1. Hukuk Dairesi 2023/2590 E. , 2023/7427 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/26 E., 2022/604 K. HÜKÜM : Kısmen Kabul Taraflar arasında görülen tapu iptali ve terkin, elatmanın önlenmesi ve kal davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı Hazine
**1. Hukuk Dairesi 2023/2590 E. , 2023/7427 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/26 E., 2022/604 K. HÜKÜM : Kısmen Kabul Taraflar arasında görülen tapu iptali ve terkin, elatmanın önlenmesi ve kal davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine vekili; dava konusu 20 ada 10 parsel (yeni 1012 ada 2 parsel) arsa vasıflı taşınmazın davalılar tarafından bina olarak kullanıldığını, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde yer aldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile müdahalenin men’ini, binanın kal’ini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri; davanın reddini savunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemece ilk kararda; davalılardan ... dava açıldığı esnada ölmüş olduğundan davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairenin 06.12.2004 tarihli ve 2004/13381 Esas, 2004/13258 Karar sayılı ilamı ile, ölü paydaşın mirasçılarına dava açılarak bu dava ile birleştirilmesi, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalıp kalmadığının araştırılarak tüm paydaşlar yönünden karar verilmesi gerektiği belirtilerek Mahkeme kararı bozulmuştur. Bu karar üzerine Mahkemece bozmaya uyularak ... mirasçılarına açılan dava birleştirilmiş ve hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 31.03.2010 tarihli ve 2010/ 3113 Esas, 2010/3670 Karar sayılı ilamı ile, Mahkemece verilen ret kararında isabetsizlik bulunmadığından davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmediyse de yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti yönünden kararın bozulmasına karar verilmiş; davalı ... vekilinin karar düzeltme talebi reddedilmiştir. Mahkemece; bu defa yeniden davanın reddine karar verilerek 3402 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesine eklenen 36/A maddesi gereğince davalılar aleyhine vekalet ücreti de dahil yargılama giderlerine hükmolunamayacağı düzenlemesi getirildiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 30.01.2012 tarihli ve 2011/12758 Esas, 2012/622 Karar sayılı ilamı ile, Anayasa Mahkemesinin iptal hükmü gözetilerek henüz karar kesinleşmediğinden işin esasına girilerek karar verilmesi gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bir kısım davalılar vekilinin karar düzeltme talepleri ise reddedilmiştir. Bu defa Mahkemece bozma ilamına direnilerek davanın yeniden reddine karar verilmiş; davacı vekilinin temyizi üzerine dosya Hukuk Genel Kurulunca incelenmiş olup Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiği gerekçesiyle Yerel Mahkemenin direnme kararının bozma ilamında gösterilen nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir. Davalılar vekilinin karar düzeltme istemleri ise reddedilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabul kısmen reddine, dava konusu 1012 ada 2 parsel (eski 20 ada 10 parsel) sayılı taşınmazın 07.05.2019 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide 20,03 m2'lik alanının davalılar adına olan tapu kaydının kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması nedeniyle iptali ile davacı Hazine adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı süresi içinde davacı vekili ve bir kısım davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 10.02.2021 tarihli ve 2020/4396 Esas, 2021/1116 Karar sayılı kararıyla; davalılar vekillerinin ayrı ayrı temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, ancak Mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin nedenlerinin bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, dosya kapsamında dava konusu taşınmazın komşu parsellerine Hazine tarafından açılmış aynı sebebe dayalı davalar ve kesinleşmiş kararlar olduğu tespit edilmiş olup dosya arasında olanlar dışında varsa başkaca kararlar da araştırılarak onların da dosya arasına alınması ve bu davalarda belirlenip kesinleşen bir kıyı kenar çizgisinin olup olmadığının değerlendirilmesi, eğer var ise bilirkişi kurulundan bu hususları da karşılayacak şekilde yeniden rapor aldırılması gerektiği, eksik inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı, ayrıca kıyı kenar çizgisi kapsamında kalan kısım yönünden tapu kaydının iptali ile tapudan terkinine karar verilmesi gerekirken kıyı olarak belirtilen kısmın tapuya tesciline karar verilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur. 3. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.12.2021 tarihli ve 2021/14409 Esas, 2021/13116 Karar sayılı kararıyla; bir kısım davalılar vekilinin karar düzeltme isteği reddedilmiştir. 