Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/4257 E. , 2024/2846 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/4257 Karar No : 2024/2846 DAVACI : ... Taşımacılık Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacı şirket tarafından 15.11.2019 tarih 30949 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 14. maddesinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı şirket tarafı…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/4257 E. , 2024/2846 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/4257 Karar No : 2024/2846 DAVACI : ... Taşımacılık Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacı şirket tarafından 15.11.2019 tarih 30949 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 14. maddesinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı şirket tarafından, D1 ve servis taşıma belgesi sahibi olan bir taşıma firması olduklarını, dava konusu madde ile araçlarına servis taşıma belgesi alanların bu servis belgesi haricinde taşımacılık yapamayacağı, şirkete ait olmak üzere aynı araç için servis belgesi ile D1 belgesinin bulunduğu, bu madde nedeniyle artık iki farklı araç ve iki şoför çalıştırmak zorunda olduklarını, bu durumda taşımacılık sektörünün maliyetlerinin arttığını, tek araçla şehir dışından gelen yolcuların şehir içindeki varış noktasından sonra ücretsiz servis faaliyeti kapsamında aynı araçla gidecekleri noktalara ulaştırılmasının yolcular adına büyük rahatlık olduğu, bahse konu madde ile bu durumunda ortadan kalktığı, bu düzenlemeden faydalanan tek kesimin araç satıcıları olduğu belirtilerek dava konusu düzenlemenin iptali talep edilmiştir. DAVALININ SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak; düzenleyici işlemin iptali için açılan davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7/4 üncü maddesinde belirtilen sürede açılmadığı, bu sebeple davanın süre aşımı yününden öncelikle reddi gerektiği, dava konusu düzenleyici işlemin iptali istemiyle dava açılmasında davacının hukuken korunan menfaatinin bulunmadığı belirtilmektedir. Esasa ilişkin olarak; bahse konu düzenlemenin sektör talepleri yolcu ihtiyaçları ve kamu yararı gözetilerek yolcu taşımacılığının en etkin ve sorunsuz şekilde yapılabilmesi maksadıyla yapıldığı, dava konusu edile yönetmelik hükmünün, mevzuatın Bakanlığa vermiş olduğu düzenleme yetkisine istinaden tesis edildiği gerekçesiyle davanın reddi gerektiği belirtilmiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenlemenin iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; D1 Yetki Belgesi ve servis aracı güzergah belgesi kapsamında yolcu taşımacılığı yapan şirket tarafından 15/11/2019 tarih ve 30949 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 14. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. 15/11/2019 tarih ve 30949 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 14. maddesi ile Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin 41. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "B1 ve D1 yetki belgesi sahipleri, mevcut hatları için belirlenmiş güzergahındaki, iliçi ve 100 km’ye kadar şehirlerarası mesafelerde bulunan yerler arasında taşıma yapmak üzere, 22:01 ile 04:59 saatleri dışında yolcu bindiremez. Bu fıkraya aykırı hareket edenlere, Kanunun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen miktarda idari para cezası uygulanır." hüküm kaldırılmış ve aynı maddeye "Servis taşımaları yapmak üzere yetki belgesi alanlar, bu yetki belgesiyle servis taşımacılığı faaliyetinden başka faaliyette bulunamazlar. Bu fıkraya aykırı hareket edenlere, Kanunun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen miktarda idari para cezası uygulanır.” hükmü eklenmiştir. 