.T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/397 KARAR NO : 2026/853 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/11/2020 NUMARASI : 2017/998 E - 2020/725 K DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ: 31/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, yapılan açık yargılama sonucunda; GEREĞİ …
.T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/397 KARAR NO : 2026/853 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/11/2020 NUMARASI : 2017/998 E - 2020/725 K DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ: 31/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, yapılan açık yargılama sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Dava dilekçesine eklenen ve taraflar arasında imzalanan bila tarihli protokol ile İstanbul ili, ... ilçesi, ... ada 15 parsel nolu taşınmazın davacı ...'a satışı hususunda anlaşmaya varıldığını, 2.700.000.00 TL olarak belirlenen satış bedelinin 100.000,00 TL'sinin peşin, geriye kalan 2.600.000,00 TL'sinin 05.04.2013 tarih 500.000,00 TL bedelli, 05.05.2013 tarih 500.000,00 TL bedelli, 05.06.2013 tarih 700.000,00 TL bedelli, 05.07.2013 tarih 700.000,00 TL bedelli çekler ile ödenmesi, satış bedelinin tapuda 800.000,00 TL olarak gösterilmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, 100.000,00 TL peşinat ve 800.000,00 TL'nin ...'a ödendiğini, Ancak "bu taşınmaza alıcı olarak talip olan ...'un dava dışı ...'ın onaylatmış olduğu proje ve ruhsat üzerinden inşaata başlayacağı, belirtilen ödemeler tamamlanıncaya kadar inşaatın ... üze- rinden devam edeceği" hususunun belirtildiğini, ancak üzerinde hak iddia olunan taşınmazın hukuki durumu net olmadığını, davalı (...) ile dava dışı (...) arasındaki Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi feshedilmeden ikili sözleşme yapılmasının Tapu Kanunu, Noterlik Kanunu, vs kanunlar ile Anayasa' ya aykırı olduğunu, bu protokolü imzalayan şirket müdürünün zarara uğratma kastıyla hareket ettiğini, Davacının nitelikli dolandırıcılık suçundan Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/ 418 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılandığını beyanla, Davacı tarafından teslim edilen çeklerin ödemelerinin ve tahsilata konu edilen çekler ile ilgili takiplerin durdurulmasını, protokolün iptalini, davacının ödemiş olduğu 900.000,00 TL'nin davalının topladığı paraların mağdurlara ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 28.12.2017 tarihli "dava dilekçesinin ıslahı" konulu dilekçesinde: Şekil şartlarına uygun olmayan bila tarihli davacı ile davalı arasında düzenlenmiş olan protokolün usule ve kanuna aykırı ve geçersiz olduğunu, geçersiz sözleşmeye dayanarak edimini yeri- ne getirenlerin verdiklerini alma hakkının olduğunu, Müvekkilinin alacağı için Büyükçekmece 2.İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosya ile icra takibinin yapıldığını, borçlu borçlu tarafından bu takibe haksız şekilde itiraz edil- mesi üzerine Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/21 Esas sayılı dosyası üzerinden alacak davası açıldığını, mahkemece 2017/2 Karar sayılı ilam ile davanın görev yönünden reddedil- diğini, yetkili ve görevli bulunan Ticaret Mahkemesi'nde iş bu davanın halen derdest olduğunu, Müvekkilinin alacağının taraflar arasında yapılan ve şekil şartlarını taşımayan geçersiz protokolden doğduğunu, bu geçersiz sözleşme nedeni ile davalıya 600.000,00 TL nakit ödeme yapıl- dığını, Davacının ayrıca bu yer ile ilgili iş ve harcama yaptığını, söz konusu alacak kalemine ilişkin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ,şimdilik 106.000,00 TL’yi talep ettiğini, bu işlerin ayrıntısının “hafriyat yapılması, fore kazık çakılması, demir vs. malzemeler” şeklinde olduğunu, Dava dışı ... firmasının, davalı ile İstanbul ili ... İlçesi, .. ada 15 parsel 18.04.2011 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin düzenlediği 18.05.2011 tarihinde, inşaat ruhsatının alındığını ve bunun üzerinde ...’