Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/3808 E. , 2025/1649 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/3808 Karar No : 2025/1649 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) ... Yemek ve Temizlik Hizmetleri Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALILAR) I- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... II- ... Belediye Başkanlığı - ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF : 1- I- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı II- ... Belediye Başkanlığı 2- ... Tur. Yem. ve Tem. Hiz. Tic. Ltd. Şti.
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/3808 E. , 2025/1649 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/3808 Karar No : 2025/1649 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) ... Yemek ve Temizlik Hizmetleri Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALILAR) I- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... II- ... Belediye Başkanlığı - ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF : 1- I- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı II- ... Belediye Başkanlığı 2- ... Tur. Yem. ve Tem. Hiz. Tic. Ltd. Şti. İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Trabzon ili, Vakfıkebir ilçesi, ... Mahallesi ... ada, ... parsel sayılı taşınmazına ilişkin olarak Vakfıkebir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle taşınmazı için verilmiş olan ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatının davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı işlemiyle iptal edilerek yapı tatil zaptı düzenlendiği, ... İdare Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasından açılan davada verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine dair karara yapılan itiraz üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi tarafından yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin karar kaldırılarak 25/04/2017 tarihinde yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, bu karar üzerine davalı idare tarafından yeniden ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatının düzenlendiği, devam eden yargılamada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, bu karar üzerine davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı işlemi ile yapı ruhsatının iptaline karar verilerek yapı tatil zaptı düzenlenmek suretiyle inşaatın ikinci kez durdurulduğu, istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin E:..., K:... sayılı kararı ile Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile Vakfıkebir Belediyesince verilen yapı ruhsatının iptaline ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verildiği, her iki işlemin de hukuka aykırı olduğunun yargı kararıyla saptandığından bahisle yapının 01/12/2016-06/06/2017 ve 14/07/2017-23/02/2018 tarihleri arasında mühürlü kalması sebebiyle inşaatın gecikmesinden kaynaklı inşaat maliyet farkı, ticari kazanç kaybı ve kira kaybı nedeniyle oluşan maddi zararına karşılık ıslah edilmek suretiyle talep edilen 1.300.000,00-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Vakfıkebir Belediye Başkanlığınca davacıya ait taşınmaza yönelik yapılan imar planı değişikliği işleminden sonra güncel duruma uygun olarak yapı ruhsatının verildiği ve davacı tarafından inşaata başlanıldığı, sonrasında söz konusu plan değişikliğinin Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisince iptal edilmesi üzerine yapı ruhsatının Vakfıkebir Belediyesi tarafından iptal edildiği, bu işlemlerin iptali istemiyle başlatılan yargı sürecinde dava konusu işlemlere ilişkin verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin karara yapılan itiraz sonucunda Bölge İdare Mahkemesince kaldırılarak verilen anılan işlemlerin yürütülmesinin durdurulması kararına istinaden yeni bir yapı ruhsatının düzenlendiği, ilk derece Mahkemesinin davanın reddine karar verilmesi üzerine yürütmenin durdurulması