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı; karayolu taşımalarını ülke ekonomisinin gerektirdiği şekilde düzenlemek, taşımada düzeni ve güvenliği sağlamak, taşımacı, acente ve taşıma işleri komisyoncuları ile nakliyat ambarı ve kargo işletmeciliği ve benzeri hizmetlerin şartlarını belirlemek, taşıma işlerinde istihdam edilenlerin niteliklerini, haklarını ve sorumluluklarını saptamak, karayolu taşımalarının, diğer taşıma sistemleri ile birlikte ve birbirlerini tamamlayıcı olarak hizmet vermesini ve mevcut imkânların daha yararlı bir şekilde kullanılmasını sağlamaktır." hükmüne, 2. maddesinde; "Bu Kanun kamuya açık karayolunda motorlu taşıtlarla yapılan yolcu ve eşya taşımalarını, taşımacıları, taşıma acentelerini, taşıma işleri komisyoncularını, nakliyat ambarı ve kargo işletmecilerini, taşıma işlerinde çalışanlar ile taşımalarda yararlanılan her türlü taşıt, araç, gereç, yapıları ve benzerlerini kapsar. " hükmüne yer verilmiştir. 1 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Ulaşım Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü" başlıklı 477. maddesinde; "Karayolu ve demiryolu ulaştırması faaliyetlerinin ticari, ekonomik, sosyal ihtiyaçlara ve teknik gelişmelere bağlı olarak ekonomik, seri, elverişli, güvenli, kaliteli, çevreye olumsuz etkilerini önleyecek, giderecek ve kamu yararını gözetecek tarzda serbest, adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamında yapılmasını ve bu faaliyetlerin müstakilen veya ulaştırma türleriyle birlikte ve birbirlerini tamamlayıcı olarak hizmet vermesini sağlamak," Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü'nün görev ve yetkileri arasında sayılmış, 508. maddesinde ise; "Bakanlık görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilir" hükmüne yer verilmiştir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun "Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrası; " ... (f) Büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek. ... p) Büyükşehir içindeki toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek, büyükşehir sınırları içindeki kara ve denizde taksi ve servis araçları dahil toplu taşıma araçlarına ruhsat vermek. (Ek cümle: 16/5/2018-7144/14 md.) Büyükşehir içindeki toplu taşıma hatlarıyla ilgili olarak; şehir merkezine olan uzaklık, nüfus ve hattı kullanan sayısı kriterleri esas alınarak tespit edilecek hatlarla ilgili toplu taşıma hizmetlerinin işlettirilmesine karar vermek. ..." hükmünü içermektedir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları" başlıklı 15. maddesinde, " p) Kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek." hükmüne yer verilmiştir. 8/1/2018 tarih ve 30295 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin "Yetki Belgesi Türleri" başlıklı 6. maddesinde, "(2) B türü yetki belgesi: Otobüsle yurtiçi ve/veya uluslararası yolcu taşımacılığı veya hususi taşımacılık yapacak gerçek ve tüzel kişilere verilir. (Ek ibare:RG-15/11/2019-30949) Bu belgelere 24 üncü maddenin ikinci fıkrasının (m) bendindeki şartları haiz otomobiller de kaydedilebilir. Taşımanın şekline göre aşağıdaki türlere ayrılır: a) B1 yetki belgesi: Ticari ve tarifeli olarak yapacaklara, b) B2 yetki belgesi: Ticari ve tarifesiz yapacaklara, (4) D türü yetki belgesi: Otobüsle tarifeli veya tarifesiz yurtiçi yolcu taşımacılığı veya hususi taşımacılık yapacak gerçek ve tüzel kişilere verilir. (Ek ibare:RG-15/11/2019-30949) Bu belgelere 24 üncü maddenin ikinci fıkrasının (m) bendindeki şartları haiz otomobiller de kaydedilebilir. Taşımanın şekline göre aşağıdaki türlere ayrılır: a) D1 yetki belgesi: Ticari ve tarifeli olarak yapacaklara, b) D2 yetki belgesi: Ticari ve tarifesiz olarak yapacaklara, c) D3 yetki belgesi: Hususi taşımacılık faaliyetinde bulunarak, kendi personelinin taşımasını yapacaklara, ç) D4 yetki belgesi: Ticari olarak, taşıma mesafesine bakılmaksızın iliçi ve 100 kilometreye kadar olan şehirlerarası tarifeli ve tarifesiz olarak yapacaklara, verilir." hükmü yer almaktadır. Davacı şirket tarafından, D1 ve servis taşıma belgesi sahibi olan bir taşıma firması olduklarını, dava konusu madde ile araçlarına servis taşıma belgesi alanların bu servis belgesi haricinde taşımacılık yapamayacağı, şirkete ait olmak üzere aynı araç için servis belgesi ile D1 belgesinin bulunduğu, bu madde nedeniyle artık iki farklı araç ve iki şoför çalıştırmak zorunda olduklarını, bu durumda taşımacılık sektörünün maliyetlerinin arttığını, tek araçla şehir dışından gelen yolcuların şehir içindeki varış noktasından sonra ücretsiz servis faaliyeti kapsamında aynı araçla gidecekleri noktalara ulaştırılmasının yolcular adına büyük rahatlık olduğu, bahse konu madde ile bu durumunda ortadan kalktığı, bu düzenlemeden faydalanan tek kesimin araç satıcıları olduğu belirtilerek dava konusu düzenlemenin iptali talep edilmiştir. Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri arasında sayılan hukuk devletinin en önemli unsurlarından birisi "hukuki güvenlik ilkesi"dir. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde ve uygulamasında bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Buna göre hukuki güvenlik ilkesinin gerçekleşebilmesini sağlamak üzere; hukuki belirlilik, hukuki istikrar ve hukuki öngörülebilirlik olarak adlandırılan üç alt ilke bulunmaktadır. Belirlilik ilkesi, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermeyi ifade etmektedir. Belirlilik ilkesi, yalnızca yasal belirliliği değil daha geniş anlamda hukuki belirliliği de ifade etmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir olma gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirlilik sağlanabilir. Hukuki güvenlik ilkesinin gerçekleşmesini sağlamaya yönelik bir diğer ilke olan hukuki istikrar ilkesi, hukukun sistem olarak devamlılığını ve var olan kuralların ve uygulamasının istikrarlı olmasını ifade etmektedir. Hukuki öngörülebilirlik ise, kişilerin, kuralların ve idari ve yargısal uygulamaların ne tür sonuçlar doğurabileceğini öngörerek ve planlayarak yaşamlarını sürdürebilmesini sağlar. Kuralların, uygulamanın ve mahkeme kararlarının birlikte öngörülebilir olması durumunda anılan alt ilke gerçekleşmiş olur. Öte yandan, anılan ilke, hukuki bir uyuşmazlığın çıktığı durumlarda, uyuşmazlıkla ilgili kararı oluşturacak olan mahkeme veya hakimin önceden belirli olması ve uygulayacağı usulün de genel olarak belirli ve önceden bilinebilir olmasını gerektirir. Dava konusu düzenleme ile, hukuki öngörülebilirlik ilkesine uygun düşecek biçimde herhangi bir gerekçe gösterilmeden, mevzuatta yer verilen yetki belgelerine sahip şahısların, aynı araç ile başka bir servis taşımacılığı faaliyeti yapmasının yasaklandığı, diğer bir ifade ile aynı araç için hem servis güzergah belgesi (Büyükşehir Belediyesi tarafından verilebilecek ücretsiz servis taşımacılığı izin belgesi gibi) hem de yetki belgesi bulunan kişilerin, dava konusu düzenleme ile birlikte anılan belgelerdeki faaliyetlerini gerçekleştirmek için birden fazla araç sahibi olması zorunluluğunun ortaya çıktığı; bu durum mülga düzenlemeye güvenerek tek bir araç için ruhsat alanların daha fazla mali külfete katlanmasına yol açtığı gibi, ikinci bir araç tedarik etmek zorunda kalmasına, aynı zamanda araç yoğunluğu fazla olan bölge ve güzergahlarda ise ek araç yoğunluğuna sebep olacağı açıktır. Bu anlamda yukarıda anılan hukuk ilkelerine aykırı olduğu sonucuna varılan dava konusu düzenlemede, aynı zamanda kamu yararına ve hizmetin gereklerine de uyarlık