T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1463 Esas KARAR NO : 2026/352 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 07/05/2024 NUMARASI : 2019/54 ESAS, 2024/126 KARAR DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Tecavüzün Tespiti İstemli) KARAR TARİHİ: 27/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 3…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1463 Esas KARAR NO : 2026/352 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 07/05/2024 NUMARASI : 2019/54 ESAS, 2024/126 KARAR DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Tecavüzün Tespiti İstemli) KARAR TARİHİ: 27/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Türkiye'nin ilk ofis koltuğu üreticisi olduğunu, ...ve Parçalarını ... numara ile ... isimli koltuk için ... numara ile ... isimli koltuk için ... numara ile tescil ettirdiğini, müvekkiline ait "..." ve "..." , "...", "..." isimli ürünlerin isimlerinin değiştirilerek davalıya ait internet sitesinde ve fiziki mağazalarında izinsiz olarak satışa sunulduğunu, haksız kazanç elde edildiğini ,leri sürerek davalı tarafından ürünlerin üretiminin durdurulmasını, üretilip satışa sunulan ürünlere el konularak kaldırılmasını, tasarımlara tecavüz nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tecavüzün işlendiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte 5.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi zararın tazminini, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 16.3.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 79.264.16-TL olarak talep etmiştir. Davacı vekili 07.02.2024 tarihli dilekçesiyle, HMK 107. Maddesine dayalı talep artırım dilekçesi kapsamında maddi tazminat taleplerini 90.594.82-TL 'ye yükseltmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, Sivas Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, ürünlerin kendi geliştirdikleri, ürettiği, patent ve tasarım belgelerine sahip olduklarını, esas yönünden de davanın reddi gerektiğini beyan etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/05/2024 tarih ve 2019/54 Esas - 2024/126 Karar sayılı kararıyla; ''...Bu durumda mahkememizce Davacı tarafa ait ... nu maralı tasarım tescili ile , ... numaralı tasarım tesciline Davalı tarafından tecavüz edildiğinden bu tasarımlara yönelik tecavüzün tespiti durdurulması önlenmesi istemleri yerinde görülmüş ancak ... nolu tasarıma tecavüz koşularının oluşmadığı anlaşıldığından bu tasarım yönünden taleplerin reddine keza tazminat incelemesinin de ihlal teşkil eden tasarımlar yönünden incelenmesi gerekmiştir. HMK 266 madde kapsamında tasarım hukuku ilkelerine göre hazırlanan teknik yönden görsellerin karşılaştırılmasının yapıldığı Bilirkişiler ... tarafından düzenlenen 06/11/2019 tarihli bilirkişi raporu teknik olarak hükme dayanak olarak alınmış, bu rapor kapsamına göre; Davacı tarafa ait ...numaralı tasarım tescili ile Davalı tarafa ait ... Model ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu nedenle benzer olarak algılandıkları, Davacı tarafa ait ... numaralı tasarım tescili ile Davalı tarafa ait “...” Model ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu nedenle benzer olarak algılandıkları, Davacı tarafa ait ... numaralı tasarım tescili ile Davalı tarafa ait “...” Model ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunduğu, bu neden ile farklı olarak algılandıkları anlaşılmış, son rapor dosyadaki deliller ile uyumlu olmadığından hükme dayanak olarak alınmamıştır...Davacı tazminat seçim yöntemini 6769 sayılı SMK 151/2-b kapsamında talep etmiştir . Davalının ticari defter ve belgeleri Sivas ilinde bulunduğundan 2 kez ticari defter ve belgeler üzerinde mali yönden inceleme yapılmıştır. Taraflara ait mali kayıtlar celp edilmiştir. Talimat Mahkemesince mali bilirkişi ... tarafından düzenlenen 24.2.2020 tarihli raporu mali yönden denetim ve hüküm kurmaya elverişli olması keza rapor ekinde denetime uygun şekilde ihlal teşkil eden ... ve ... modellerine ilişkin koltuk satış adedi, stok adedi, toplam satış miktarı, birim fiatı, toplam maliyetlerin dava tarihine kadar olan 2017-2017-2018 yıllarını kapsayan şekilde ve mali yönden denetime uygun şekilde incelendiğinden ve mali kayıtlara göre dava tarihinden geriye davalının net karının 79.264.16 TL olduğu bildirildiğinden mahkememizce bu rapor hükme dayanak olarak alınmıştır. 