8. Hukuk Dairesi 2017/6875 E. , 2018/13183 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tevliyete Ehil ve Galle Fazlasına Müstehak Vakıf Evladı Tespiti İstemli Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Dava dilekçesinde, davacının ...'da kurulu ... Vakfı'nın tevliyete ehil ve
**8. Hukuk Dairesi 2017/6875 E. , 2018/13183 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tevliyete Ehil ve Galle Fazlasına Müstehak Vakıf Evladı Tespiti İstemli Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Dava dilekçesinde, davacının ...'da kurulu ... Vakfı'nın tevliyete ehil ve galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti istenmiş, mahkemece tevliyet nöbetinin davacıya geçtiğinin tespitine galleye müstehak evlat olduğu yönündeki talebinin ise reddine dair verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bir vakıftan galle fazlasının alınabilmesi ve tevliyete ehil vakıf evladı olunabilmesi için, öncelikle vakfeden ile kan bağının ispatlanması sonra da bu hususta vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Davacı her ne kadar ... Vakfı olarak isimlendirip eldeki davayı açmış ise de; ... Müdürlüğü'nün 17.04.2015 tarih ve 8237 sayılı yazıları ekinde gönderilen vakfiyelerden; 1309 H. (1891 M) tarihli ... adında üç ayrı vakfın olduğu, ilk iki vakfın ... ili ... İlçesi ... Köyünde inşa edilen mescid için ... tarafından kurulduğu,1329 H. (1913 M.) tarihli vakfiyenin ise ilk ikisinden farklı olarak ... ili Ovacık Nahiyesi Ağzıaçık Köyünde yaptırılan caminin tamir ve bakımı için ... oğlu ... tarafından kurulduğu, yani her üç vakfın vakfedeni (ilk ikisi aynı yer ve vakfedenler kardeş) ile kuruldukları yerlerin farklı olduğu anlaşılmaktadır. Davacının bu üç vakıftan hangisi yönünden dava açtığı belli olmamakla birlikte her üç vakfın kurucusu ile davacının arasındaki kan bağının veya kesinleşmiş mahkeme kararı ile daha önceden galle alan vakıf evlatlarından birisiyle ya da tevliyet evlada şart kılınmış ise mütevellilik yapanlardan herhangi birisi ile akrabalık ilişkisinin yöntemince ispatlanması gerekir. Bu konudaki geçerli deliller; davacıların vakfedenle kan bağını gösteren nüfus kayıtları, kendilerinin mahkeme kararı ile galle fazlasına müstehak veya tevliyete ehil vakıf evladı olduğunu gösteren vakıf evlatları ile irs ilişkisi içinde olduğunu belirleyen belgeler ve daha önce vakıftan galle fazlası alıyor ve bu husus bir defter ile belirlenmiş ise bu defterin dayanağını teşkil eden belgeler ve her türlü diğer maddi olgulardır. -//- Mahkemece alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir. Yeri gelmişken mevzuatımızda yer alan bilirkişilik müessesi üzerinde kısaca durmak gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266.madde gereği, çözümü hâkim tarafından bilinemeyen (hukuk dışında) özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulur. Bilirkişilik özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği için, herkes bilirkişi olamaz ve bu nedenle kimse bilirkişiliği kabul etmeye zorlanamaz. Yani tanıklık gibi bilirkişilik de yapmak istisnalar dışında mecburi değildir. Somut olayda bilirkişinin yapması gereken; davacının gidebildiği kadar üstsoyuna ve bunların bütün mirasçılarına ait nüfus kayıtlarına göre bir soyacağı çıkartılarak, vakfeden ile iddia edildiği gibi soybağı bulunup bulunmadığının tespiti ile vakfiyelerde geçen tabirlerden tevliyet ve galle fazlası için gerekli şartların oluşup oluşmadığına dair görüş bildirmekten ibarettir. Hakim; bilirkişi görevlendirirken rapor alınacak konuda (somut olayda vakıf hukuku alanında uzman) özel ve teknik bilgi sahibi olan uzman kişiler arasından seçim yapılmasına özen göstermek, bilirkişinin oy ve görüşü (raporu) hâkimi bağlamadığından bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirmek, sunulan bilirkişi raporunun dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerle örtüşüp örtüşmediğini denetlemek, gerektiğinde ek rapor veya alanında uzman başka bir bilirkişiden rapor alarak oluşacak sonuca göre bir karar vermelidir. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; her üç vakıf yönünden de davacının vakıf kurucuları ile kan bağını gösterir herhangi bir belge veya mahkeme kararının dosyaya ibraz edilmediği, davacının mütevellilik yaptığını beyan ettiği ... üzerinden soybağı tesis edildiği belirtilmiş ise de, davacı ile vakıf kurucuları arasında akrabalık ilişkisi nüfus kayıtlarıyla kurulamadığı, kaldı ki, tevliyetin tevcihinin sadece mülhak vakıflar için söz konusu olduğu, dava konusu her üç vakfın da tevliyet tedavül kaydının bulunmadığı anlaşıldığından, mazbut vakıf haline gelmiş vakıfda tevliyet sırasının davacıya geldiğine de karar verilemez. Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının tevliyet yönündeki davasının da reddine karar verilmesi gerekirken, bu talebinin kabulü doğru görülmemiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.