görülmemiştir. Kaldı ki; 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu hükümleri uyarınca Belediyeler tarafından ilgili şahıslara verilen servis güzergah yetki belgesi nedeniyle, Bakanlık tarafından dava konusu hükümde yer alan "Servis taşımaları yapmak üzere yetki belgesi alanlar, bu yetki belgesiyle servis taşımacılığı faaliyetinden başka faaliyette bulunamazlar. Bu fıkraya aykırı hareket edenlere, Kanunun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen miktarda idari para cezası uygulanır." ibaresi ile de belediyelerin yetki alanına müdahale edildiği açıktır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 15/05/2024 tarihinde, davacı şirket yetkilisi...'ın ve davalı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nı temsilen Av. ...'nın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarenin usule yönelik itirazları yerinde görülmeyerek işin esası incelendi. MADDİ OLAY : D1 yetki belgesi ve servis aracı güzergah belgesine sahip davacı şirket tarafından, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nca 15.11.2019 tarih 30949 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 14. maddesi ile Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin 41. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "B1 ve D1 yetki belgesi sahipleri, mevcut hatları için belirlenmiş güzergahındaki, iliçi ve 100 km’ye kadar şehirlerarası mesafelerde bulunan yerler arasında taşıma yapmak üzere, 22:01 ile 04:59 saatleri dışında yolcu bindiremez. Bu fıkraya aykırı hareket edenlere, Kanunun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen miktarda idari para cezası uygulanır." hükmünün kaldırılması ve aynı maddeye "Servis taşımaları yapmak üzere yetki belgesi alanlar, bu yetki belgesiyle servis taşımacılığı faaliyetinden başka faaliyette bulunamazlar. Bu fıkraya aykırı hareket edenlere, Kanunun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen miktarda idari para cezası uygulanır.” hükmünün eklenmesi üzerine bahse konu değişikliğin iptali istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı; karayolu taşımalarını ülke ekonomisinin gerektirdiği şekilde düzenlemek, taşımada düzeni ve güvenliği sağlamak, taşımacı, acente ve taşıma işleri komisyoncuları ile nakliyat ambarı ve kargo işletmeciliği ve benzeri hizmetlerin şartlarını belirlemek, taşıma işlerinde istihdam edilenlerin niteliklerini, haklarını ve sorumluluklarını saptamak, karayolu taşımalarının, diğer taşıma sistemleri ile birlikte ve birbirlerini tamamlayıcı olarak hizmet vermesini ve mevcut imkânların daha yararlı bir şekilde kullanılmasını sağlamaktır." hükmüne, 2. maddesinde; "Bu Kanun kamuya açık karayolunda motorlu taşıtlarla yapılan yolcu ve eşya taşımalarını, taşımacıları, taşıma acentelerini, taşıma işleri komisyoncularını, nakliyat ambarı ve kargo işletmecilerini, taşıma işlerinde çalışanlar ile taşımalarda yararlanılan her türlü taşıt, araç, gereç, yapıları ve benzerlerini kapsar. " hükmüne yer verilmiştir. 1 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Ulaşım Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü" başlıklı 477. maddesinde; "Karayolu ve demiryolu ulaştırması faaliyetlerinin ticari, ekonomik, sosyal ihtiyaçlara ve teknik gelişmelere bağlı olarak ekonomik, seri, elverişli, güvenli, kaliteli, çevreye olumsuz etkilerini önleyecek, giderecek ve kamu yararını gözetecek tarzda serbest, adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamında yapılmasını ve bu faaliyetlerin müstakilen veya ulaştırma türleriyle birlikte ve birbirlerini tamamlayıcı olarak hizmet vermesini sağlamak," Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü'nün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Yine aynı