8. Hukuk Dairesi 2022/8403 E. , 2024/3709 K. MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/2 E., 2021/5 K. HÜKÜM : Davanın kısmen kabul kısmen reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul…
**8. Hukuk Dairesi 2022/8403 E. , 2024/3709 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/2 E., 2021/5 K. HÜKÜM : Davanın kısmen kabul kısmen reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Kars ili Sarıkamışlar ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 111 ada 90, 112 ada 25 ve 67 parsel sayılı sırasıyla 10.920.87, 3.968,40 ve 1.498,93 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Toprak Tevzi Komisyonunca 1964 yılında yapılan dağıtım nedeniyle verildiği belirtilerek ölü ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine dava dilekçesinde; Kars ili Sarıkamışlar ilçesi ... Köyü 111 ada 90, 112 ada 25 ve 67 parsel sayılı taşınmazların mera vasfında olduklarını ileri sürerek, kadasro tespitinin iptali ile taşınmazların mera olarak olarak sınırlandırılmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen, davanın reddine, çekişmeli 111 ada 90, 112 ada 25 ve 67 parsel sayılı taşınmazların ölü ... adına tapuya tesciline ilişkin önceki hükmün, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2015/16388 Esas ve 2015/11946 Karar sayılı ilamıyla; " Mahkemece çekişmeli taşınmazların 1964 yılında ...'a dağıtımının yapıldığı ancak tapuya tescil edilmediği gerekçesiyle hüküm kurulduğu, ancak varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmadığı gibi, yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, yapılan tüm araştırmalara rağmen çekişmeli taşınmazların dağıtımına ilişkin cetvellere ulaşılamamış olduğu, çekişmeli taşınmazların bulunduğu Sırataşlar Köyünde, 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu (4753 sayılı Kanun) uyarınca dağıtım kararı alınmış olmasının, çekişmeli taşınmazların dağıtımına ilişkin cetveller bulunamadığından ...'a dağıtıldığı sonucunu doğurmayacağı, dosya kapsamına göre çekişmeli taşınmazların 4753 sayılı Kanun uyarınca ... adına dağıtımının yapıldığının kanıtlanamadığı, bu durumda ihtilafın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 46/1 ve 14 üncü maddesinde yazılı zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davalı yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin tereddütsüz olarak belirlenmesine göre çözümlenmesi gerektiği, davacı Hazine mera iddiası ile dava açtığına ve çekişmeli taşınmazların üçünün sınırında da mera bulunduğuna göre yöntemince mera araştırması yapılması ve bu kapsamda komşu köylerden tarafsız, davada yararı bulunmayan mahalli bilirkişiler tespit edilerek taşınmaz başında dinlenmesi ve ziraatçı bilirkişiden taşınmazın niteliği, meradan açma olup olmadığı, mera ile ayrıcı unsurlar bulunup bulunmadığı hususlarında rapor alınması gerektiği, mahkemece iki kez keşif yapıldığı, 04.10.2006 tarihli keşfe katılan ziraatçı bilirkişi tarafından hazırlanan 16.10.2006 tarihli raporda, çekişmeli 112 ada 25 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfında, çekişmeli 111 ada 90 ve 112 ada 67 parsel sayılı taşınmazların ise mera vasfında olduğununun açıklanmış olduğu, 06.07.2011 tarihli keşfe katılan iki kişilik ziraatçı bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 05.09.2011 tarihli raporda ise, çekişmeli taşınmazların üçününde çayır vasfında olduğunun açıklanmış olduğu, mahkemece, her iki keşifte alınan ziraatçı bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğinin düşünülmediği, bunun yanında, ziraatçı bilirkişi raporlarının taşınmazların meradan hangi ayırıcı unsur ile ayrıldıklarının açıklanmaması, komşu parsellerin toprak ve bitki örtüsü ile karşılaştırma yapılmaması ve denetime imkan vermesi açısından ve taşınmazların fotoğraflarına yer verilmemiş olması yönlerinden de yetersiz olduğu, bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemeyeceği açıklanarak, yöntemine uygun şekilde mera ve zilyetlik araştırması yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi " gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde " mahallinde yapılan 11/10/2018 tarihli keşifte dinlenen mahalli ve komşu köy mahalli bilirkişileri dava konusu taşınmazlardan 112 ada 25 ve 112 ada 67 parsel sayılı taşınmazların köylünün eskiden beri hayvanlarını otlattığı, köye ait mera niteliğinde olan taşınmazlar olduklarını belirtmiş oldukları, dava konusu 112 ada 25 parsel sayılı taşınmazın dava konusu olmayan 112 ada 265 parsel sayılı mera vasıflı taşınmaz içinde bulunduğunun, dört yönden mera parseli ile çevrili olduğunun, dava konusu 112 ada 67 parsel sayılı taşınmazın dava konusu olmayan 112 ada 266 parsel sayılı mera vasıflı taşınmaz içinde bulunduğunun, dört yönden mera parseli ile çevrili olduğunun anlaşılmış olduğu, ziraat mühendisleri bilirkişi kurulunun 29/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu her iki taşınmazın da dört yönden komşuları olan 112 ada 265 parsel ve 266 parsel sayılı mera vasıflı taşınmazlarla aynı toprak yapısına sahip olduklarının, mera parselleri ile sınırlarının belirgin olmadığının, meyil ve bitki örtüsü açısından mera parselleri ile aynı özelliklere sahip olduklarının ve bütünlük sağladıklarının, üzerlerinde herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmadığının, etrafındaki meradan açıldıklarının belirtildiği, yine harita mühendisi bilirkişisinin 28/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu 112 ada 67 parsel sayılı taşınmazı gösterir hava fotoğraflarında 1955, 1984, 2004 ve 2013 yıllarında belirgin kullanım bulunmadığı, dava konusu 112 ada 25 parsel sayılı taşınmazı gösterir hava fotoğraflarında 1955, 1984, 2004 ve 2013 yıllarında krokilerde A harfiyle gösterilen 784,66 m2 'lik kısımda kullanım bulunduğu tespitlerine yer verilmiş olduğu, harita mühendisi bilirkişisinin 28/08/2020 tarihil bilirkişi raporunda, dava konusu 112 ada 25 parsel sayılı taşınmazın toprak tevzi çalışmalarında oluşturulan 125 numaralı toprak tevzi parselinin sınırlarıyla birebir örtüştüğünün belirtilmiş olduğu, 125 numaralı tevzi parseline ait tablendikatifte ise sahibinin Zek Köyü Manevi Şahsiyeti olduğunun belirtilmiş olduğu, dolayısıyla hava fotoğraflarında bir kullanım olduğu belirtilmiş ise de bu kullanımın tablendikatifte belirtildiği üzere köy manevi şahsiyeti adına olduğu, davalı ...'ın ancak başkası için zilyet olduğu, zilyetlikle iktisap koşullarının davalı tarafından gerçekleştirilmediği kabul edilmekle dava konusu 112 ada 25 parsel ve 112 ada 67 parsel sayılı taşınmazların mahkeme gözlemi ile uyuşan bilimsel verilere dayanan bilirkişi raporları, mahalli ve komşu köy mahalli bilirkişi beyanlarıyla sabit olduğu üzere evveliyatta meradan açıldıkları ve mera niteliğindeki taşınmazların da zilyetlikle iktisabı mümkün bulunmadığından ayrıca davalının 3402 sayılı Kanunu'nun 14 üncü maddesindeki zilyetlikle edinme koşullarını da gerçekleştirmedikleri dikkate alınarak davacının davasının dava konusu 112 ada 67 ve 112 ada 25 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davasının kabülüne karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, 11/10/2018 tarihli keşifte mahalli ve komşu köy mahalli bilirkişilerinin dava konusu taşınmazlardan 111 ada 90 parsel sayılı taşınmazın evveliyatta tarla olarak tasarrufa konu edildiğini, davalı ...'ın ölümüne dek dava konusu yeri arpa, buğday ekmek suretiyle tarla olarak zilyetliğinde bulundurduğunu, ölümünden sonra ise dava konusu yerin boş kaldığını belirtmiş oldukları, dava konusu 111 ada 90 parsel sayılı taşınmazın doğu ve batı yönlerinde benzer nitelikte komşu tarla parsellerinin bulunduğunun anlaşılmış olduğu, mahkeme gözlemine de yansıdığı üzere dava konusu taşınmazın kuzey ve güney yönlerinde bulunan meralar ile kayalıklar ve uçurum ile doğal bir şekilde ayrıldığının görüldüğü, ziraat mühendisleri bilirkişi kurulunun 29/08/2020 tarihli bilirkişi raporlarında, dava konusu taşınmazın uzun yıllardır buğday, arpa, fiğ gibi kültür bitkileri ekilerek kullanılmış evveliyatı da tarla vasıflı bir taşınmaz olduğunun, tarla niteliğindeki komşu parsellerle sınırlarının belirgin olduğunun, toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım itibariyle benzerlik gösterdiğinin belirtildiği, yine harita mühendisi bilirkişisinin 28/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu 111 ada 90 parsel sayılı taşınmazı gösterir hava fotoğraflarında 1955, 1984, 2004 ve 2013 yıllarında krokilerde (B) harfiyle gösterilen 8309,52 m2 'lik kısımda kullanım bulunduğunun açıklanmış olduğu, harita mühendisi bilirkişisinin 28.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu 111 ada 90 parsel sayılı taşınmazın toprak tevzi çalışmalarında oluşturulan 590 numaralı toprak tevzi parselinin sınırlarıyla birebir örtüştüğünün belirtildiği, 590 numaralı tevzi parseline ait tablendikatifte ise sahibinin ... olduğunun belirtilmiş olduğu, bu haliyle mahalli bilirkişi beyanıyla doğrulanan ve hava fotoğraflarında belirtilen kullanımın tablendikatifte belirtildiği üzere ... tarafından gerçekleştirildiği, mahkeme gözlemi ile uyuşan bilimsel verilere dayanan bilirkişi raporlarına, mahalli ve komşu köy mahalli bilirkişi beyanlarına göre evveliyattan beri tarla olarak tasarrufa konu edilen, meralar ile ilgisi bulunmayan dava konusu 111 ada 90 parsel sayılı taşınmazda toprak tevzi tarihinden önceki olağanüstü iktisap süresinin değerlendirildiği dönemde de 3402 sayılı Kanunu'nun 14 üncü maddesindeki zilyetlikle edinme koşullarını davalının gerçekleştirdiği dikkate alınarak davacının dava konusu 111 ada 90 parsel sayılı taşınmaz yönünden davasının reddine karar verilmesi gerektiği " gerekçesiyle, davacı ... Hazinesinin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 112 ada 67 ve 112 ada 25 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline tesciline, 111 ada 90 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Ancak; dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge, bilirkişi raporları incelendiğinde, taşınmazın sadece hükme esas alınan bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 8.309,52 m2' lik kısmında kazanım koşullarının tespit maliki lehine oluştuğu anlaşılmakta olup İlk Derece Mahkemesince, toplam yüzölçümü 10.920,87 m2 olan dava konusu 90 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümü yönünden davacı Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen şekilde taşınmazın tamamı yönünden davanın reddine hükmedilmesi hatalı olduğundan, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle, davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2024 Tarihinde oy birliğiyle karar verildi.