3. Ceza Dairesi 2022/17984 E. , 2023/1304 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/949 E, 2020/1145 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan düzelterek reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edil
**3. Ceza Dairesi 2022/17984 E. , 2023/1304 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/949 E, 2020/1145 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan düzelterek reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü; I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.05.2018 tarihli 2017/434 Esas, 2018/300 sayılı Kararı ile sanık hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314/2, 3713 Terörle Mücadele Kanun'un (3173 sayılı kanun) 3-5/1, 5237 sayılı Kanun 62/1, 53/1-2-3, 58/9, 63 maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi 21.10.2020 tarihli ve 2018/949 Esas, 2020/1145 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca düzelterek esastan reddine karar verilmiştir 3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.09.2022 tarihli; usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; İstinaf daresi tarafından hiçbir gerekçe belirtilmeksizin ilk derece mahkemesi kararının onaylandığına, eksik incelemeye dayalı karar verildiğine, sanığın örgütle iltisaklı derneğin kurucusu olmadığına, aktif olarak bulunmadığına, dernekte sanık adına sahte imza atıldığına, derneğin amacı ve bağlantısı hakkında bilgisi bulunmadığına, talimat ve emirle hareket etmediğine, ve saire ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabullü "FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yerel bir çok dernek kurarak bu dernekler sayesinde örgüte gelir elde ettiği, örgüte eleman kazandırdığı, örgütün ideolojisini bu dernekler üzerinden yaydığı ve halkı bu derneklerin yaptığı işleri sempati duyma sağlayarak örgüte meşru alan sağladığı görülmüş, hatta işbu dosyamızda sanığın kurucusu ve genel başkanlığını yaptığı, Pırlanta Eğitim Kültür ve Gençlik Derneğinin gençler için etüt merkezi açtığı, gençlerin ve çocukların oynamaları için derneğe oyun ve eğlence malzemeleri bıraktığı, yine toplumun dini duygularını sömürmek için ramazan ayında iftarlar düzenleyip yardımlarda bulunduğu, bu hususların tanık beyanları ile sabit olduğu anlaşılmıştır. Silahlı örgüt üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Örgüte üye olmak fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur. Tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür. Delillerin bütün olarak değerlendirilmesinde sanığın üzerine atılı FETÖ-PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiş" mahkumiyete karar verildiği anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü "Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğundan kapatılan İzmir Karabağlar merkezinde kurulu olup eski adı Prizma Eğitim ve Kültür Derneği olan ve sonraki adı Pırlanta Eğitim Kültür ve Gençlik Derneğinin kurucu üyesi olduğu, bu derneğin 25.10.2013 tarihinde sanık ve arkadaşları tarafından kurulduğunun bildirildiği, 17.12.2013 tarihinde yapılan genel kurulda derneğin yönetim kurulu başkanlığına seçildiği, bu görevinin 20.12.2015 tarihine kadar devam ettiği, sanığın 2010 ve öncesinde Narlıdere Eğitim Kültür Yardımlaşma Derneğinde kaydının olduğu, 12.03.2008 tarihinde bu derneğin yapılan genel kurulunda denetim kurulu yedek üyeliğine seçildiği, bu derneğin 25.05.2010 tarihinde kendisini feshettiği, ancak adı geçen derneğin T.C. İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığının İzmir Valiliğine gönderdiği 02.09.2016 tarihli ve 3032 sayılı yazılarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısı olduğu değerlendirilen özgürlük ve demokrasi platformuna üye olan dernekler arasında bulunduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yukarıda isimleri yazılı benzer isimlerde yerel bir çok dernek kurarak bu dernekler sayesinde örgüte gelir elde ettiği, örgüte eleman kazandırdığı, örgütün ideolojisini bu dernekler üzerinden yaydığı ve halkı bu derneklerin yaptığı işleri sempati duyma sağlayarak örgüte meşru alan sağladığı görülmüş, hatta işbu dosyamızda sanığın kurucusu ve genel başkanlığını yaptığı, Pırlanta Eğitim Kültür ve Gençlik Derneğinin gençler için etüt merkezi açtığı, gençlerin ve çocukların oynamaları için derneğe oyun ve eğlence malzemeleri bıraktığı, yine toplumun dini duygularını sömürmek için ramazan ayında iftarlar düzenleyip yardımlarda bulunduğu, sanığın örgüt içinde mütevelli gurubu içinde yer aldığı ,örgüt imamı ile irtibatta bulunarak örgüt içinde yer aldığı bu hususların tanık beyanları ile sabit olduğu, sanığın FETÖ /PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşisi içinde mütevelli gurubunda yer alıp sanığın örgüte ait dernekler marifetiyle örgüte eleman eleman kazandırma ,örgüte yardım elde etme faaliyetleri içerisinde bulunduğu bu haliyle örgüt üyeliği eylemini işlediği subut bakımından ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu hükmün yerinde olduğu ,sanığın etkin pişmanlık beyanında bulunmadığı etkin pişmanlık iradesi göstermediği, Ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık hakkında hüküm kurulurken TCK'nın 58/9 maddesinin herhangi bir atıf maddesine yer verilmeksizin doğrudan uygulaması gerekirken TCK'nın 58/6 maddesinin atıf maddesi olarak uygulanmış olmasının hukuka aykırı olduğu bu hukuka aykırılığın TCK'nın 58/9 maddesinin uygulanması ile ilgili hüküm fıkrasında ''delaletiyle TCK'nın 58/6 maddesi'' ibaresinin çıkartılarak hükmün düzeltilebileceği anlaşılmış ve bu kapsamda yerel mahkemenin kararında belirtilen husus dışında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığına" karar verdiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 inci maddesinin 7 inci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün operasyonel eylemlerinin kamuoyunca bilinmesinden sonraki dönemde herhangi bir örgütsel faaliyetinin olup olmadığının tespiti açısından etkin pişmanlık kapsamında sanık hakkında beyanda bulunan tanık G.A. ve T.G.' in’ duruşmada sanık ve müdafiine soru sorma imkanı da tanımak suretiyle “sanığın hangi tarihlerde sohbet toplantılarına katılarak himmet ve yardımda bulunduğunun” açıkça sorularak detaylı ifadesi alındıktan ve Uyap bilgi bankasında sanık hakkında başka beyanlar varsa bunların da getirtilip 5271 sayılı Kanun'un 217 inci maddesi uyarınca okunup sanık ve müdafiinden diyecekleri sorulup gerekirse tanık olarak da dinlendikten sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespiti gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi suretiyle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi 21.10.2020 tarihli ve 2018/949 Esas, 2020/1145 Kararını 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.03.2022 tarihinde karar verildi.