Başvuru, sendika yöneticisinin görev yaptığı şehirden başka bir şehre naklen atanması nedeniyle sendika hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, sendika yöneticisinin görev yaptığı şehirden başka bir şehre naklen atanması nedeniyle sendika hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 15/8/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Osman Köse 1965 doğumlu olup Mersin'de ikamet etmektedir. A. Başvuru Konusu Olayın Arka Planı Başvurucu Osman Köse (başvurucu) ihtilaf konusu atama işleminden önce Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) Ankara Haber ve Spor Yayınları Daire Başkanlığında muhabir olarak görev yapmaktadır. Başvurucu, aynı zamanda Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikasının (Haber-Sen) üyesi olup 2/12/2007 tarihinde Merkez Yönetim Kurulu üyesi olarak seçilmiştir. Başvurucu 29/1/2011 tarihi itibarıyla da Ankara'da bulunan (1) No.lu Şube Başkanlığı görevine başlamıştır. Haber-Sen 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'na göre kurulmuş bir sendika olup Türkiye genelinde basın-yayın ve iletişim hizmetleri kolundaki kurum ve kuruluşlar ile bunlara bağlı birimler, işletmeler ve teşekküllerde faaliyette bulunmaktadır. Başvurucunun TRT Ankara Haber ve Spor Yayınları Daire Başkanlığında yayın ve yapım elemanı olarak görev yapan bir personele 26/9/2010 tarihinde fiilî ve sözlü saldırıda bulunduğu gerekçesiyle hakkında idari soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sonucu düzenlenen raporda başvurucunun fiili sabit görülmüştür. Raporda, başvurucunun TRT Ankara Haber ve Spor Yayınları Daire Başkanlığında göreve başladığı 23/3/2009 tarihinden sonra bir kez aylıktan kesme, bir kez de uyarma cezası ile cezalandırıldığı dikkate alınarak kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyesi önerilmiştir. Raporda ayrıca başvurucunun aynı yerde görev yapmaya devam etmesi durumunda ünitedeki çalışma barışını olumsuz yönde etkileyeceği değerlendirilerek görev yerinin değiştirilmesi tavsiye edilmiştir.B. Başvuruya Verilen Disiplin Cezasına Karşı Açılan Dava Başvurucu, soruşturma raporundaki teklif doğrultusunda kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmış ancak bu ceza başvurucunun ücret sözleşmesinden 1/4 oranında kesinti yapılmak suretiyle uygulanmıştır. Başvurucuya verilen disiplin cezasına karşı açılan dava Mersin İdare Mahkemesinin 22/11/2011 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarından yapılan araştırma sonucu başvurucunun kararı temyiz ettiği tespit edilmiştir. Temyiz istemini inceleyen Danıştay Beşinci Dairesi (Daire), disiplin cezasının dayanağı olan 11/11/1983 tarihli ve 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…, disiplin cezaları…” ibaresinin iptali istemiyle Danıştay Onaltıncı Dairesi tarafından 8/6/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine başvurulmuş olması nedeniyle Anayasa Mahkemesince konu hakkında bir karar verilinceye kadar temyiz incelemesinin bekletilmesine 24/10/2016 tarihinde karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi 14/6/2017 tarihli ve E.2016/182, K.2017/111 sayılı kararıyla 2954 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasında yer alan “… disiplin cezaları…” ibaresini iptal etmiştir. Karar 29/6/2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Danıştay Beşinci Dairesinin temyiz istemini karara bağlayıp bağlamadığı hususu UYAP kayıtlarından tespit edilememiştir. Başvurucunun Naklen Atanmasına İlişkin İşleme Karşı Açılan Dava Başvurucu 21/1/2011 tarihli idari işlem ile Mersin'de bulunan TRT Çukurova Müdürlüğü emrine naklen atanmıştır. Başvurucunun Mersin'e atanmasında TRT Çukurova Müdürlüğündeki ihtiyaç durumunun gözetildiği belirtilmiştir. Başvurucuyu temsilen Haber-Sen tarafından naklen atama işleminin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle 2/2/2011 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır. Dava dilekçesinde -diğer iddiaların yanında- başvurucunun sendika yöneticisi olduğu belirtilmiş ve ilgili uluslararası sözleşmeler ile 4688 sayılı Kanun'un maddesine atıfta bulunularak Mersin'e atanmış olmasının sendika hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil ettiğini öne sürülmüştür. Dava dilekçesinde Ankara'da da muhabir ihtiyacı bulunduğu hâlde Mersin'e atanmasının cezalandırma amacı taşıdığı ifade edilmiştir. Mahkeme 22/3/2012 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, disiplin cezasına karşı açılan davada başvurucuya isnat edilen fiilin sabit görülerek davanın reddedildiği vurgulandıktan sonra söz konusu fiilin çalışma barışı açısından başvurucunun görev yerinin değiştirilmesini gerektirebilecek yeterlilikte ve ağırlıkta olduğu belirtilmiştir. Mahkeme, Çukurova Genel Müdürlüğünde muhabir ihtiyacının varlığının idare tarafından ortaya konulduğu gözetildiğinde naklen atama işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Karar, Dairenin 20/12/2013 tarihli kararıyla onanmış; karar düzeltme istemi de Dairenin 29/4/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 18/7/2014 tarihinde Haber-Sen vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 15/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 4688 sayılı Kanun’un "Yönetim, denetleme ve disiplin kurullarının oluşması, görevleri ve toplantıları" başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir: “Sendika şubesi ve sendika yönetim kurulları en az üç, en çok yedi üyeden; ... oluşur....Yönetim, .. kurulları ile kurulması ..., görev ve yetkileri ile toplanma ve karar alma usulleri Sendikalar Kanununun 16, 17, 18 ve 19 uncu Maddelerinde belirtilen esaslara uygun olarak sendika veya konfederasyonların tüzüklerinde düzenlenir." 4688 sayılı Kanun’un "Sendika üyelerinin ve yöneticilerinin güvencesi" başlıklı maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan hâlinin ilgili bölümü şöyledir: “Kamu görevlileri, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile işsaatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tâbi tutulamaz ve görevlerine son verilemez.Kamu işvereni, işyeri sendika temsilcisi ile sendika ve sendika şube yöneticilerinin işyerini haklı bir sebep olmadıkça ve sebebini açık ve kesin şekilde belirtmedikçe değiştiremez.Kamu işvereni kamu görevlileri arasında sendika üyesi olmaları veya olmamaları nedeniyle bir ayırım yapamaz.Sendika veya konfederasyonu ilk genel kurula kadar sevk ve idare edecek yönetim kurulu üyeleri, genel kurulda yönetim kuruluna seçilenler ile sendika şube yönetim kurulu üyeleri seçildikleri tarihten itibaren durumlarını en geç otuz gün içinde kurumlarına yazılı olarak bildirirler. Söz konusu yöneticiler seçildikleri tarihten itibaren otuz gün içerisinde sendika tüzüğünde belirtilen hükümlere göre, ayrıca yazılı talepte bulunmaları halinde bu görevleri süresince aylıksız izine ayrılırlar. Talepte bulunmayanlar ise kurumlarındaki görevlerine devam ederler. İzine ayrılmayan yönetim kurulu üyeleri haftada bir gün kurumlarından izinli sayılırlar....” 4688 sayılı Kanun’un "Sendika üyelerinin ve yöneticilerinin güvencesi" başlıklı maddesinin 4/4/2012 tarihli ve 6289 sayılı Kanun'un maddesiyle değişik hâlinin ilgili bölümü şöyledir: Kamu görevlileri, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tâbi tutulamaz ve görevlerine son verilemez.Kamu işvereni, işyeri sendika temsilcisi, sendika işyeri temsilcisi, sendika il ve ilçe temsilcisi ile sendika ve sendika şube yöneticilerinin işyerini (…) sebebini açık ve kesin şekilde belirtmedikçe değiştiremez.Kamu işvereni kamu görevlileri arasında sendika üyesi olmaları veya olmamaları nedeniyle bir ayırım yapamaz.Sendika veya konfederasyonu ilk genel kurula kadar sevk ve idare edecek yönetim kurulu üyeleri, genel kurulda yönetim kuruluna seçilenler ile sendika şube yönetim kurulu üyeleri seçildikleri tarihten itibaren durumlarını en geç otuz gün içinde kurumlarına yazılı olarak bildirirler. Söz konusu yöneticiler (…) sendika tüzüğünde belirtilen hükümlere göre, ayrıca yazılı talepte bulunmaları halinde bu görevleri süresince aylıksız izine ayrılırlar. Talepte bulunmayanlar ise kurumlarındaki görevlerine devam ederler. İzine ayrılmayan yönetim kurulu üyeleri haftada bir gün kurumlarından izinli sayılırlar. Sendika yönetim kurulu üyelerinin, bu fıkrada belirtilen haklardan yararlanabilmesi için bağlı bulundukları sendikanın şube kurulması için öngörülen üye sayısına ulaşması, konfederasyon yönetim kurulu üyelerinin bu fıkrada belirtilen haklardan yararlanabilmesi için ise konfederasyona bağlı sendikaların toplam üye sayısının genel kurullarını delegelerle yapabilecek sendika üye sayısına ulaşması gerekir. ... Sendika şubesi bulunmayan il ve ilçelerde il ve ilçe temsilciliği kurulabilir. İldeki üye sayısı 100 ve daha fazla olan sendikanın il temsilcisi ile ilçedeki üye sayısı 50 ve daha fazla olan sendikanın ilçe temsilcisi haftada dört saat izinli sayılır.”B. Uluslararası Hukuk 25/11/1992 tarihli ve 3847 sayılı Kanun'la onaylanması uygun bulunan 87 sayılı Sendika Özgürlüğünün ve Sendikalaşma Hakkının Korunmasına İlişkin ILO Sözleşmesi'nin (87 sayılı ILO Sözleşmesi) maddesi şöyledir:“Çalışanların ve işverenlerin örgütleri tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahiptirler.Kamu makamları bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmalıdırlar." 25/11/1992 tarihli ve 3848 sayılı Kanun'la onaylanması uygun bulunan 151 sayılı Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunması ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemine İlişkin ILO Sözleşmesi'nin (151 sayılı ILO Sözleşmesi) maddesi şöyledir:“ Kamu görevlilerinin tanınan örgütlerinin temsilcilerine, çalışma saatleri içinde veya dışında görevlerini çabuk ve etkin bir biçimde yerine getirmelerine olanak verecek şekilde kolaylıklar sağlanacaktır. Bu tür kolaylıkların sağlanması idarenin veya hizmetin etkin işleyişini engellemeyecektir. Bu kolaylıkların niteliği ve kapsamı, bu sözleşmenin 7’nci maddesinde belirtilen yöntemlere göre veya diğer uygun yöntemlerle belirlenecektir." Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesi şöyledir:" Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkını da içerir. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarda anılan haklarını kullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) sendika hakkının Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen örgütlenme özgürlüğünün özel bir biçimini temsil ettiğini vurgulamaktadır. AİHM'e göre Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrası, sendika üyelerinin mesleki çıkarlarınıntaraf devletlerin hem izin vermek hem de kolaylaştırmakla yükümlü olduğu sendikal faaliyetler aracılığıyla korunması özgürlüğünü güvenceye bağlar. Sendika, üyelerinin menfaatlerini korunması için çabalama hususunda serbest olmalıdır. Sendika üyeleri, menfaatlerinin korunabilmesi bakımından üyesi bulundukları sendikanın dinlenilmesi hakkına sahiptir. Ancak Sözleşme'nin maddesi herhangi bir somut muamele biçimi öngörmeyip sendikaların dinlenilme hakkının korunmasında kullanılacak aracın seçimi hususundaki takdiri taraf devletlere bırakır (Slovak Cumhuriyeti Polis Sendikası/Slovakya, B. No: 11828/08, 25/9/2012, § 54). AİHM, sendika hakkının anlamlı ve etkili bir şekilde korunabilmesi için ulusal otoritelerin; orantısız cezaların sendika temsilcilerini, üyelerinin menfaatlerini ifade etme ve savunma hususunda çaba sarf etmekten alıkoymasını önleyecek güvenceler oluşturma yükümlülüğü altında bulunduğuna işaret etmektedir. AİHM, iş ilişkilerinin verimli olabilmesi için karşılıklı güven esasına dayanması gerektiğinin altını çizmektedir (Slovak Cumhuriyeti Polis Sendikası/Slovakya, § 55). AİHM'e göre Sözleşme'nin maddesinin (2) numaralı fıkrası; silahlı kuvvetler ve polis mensupları ile idari mekanizmalarda görev yapan memurların kanuna uygun kısıtlamalara tabi kılındığı durumlarda devletin, memurlarının örgütlenme ve toplanma özgürlüğüne saygı göstermekle yükümlü olduğunu açıkça göstermektedir (Slovak Cumhuriyeti Polis Sendikası/Slovakya, § 56). Çalışanların işverene sadakat, itiyat ve nezaket gösterme ödevi bulunmaktadır. Demokratik toplumda memurların rolü, işlevlerini yerine getirmesinde hükûmete yardımcı olmak olduğuna göre sadakat ve itiyat gösterme ödevi memurlar için özel bir önem taşır (Slovak Cumhuriyeti Polis Sendikası/Slovakya, § 57). AİHM'in Metin Turan/Türkiye (B. No: 20868/02, 14/11/2006, §§ 6-9) kararına konu olayda, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonuna (KESK) bağlı Enerji-Yapı Yol Sen'in kurucusu ve yönetim kurulu üyesi olan başvurucu 10/7/1987 tarihli ve 285 sayılı Olağanüstü Hal Bölge Valiliğinin İhdası Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine dayanılarak Tunceli'den Yozgat'a naklen atanmıştır. Başvurucunun naklen atanma gerekçesi, KESK tarafından düzenlenen bir dizi sendikal faaliyetlere katılmasıdır. Başvurucu, naklen atama işleminin örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek AİHM'e bireysel başvuruda bulunmuştur. AİHM, Sözleşme'nin maddesinin devletin sendika üyelerine belli bir şekilde muamele etmesini garanti etmediğini ve özellikle sendika üyelerine naklen atamaya tabi tutulmama hakkı bahşetmediğini vurgulamıştır (Metin Turan/Türkiye, § 27). AİHM naklen atama kararının yerinde olup olmadığını değerlendirmenin kendi görevi olmadığının altını çizmiş; kendi amacının bu kararın başvurucunun Sözleşme'nin maddesi kapsamında sendikal faaliyetlere katılma hakkına etkilerini incelemek olduğunu ifade etmiştir (Metin Turan/Türkiye, § 28). AİHM başvurucunun sendikal faaliyet gerekçesiyle naklen atandığını ve atama işleminin kamu hizmetlerinin iyi bir şekilde idaresi amacı çerçevesinde tesis edilmediğini not etmiştir (Metin Turan/Türkiye, § 30). AİHM sonuç olarak yasalara uygun olarak kurulmuş bir sendikaya üye olunması gerekçesiyle tesis edilen naklen atama işleminin demokratik toplumda zorunluluk kriterini taşımadığı sonucuna ulaşmıştır.