8. Hukuk Dairesi 2021/4534 E. , 2024/4301 K. MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/16 E., 2015/52 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, asıl davanın davacısı Ulupınar Orman Ürünleri Üretim İnşaat Madencilik Ticaret Sanayi Ltd Şti vekili ve davalı Hazine vekili tarafından te…
**8. Hukuk Dairesi 2021/4534 E. , 2024/4301 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/16 E., 2015/52 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, asıl davanın davacısı Ulupınar Orman Ürünleri Üretim İnşaat Madencilik Ticaret Sanayi Ltd Şti vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro çalışması sonucunda, Bartın ili Ulus ilçesi .../... köyü çalışma alanında bulunan Ulupınar mevkii 228 ada 4 parsel sayılı 15194,07 m2 arsa yüzölçümündeki taşınmaz, arsa vasfıyla 28.05.2002 tarihinde Hazine adına tespit edilmiş; aynı çalışma alanında bulunan 228 ada 3 parsel sayılı 57645,44 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, arsa vasfıyla 28.05.2002 tarihinde Hazine adına tespit edilmiş ve taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine, " Ölçü krokisinde A,B,C harfleri ile gösterilen kargir tek katlı lojman, D harfi ile gösterilen 2 katlı kargir misafirhane, E harfi ile gösterilen bekçi kulübesi, F harfi ile gösterilen kargir eski imalathane, G, H, J harfleri ile gösterilen kargir depolar, K harfi ile gösterilen kargir trafo binası, L harfi ile gösterilen kargir fabrika binası, M harfi ile gösterilen kargir depo, N harfi ile gösterilen kargir fırın binası, O harfi ile gösterilen kargir WC binası, Ö harfi ile gösterilen kargir bekçi kulubesi, P, R, S, Ş, T harfleri ile gösterilen kereste hangarları Orüs Orman İşletmesi tarafından yapılmış olup Ulupınar Orman Ürünleri Üretim İnşaat Madencilik Ticaret Sanayi Ltd Şirketinin uhdesinde bulunmaktadır " şerhi verilmiştir. Asıl davanın davacısı Ulupınar Orman Ürünleri Üretim İnşaat Madencilik Tic. San. Ltd. Şti. Vekili, Ulus Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; müvekkili olan davacı şirketin, Bartın ili Ulus ilçesi Abdipaşa/Ulupınar köyü 228 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazları, şirket üzerindeki diğer taşınmazlarla birlikte Çevik Orman Üürnleri Üretim İmalat İhr. İth. ve Paz. Ltd Şti.'den satın aldığını, ancak taşınmazların kadastro çalışmaları esnasında Hazine adına tespit gördüğünü ileri sürerek, Hazine adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazların davacı şirket adına tescilini talep etmiş, Ulus Kadastro Mahkemesinin 2002/16 Esas sırasına kaydedilen dava dosyası bu mahkemenin kapatılması nedeniyle Bartın Kadastro Mahkemesine devredilmiş ve şimdiki esas sırasına (2013/16) kaydedilmiştir. Birleşen 2002/11 Esas sayılı dava dosyasının davacısı ... dava dilekçesinde; davalı şirketten 3 - 4 sene evvel Bartın ili Ulus ilçesi Abdipaşa/Ulupınar köyü 228 ada 3 parselin 800 m2' lik kısmını satın aldığını, bu kısımda fabrikanın eski imalat binasının bulunduğunu, halen de üzerinde mevcut olup kadastro çalışmaları esnasında her nasılsa davalı şirkete ait taşınmaza dahil edildiğini ileri sürerek, 228 ada 3 parsele ilişkin kadastro tespiti iptal edilerek bu parsel içinde bulunan 800 m2 lik kısmın tespiti ile üzerindeki imalathane ile birlikte adına tescilini talep etmiştir. Birleşen 2002/82 Esas sayılı dava dosyasının davacısı Orman İdaresi vekili dava dilekçesinde; Bartın ili Ulus ilçesi Abdipaşa/Ulupınar köyü 228 ada 3 parselin orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına orman vasfıyla tescilini talep etmiştir. Birleşen 2002/83 Esas sayılı dava dosyasının davacısı Orman İdaresi vekili dava dilekçesinde; Bartın ili Ulus ilçesi Abdipaşa/Ulupınar köyü 228 ada 4 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına orman vasfıyla tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " dava konusu 228 ada 4 parsel yönünden her ne kadar Ulupınar Orman Ürünleri Şirketi tarafından zilyetlikle kazanma koşulları sağlanmışsa da taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu ve zilyetlikle iktisabın mümkün olmadığı, 228 ada 3 parsel yönünden ise taşınmazın bilirkişi rpaorunda a, b, c, d ve e harflerine ayrıldığı, bu bölümlerden b, c, d ve e harfli kısımların ormanlık alanda kaldığı, a harfli kısmının açıklık alanda kaldığı, d harfli alan üzerinde 2 adet lojman ve sosyal binanın bulunduğu ve 1947 yılı hava fotoğrafında açık olup şirket adına arsa olarak tescil edilen 1 numaralı parselle bütün olduğu, orman vasfında olmadığı, Özelleştirme İdaresine yönelik açılan dava yönünden, dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarında hak sahibi olarak görünmedikleri ve dolayısıyla bu davalının taraf sıfatının bulunmadığı, davacı ...’in açtığı dava yönünden ise, Çevik Orman Ürünleri şirketinden satın aldığını iddia ettiği yere ilişkin sadece fotokopi satış senedi sunduğu, senedin aslını sunmadığı, iddiasını ispata yönelik tanık ve delil bildirmediği, keşifte de hazır olmadığı dolayısıyla iddiasını ispat edemediği " gerekçesiyle, Başbakanlık Özelleştirme İdaresine yönelik açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ...'in açtığı davanın ispatlanamadığından reddine, dava konusu Bartın ili Ulus ilçesi Abdipaşa beldesi Ulupınar mahallesi Ulupınar mevkii 228 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağınındaki vasfının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, Bartın ili Ulus ilçesi Abdipaşa beldesi Ulupınar mahallesi Ulupınar mevkii 228 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının iptali ile fen bilirkişisinin 26.05.2004 hakim havale tarihli raporuna ekli kroki-2 'de (b) harfi ile gösterilen 12918.38 m² yüzölçümüne sahip kısmın orman vasfıyla aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (c) harfi ile gösterilen 4078.02 m² yüzölçümüne sahip kısmın orman vasfıyla aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (e) harfi ile gösterilen 8535.53 m² yüzölçümüne sahip kısmın orman vasfıyla aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (a) harfi ile gösterilen 28401.29 m² yüzölçümüne sahip kısım ile (d) harfi ile gösterilen 3532.22 m² yüzölçümüne sahip kısım toplamı olan yerlerin bir bütün halinde toplam 31933.51 m² yüzölçümüyle ve arsa vasfıyla aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle davacı Ulupınar Orman Ürünleri Üretim İnşaat Madencilik Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, asıl davanın davacısı Ulupınar Orman Ürünleri Üretim İnşaat Madencilik Ticaret Sanai Ltd Şti vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince mahallinde 21.05.2004 tarihinde 1 fen bilirkişisi, 3 orman mühendisi bilirkişisi, 1 ziraat mühendisi bilirkişi ve 1 inşaat mühendisi bilirkişisinin katılımıyla keşif yapılmış olup, bu keşif sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan 26.05.2004 havale tarihli fen bilirkişi raporunda, dava konusu 228 ada 4 parselin 15194 m2 yüvölçümünde olduğu, 228 ada 3 parselin ise kendi içinde bölümlere ayrıldığı, a harfli bölümün 28401 m2, b harfli bölümün 12918 m2, c harfli bölümün 4078,02 m2, d harfli bölümün 3532,22 m2 ve e harfli bölümün ise 8535,53 m2 olmak üzere toplamda 57465 m2 yüzölçümünde olduğu tespit edilmiştir. Ziraat bilirkişi raporunda, dava konusu 228 ada 3 parsel sayılı taşınmazın batı ve güney bölümünün eğiminin % 24 70 arasında değiştiği, diğer bölümlerinin eğiminin ise % 3 olduğu, taşınmazın ziraat alanı olarak kullanılmadığı, ancak hemen hemen her bölümünün tarım toprağı niteliğinde olduğu, taşınmazın batı bölümünde yol yapımı nedeniyle % 70' lik şev oluştuğu, bu şev bölümü üzerinde kendiliğinden yetişen gürgen, meşe, ıhlamur kök ve kütük sürgünleri ile ölü örtü bulunduğu, taşınmazın büyük bölümünün mesken ve fabrika üretim sahası olarak kullanıldığı, taşınmazın mevcut toprak ve bitki örtüsü yapısı itibariyle ziraat arazisi vasfında olduğu, emekle yetiştirilmiş 40 - 45 yaşlarında elma, kiraz, incir erik ve ceviz gibi meyve ağaçlarının bulunduğu ve orman bütünlüğünü bozmadığı, 228 ada 4 parselin ise, eğiminin % 4 - 12 arasında değiştiği, orman toprağı karakteri taşıdığı, bugüne kadar hiç ekilip sürülmediği, tamamen kendiliğinden yetişmiş orman emvali ağaç ve ağaççıklarla kaplı olduğu, eylemli orman niteliğinde olduğu, aralarda emekle yetiştirilmiş meyve ağaçları ile kavak ağaçlarının bulunduğu, ziraat arazisi niteliğinde olmadığı yönünde açıklamara yer verilmiş; orman bilirkişilerinin ortak düzenledikleri raporda ise, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde yapılmış orman tahdit ve kadastrosu çalışmasının bulunmadığı, dava konusu 228 ada 3 parselin a, b, c, d ve e harfleri ile ayrıldığı, 1957 yılı memleket haritasında ve 1947 yılı hava fotoğrafına göre a harfli kısmın açıklık alanda, b, c, d ve e harfli kısımlarının ise yeşil renkli ormanlık alanda kaldığının anlaşıldığı, hali hazırda c harfli kısımda orman bitki örtüsünün bulunduğu, diğerlerinde ise orman bitki örtüsünün bulunmadığı, 228 ada 4 parselin ise 1957 yılı memleket haritası ve 1947 yılı hava fotoğraflarına göre beyaz renkli, açıklık alan içinde kalmakta olduğu, taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün 1960 yılından sonra geldiği, koruma - kollama ile yetiştirildiği, aktif orman olduğu, nihai olarak 228 ada 3 parsel sayılı taşınmazda b, c, d ve e harfli yerler ile 228 ada 4 parselin tamamının orman sayılan yerlerden oldukları, 228 ada 3 parseldeki a harfli kısmın ise orman sayılmayan yer olduğu tespit edilmiş, ancak bilirkişiler tarafından dava konusu taşınmazlar 1957 yılı memleket haritası üzerinde gösterilmelerine rağmen, hava fotoğrafı üzerinde herhangi bir çakıştırma yapılmamıştır. İlk Derece Mahkemesince, daha sonra, önceki alınan bilirkişi raporunda hava fotoğraflarının denetlenemediği ve aynı yere ilişkin farklı sonuçları gösterir raporların bulunduğu gerekçesiyle, 02.07.2015 tarihinde önceki bilirkişi raporlarını düzenleyen bilirkişiler dışında bir orman bilirkişisinden talimat yoluyla rapor alınmış olup, bu raporda, 1957 yılı memleket haritasında 228 ada 3 parselin bir kısmının açıklık alanda, bir kısmının ise ibreli ve geniş yapraklı ağaç rumuzlu alanda kaldığının, parselin bulunduğu alanın ise sanayi rumuzu ile gösterildiğinin, 228 ada 4 parselin bir kısmının açık alan, bir kısmının fidanlık rumuzlu yeşil alan olduğunun, 1984 yılı memleket haritasında taşınmazların hepsinin meyvelik ve fidanlık rumuzlu açıklık alanda kaldığının açıklandığı ve 1947 yılı hava fotoğrafında 228 ada 3 parselin bir kısmının grimsi - beyazımsı, bir kısmının ise grimsi - siyahımsı renkte, 228 ada 4 parselin ise bir kısmının koyu siyah, bir kısmının ise grimsi - siyahımsı renkte gösterildiği, çevre parsellerle ilişkisi, toprak özelliği, toprak muhafaza karakteri ve orman bütünlüğü hususları gözetildiğinde Orman Yasaları karşısında 228 ada 4 parselin orman sayılan yerlerden olduğunun, 228 ada 3 parselin ise orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği anlaşılmakta ise de, fen bilirkişi raporunda 228 ada 3 parsel a, b, c, d ve e harfleri ile bölümlere ayrılmış olduğu halde, bu raporda her bir bölüm hakkında ayrı ayrı değerlendirmeye yer verilmediği görülmüştür. Görüldüğü üzere; ilk alınan raporda, dava konusu 228 ada 3 parselde bir kısım yer orman sayılan yer olarak belirlenmişken, son alınan orman bilirkişisi raporunda, taşınmazın tamamının orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmiş olup, böylelikle raporlar arasında çelişki ortaya çıktığı halde İlk Derece Mahkemesince bu iki rapor arasındaki çelişki giderilmediği gibi, dava konusu 228 ada 3 parsel yönünden, hükme esas alınan fen bilirkişi raporu doğrultusunda bölümlere ayrılarak hüküm kurulurken, her iki orman bilirkişi raporuna da tam olarak itibar edilmemiş ve her iki rapora da kısmen itibar edilmemesinin nedeni açıklanmaksızın, 228 ada 3 parselde a ve d harfli kısımlara ilişkin davacı şirketin açtığı davanın kabulüne, b, c ve e harfli kısımlar yönünden ise davacı ... İdaresinin açtığı davaların kabulüne karar verilmiştir. Ayrıca; dava konusu 228 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarının edinme sütunlarının içerikleri gözetildiğinde, her iki taşınmazın da arsa vasfıyla senetsizden vergi kaydı bulunmamakla, 228 ada 1, 2, 3 ve 4 parsellerin tamamının Orüs Orman İşletmesi uhdesinde iken 228 ada 1 ve 2 nolu parsellerin 04.03.1996 tarihinde tapuda Çevik Orman Ürünleri ... Şirketi'ne üzerindeki müştemilatla birlikte satıldığı, 228 ada 3 nolu parselin ise üzerindeki müştemilatla birlikte haricen 17.09.1996 tarihinde Özelleştirme Başkanlığının K-01 sayılı sözleşmesi ile Özelleştirme İdaresinden bu şirket tarafından satın ve zilyetliğinin devir alındığı, Çevik Orman Ürünleri ... Şirketi'nin ise 09.03.1999 tarihinde zilyetliği devir ve teslim sözleşmesine ekli krokide B - İ - H harfleri ile gösterilen 59342 m2 lik alanı davacı Ulupınar Orman Ürünleri .... Şirketine devrettiği, bu 228 ada 3 nolu parsel ile senetsizden iktisap edilen 228 ada 4 nolu parselde şirketin 20 yıllık zilyetlik süresini ikmal etmediği anlaşıldığından 228 ada 3 nolu parselin üzerindeki müştemilatların Ulupınar Orman Ürünleri ... Şirketi adına tutanağın beyanlar hanesine belirtilmesine, 228 ada 3 ve 4 nolu parsellerin 28.05.2002 tarihinde Hazine adına tespitine karar verildiği, 228 ada 1 ( 04.09.1996 tarih c:15 syf: 96 s: 2 22500 m2) ve 228 ada 2 (04.09.1996 tarih c: 15 syf: 96 s: 3 21750 m2) parsel sayılı taşınmazların dayanak tapu kayıtlarının taşınmazlara uyduğu ve miktarı yönünden tecviz dahilinde bulunduğu belirtilerek 17.10.2002 tarihinde Çevik Orman Ürünleri ... Şirketi adına tespit ve tescil edildiği, davacı Ulupınar Orman Ürünleri ... Şirketinin satın aldığını bildirdiği yerlere ilişkin olarak Çevik Orman Ürünleri ... Şirketi tarafından, bu dayanak tapu kayıtlarının yüz ölçümünün tashihi ve tescili için dava açıldığı anlaşılmakta olup, her ne kadar takip edilmedikleri gerekçesiyle söz konusu davalarını açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, eldeki davada İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların anılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadıkları üzerinde durularak bu tapu kayıtlarının tüm geldileri getirilip tapu kayıtlarının kapsamları tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirlenmemiş ve dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının kapsamı dışında kalmaları halinde, Çevik Orman Ürünleri ... Şirketi ile Özelleştirme İdaresi arasında 1997 yılında yapılan yazışmalar, sözleşmeler ve açılan davaların içerikleri de gözetilerek, eklemeli zilyetlikten söz edilip edilemeyeceği net bir şekilde araştırılmamış ve bu yönde usulüne uygun şekilde zilyetlik araştırması da yapılmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, üst paragrafta belirtilen tapu kayıtlarının tüm tedavülleri ile dava konusu taşınmazlara komşu olan parsellerin kadastro tutanakları ve varsa dayanak kayıtları, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile 1977 - 1982 - 1987 yıllarına ait hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi ve bir fen bilirkişisi ise jeodezi ve fotogrametri uzmanı bir harita mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, getirtilen kayıt ve belgelerin çekişmeli taşınmazlarla birlikte çevre araziye de uygulanması suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.-K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.-K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.-K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazların toprak yapıları, bitki örtüleri ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal - renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazlar çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmazların üzerilerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı açıklattırılmalı; klizimetre (eğim ölçer) cihazı ile ölçülerek, memleket haritasındaki münhanilerden de yararlanılmak suretiyle taşınmazların gerçek eğimlerin (en düşük, en yüksek ve ortama eğimi) belirlenmeli ve yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, önceki bilirkişi raporlarının da irdelenerek çelişkilerin nedenlerinin açıklandığı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili ve bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır. Yapılacak bu araştırma sonucunda, çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduklarının belirlenmesi halinde dayanak tapu kayıtlarının 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısında hukuki kıymetinin mevcut olup olmadığı tartışılmalı; taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadıklarının tespit edilmesi durumunda ise, bu kez taşınmazların dayanak tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadıkları belirlenmeli ve bu cümleden hareketle, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca tapu kayıtları taşınmazların bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı ve yansız yerel bilirkişilerin yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada mevcut ise tapu kayıtlarının haritası, haritalarının bulunmaması halinde ise tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, fen bilirkişisine tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, tapu kayıtlarının sabit sınırlı sayılıp sayılmayacakları da değerlendirilmek suretiyle tapu kayıtlarının kapsamları kesin olarak belirlenmeli; taşınmazların tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldıklarının anlaşılması halinde ise, dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldıkları, imar - ihya gerektiren yerlerden olup olmadıkları, böyle yerlerden iseler imar - ihyaya konu edilip edilmedikleri ve edilmişlerse imar - ihyalarının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanarak dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve ayrıca bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri de denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazların evveliyatlarını, toprak yapılarını, niteliklerini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadıklarını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden, çekişmeli taşınmazların kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmazların niteliklerini, imar - ihyaya konu olup olmadıklarını, olmuşlarsa imar - ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar - ihyalarının hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirten rapor düzenlemesi istenilmeli; fen bilirkişisini ise, keşfi takibe ve yapılan tapu kayıt uygulamasını denetlemeye olanak verir, tapu kayıtların kapsadıkları alanı gösteril rapor ve kroki düzenlettirilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin yatırılan harcın temyiz eden davacı şirkete iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.