6100 sayılı Kanun'un 176 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilirler” şeklindeki düzenleme karşısında, davacı tarafın aynı davada aynı alacak talebi yönünen ikinci kez ıslah talebinde bulunabilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla 6.2.2024 tarihli bedel artırım dilekçesi adı altında yapılan işlem esasen nitelik olarak 2. Kez ıslah niteliğinde olup, nitekim 7.2.2024 tarihli harç makbuzu da ıslah harcı olarak ikmal edilmiştir. Toplanan deliller kapsamına göre de somut olayda davacının hak ettiği tazminat ilk ıslah dilekçesindeki gibi 79.264.16 TL olarak tespit edildiğinden mahkememizce bu bedel dikkate alınarak hüküm tesis edilmiştir. Her ne kadar mali yönden talimat mahkemesince alınan 2.mali raporda bilirkişi 27.6.2022 tarihli raporda net 53.872.54 TL kar elde edildiğini beyan etmişse de; Kurumlar vergisi hesaplanıp kazançtan düşüldüğü ve ilk rapordaki gibi rapor ekinde ... ve ... modellerine ilişkin koltuk satış adedi, stok adedi, toplam satış miktarı, birim fiatı, toplam maliyetlerin dava tarihine kadar olan 2017-2017-2018 yıllarını kapsayan şekilde incelenmediği anlaşıldığından talimat yoluyla alınan 2 . rapor hükme esas alınmamıştır. Aynı şekilde son raporu düzenleyen mali bilirkişinin davalıya ait ticari defter ve belgeleri incelemeden talimat mahkemesinde görev alan mali bilirkişileri eleştirme dışında dosyaya bir yenilik katmadığı, son raporda mali bilirkişi ... ‘in ... ve ... modellerine ilişkin koltuk satış adedi, stok adedi, toplam satış miktarı, birim fiatı, toplam maliyetlerin dava tarihine kadar olan 2017-2017-2018 yıllarını kapsayan şekilde ve mali yönden denetime uygun şekilde incelemediği, zira talimat mahkemesince düzenlenen ilk raporun ve ekindeki listenin , mali incelemenin ayrıntılı olup, , envanter defter kapanışlarına kadar mali yönden titiz bir şekilde incelenerek oluşturulduğu anlaşılmıştır. Öte yandan son raporda mali bilirkişinin İkinci talimat raporunda bilirkişinin 185.185 TL satıştan da 9636 kar marjı ve 9620 kurumlar vergisi düşünce 53.872,54 TL net kar'a ulaştığını, ancak maliyetler zaten belli iken oransal hesaplamaya gerek olmadığını, vergi karşılığının da ayrılmaması gerektiğini ileri sürdüğü, oysa bu hususun dahi takdir yetkisinin mali bilirkişinin değil, tamamen mahkemenin takdirinde olduğu hususu da izahtan varestedir. Zira ilk raporda olduğu gibi mali bilirkişi ancak satışı, maliyeti, brüt karı bulur, vergi ödenmiş ise bunun tazminattan indirim yada artırım sebebi yapılıp yapılmayacağı hususunu mahkemenin takdirine bırakmak zorundadır. Zira gerek kanun ve gerekse yerleşik Yargıtay uygulamasında, yoksun kalınan kazancın hesaplama yöntemlerinden birisi de “sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin, tasarımı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre” tespit edilmesidir. Burada amaç somut olarak ortaya çıkan zararın tazmini değil, sınai mülkiyet hakkı sahibinin maruz kaldığı zararın adil bir biçimde denkleştirilmesi olduğundan zarar miktarı dolaylı bir yoldan belirlenmektedir. Bu yöntemde tasarım sahibinin değil, mütecavizin malvarlığında tasarımın haksız kullanımı sonucunda artış hesaba katılmaktadır. Başka bir deyişle mütecavizin tasarımı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca ulaşabilmek için kazancın oluşumunda rol oynayan tecavüz konusu tasarım dışındaki bütün faktörlerin ayıklanması gerekmektedir. Buna göre yapılan hesaplamada, doğmuş olan veya elde edilmiş bulunan bir kazancın hesabı yapılmaktadır. Ancak tazminat hukukunun genel ilkelerine göre; bu hesaplama yönteminde de öncelikle mütecavizin ticari faaliyetinin boyutu belirlenmeli, ihlal teşkil eden ürünlerden ne kadar sipariş alındığı, ne kadar üretim yapıldığı, ne kadar stok bulunduğu, ne kadar satış yapıldığı, satış fiyatının ve kâr marjının ne olduğu gibi hususlar da dikkate alınarak mütecavizin tasarımı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanç belirlenmelidir. Tasarımı kullanmak yoluyla elde edilen kazanç, mütecavizin tecavüz fiiliyle ortaya çıkan brüt kazancını değil, maliyetlerin