kararının hükümsüz kaldığı ve bu nedenle verilen ruhsatın mahkeme kararı doğrultusunda yeniden iptal edildiği, İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince kabulüne karar verilerek davanın reddi yönündeki kararın kaldırılarak anılan işlemlerin iptaline karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin iptal kararından sonra davalı Vakfıkebir Belediye Başkanlığının ... tarihli ve ... sayılı yazısı ile davacıya talep halinde bu duruma göre yeniden ruhsat düzenlenebileceğinin bildirildiği; tüm bu süreçte verilen yapı ruhsatlarının iptal edilmesine ya da yeni ruhsat düzenlemesine ilişkin davalı idare işlemlerinin ilk derece mahkemesince yahut Bölge İdare Mahkemesince verilen yürütmeyi durdurma ya da esas kararları doğrultusunda ve mahkeme kararları gereği tesis edildiği, bu haliyle tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gibi idarelerce mahkeme kararlarının yerine getirilmesinin zorunlu olduğu, idarece hukuka aykırı davranıldığından bahsedilemeyeceği, dolayısıyla davalı idareye atfı kabil herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı anlaşıldığından davacının maddi tazminat taleninin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesince, verilen yapı ruhsatlarının iptal edilmesine ya da yeni ruhsat düzenlemesine ilişkin davalı idare işlemlerinin ilk derece mahkemesince yahut Bölge İdare Mahkemesince verilen yürütmeyi durdurma ya da esas kararları doğrultusunda ve mahkeme kararları gereği tesis edildiği, davalı idareye atfı kabil herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmekte ise de; dava dilekçesi ve ekleri ile istinaf başvuru dilekçesi birlikte incelendiğinde, davacının meydana geldiğini ileri sürdüğü zararın yargı kararı ile hukuka aykırı olduğu saptanan imar planının iptaline ilişkin büyükşehir belediye meclisi kararı ile bu karar üzerine ruhsatın iptali yolunda tesis edilen Vakfıkebir Belediye Başkanlığı işleminden kaynaklandığının ileri sürüldüğünün görüldüğü, bu işlemlerin herhangi bir yargı kararı üzerine tesis edilmiş işlemler olmadığı, yapılan yargılama sonucu hukuka aykırı olduğu yargı yerince saptanan işlemler olduğu, öte yandan ikinci kez yapının mühürlenmesine ilişkin işlem, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararı üzerine tesis edilmekle birlikte, ret kararı ve gerekçesinin yapının mühürlenmesini zorunlu kılan herhangi bir husus içermediği, bu haliyle ortada yargı kararının uygulanması sonucu tesis edilmiş herhangi bir işlemin varlığından bahsetmeye olanak bulunmadığından, idare mahkemesi kararının yerinde bulunmadığı, istinaf kanun yolu aşamasında mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; 06/02/2020 tarihi olan keşif tarihindeki tespitte 3. ruhsat ile keşif tarihi arasındaki 9 ay 15 gün zarfında kalan 5 katın kaba inşaatının tamamlandığı, 3. kattan sonraki bütün katların tuğla örme işleminin tamamlandığı ve dış cephe kaba sıvasının yapıldığı, iç sıvalara başlandığının görüldüğü, bu durumda ilk çalışma aralığının 13 ay, 20 gün, 2. çalışma aralığının 40 gün, 3. çalışma zamanı aralığı olan keşif tarihine kadar olan zamanın 9 ay, 15 gün olduğu, toplam çalışma zamanının ise 23 ay, 25 gün olarak tespit edildiği, dava konusu inşaatın bu dosyadaki durdurma aralığının 01/12/2016-06/06/2017 (6 ay, 5 gün) ve 14/07/2017- 23/02/2018 (7 ay, 6 gün) tarihleri arasında 13 ay, 11 gün olduğu, bu çerçevede yapılan imalatın % 43,20, yapılacak imalatın ise % 56,80 olarak bulunduğu, binanın yapım başlangıcının 12/10/2015, çalışma yapılan ayların toplamından 3. ruhsattan itibaren çalışılan 9 ay, 15 gün çıkarılarak çalışılan önceki (ruhsatlar neticesinde) ayların ise 23 ay, 25 gün - 9 ay 15 gün = 14 ay, 10 gün olduğu, bu 14 ay, 10 günün yapım başlangıcına ilave edilmesi halinde 22/12/2016 tarihinin bulunduğu, 3. ruhsattan sonra yapılan imalatların oranının % 16,27 olarak, keşif zamanına kadar yapım oranının ise % 