Başvuru, baro levhasına yazılma işlemine ilişkin iptal davasında müdahillik talebi hakkında karar verilmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, baro levhasından kaydının silinmesi nedeniyle de çalışma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; baro levhasına yazılma işlemine ilişkin iptal davasında müdahillik talebi hakkında karar verilmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, baro levhasından kaydının silinmesi nedeniyle de çalışma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 25/4/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Genel Bilgiler ve Olağanüstü Hâl İlanı ve Bu Süreçte Uygulanan Tedbirler Başvuruya konu olaylara ilişkin genel bilgiler ile olağanüstü hâl ilanı ve bu süreçte uygulanan tedbirler için bkz. B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, §§ 11-B. Başvurucunun Baro Levhasına Yazılma Talebine İlişkin Süreç Başvurucu, Çubuk hâkimi olarak görev yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Genel Kurulunun 24/8/2016 tarihli kararıyla Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantısı bulunduğu gerekçesiyle 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) maddesine dayanılarak meslekten ihraç edilmiştir. Başvurucu, ihraç kararından sonra baro levhasına yazılma talebiyle 27/12/2017 tarihinde Ankara Barosuna başvurmuştur. Başvurucunun talebi Ankara Barosu Yönetim Kurulunun 7/2/2018 tarihli kararıyla kabul edilmiş ve bu karar Türkiye Barolar Birliği (TBB) Yönetim Kurulunun 23/2/2018 tarihli kararıyla uygun bulunmuştur. Söz konusu karar, Adalet Bakanlığı (Bakanlık) tarafından uygun bulunmayarak bir daha görüşülmek üzere TBB'ye geri gönderilmiştir. TBB Yönetim Kurulu 26/3/2018 tarihli kararıyla önceki kararında ısrar ederek başvurucunun baro levhasına yazılmasına karar vermiştir. Bakanlık, başvurucunun baro levhasına yazılmasına ilişkin TBB kararının kesinleşmesi üzerine Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) TBB'ye karşı 30/3/2018 tarihinde iptal davası açmıştır. Mahkeme 11/5/2018 tarihli ara kararıyla davanın başvurucuya ihbarına karar vermiştir. Davanın ihbarına ilişkin ara kararı 2/6/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Mahkeme 28/9/2018 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesi şu şekildedir:"...hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine tahsis ederek, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları ile yetkili kurul ve kurumlar nezdinde sağlama amacını taşıyan avukatlık mesleğinin, kamu hizmeti niteliğinde olduğu ve avukatların işlevsel anlamda kamu görevi ifa ettiği; diğer taraftan, dava konusu kararda avukatlık stajı yapmanın 'istihdam' olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmekte ise de, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin maddesi gereğince bu KHK kapsamında kamu görevinden çıkartılanların bir daha kamu hizmetinde doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyeceği açıktır.Bu durumda, adı geçene isnat edilen fiilin niteliği, baro levhasına yazılması durumunda yürütülecek kamu hizmetinin önemi ve özelliği dikkate alındığında ceza soruşturması sonucunun beklenmesinin yerinde olacağı sonucuna varılmış olup, adı geçenin bu aşamada baro levhasına avukat olarak yazılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." Başvurucu, Mahkemeye sunduğu 3/10/2018 tarihli dilekçe ile müdahale talebinde bulunmuştur. Davalı TBB 19/12/2018 tarihli dilekçe ile mahkeme kararına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine (Bölge İdare Mahkemesi) istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge İdare Mahkemesi 12/2/2019 tarihli kararıyla başvurucunun FETÖ/PDY üyeliği kapsamında Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde yargılamasının devam ettiğine dair ek gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir. Başvurucu 21/2/2019 tarihli Bölge İdare Mahkemesine hitaben yazdığı dilekçe ile 3/10/2018 tarihinde müdahale talebinde bulunduğunu, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge İdare Mahkemesi 6/3/2019 tarihli yazısıyla, dosyada 12/2/2019 tarihinde karar verildiğinden bu tarihten sonra yapılan müdahale istemi hakkında işlem yapılamayacağını belirtilmiştir. Bu karar 27/3/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 25/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu 24/5/2019 tarihli ek beyan dilekçesi ile mülkiyet, özel hayatın korunması ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca 24/2/2021 tarihli ek beyan dilekçesiyle de Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/531 Esas sayılı dosyasında kayıtlı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı davada 3/9/2020 tarihinde hakkında beraat kararı verildiğini belirtmiştir. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:"Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. " 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılamaya Hâkim Olan İlkeler" ana başlıklı "İkinci Bölüm"ünde yer alan "Hukuki dinlenilme hakkı" kenar başlıklı Maddesi şöyledir:"(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak;a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,b) Açıklama ve ispat hakkını,c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini,içerir." 6100 sayılı Kanun'un "Davanın İhbarı ve Davaya Müdahale" başlıklı "Üçüncü Ayırım"da "İhbar ve şartları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir." 6100 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Dava kendisine ihbar edilen kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir."