(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/1215 E. , 2009/11227 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, maliki olduğu 1660 parsel sayılı 7765 m2 mandalina bahçesinde bulunan 220 adet ağacın toplanmaya hazır m…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/1215 E. , 2009/11227 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, maliki olduğu 1660 parsel sayılı 7765 m2 mandalina bahçesinde bulunan 220 adet ağacın toplanmaya hazır meyvelerini davalı şirkete 16.11.2005 tarihli sözleşme ile kilogramı 70 Ykr’dan sattığını, bahçeden çıkacak ürüne göre bedelin iki taksitle ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ne var ki davalının, ürünün ancak bir kısmını topladığını, ödemesi gereken satış bedelinin tamamını da ödemediğini, toplanmayan meyvelerin zarar gördüğü gibi bir sonraki yıl ürününe de zarar verdiğini ileri sürerek, İlçe Tarım Müdürlüğünce tespit ettirmiş olduğu toplam 14.748,00 YTL zarar miktarının sözleşme tarihinden itibaren faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket, ihracata elverişli ürünleri satmayı taahhüt eden davacıya ait bahçeden iki seferde olmak üzere toplam 4051 kg ürün aldıklarını, bedellerini de ödediklerini, kalan ürünlerin ise davacı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, “davanın kısmen kabulüne 349,00 YTL’nın 28.12.2005 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline” ilişkin verilen ilk hüküm, davacının temyizi üzerine Dairemizce, “Davacı, davalı ile imzalanan tarımsal ürün sözleşmesine dayanarak alacak ve tazminat talep etmiştir. Davacı ile davalı arasında imzalanan 16.11.2005 tarihli sözleşme gereğince; davacı bahçesindeki 220 ağaçtan çıkabilecek tahmini 10 ton ihracata elverişli mandalinayı, kilogramı 70 Ykr den davalı almayı kabul etmiş, bu sözleşmede fire miktarı 500 kg olarak kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin ödeme planına ilişkin 4. maddesinde bedelin 05.12.2005 ve 28.12.2005 tarihlerinde iki taksitle ödeneceği öngörülmüştür. Davacı tarafından ilçe tarım müdürlüğüne yaptırılan tespit sonucu alınan 26.12.2005 tarihli raporda; ağaç başına ortalama verimin 110 kg olduğu ve her bir ağaçta ortalama 10 kg ürün kaldığı bildirilmiş, dinlenen davacı tanıkları da bahçeden 20 ila 25 ton arası ürün çıktığını beyan etmişlerdir. Davalı şirket, bahçede yetişmiş, toplanmaya hazır olan meyveyi satın almış olup, davalının ticari ünvanından da anlaşıldığı üzere bu ... ile iştigal eden basiretli bir tacir olarak bahçedeki ürünün tespit raporuna ve tanık beyanlarına göre ortalama veriminin yaklaşık yarısını ve fire miktarını da açıkça belirterek sözleşmeyi imzaladığına göre, artık sözleşmede kararlaştırılan net ürün miktarının bedelini ödemelidir. Topladığı ya da ağaçta kalan 9500 kg meyvenin ihracata uygun olmadığını savunamaz. Davacı da sözleşmede kararlaştırılan bu miktar dışındakilerin bedelini isteyemez. Kaldı ki davalının topladığı meyvelerden ihracata uygun olmayanları davacıya iade ettiğine veya davacının yetişmiş ve kendilerine satılan ürünü başka şekilde değerlendirdiğine dair bir savunması da bulunmamaktadır. Davalının son toplamadan sonra ağaçta kalan meyveler dışındakileri aldığı kabul edilmelidir. Bu durumda davalı 10 ton ürün bedelinden 500 kg fire bedeli düşülerek 9500 kg ürün bedelini davacıya ödemelidir. Ne var ki davalının ürünü toplamakta gecikmesi nedeniyle davacı da geriye kalan ürünü değerlendirerek zararının artmasını engellemek durumundadır. BK. 98 maddesi delaletiyle aynı yasanın 44. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre, zarara uğrayan zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlarla zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödeyenin durumunu ağırlaştırmış ise hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Buna göre davacının kalan ürünü değerlendirip değerlendirmediği, değerlendirmediyse ise bunda kusurlu olup olmadığı, başka bir ifade ile davacının da zararın meydana gelmesinde müterafık kusuru araştırılarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekir.” Gerekçeleriyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez, davacının tüm ürünü davalıya satmış olması nedeniyle kalan ürünü değerlendirmeyi düşünmediği, davalının da kalan ürünün değerlendirilmesi için bir çalışmasının olmadığı, bu nedenle bu hususta davacının müterafık kusurunun bulunmadığı belirtilerek, 9.500 kg ürün bedeli olan 6.650 YTL’den daha önce ödenmiş olan 2.500 YTL’nin mahsubundan sonra kalan miktar olan 4.150 YTL’nin 28.12.2005 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm kurulmuş olmasına göre davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine. 2-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hükmüne uyulan Dairemize ait bozma ilamında davacının, zararın meydana gelmesindeki müterafık kusuru araştırılarak, Borçlar Kanununun 98. maddesi delaleti ve aynı yasanın 44. maddesine göre tazminat miktarından indirim yapılması gerektiği belirtilmişse de, mahkemece bozmaya uyulmuş olmasına rağmen, bozma gereği yerine getirilmeden, davacının zararının artmasındaki müterafık kusuru ve bu nedenle davalı yararına indirilmesi gereken tazminat miktarı belirlenmeden, bozmaya yanlış anlam verilmek suretiyle, olayda davacının müterafık kusurunun bulunmadığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, hükmün yeniden bozulmasını gerektirmiştir. SONUÇ : 1. Bent gereğince davacının temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 1.60 TL kalan harcın davacıdan alınmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 12.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.