ın hukuki hakları derdest olduğu halde ... firmasına satışı ve dahi müteahhit davacının başka müteahhit firma üzerinden yapımı sürdüreceğinin protokole konu edil- diğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesi feshedilmeden ikili sözleşme yapılmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, Ayrıca müvekkili şirket taşınmazı satın alıp inşaat için harcama yaparken müvekkiline bahsedilmeyen yüksek gerilim nedeni ile inşaatın belediyece durdurulduğunu, Müvekkilinin geçersiz sözleşme nedeni ile toplamda 706.000,00 TL para verdiğini ve harcama yaptığını, ancak inşaat yapılan işlerin parasal karşılığını alma hakkı olduğu için yapılan işlerin hesaplanması ile ortaya çıkacak bakiye alacak için de ek davanın açılacağını, davalının ise kötü niyetli olarak müvekkilinin parasını ödemediğini, anılan nedenler ile davanın ikame edildiğini, ancak dava açılırken yeterli bilgi olmadan hazırlanan dava dilekçesi eksiklikler ihtiva ettiğinden ve davalının uhdesinde bulunan çekler de zamanaşımına uğradığından bu çeklerin istirdadının talep edilmesinin müvekkili açısından faydasının kalmadığını, verilen para ve yapılan harcama netleştirildikten sonra dava dilekçesinin ıslah edilme zorunluluğunun doğduğunu beyanla, Davalıya verilen 600.000,00 TL nakit, 106.000,00 TL yapılan iş bedeli olmak üzere toplam 706.000,00 TL’nin paranın veriliş ve işin de yapılış tarihi itibari ile davalıdan alınarak müvek- kiline verilmesine, Yapılan işin tutarının hesaplanarak bakiye alacaklı ile ilgili hakların saklı tutulmasına, Müvekkilinin alacağının teminat altına alınması için HMK’nın 389 vd maddelerine göre davalının tespit edilecek makine, araç ve taşınmazlarının kaydına ihtiyati tedbir konulmasına, muhakeme masrafları ile ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının eksik harcın tamamlanması hususundaki kesin süreli ara kararına uymadığını, Dava dilekçesinden, şirket müdürü ...'nın kendileri tarafından yetkilendiril- diği, müdür olarak işlem yapmasına muvafakat edildiği, "şirketi zarara uğratan müdür tarafından tanzim edilen protokole ilişkin zarar" talep edildiği anlaşılmakla, huzurdaki davada muhatabının şirket müdürü ... olduğunu, davacının kendi müdürü ve imza yetkilisi kişi vasıtasıyla başka kişilerin hak ve menfaatlerine zarar verdiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, Davacının davasının, ne davası olduğunun izaha muhtaç olduğunu, alacak davası oldu- ğu belirtilmesine rağmen sanki itirazın iptali davası gibi icra dosyasına ödenen peşin harcın mah- subu için başvurulduğunu, ayrıca dava dilekçesinden talebin ne olduğu ve neye bağlı olduğunun belli olmadığı, Protokolün 2. Sayfasının 4. ve 5 paragrafın gereği sözleşmenin tasfiye hükümleri uygu- landığını, "...’nın ödenen bedelleri iade etmeyeceği ve bedellerin hiçbir nam ve adı altında iade edilme- yeceği, hatta iadesinin talep dahi edilemeyeceği" peşinen anlaşılmasına dair hükümlerin devreye konul- duğunu, dolayısıyla davacı yanın hiçbir bedel iade hakkının olmadığını, Ayrıca davacının, müvekkili gibi birçok insanı mağdur ettiğini, davalı şirket yetkilisinin uzunca bir süre cezaevinde kaldığını, Dava dilekçesinde "her ne kadar mağdurlara ödeneceği" şeklinde bir ifade kullanılmışsa da, bunun kendileriyle bir alakasının olmadığını, müvekkili dâhil birçok kişiyi mağdur eden davacı yanın istediği mağdura da para ödemekte serbest olduğunu beyanla; Öncelikle tensip kararı doğrultusunda, HMK 150. md. gereği "DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA" karar verilmesini, davanın usul ve esastan reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi'nce:" taraflar arasında aktedilen protokolün taşınmaz satışına iliş- kin ve geçerlilik şartı olan resmi şekilde düzenlenmediği için geçersiz olduğu, sebepsiz zenginleşme hüküm- lerine göre tarafların verdiklerini geri alma hakkına sahip oldukları, davacının peşinat olarak verdiği 600.000,00 TL'yi ve taşınmaza yaptığı 106.000,00 TL masrafı davalıdan talep edebileceği" gerekçesiyle "706.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Mahkemenin iş bu kararına karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının 30.12.2014 tarihindeki icra takibi ile temerrüde düştüğünü, faiz başlangıcının bu tarih ve avans faizi olması gerektiğini ileri sürerek kara- rın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; eksik harcın kesin süre içerisinde tamamlan- madığını, kesin süreye riayet etmeyen davacının 28.12.2017 tarihinde yaptığı mesnetsiz ıslahın ve 706.000,00 TL üzerinden ikmal edilen harcın hukuken bir önemi olmadığını, dava değerinin/netice-i talebin muğlak olduğunu, dava değerinin azaltıldığını, dava dilekçesinde şirketi zarara uğratan müdür- den bahsedildiğini, paranın ise mağdur denilen kimselere ödenmesinin istenildiğini, taleplerin her aşamada değiştirildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde davanın tarafı olarak şirket müdürü ...'nın gösterildiğini, husumetin bu kişiye yöneltilmesinin gerektiğini, davanın "alacak davası" olarak belirtildiğini, ancak "itirazın iptali davası" imiş gibi icra dosyasına öde- nen peşin harcın mahsubu için başvuruda bulunulduğunu, dava açılırken arsaya yapılan masrafa ilişkin her hangi bir talepte bulunulmadığını, yargılama aşamasında arsanın ayıplı olduğu (arsada yüksek gerilim hattı geçtiğinden bahisle inşaat yapılmadığı-ruhsat alınamadığı) ifade edilerek talep ve bedel- lerin değiştirildiğini, davacının hiçbir aşamada sebepsiz zenginleşmeden bahsetmediğini, protokole neden aykırı davrandığını açıklamadığını, protokol hükümleri gereği müvekkilinin üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, bu aşamada şekle aykırılığın ileri sürülemeyeceğini, ancak mahkemece bu yönde bir değerlendirme yapılmadığını, arsadan yüksek gerilim hattı geçmediğini, protokole istinaden dava dilekçesinde 900.000,00 TL ödemede bulunduğunu iddia eden ve protokolü kabul eden, yeri teslim alan, inşaata başlayan davacının artık protokolün geçerli olmadığından bahsetmesinin mümkün olmadığını, somut olayda sebepsiz zenginleşme koşullarının oluşmadığını, masrafa ilişkin hesap- lamanın hatalı olduğunu, keşif yapılmadığını, protokol hükümleri gereği davacının bir talepte buluna- mayacağını, davacı şirketin yetkilileri hakkında davacı şirketçe üstlenilen bir çok inşaat projesinden dolayı dolandırıcılık suçlamasıyla şikayetler yapıldığını ve ceza davası açıldığını, bunun dahi tek başına davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu, gayrimenkulü daha sonradan satın alan firma tara- fından aynı emsal ile tamamlanmış inşaatın durdurulması söz konusu olmamış ve bağımsız bölümler teslim edildiğini, yüksek gerilim hattı ile ilgili hiç bir aleyhe tespitte bulunulmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Tarafların istinaf başvurusu ile ilgili olarak dairemizce yapılan inceleme sonucu tesis edilen 2021/568 Esas, 2022/422 Karar nolu 15.02.2022 tarihli ilamda;" mahkeme kararının sair yönler bakımından yerinde olduğu, ancak eldeki davada davacının işbu davadan önce dava konusu alacak ile ilgili olarak davalı aleyhine ilamsız takibe giriştiği, davalının takip tarihi itibarıyla temerrüte düştüğünün kabulü ve bu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiği, davanın taraflarının ticaret şirketi olduğu, uyuşmazlığın ticari dava niteliği arz ettiği, bu nedenle dava konusu uyuşmazlığa avans faizi işletilmesi gerektiği" gerekçesi ile " davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, tespit edilen eksiklik yargılama gerektirmediğinden esasa ilişkin olarak yeniden davanın kabulü ile 706.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 08.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. Davalı dairemizin iş bu kararı hakkında, istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek temyiz başvurusunda bulunmuş ,kararın bozulmasını istemiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce yapılan inceleme sonucu tesis edilen 2022/3470E- 2023/5806 K. Nolu 12.10.2023 tarihli ilamda : " Dava, taraflar arasında adi yazılı şekilde akdedilen taşınmaz satış sözleşmesi gereğince dava- lıya ödenen bedelin ve taşınmaz için yapılan masrafların iadesi istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanun'un 176 ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah; taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan bir yöntem olup, iddia ile savunmanın genişletilmesi yasağının da bir istisnasıdır. 3.Kısmi davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş olan davacının, dilerse ek dava açmak ye- rine, saklı tuttuğu alacak bölümü için o (kısmi) dava içerisinde ıslah yoluyla talepte bulunabilmesi mümkündür. 4.Kısmi davada saklı tutulan alacak bölümü için, gerek kısmi dava karara bağlanmadan önce, gerekse daha sonra, ayrı bir dava açılması da usulen mümkündür. Uygulamada bu ayrı davaya ek dava denilmektedir. 5.Bu haliyle kısmî ıslah, ek dava yoluyla elde edilebilecek haklara, mevcut dava içerisinde, daha basit, daha az masrafla ve daha kısa süre içerisinde kavuşma imkanı tanıyan ve bu yönüyle adeta ek dava açma yoluna alternatif oluşturan bir yapıdadır. Dolayısıyla, kısmi davanın davacısı, ek dava açmak veya kısmî ıslah yoluna gitmek konusunda seçimlik hakka sahiptir. 6.Kısmî ıslah yoluyla müddeabihin artırılabilmesi olanağı, bir anlamda, artırıma konu kısmın ek dava yoluyla istenilmesinin alternatifi niteliğinde bulunduğundan; kısmi davadaki ıslah ile, bu yola gidil- meyip ek dava açılması halleri, davacıya aynı hak ve imkanı tanıyan seçimlik yollar olduğundan, usul hukuku açısından sonuçlarının da aynı olması gerekir. 7.Bir davanın kısmi dava mı, yoksa tam dava mı olduğu, özellikle dava dilekçesinin istem sonucu bölümünde, “fazlaya ilişkin hakların saklı tutulup tutulmadığı” ile ilgilidir. Davacı bu ya da benzeri ifadeleri kullanmışsa, “kısmi dava” açtığı sonucuna varılır. Davacının bu yolda bir beyanda bulunmaksızın açtığı dava ise bir “tam dava”dır. 8. Davacının sunduğu 28.12.2017 tarihli dilekçe, ıslah mahiyetinde olmayıp Mahkemece verilen ara karar gereği eksik harcın tamamlandığına ilişkin bilgiler içermektedir. 10. Bu durumda, davacının davasının dava dilekçesindeki iddia ve deliller ile davalının buna karşı sunduğu cevap ve deliller çerçevesinde değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamıştır" denilerek hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması yoluna gidilmiştir. Dosyanın yeni esasa kaydı sonrasında , davacı şirket hakkında Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.09.2023 tarih, 2023/207 Esas sayılı ilamı ile iflas kararı verildiği, tasfiye işlemlerinin Bakırköy 1. İcra va İflas Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyası üzerinden -adi usulde- yapıldığı anlaşılmakla, müflis şirketi temsilen ilgili İcra/iflas Dairesine tebligat yapılmış, iflas Dairesi yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmiştir. Taraf teşkilini müteakiben 15.05.2024 tarihli 2 nolu duruşmada " Usul ve yasaya uygun Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 12/10/2023 tarih 2022/3470 Esas 2023/5806 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına " karar verilmiş, İİK 194/1 md gereğince iflas kararının kesinleşmesi ve ikinci alacaklılar toplantısının yapılması beklenmiştir. Bozma ilamında; "Davacının sunduğu 28.12.2017 tarihli dilekçe, ıslah mahiyetinde olmayıp Mahkemece verilen ara karar gereği eksik harcın tamamlandığına ilişkin bilgiler içerdiği, davacının davasının dava dilekçesindeki iddia ve deliller ile davalının buna karşı sunduğu cevap ve deliller çerçevesinde değer- lendirme yapılması " hususu işaret edilmiştir. İlk derece mahkemesince toplanan deliller ve hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultu- sunda dairemizce yapılan yargılamaya, tüm dosya kapsamına göre; Davacının dava dilekçesi ve 30.11.2017 tanzim (01.12.2017 havale) tarihli dilekçesi içeriğinden "taleplerinin yalnızca dava konusu sözleşme kapsamında davalı tarafa yapılan ödemelere ilişkin olduğu ,çekler ve taşınmaza yapılan imalat ve masraflar ile ilgili talebinin bulunmadığı " anlaşılmıştır. Bu doğrultuda; - Davacı şirketin söz konusu sözleşme kapsamında davalı tarafça yaptığı -dolayısıyla iadesi gereken- ödeme tutarının 600.000,00 TL olduğu, Bilahare davacının -iflas kararından önce-iş bu