4. Mahkemenin 07.12.2022 tarihli ve 2022/26 Esas, 2022/604 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, kök ve kök raporu değiştirmeyen ek raporun gerekçeli bulunarak kabul edildiği, dava konusu taşımazın 11,28 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın 11,28 m2'lik kısmının iptaline, davalıların dava konusu kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısma müdahalesinin men'ine, kal talebinin kabulüne karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece 126,97 m²'lik kısım için ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, iki raporun tamamen ters yönde olduğunu, eksik inceleme ile alınan raporlara göre hüküm kurulduğunu, bozma sonrası yeniden keşif yapılmadığını, aynı bilirkişilerden rapor ve ek rapor almak suretiyle hüküm tesis edildiğini, tapu iptali ile beraber kıyıya terkin kararı verilmesi gerekirken bu yönde hüküm tesis edilmediğini, taşınmaz bütün olarak kullanıldığından kıyıda kalan kısma müdahalenin önlenmesine şeklinde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, taşınmazın tamamına yapılan müdahalenin önlenmesi gerektiğini, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, vekalet ücreti bakımından hükmün çeliştiğini, davanın mahiyeti gereği taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve terkin, elatmanın önlenmesi ve kal istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Anayasa’nın "Kıyılardan yararlanma" başlıklı 43 üncü maddesi, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 5 inci ve 9 uncu maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 715 inci, 999 uncu maddeleri, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı. 3. Değerlendirme 1. Bilindiği üzere, Mahkemenin Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar. Diğer taraftan Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese, Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09.05.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK). 2. Ne var ki; Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin son bozma kararında; 31.03.2017 tarihli raporda bilirkişiler tarafından yeni belirlenen kıyı kenar çizgisine göre dava konusu taşınmazın 126,97 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde, 11,28 m2'lik kısmının ise kıyı kenar çizgisi dışında kaldığının belirtildiği, Mahkemece yeniden alınan 07.05.2019 havale tarihli farklı bilirkişilerce düzenlenen raporda ise dava konusu parselin 20,03 m2'lik kısmının bilirkişilerce belirlenen kıyı kenar çizgisi içerisinde, 118,22 m2'lik kısmının ise kıyı kenar çizgisi dışında kaldığının belirtildiği, farklı bilirkişilerden alınan raporlar arasında kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısım yönünden çelişki bulunduğundan bahisle bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin nedenlerinin bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, dava konusu taşınmazın komşu parsellerine ilişkin açılan davalarda kesinleşen kıyı kenar çizgisi var ise bilirkişi kurulundan bu hususları da karşılayacak şekilde yeniden rapor aldırılması gerektiği gerekçesi ile Mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararından sonra, 07.05.2019 havale tarihli bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişilerden bir kısmı olan 3 kişilik jeoloji mühendisi, 1 arkeolog ve 1 harita ve kadastro mühendisi bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış, bilirkişiler tarafından hazırlanan 21.10.2022 tarihli ek raporda, bu kez dava konusu taşınmazın 126,97 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde, 11,28 m2'lik kısmının ise kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı bildirilmiştir. Aynı bilirkişilerin, 08.11.2022 tarihli ek raporlarında ise; önceki ek raporlarında maddi hata yapılarak kıyı kenar içi ve dışı alanlarının ters yazıldığını, dava konusu taşınmazın 126,97 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi dışında, 11,28 m2'lik kısmının ise kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını bildirdikleri anlaşılmaktadır. 3. Somut olayda; Mahkemece, bozma kararı üzerine ek raporlar alınmış ise de bilirkişiler tarafından sunulan raporlarda bozma kararında belirtildiği şekilde bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin nedenlerinin açıklanmadığı, çelişkinin giderilmediği, yine dava konusu taşınmazın komşu taşınmazlarına ilişkin açılan davalarda kesinleşen kıyı kenar çizgileri tespit edilerek bilirkişi kurulundan bu hususları da karşılayacak şekilde rapor alınmadığı, alınan raporlarda bu hususa ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. 4. Hal böyle olunca; Mahkemece, 3621 sayılı Kanun'un 9/2 nci maddesi ile 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gözetilerek önceki bilirkişilerden farklı 3 kişilik jeolog ya da jeoloji mühendisi, 1 harita mühendisi ve 1 inşaat mühendisinden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetiyle dava konusu taşınmazda yeniden keşif yapılması, taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilmesi, farklılık olursa sebebinin açıklattırılması, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazlara ilişkin açılan davalarda belirlenip kesinleşen kıyı kenar çizgisinin değerlendirilmesi, bilirkişi kurulundan bu hususları da karşılayacak şekilde rapor alınması, raporda kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısmın renkli olarak belirtilmesi, dava konusu taşınmazın ne kadarlık kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, önceki bilirkişi raporları da dikkate alınarak çelişkiler olduğu takdirde bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin nedenlerinin denetime açık, bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, ondan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir. 5. Kabule göre de; kıyı kenar çizgisi kapsamında kalan kısım yönünden tapu kaydının iptali ile tapudan terkinine (kıyı olarak) karar verilmesi gerekirken yalnızca tapu kaydının iptali şeklinde hüküm kurulması da doğru değildir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre yargılama giderlerine ilişkin sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.