elde edilen gelirden düşürülmesiyle kalan net kazancını ifade etmektedir. Ancak çoğu zaman gerek hammadde ve gerekse satış maliyetleri gibi işin doğası gereği oluşan giderlerin tecavüz yoluyla elde edilen gelirden mahsup edilip edilmeyeceği hususu dahi somut olayın özelliğine göre net olarak tespit edilemediği takdirde mahkemece hakkaniyete uygun olarak takdir edilmesi zorunludur. Borçlar kanununun 51/1 maddesinde "Hakimin tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını gözönüne alarak belirleyeceği" , Türk Medeni Kanun'un 4. maddesinde de "Kanun'un takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini yada haklı sebepleri gözönünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği" belirtilmiştir.... Keza tasarım konusu ürünlerde tüketici genellikle tasarımın üzerindeki şemsiyeyi yani markayı baz olarak da ürün tercih ettiğinden , dolayısıyla Davacı ve davalının faaliyet gösterdiği alan yönünden ürünü talep eden ... dağıtım ağı , ürünün satın alma sürecinde etkili olanlar içine referans grupları , ürünün niteliği, tedarik zinciri, tüccarın iş ahlakı dahi çoğu zaman tasarımdan önce gelebilmektedir. Örneğin ev yada iş kuran bir tüketici işyerini /yada kuracağı yuvayı belirli bir tarihte açmak yada düğün tarihi için erken bir almış ise tasarımını beğendiği bir markanın ürünü geç teslim edileceğinden başka bir marka ve tasarıma yönelebilmektedir. Dolayısıyla bu durumda tüketicinin artık bir ürün tercihinde tasarımdan daha çok fiyat, teslim ve ürün garantisi, pazarlama stratejileri gibi hususları ön planda tuttuğu bilinmektedir. Dolayısıyla da davalının elde ettiği karın tamamının davacının net karı olarak incelenmesi hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olacağından , dosyadaki deliller ile uyumlu, tasarım tescil tarihleri de dikkate alındığında piyasada farklı emsallerinin bulunması, davalının eyleminin niteliği , ihlalin işleniş tarzı gözetildiğinde; Talimat Mahkemesince mali bilirkişi ... tarafından düzenlenen 24.2.2020 tarihli raporu mali yönden denetim ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle HMK 266 madde kapsamında hükme dayanak olarak alınmış, keza rapor ekinde denetime uygun şekilde ihlal teşkil eden ... ve ... modellerine ilişkin koltuk satış adedi, stok adedi, toplam satış miktarı, birim fiatı, toplam maliyetlerin dava tarihine kadar olan 2017-2017-2018 yıllarını kapsayan şekilde ve mali yönden denetime uygun şekilde incelendiğinden ve mali kayıtlara göre dava tarihinden geriye davalının net karının 79.264.16 TL olduğu bildirildiğinden bu miktar hakkaniyete göre de mahkememizce somut olaya uygun bir maddi tazminat bedeli olarak benimsenmiştir. Bir tür haksız eylem niteliği taşıyan davalının tasarıma tecavüzü sonucu, davacı tasarım sahibinin piyasada edindiği imaj ve güvenden oluşan manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp ve zararlar ile uzun süren çabalarla yaratılan imajının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat isteminin yerinde olduğu, davalının basiretli tacir gibi davranmayarak, gerekli izni almaksızın davacı tasarımını kullanması davacı adına tescilli tasarımı ticari faaliyetlerinde kullanmış olması kusurlu bir davranış olup, izinsiz olarak davacıya ait iki farklı tasarıma yönelik tecavüzde bulunulduğu da gözetilerek gerçekleşen haksız eylemin manevi tazminatı da gerektirdiği sonucuna ulaşılmış ,tarafların mali kayıtları incelenmiş, ekonomik durumları ve paranın satın alma gücüne göre 10.000 TL manevi tazminatın olay bakımından uygun kabul edilebileceği kanaatine varılmış, manevi tazminat sebepsiz zenginleşme aracı olamayacağından fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilerek keza hükmün ilanında davacının hukuki yararı gözetilerek ilan isteminin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 2-Davalının davacıya ait tescilli tasarım hakkına tecavüzün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 3-Tasarım hakkını ihlal nedeniyle 79.264.16 - TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari avans faiz ile davalıdan tahsiline, bedel artırımına ilişkin 06/02/2024 tarihli talebe ilişkin fazla kısmın reddine, 4-Manevi tazminat isteminin kısmen 