davaya konu alacağının 300.000,00 TL'lik kısmını -avukatlık işlerinden doğan alacağı karşılığı- Av. ...'ye, 300.000,00 TL'lik kısmını ise ...'a temlik ettiği, temlik alanların davaya katılarak alacak talebinde bulundukları anlaşılmaktadır. Gelinen aşamada, davacı şirketin hüküm altına alınmasını esas dava değerinin 706.000,00 TL, davalı tarafça iadesi gereken tutarın toplam 600.000,00 TL olduğu ve bu alacağın da 300.000,00'er TL olarak temlik alan davacılara devir ve temlik edildiği, Müflis ... şirketinin ise tahsili gereken başkaca alacağının olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca , dava dilekçesinde davacı tarafın faiz talebi yoktur. Hal böyle olunca; Davacı Tasfiye halinde ... LTD. ŞTİ tarafından açılan davanın reddine, Temlik alan ... tarafından açılan davanın kabulü ile 300.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile temlik alana verilmesine, Temlik alan ...'ın davasının kabulü ile 300.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile temlik alana verilmesine karar vermek gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davacı Tasfiye halinde ... LTD. ŞTİ tarafından açılan davanın reddine, 2- Temlik alan ... tarafından açılan davanın kabulü ile 300.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile temlik alana verilmesine, 3- Temlik alan ...'ın davasının kabulü ile 300.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile temlik alana verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 4- Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 40.986,00-TL'den davacı tara- fından yatırılan 365,60-TL peşin ve 10.700,00-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 29.920,40-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda (İlk Derece Mahkemesince daha önce yazılmadığı anlaşılmakla) İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) 5- Davacı tarafından yatırılan 365,60-TL peşin ve 10.700,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 11.065,6-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6- Davacının yaptığı 12.716,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranında hesaplanarak 10.806,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7- Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8- Temlik alan ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden karar tarihindeki A.A.Ü.T göre hesaplanan ve takdir edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak temlik alan ...'ye verilmesine, 9- Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım yönünden,karar tarihindeki A.A.Ü.T.göre hesaplanan ve takdir edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacı şirketten alınarak davalıya verilmesine, 10- Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa ödenmesine, İstinaf incelemesiyle ilgili olarak; Davalıdan peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf eden davalıya isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, Davacıdan harç alınmadığından harç konusunda karar verilmesine yer olmadığına, İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve Temlik alan ... kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 42.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak bu tarafa verilmesine, İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 42.000,00 TL avukatlık ücretinin davacı ve temlik alanlardan alınarak bu tarafa verilmesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine, Yargıtay incelemesiyle ilgili olarak ; Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davalıya Yargıtay ilamı uyarınca iadesine, Davalı tarafından yapılan 210,50 TL temyiz giderinin davacıdan alınıp bu tarafa verilmesine, Dair oy birliği ile HMK 361 maddesi uyarınca gerekçeli kararın vekillerine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay'da temyiz hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar Davacı ...(İflas Masası İdaresi) Vekili Av. ... ile , Davacı ...(İflas Masası İdaresi) ile alacağa Kısmen temlik alan ... vekillerinin yüzlerine karşı temlik alan ... 'ın yokluğunda karar verildi 31/03/2026