kararnamenin 508. maddesi ; "Bakanlık görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilir" hükmüne amirdir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrası; " ... (f) Büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek. ... p) Büyükşehir içindeki toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek, büyükşehir sınırları içindeki kara ve denizde taksi ve servis araçları dahil toplu taşıma araçlarına ruhsat vermek. (Ek cümle: 16/5/2018-7144/14 md.) Büyükşehir içindeki toplu taşıma hatlarıyla ilgili olarak; şehir merkezine olan uzaklık, nüfus ve hattı kullanan sayısı kriterleri esas alınarak tespit edilecek hatlarla ilgili toplu taşıma hizmetlerinin işlettirilmesine karar vermek. ... Hükmü bulunmaktadır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları" başlıklı 15. maddesinde, " p) Kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek." hükmüne yer verilmiştir. 8.1.2018 tarih ve 30295 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin "Yetki Belgesi Türleri" başlıklı 6. maddesinde, "(2) B türü yetki belgesi: Otobüsle yurtiçi ve/veya uluslararası yolcu taşımacılığı veya hususi taşımacılık yapacak gerçek ve tüzel kişilere verilir. (Ek ibare:RG-15/11/2019-30949) Bu belgelere 24 üncü maddenin ikinci fıkrasının (m) bendindeki şartları haiz otomobiller de kaydedilebilir. Taşımanın şekline göre aşağıdaki türlere ayrılır: a) B1 yetki belgesi: Ticari ve tarifeli olarak yapacaklara, b) B2 yetki belgesi: Ticari ve tarifesiz yapacaklara, (4) D türü yetki belgesi: Otobüsle tarifeli veya tarifesiz yurtiçi yolcu taşımacılığı veya hususi taşımacılık yapacak gerçek ve tüzel kişilere verilir. (Ek ibare:RG-15/11/2019-30949) Bu belgelere 24 üncü maddenin ikinci fıkrasının (m) bendindeki şartları haiz otomobiller de kaydedilebilir. Taşımanın şekline göre aşağıdaki türlere ayrılır: a) D1 yetki belgesi: Ticari ve tarifeli olarak yapacaklara, b) D2 yetki belgesi: Ticari ve tarifesiz olarak yapacaklara, c) D3 yetki belgesi: Hususi taşımacılık faaliyetinde bulunarak, kendi personelinin taşımasını yapacaklara, ç) D4 yetki belgesi: Ticari olarak, taşıma mesafesine bakılmaksızın iliçi ve 100 kilometreye kadar olan şehirlerarası tarifeli ve tarifesiz olarak yapacaklara, verilir." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri arasında sayılan hukuk devletinin en önemli unsurlarından birisi "hukuki güvenlik ilkesi"dir. Bu ilke, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde ve uygulamasında bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Buna göre hukuki güvenlik ilkesinin gerçekleşebilmesini sağlamak üzere; hukuki belirlilik, hukuki istikrar ve hukuki öngörülebilirlik olarak adlandırılan üç alt ilke bulunmaktadır. Belirlilik ilkesi, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermeyi ifade etmektedir. Belirlilik ilkesi, yalnızca yasal belirliliği değil daha geniş anlamda hukuki belirliliği de ifade etmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir olma gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirlilik sağlanabilir. Hukuki güvenlik ilkesinin gerçekleşmesini sağlamaya yönelik bir diğer ilke olan hukuki istikrar ilkesi, hukukun sistem olarak devamlılığını ve var olan kuralların ve uygulamasının istikrarlı olmasını ifade etmektedir. Hukuki öngörülebilirlik ise, kişilerin, kuralların ve idari ve yargısal uygulamaların ne tür sonuçlar doğurabileceğini öngörerek ve planlayarak yaşamlarını sürdürebilmesini sağlar. Kuralların, uygulamanın ve mahkeme kararlarının birlikte öngörülebilir olması durumunda anılan alt ilke gerçekleşmiş olur. Öte yandan, anılan ilke, hukuki bir uyuşmazlığın çıktığı durumlarda, uyuşmazlıkla ilgili kararı oluşturacak olan mahkeme veya hakimin önceden belirli