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari avans faiz ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, 5- HMK 389 vd maddeleri kapsamında hükmün etkinliğinin sağlanması yönünden dava konusu tasarımların davalı yanca üretim, satış , pazarlamasının , ülke sınırları içinde keza gümrük ve serbest liman bölgelerinde ticaret mevkiine konulmasının önlenmesine, halen davalı tarafından piyasaya sunulan ürün varsa el konularak karar kesinleştiğinde imhasına, tasarımların üretiminde kullanılan vasıtaların münhasıran bu tasarımlar için üretildiği yönünde delil sunulmadığından üretimdeki vasıtalara el konulması isteminin reddine, 6-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,..."' karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince yapılan tahkikat sonucu belirlenen 90.594,82 TL yerine daha önceki 24.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda yer alan 79.264,16 TL olarak kabul ederek bu miktar üzerinden karar verildiğini, ancak, bedel artırım dilekçemizde de belirttiğimiz üzere davaya konu olan tazminat miktarı dava tarihinde müvekkili tarafından hesaplanabilir olmadığından alacağın belirsiz alacak olduğu, 16.03.2021 tarihinde alacak HMK 176. Maddesi uyarınca ıslah edilmiş olsa da, HMK 107/2 maddesine sözü edilen "Alacak miktarının kesin olarak belirlenmesi" 10.10.2023 tarihli son bilirkişi raporu ile gerçekleştiğini, daha önce düzenlenen bilirkişi raporlarındaki hesaplamaların kesinleşmiş miktarlar olmadığını, bu bilirkişi raporlarından sonra dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilerek tahkikatın devam etmesinden anlaşılacağını, 16.03.2021 tarihli ıslah dilekçesinde 79.264,16 TL'ye yükseltilen maddi tazminat talebinin 06.02.2024 tarihli "bedel artırım dilekçesi" ile 11.330,66 TL artırarak 10.10.2023 tarihinde alınan son ek bilirkişi raporunda belirlenen miktar olan 90.594,82 TL'ye artırma taleplerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından kabul edilmemesinin hukuka uygun olmadığını, ... tarafından verilen kararda, 79.264,16 TL'lik talep yönünden kabul yönünde karar verilip, bahsi geçen 06.02.2024 tarihli dilekçedeki artırım miktarı yönünden ret kararı verilmesinin de kendisiyle çeliştiğini, dilekçe kapsamında talep edilen 11.330,66 TL'lik artırım hakkında ret veya kabul kararı vermesinin mümkün bulunmadığını, karar bu yönüyle çeliştiğini, İlk Derece Mahkemesi, kararında 07.02.2024 tarihinde yatırılan harcın ıslah harcı niteliğinde olmasını da kararına dayanak olarak sunmuş olsa da UYAP sistemi üzerinden yapılan harç ödemelerinde çeşitli seçenekler arasında "bedel artırım harcı" bulunmaması ve bu hususa uygun herhangi bir harç tanımının bulunmaması nedeniyle sistemsel gereklilik nedeniyle talebe en uyumlu olan harç çeşidi kullanılarak ödeme yapılmış olup bu hususun kararın dayanağı olarak kullanılmasının kabul edilemez olduğunu, Tecavüz nedeniyle müvekkil şirketin imaj ve güveninin zedelenmesi, taraf şirketlerin ekonomik durumları, tecavüze konu tasarımlar ile yapılan satış miktarları ve satın alan kişiler üzerinde oluşan izlenim vb. hususlar incelendiğinde oluşan manevi zararın günümüz ekonomisinin koşulları da göz önüne alındığında manevi tazminatın yalnızca 10.000 TL olarak değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Davacının davalı şirkete ihtarname göndermeden işbu davayı ikame ettiğini ve davacının kötüniyetli olduğunun kabulü gerektiği, davacının maddi-manevi tazminat alacağının zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının karşılanmadan karar verildiğini, hatalı ve mükerrer hesaplamalar içeren, denetime elverişsiz raporun hükme esas alınmaması gerektiğini, bilirkişi raporunda davacının tecavüzden önce(davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile) sattığı ürün ile tecavüz sonrası sattığı ürünün adeti, maliyeti, satış fiyatı ve birim başı karı hesaplanarak tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken bilirkişi raporunda hatalı değerlendirme yapıldığını, bu verilerin davacı tarafça delil dilekçesinde de gösterilmediğini, sadece defterler üzerinden davacının bir menfaat kaybı var ise bunun tespitinin mümkün olmadığını, davacı yan dava konusu ürünler nedeni ile haksız rekabet öncesi sattığı ürün sayısı ile haksız rekabet sonrası sattığı ürün sayısı bu ürünlerin maliyet çizelgeleri, satış fiyatları ve birim başı karları delil olarak dosyaya sunulmadığını, 24.02.2020 tarihli ve 27.06.2022 tarihli bilirkişi raporlarında kazançtan %20 vergi kesintisi yapılmış iken 10.10.2023 tarihli düzenlenen bilirkişi raporunda SMK mad.151/2-b maddesi kapsamında vergi kesintisinin kazançtan düşülmeyeceği belirtildiğini, vergi kesintisinin müvekkilinin cebine girmediği gibi gider olarak değerlendirilmeli ve kazançtan düşülmesi gerektiğini, düzenlenen bilirkişi raporunda söz konusu husus hatalı olarak değerlendirildiğini, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunun tüm kanıtların dosyaya celbi üzerine yapılmış bir inceleme olmadığı anlaşıldığını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, Tasarıma tecavüzün tespiti, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından yukarıda yazılı şekilde tasarım hakkına tecavüz ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne , kısmen reddine karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı tarafından; "...ve parçaları" ... numara ile "..." isimli koltuk tasarımı ... numara ve "..." isimli koltuk tasarımı ... numara ile davacı adına tescil edildiğini, ürün isimlerinin değiştirilerek davalıya ait internet sitesinde ve fiziki mağazalarında izinsiz olarak satışa sunulduğu iddiası ile huzurdaki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince birden fazla bilirkişi heyet raporu alındığı görülmüş olup, davacı adına ...sayı ile tescilli tasarım ile davalıya ait "..." model ürün arasında ve yine davacıya ait ... sayılı tasarım tescili ile davalıya ait "..." model ürün arasında; bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu nedenle benzer olarak algılandıklarına dair sunulu tüm bilirkişi raporlarında ortak görüş beyan edilmiştir.Davacıya ait ... sayı ile tescilli tasarım ile davalıya ait "..." model ürün arasında raporlar arasında farklı değerlendirmeler bulunduğu ve ilk derece mahkemesince de raporlar arasında çelişkiyi gidermek için "..." model ürün yönünden yeni bilirkişi heyet raporu alınmasına karar verildiği anlaşılmakla birlikte, karar gerekçesinde sunulu son raporun dosyadaki deliller ile uyumlu olmadığı belirtilmek suretiyle önce alınan 06.11.2019 tarihli bilirkişi raporundaki teknik değerlendirmelere üstünlük tanınarak sonuca gidilmesi yerinde olmadığı gibi benzer şekilde maddi tazminat yönünden de 24.02.2020, 27.6.2022 ve 10.05.2023 tarihli bilirkişi raporları alınmasına karşın sunulu ilk rapora dayalı hüküm kurulması da yerinde değildir. 6100 sayılı HMK 266. Maddesine göre genel tecrübe veya hukuki bilgiyle çözümlenemeyen teknik konularda bilirkişi görevlendirilir. Rapor sonuç kısımlarından ziyade rapor içeriğindeki teknik hususlara ilişkin açıklamalar uyuşmazlık çözüm noktalarında değerlendirilir. Bu nedenle, bilirkişi raporlarındaki "sonuç değerlendirme" kısımları aynı olsa dahi, çelişkiyi gidermek üzere alınan son raporun dosyadaki delillerle uyumlu olmadığı yönünde karar gerekçesinde değerlendirme yapıldığı görüldüğünden, çelişkili olduğu değerlendirilen önceki tarihli bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesis edilmesi, yetersiz inceleme yapıldığını göstermektedir. Mahkemece yapılması gereken, uyuşmazlıkta aydınlatılması gereken hususlara özgü teknik bilirkişi heyeti oluşturarak, raporlar arasındaki çelişkiyi gideren, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmesidir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf talebinin kısmen KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK nın 353/ 1- a-6 maddesi gereğince İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/54 Esas 2024/126 Karar 07/05/2024 Tarihli kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-Karar kaldırma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf peşin harcının talebi halinde taraflara iadesine, 6- İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 310,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.479,4 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7- İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 9- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.27/02/2026