisinin devam edip etmediği olgusunun saptanması gerekmektedir. Bayilik sözleşmeleri kanunda düzenlenmemiştir. Bu nedenle bayilik sözleşmelerine ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde Borçlar Kanununun sözleşmeye ilişkin genel hükümlerinden yararlanılmaktadır. Bilindiği gibi sözleşme “iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun surette rızalarını beyan etmeleridir” şeklinde tanımlanmaktadır. Borçlar Kanununun 1. maddesinde tanımını bulan sözleşmenin tamamlanabilmesi için rıza beyanı açık olabileceği gibi zımni (örtülü) de olabilir. Taraflar arasındaki 02.01.2001 tarihli sözleşme ile davalılar arasındaki ... satış sözleşmesinin süresi sonuna kadar davacının intifa hakkı sahibi olduğu taşınmazda bu hakkını kullandırttığı bayisinin ... satışına oluru vardır. ... satışı sözleşmesi sona ermeden önce de değinilen çerçeve sözleşmesinin 3-a maddesi gereği sözleşmenin süresinin uzatılmayacağı da davalılara bildirilmiştir. Ne var ki, davalılar faaliyetlerini sona erdirilen sözleşme hükümleri çerçevesinde sürdürmeye devam ettirmişlerdir. Davacı da bu duruma 26.03.2007 ve 30.03.2007 tarihli ihtarına kadar ses çıkarmamıştır. Bu nedenle taraflar arasında bayilik sözleşmesinin aynı koşullarda devam ettiği savunulmaktadır. Gerçekten de, sözleşme süre bitmesine rağmen aynı koşullarda fiilen devam ettirilmiştir. Sözleşmenin kurulmasında olduğu gibi devamında da tarafların rızasının açık ya da örtülü olabileceği kuşkusuzdur. Davacı yanın sözleşme ilişkisinin sürdürülmesine dair açık bir beyanı yoktur. Susma (olumlu ya da olumsuz) bir beyanda bulunma olarak kabul edilemez. Ancak bazı durumlarda, Borçlar Kanunu 1/2 maddesi anlamında örtülü bir irade beyanı sayılabilir. Bu örtülü beyanın karşı taraf açısından olumlu yönde bir irade beyanı kabul edilip edilmeyeceği Türk Medeni Kanununun 2. maddesi uyarınca değerlendirilerek saptanmalıdır. Ayrıca karşı tarafın susmanın kendisine örtülü bir irade beyanı olarak bağlanmasına yol açan olguları bilmesi ya da bilebilecek durumda olması gerekir. Somut olayda taraflar tacirdir. Eylemli olarak iki yılı aşan ... satışına ses çıkartılmaması, kar payı almaya devam edilmesi ve 29.11.2006 tarihli bildirim ile ... ... ... A.Ş'nin ... tesislerinde kendi amblem ve logolarını kullanmasının istenmesi olgularının karşı tarafça sözleşmenin aynı koşullarda devam ettiğinin kabulü anlamına geleceğini davacı yanın basiretli bir tacir olarak öngörmesi gerekir. Ayrıca dosya içeriğinden davacının ... satışı lisansı aldıktan ve kendisinin de ... satışı yapabilme koşullarının oluşmasından sonra tesislerin boşaltılması ihtarında bulunduğu anlaşılmaktadır. Yapılan tüm bu açıklamalar karşısında taraflar arasındaki ... satışına dair çerçeve sözleşmenin sona erdiğinin ileri sürülmesi Türk Medeni Kanununun 2. maddesi kapsamında dürüst davranma kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Zira anılan madde hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi esnasında kişilerin dürüstçe ve güven kurallarına uygun bir şekilde davranması gereğini öngörmektedir. Davacı taraf örtülü irade beyanı ile çerçeve sözleşme hükümlerine göre ... satışına izin verdiğine göre çerçeve sözleşmenin yıldan yıla uzaması olgusu karşısında, davalılar arasındaki ... satış sözleşmesi 05.06.2007 tarihinde sona ereceğine dair ihtar da 26.03.2007 ve 30.03.2007 tarihlerinde çekildiğine göre davanın açıldığı 01.05.2007 tarih itibariyle sözleşme ilişkisinin ayakta olması karşısında davanın reddi gerekirken kabulü doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.