olması ve uygulayacağı usulün de genel olarak belirli ve önceden bilinebilir olmasını gerektirir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/ Türkiye) kararında hukuki güvenlik ilkesi şu şekilde ifade edilmiştir. "adil yargılanma hakkının hukukun üstünlüğünün Sözleşmeci devletlerin ortak mirası olduğunu belirten Sözleşme’nin ön sözüyle birlikte yorumlanması gerektiğini belirtmektedir. Hukukun üstünlüğünün temel unsurlarından biri, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı garanti altına alan ve kamuoyunun mahkemelere olan güvenine katkıda bulunan hukuki güvenlik ilkesidir. Toplumun yargısal sisteme olan güveni hukuk devletinin esaslı unsurlarından biri olmasına rağmen birbirinden farklı yargı kararlarının devamlılık arz etmesi, bu güveni azaltacak nitelikte bir hukuki belirsizlik durumu yaratabilecektir." Dava konusu düzenleme ile, hukuki öngörülebilirlik ilkesine uygun düşecek biçimde herhangi bir gerekçe gösterilmeden, mevzuatta yer verilen yetki belgelerine sahip şahısların, aynı araç ile başka bir servis taşımacılığı faaliyeti yapmasının yasaklandığı, diğer bir ifade ile aynı araç için hem servis güzergah belgesi (Büyükşehir Belediyesi tarafından verilebilecek ücretsiz servis taşımacılığı izin belgesi gibi) hem de yetki belgesi bulunan kişilerin, dava konusu düzenleme ile birlikte anılan belgelerdeki faaliyetlerini gerçekleştirmek için birden fazla araç sahibi olması zorunluluğunun ortaya çıktığı; bu durum mülga düzenlemeye güvenerek tek bir araç için ruhsat alanların daha fazla mali külfete katlanmasına yol açtığı gibi, ikinci bir araç tedarik etmek zorunda kalmasına, aynı zamanda araç yoğunluğu fazla olan bölge ve güzergahlarda ise ek araç yoğunluğuna sebep olacağı açıktır. Bu anlamda yukarıda anılan hukuk ilkelerine aykırı olduğu sonucuna varılan dava konusu düzenlemede, aynı zamanda kamu yararına ve hizmetin gereklerine de uyarlık görülmemiştir. Öte yandan Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nde belirtilen yetki belgesi türlerine ilişkin olarak düzenleme yapma yetkisinin yukarıda izah edilen mevzuat uyarınca ilgili bakanlık bünyesinde olduğu görülmekle birlikte, belediye sınırları dahilinde şehir içi trafik, ulaşım ve toplu taşıma ile ilgili hususlarda karar almak ve tasarrufta bulunmak, servis araçları konusunda düzenleme yapılması hususunda yetkinin belediyelere ait olduğu kuşkusuzdur. Bu bakımdan, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu hükümleri uyarınca Belediyeler tarafından ilgili şahıslara verilen servis güzergah yetki belgesi nedeniyle, Bakanlık tarafından dava konusu hükümde yer alan "Servis taşımaları yapmak üzere yetki belgesi alanlar, bu yetki belgesiyle servis taşımacılığı faaliyetinden başka faaliyette bulunamazlar. Bu fıkraya aykırı hareket edenlere, Kanunun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen miktarda idari para cezası uygulanır." ibaresi ile belediyelerin yetkisi dahlinde bulunan bir alanda düzenleme yapıldığı açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 15.11.2019 tarih 30949 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 14. maddesinin İPTALİNE, 2. Aşağıda dökümü yapılan ... TL yargılama giderinin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekilinin duruşmaya katılmadığı dikkate alınarak ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 3. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY : (X)- Dava konusu Yönetmelik maddesi; "servis taşıma" yetkisi olan firmaların başka bir alandaki faaliyetini yasaklamakta olup, aynı araçla birden fazla servis taşımacılığı yapmasına engel olmayan dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı görüşü ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.