(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8437 E. , 2008/9356 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.01.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelene…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8437 E. , 2008/9356 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.01.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. 5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca inanç ilişkisi yazılı delil ile kanıtlanabilir. Böyle bir yazılı belgenin bulunmaması halinde ise en azından olayın tamamının ispatına yeterli olmamakla birlikte bunun vukuuna delalet edebilecek ve karşı taraf elinden çıkmış delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin söz konusu olması halinde de inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkün olabilir. Bunlardan hiçbirinin olmaması durumunda dava redde mahkum ise, davacı taraf delilleri arasında yemine de dayanmışsa , mahkemece davacının, davalıya yemin teklifine hakkı olduğunun hatırlatılması gerekir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Davacı, dava konuşu taşınmazın kendisine ait iken arkadaşının kredi çekmesine temin için üçüncü şahıs ipoteği olarak bankaya rehin verdiğini, borcun ödenmemesi nedeni ile ... İcra Müdürlüğü’nün 1998/1835 esas sayılı dosyası ile satışına karar verildiği, kendisinin ihaleye girmesinde kanuni engel olması nedeni ile damadı olan davalıyı kendi adına ihaleye soktuğunu ve taşınmazın ihale bedelini kendisinin ödediğini belirterek davalı adına olan kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir