DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3647 E. , 2024/3383 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3647 Karar No : 2024/3383 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 28/03/2022 tarih ve E:2020/751, K:2022/1528 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3647 E. , 2024/3383 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3647 Karar No : 2024/3383 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 28/03/2022 tarih ve E:2020/751, K:2022/1528 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararının yeniden incelenmesi yolundaki isteminin reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin... tarih ve K:... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ihraç tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 28/03/2022 tarih ve E:2020/751, K:2022/1528 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 139., 159. maddesinin 8. ve 10. fıkraları; 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun 33. maddesi; 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 62. ve 69. maddesine yer verilerek, Dava dosyasının ve davacı hakkında düzenlenen soruşturma raporunun birlikte incelenmesinden, sokağa çıkma yasağı uygulanan, ... ... Mahallesinde meydana gelen ve bir güvenlik görevlisinin şehit düştüğü, birinin de yaralandığı çatışma sırasında, beyaz bayrak açarak teslim olan A.U.'nun, "kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürmek", "silahlı terör örgütüne üye olmak", "kasten yangın çıkarmak" gibi 10 ayrı suçtan arandığı ve soruşturma kapsamında dinlenen tanıklar tarafından "PKK'nın aktif üyesi olduğu, örgütte sözde TİM komutanı olduğu ve YDG-H'li teröristlere silah dağıttığı"nın ifade edilmesi üzerine, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca "Kuvvetli suç şüphesi" nedeniyle tutuklamaya sevk edilmesine rağmen, davacının nöbetçi hakim olarak görev aldığı ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarih ve ... sorgu sayılı kararı ile şüpheli A.U.'yu mevzuat hükümlerine ve dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde "mevcut delil durumu, şüphelinin sabit ikamet sahibi oluşu, kaçma ve hakkında toplanan mevcut delilleri karartma şüphesinin bulunmaması ve bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının yeterli olacağı, tutuklamanın ağır bir tedbir oluşu sebebiyle 5271 sayılı CMK’ nın 100. maddesindeki şartlar gerçekleşmediğinden tutuklama talebinin reddine" gerekçesiyle serbest bırakılmasına karar verildiğinin anlaşıldığı, Bu durumda, "tutuklama talebinin reddine" ilişkin kararın yargısal faaliyete ilişkin olduğu, anılan kararın davacı tarafından, terör örgütü FETÖ/PDY'nin amaç ve hedefleri doğrultusunda, planlı ve sistemli bir biçimde yürütülen organizasyonun parçası olarak verildiği açık olup, bu şekilde davacı hakkındaki iddiaların doğrulandığı ve davacının yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığı ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu anlaşılmakla, davacı hakkında 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği, Öte yandan; davacı tarafından aynı eyleme ilişkin yapılan ceza yargılaması sonucunda hakkında beraat kararı verildiği halde disiplin cezası ile cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, ceza yargılamasında verilen kararların disiplin hukuku yönünden göz önüne alınabilmekle birlikte bağlayıcılığının olmaması ve 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinde yer alan hakim ve savcılar hakkında ceza soruşturması veya kovuşturmasına başlanmış olmasının, aynı olaydan dolayı disiplin soruşturmasını gerektirmeyecegi gibi, ilgilinin mahkum olması veya olmamasının ayrıca disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği yolundaki hüküm gereği, ilgilinin mahkum olması veya olmamasının ayrıca disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği açık olduğundan davacının iddiasına itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin yapılan yargılama sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararıyla beraat kararı verildiği, öte yandan,.... Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla, FETÖ/PDY terör örgütü üyeliğinden beraatine karar verilmesi nedeniyle de soruşturma konusu işlemin sebep unsuru yönünden dayanaksız kaldığı ve işlemin iptali gerektiği; dosyanın tam tekemmül etmeden tarafına gönderildiği, süt izninde olması nedeniyle, nöbet tutmadığı, nöbet tutma gibi talebinin de olmadığı halde resen nöbet işi olarak gönderildiği, ilk defa terör dosyasına nöbetçi hakim olarak girdiği, dosyada barodan avukat temin edilemediği, dosyada isim ve soy isimleri karartılmış istihbari bilgi dışında delil bulunmadığı, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen örgüt mensuplarının yapmış oldukları teşhis işlemlerinin Sulh Ceza Hakimi tarafından tutuklamaya esas alınıp alınmamasının tamamen takdir hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğu; en fazla takdir hatası yapmış olabileceğinin kabulü gerekirken kendisine uygulanan en ağır idari yaptırım kararının iptali gerektiği; soruşturma raporu kesin bir kanıta dayanmayarak, varsayım ve olasılık üzerine hazırlandığından, raporun bu haliyle kabul edilemeyeceği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlıkta, disiplin cezasına konu eylemin, aynı zamanda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda açıkça tanımlanan fiillerden olması ve ceza yargılamasına da konu edilmesi nedeniyle, davacının işlediği iddia edilen fiil sebebiyle yargılandığı ceza davasının sonucunun araştırılması ve ceza yargılaması sonuçlandıktan sonra yeniden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacının, ... Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi olarak görev yaptığı dönemde, Sulh Ceza Hakimliği nöbetinde gerçekleştirdiği eylem nedeniyle hakkında düzenlenen soruşturma raporu üzerine, Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; "Sokağa çıkma yasağı uygulanılan ... ... Mahallesinde meydana gelen ve bir güvenlik görevlisinin şehit düştüğü, birinin de yaralandığı çatışma sırasında, beyaz bayrak açarak teslim olan ... U.'nun, "Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürmek", "Silahlı terör örgütüne üye olmak", "Kasten yangın çıkarmak" gibi 10 suçtan arandığı ve soruşturma kapsamında dinlenen tanıklar tarafından "PKK'nın aktif üyesi olduğu, örgütte sözde TİM komutanı olduğu ve YDG-H'li teröristlere silah dağıttığı" ifade edilmesi üzerine, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca "kuvvetli suç şüphesi" nedeniyle tutuklamaya sevk edilmesine rağmen nöbetçi hakim olarak görev aldığı ... Sulh Ceza Hakimliğinin ...tarih ve ... sorgu sayılı kararı ile şüpheli ... U.’yu; suç işlemeyeceğine dair vicdani kanaat oluştuğu, (mevcut delil durumu, şüphelinin sabit ikamet sahibi oluşu, kaçma ve hakkında toplanan mevcut delilleri karartma şüphesinin bulunmaması ve bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının yeterli olacağı, tutuklamanın ağır bir tedbir oluşu sebebiyle 5271 sayılı CMK’ nın 100. Maddesindeki şartlar gerçekleşmediğinden tutuklama talebinin reddine) gerekçesiyle serbest bırakılmasına karar verdiği, ...söz konusu kararın terör örgütü FETÖ/PDY'nin amaç ve hedefleri doğrultusunda, planlı ve sistemli bir biçimde yürütülen organizasyonun parçası olarak verildiği, bu şekilde ilgili hakkındaki iddiaların doğrulandığı, ilgilinin bu şekilde sabit görülen eylemleri mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü..." belirtilerek, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı hakkında görevini kötüye kullanma suçundan dolayı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği görülmüştür. Davacı tarafından, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin anılan kararın iptaline ve yoksun kaldığı parasal haklarının ihraç tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 1. fıkrasında, "Meslekten çıkarma", bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesi şeklinde tanımlanmış, son fıkrasında da; "..Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir. " hükmüne yer verilmiştir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duyması, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerekmektedir. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma kapsamında ortaya konulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 25/03/2016 tarihinde ... İl Jandarma Komutanlığınca Merkez Kasrik Beldesinde yapılan kimlik kontrolünde ... İl Emniyet Müdürlüğünce tanzim edilen...... İl Merkezinde PKK terör örgütü adına faaliyet gösteren şahıslar listesinde ismi bulunan F.U. isimli şahsın yakalandığı ve bu şahsın fotoğraf teşhisi üzerine tutanak tanzim edilerek A.U. ve bir kısım şüpheliler hakkında soruşturmaya başlanıp 30/03/2016 tarihinde A.U. ve arkadaşları hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliğine TCK'nın 314/2 maddesi uyarınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan haklarında yakalama emri çıkartılmasının talep edildiği, ... Sulh Ceza Hâkimliğinin ... tarih ve... D.İş. sayılı kararı ile A.U. ve arkadaşları hakkında CMK'nın 98. maddesi gereğince yakalama emri çıkartılmasına karar verildiği, 01/04/2016 tarihinde saat 17.00 sıralarında yakalanan A.U.'nun yapılan UYAP sorgusunda ... Sulh Ceza Hâkimliğinin ... D. İş. sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan arandığının belirlendiği ve ... İl Emniyet Müdürlüğünce bu şahıs hakkında fotoğraf teşhis tutanakları ve araştırma tutanağı tanzim edilip, ilgili ihbar tutanakları dosyaya eklenerek aynı gün anılan kişinin gözaltına alındığı, şüphelinin emniyette ifade vermek istemediğini beyan etmesi üzerine 02/04/2016 tarihinde şüpheli A.U.'nun ... İl Emniyet Müdürlüğünce hakkında hazırlanan tahkikat evrakı ile birlikte ... Cumhuriyet Başsavcılığına getirildiği ve Cumhuriyet Başsavcılığınca şüphelinin yakalamalı olarak arandığı,... soruşturma numaralı dosyadan şüpheli A.U. hakkında ayırma kararı verilerek ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numarasına kayıt edildiği ve bu soruşturma numarası üzerinden şüphelinin ifadesinin alındığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheli hakkındaki yakalama kararının kaldırılarak TCK'nm 314/2 maddesi uyarınca 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan tutuklanması için ... Sulh Ceza Hâkimliğinden taleple bulunulduğu, davacının nöbetçi hakim olarak görev yaptığı ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarih ...sorgu sayılı kararı ile şüphelinin sorgusunun yapıldığı ve CMK'nın 100. maddesindeki şartlar gerçekleşmediğinden tutuklanmanın reddine ve şüphelinin CMK'nın 109/3-a maddesi gereğince yurt dışına çıkışının yasaklanmasına ve CMK'nın 109/3-h maddesi gereğince haftanın her pazartesi günü ikametgahının bulunduğu en yakın kolluk birimine imza atması şeklinde adli kontrol tedbiri altına alınmasına karar verildiği, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 02/04/2016 tarihinde şüpheli hakkındaki serbest bırakma kararının kaldırılması ve şüpheli hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmesi hususunda itirazda bulunulduğu ve aynı gün ... Sulh Ceza Hâkimliğinin... D. İş. sayılı kararı ile davacı tarafından itirazın reddine karar verilmesi üzerine, dosyanın aynı gün UYAP üzerinden ... Sulh Ceza Hâkimliğine gönderildiği, ... Sulh Ceza Hâkimliğinin... tarih ... D. İş. sayılı kararı ile "kolluk fezlekesinde şüphelinin ... Sulh Ceza Hâkimliğinin ... D. iş sayılı kararıyla arandığının bildirilmesi, hakkında teşhiste bulunan ve terör örgütü üyesi olabileceğine dair beyanda bulunan tanık ifadeleri, isimsiz ihbar ve istihbari bilgiler bulunması dolayısıyla üzerine atılı suçu işlemiş olabileceğine dair şüphe sebeplerinin bulunması, suçun kanuni tutuklama sebebi bulunan suçlardan olması, soruşturmanın henüz başlayıp pek çok araştırmanın devam etmesi, suçun niteliği ve Kanunda öngörülen ceza miktarları da dikkate alındığında kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunduğunun kabulünün somut olay için gerektiği, gerçeklik payı bulunduğunu henüz tespit edilmemiş olan ham isitihbari bilgilere değil diğer delillere göre de tutuklamanın ölçülü olacağı kanaatine varılmakla tedbiren A.U. hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK'nın 100 ve devamı maddeleri gereğince verilen tutuklama kararının yüze çevrilmesi amacıyla yakalama emri düzenlenmesine" karar verilerek dosyanın ... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği anlaşılmaktadır. Soruşturma raporunda; ... İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından tanzim edilen ve soruşturma dosyasında bulunduğu anlaşılan 01/04/2016 tarihli araştırma tutanağında, Şüpheli A.U'nun ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... sayılı kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan arandığı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... soruşturma ve E:...sayılı dosyasında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, silahlı terör örgütüne üye olma, kamu malına zarar verme, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine silahsız katılarak ihtara rağmen dağılmama, dağılma sırasında silah ve araçlarla mukavemet etme, terör örgütü propagandası yapma, kasten yangın çıkarma suçlarından kaydının bulunduğu; bunun dışında, örgüt üyeliği, korsan gösteri, bombalama, örgüt adına faaliyetlerde bulunma suçları nedeniyle soruşturmaların bulunduğu; anılan şahsın PKK/KCK terör örgütü adına kurye/işbirlikçi ve eleman aktarımı faaliyetleri ile silah dağıtımı yaptığı yolunda istihbari bilgiler ile A.U.'ya yönelik yapılan teşhislerin bulunduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, PKK/KCK teör örgütünün sihalı aparatlarından olan YPS içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüttüğü belirlenen ve emniyetçe yakalanan şüpheli A.U. ile ilgili yapılan araştırmalarda; şahıs hakkındaki istihbari bilgiler, yakalanan örgüt mensuplarının teşhisleri, arşiv kayıtları, yapılan ihbarlar, Sulh Ceza Hakimliğinin ... sayılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan arama kararı bulunduğu ve bu hususların şüphelinin adliyeye sevkine ilişkin emniyet fezlekesinde bulunduğu ve CMK'nın 100. maddesinin 3. fıkrasında sayılan suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde tutuklama nedeninin var sayılabileceği ve silahlı terör örgütü üyeliği bu kapsamda bulunmasına rağmen davacı tarafından, tutuklama isteminin reddine karar verilerek, adli kontrol şartıyla serbest bırakma kararı verilmesinin, takdir hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Davacı tarafından, A.U.'nun yakalama kararı üzerine yakalandığına ilişkin dosyada herhangi bir belgenin bulunmadığı ileri sürülmüşse de, soruşturma raporunda belirtildiği üzere, dosyada bulunan el koyma, araştırma ve yakalama tutanaklarında şahsın ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... D.İş sayılı kararı üzerine yakalandığının belirtildiği anlaşıldığından bu iddiaya itibar edilmemiş olup, anılan kararın davacı tarafından temin edilebileceği, UYAP'tan da görülebileceği açıktır. Bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile davacının anılan hususları bilmemesinin söz konusu olamayacağı da tartışmasızdır. Bu itibarla, Anayasa ve yasaların kendisine vermiş olduğu yargılama yetkisini, açık yasa hükümlerine aykırı olarak kararlar vermek şeklinde keyfi kullanarak, yargı kararlarının saygınlığı ile güvenilirliğine zarar verecek, suistimal şüphesi doğuracak nitelikteki eylemi nedeniyle, bir hakimin haiz olması gereken, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat özelliklerini yitirdiği, hal ve davranışları ve verdiği karar ile toplumdaki adalet duygusuna zarar verdiği, bu durumun, toplumsal barış, huzur ve güveni olumsuz etkilediği, yargıya duyulan güven ve saygınlığı ortadan kaldırdığı anlaşıldığından, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikteki sübut bulan fiili nedeniyle davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan, davacı tarafından, görevi kötüye kullanma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararıyla beraatine karar verildiği halde disiplin cezası ile cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, anılan kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi...Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla bozulmasına karar verildiği, yargılamanın ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında devam ettiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, ceza muhakemesinde delillerin takdiri ve suçun niteliği yönünden yapılan değerlendirmede uyulacak ilke ve kurallar, disiplin hukukundan farklı olup, davacının, yargılandığı ceza davasının konusunu, TCK'da; kamu görevlisinin, "Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle veya görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olmak ya da kişilere haksız bir menfaat sağlamak" olarak belirtilen "görevi kötüye kullanma suçu" oluşturmakta iken, uyuşmazlık konusu olayda eylemin, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olup olmadığı irdelendiğinden, ceza muhakemesinde görevi kötüye kullanma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, davacı hakkında tesis edilen meslekten çıkarma cezası işleminde eylemin, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olup olmadığı yönünden, görevi kötüye kullanma suçuna göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, bu davada, "görevi kötüye kullanma" isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir. Ayrıca, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının iptali, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 22/02/2021 tarih ve E:2017/3246, K:2021/367 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, anılan karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/03/2023 tarih ve E:2021/3245, K:2023/498 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Bu durumda, davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 28/03/2022 tarih ve E:2020/751, K:2022/1528 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4.Kesin olarak, 16/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-2802 sayılı Kanun'un "Ceza soruşturması veya kovuşturması ile disiplin soruşturmasının bir arada yürütülmesi ve zamanaşımı" başlıklı 72. maddesinde; hâkim ve savcılar hakkında ceza soruşturması veya kovuşturmasına başlanmış olmasının, aynı olaydan dolayı disiplin soruşturmasını gerektirmeyeceği gibi, ilgilinin mahkûm olması veya olmamasının ayrıca disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği hususu düzenlenmiş olup, anılan hüküm kapsamında ceza mahkemesi kararlarının, disiplin cezalarına etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Disiplin cezasının sebebini oluşturan eylem ve davranışlar, aynı zamanda Ceza Kanunu'nda da suç sayılabilir ve bu durumda, disiplin cezası yaptırımı ile birlikte ceza yaptırımı da uygulanabilir. Bu iki yaptırım türünün hukuki dayanağı, amaç ve sonuçları birbirlerinden farklıdır. Ceza yargılamasında suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilke ve kurallar ile disiplin hukuku açısından uygulanan ilke ve kurallar birbirinden farklı ise de, disiplin cezasına konu fiilin aynı zamanda suç teşkil etmesi durumunda, ceza yargılaması neticesinde suçun unsurlarının oluşmadığı ya da suçun o kişi tarafından işlenmediği gerekçesiyle verilen beraat kararının, disiplin cezası bakımından da sadece aynı suç nev'i bakımından bağlayıcı olacağı; bir başka ifadeyle, ceza yargılamasının (beraat kararının) konusunu teşkil eden suç, disiplin hukuku yönünden ise aynı suç kapsamında değerlendirilerek disiplin cezası verilemeyeceği kuşkusuzdur. Uyuşmazlıkta; davacı tarafından "tutuklama talebinin reddine" ilişkin kararın, terör örgütü FETÖ/PDY'nin amaç ve hedefleri doğrultusunda, planlı ve sistemli bir biçimde yürütülen organizasyonun parçası olarak verildiği ve davacının yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığından bahisle, bu durum, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülerek dava konusu işlem tesis edilmiş olup, disiplin cezasına konu fiil nedeniyle, davacının "görevi kötüye kullanma" suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, disiplin cezasına konu eylemin, aynı zamanda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda açıkça tanımlanan fiillerden olması ve ceza yargılamasına da konu edilmesi nedeniyle, davacının işlediği iddia edilen fiil sebebiyle yargılandığı ceza davasının sonucunun araştırılması ve ceza yargılaması sonuçlandıktan sonra yeniden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin verilen davanın reddine ilişkin temyize konu Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.