Başvuru, başvurucunun baro levhasına yazılma talebinin reddine karar verilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, başvurucunun baro levhasına yazılma talebinin reddine karar verilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/8/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle başvuru tarihi itibarıyla ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Gaziosmanpaşa hâkimi olarak görev yaparken Fetullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile irtibat ya da iltisak içinde olduğu gerekçesiyle 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'ye (667 sayılı KHK) dayanılarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından meslekten çıkarılmıştır. Kamu görevinden çıkarılmasının ardından başvurucu, baro levhasına avukat olarak yazılma talebiyle 2/5/2017 tarihinde İzmir Barosuna (Baro) başvurmuştur. Başvurucunun talebi Baro Yönetim Kurulunun 20/6/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararda; avukatlık mesleğinin kamu hizmeti niteliği gözönüne alınarak memur ve hâkim olma niteliğinin kaybedilmesinin avukatlığa kabule engel durum oluşturduğundan baro levhasına kayıt taleplerinin reddi gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu anılan karara karşı sunduğu 14/8/2017 tarihli itiraz dilekçesinde; avukatlık mesleğinin kamu görevi olmadığını, kamuda istihdam olarak nitelendirilemeyeceğini vurgulayarak, Baro kararının kaldırılarak talebinin kabul edilmesini talep etmiştir. Türkiye Barolar Birliği tarafından (TBB) 28/9/2017 tarihinde; başvurucunun itirazının kabulüne, Baro kararının kaldırılmasına ve başvurucunun baro levhasına yazılma talebi hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın Baroya gönderilmesine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucu hakkında kesinleşmiş bir disiplin kurulu kararı bulunmadığı, avukatlığın kamuda istihdam olarak nitelendirilemeyeceği vurgulanmıştır. Söz konusu karar, Bakanlık tarafından bir daha görüşülmek üzere TBB'ye geri gönderilmiştir. Geri gönderme kararının gerekçesinde; başvurucu hakkında FETÖ/PDY üyeliği suçundan kovuşturmanın devam ettiği, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) maddesi uyarınca başvurucunun avukatlık mesleğini icra etmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Bakanlığın geri gönderme yazısı gereğince değerlendirme yapan TBB Yönetim Kurulu 5/1/2018 tarihinde önceki kararının kaldırılmasına ve başvurucunun baro levhasına yazılma talebinin reddine ilişkin Baro kararına itirazının reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararda; başvurucu hakkında FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan kovuşturmanın devam ettiği, isnat edilen suçun 1136 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca "avukatlığa kabule engel" hâllerden olduğu, Bakanlığın geri gönderme gerekçesine bu bakımdan uyulması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu anılan kararın kesinleşmesi üzerine Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Mahkeme 18/12/2018 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucu hakkında FETÖ/PDY'ye üyelik suçundan kovuşturmanın devam ettiği, 1136 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca hakkında kovuşturma bulunan kişilerin avukatlığa alınma isteğinin kovuşturma sonuna kadar bekletilmesine karar verilebileceği, TBB kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir. Söz konusu karara karşı başvurucunun istinaf talebi Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) tarafından 12/6/2019 tarihinde reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde; Mahkemece verilen kararın usule ve hukuka uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 24/7/2019 tarihinde öğrendikten sonra 20/8/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu hakkında terör örgütüne üye olma suçlamasıyla soruşturma başlatılmış ve 24/5/2017 tarihli iddianame ile kamu davası açılmıştır. Başvurucu hakkındaki iptal davasında verilen ret kararının gerekçesinde yer alan ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama sonucunda 24/12/2019 tarihinde başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan 7 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Söz konusu karara karşı gerçekleştirilen istinaf talebinin reddine 1/6/2021 tarihinde karar verilmiş olup dosya temyiz incelemesi aşamasında derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Tamer Mahmutoğlu [GK], B. No: 2017/38953, 23/7/2020, §§ 37-67; Özlem Kenan, B. No: 2018/25808, 7/4/2021, §§ 18-33; B.A.Y. [GK], B. No: 2019/19788, 5/7/2022, §§ 21- 1136 sayılı Kanun'un "Avukatlığa kabulde engeller" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur : a) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak, ...Adayın birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir.Şu kadar ki, ceza kovuşturmasının sonucu ne olursa olsun avukatlığa kabul isteğinin geri çevrilmesi gereken hallerde, sonuç beklenmeden istek karara bağlanır."