46,35 olarak, bu durumda son yapı ruhsatından önceki yapım oranının ise % 46,35 -% 16,27 = % 30,08 olarak bulunduğu, yapılan imalat oranının 3. ruhsattan keşif esnasına kadar olan 9 ay, 15 günde dahil olmak üzere % 46,35 olduğu, geriye kalan yapılacak imalatın % 53,65 olduğu, piyasada yapılmış binaların yapım zamanı incelemesinden elde edilen bilgiler neticesinde böyle yüksek katlı bir binanın kaba inşaatının yapım zamanının toplam yapım zamanının % 40’ı nispetinde olacağı kanaatine varıldığı, bu durumda binanın kalan kısmının yapımı için, 23 ay, 25 gün (yaklaşık 24 ay) x 0,60 / 0,40 = yaklaşık 36 ay (3 yıl ) süreye ihtiyaç bulunduğu, tamamının yapım süresinin ise 24 ay+36 ay = 60 ay olarak hesaplandığı, inşaatın çalışma zamanının yaklaşık 15 ay olduğu, bu kabul neticesinde, çalışılan 15 ayın yapım oranının 15 ay/60 ay = %25 olarak, toplam olarak engellenen (14 ay +13 ay 26 gün) = yaklaşık 28 ayın yapım oranının ise 28 ay/59 ay = % 47,45 olarak bulunacağı, ancak bu dosyada inşaatın durdurulma zamanı toplamı için 13 ay, 11 günün belirtildiği, dava konusu inşaatın bu dosyadaki durdurma aralığının 01/12/2016-06/06/2017 (6 ay, 5 gün = 6,2 ay ve 14/07/2017-23/02/2018 (7 ay, 6 gün=7,2 ay) tarihleri arasında toplam 13 ay, 11 gün olarak bulunduğu, bu durdurma aralıkları için ayrı ayrı oran bulunacak olması halinde; 01/12/2016-06/06/2017 aralığı için: 6,2 ay/60 ay = % 10,33, 14/07/2017-23/02/2018 aralığı için ise: 7,2 ay/60 ay = %12 oranın bulunacağı, bina yapımında yapı tatil zaptı düzenlemeseydi, yukarıdaki yapım oranı tablosunda hesaplandığı üzere (keşif esnasındaki yapılan kısımların yapım zamanı 24 ay olmuştur) kalan kısımların yapımının 60 ay-24 ay = 36 ayda tamamlanabileceği, durdurulan toplam zaman aralığı olan yaklaşık 13 ay, 11 gündeki % 22,28 oranına denk gelen nelerin yapılabileceğinin incelenmesi durumunda, kalan 5 katın kaba inşaatı, binanın kalan tuğlaların örülmesi, dış cephe kaba sıva yapılması (bu 3 kalemin imalat 3. ruhsattan keşif tarihine kadar olan 6 ayda yapıldığı, oranın %16,27 olarak hesaplandığı) bu yapımlara ilaveten, çatının tamamının yapılması % 3, pencere kasalarının % 75'i: % 2,25 x0,75 = 1,69 ve elektrik kablolarının çekilmesinin % 1,35 olduğu ve bunların toplam oranının % 6,04 olacağı, bu yapılabilecek ilave imalatların oranı ile 6 ayda yapılmış olan oranının toplanması halinde % 16,27+% 6,04 = % 22,31 oranının bulunduğu, projesindeki toplam inşaat alanının 9.450,00 m² olduğu, ruhsatında ise toplam yapı alanının 9.424,00 m² olduğu, bina alanı hesaplamalarında ruhsattaki alanın esas alındığı, dava konusu yapının, yüksekliği nedeniyle 4. sınıf C grubu yapı sınıfına girdiği, fark hesaplamalarının 2016 yılı, 2017 yılı ve 2018 yılına göre yapılması gerektiği, 2016 yılı 4. sınıf C grubu yapı bedelinin 1.030,00 TL/m², 2017 yılı 4. sınf C grubu yapı bedelinin 1.135,00 TL/m², 2018 yılı 4. sınf C grubu yapı bedelinin ise 1.308,00 TL/m² olduğu, 01/12/2016-06/06/2017 (6 ay, 5 gün) ve 14/07/2017-23/02/2018 (7 ay, 6 gün) tarihleri arasında 13 ay, 11 gün olan gecikmenin 01/12/2016 tarihine ilavesi ile 01/12/2018 tarihi olarak bulunacağı, bu nedenle 2016, 2017 ve 2018 yılı yapı bedellerinin bu tarihler dikkate alınarak hesap edildiği, yapıda çalışmanın; 2016 yılında 30 gün inşaat yapıldığından yapım oranının 2016 yılında: 30/365 = % 8,22, 2017 yılında 12 ay yapıldığından 2017 yılında yapım oranının: 365 gün/365 gün = % 100, 2018 yılında 11 gün yapıldığından 2018 yılında yapım oranının: 11gün/365gün = % 3 olacağı, bu değerlere göre, yapı bedelinin, 1.030,00 TL/m² x 9.424,00 m² x %8,22 + 1.135,00 TL/m² x 9.424,00 m² + 1.308,00 TL/m² x 9.424,00 m² x %3 = 18.675.203,11 TL olarak bulunduğu, bu bilgiler dikkate alınarak, gecikmeden kaynaklanan yapım oranı çarpımı ile bina bedelinin çarpımı neticesinde, 13 ay, 10 gün olan gecikmedeki yapılabilecek bina bedelinin bulunacağı, buna göre, gecikme nedeniyle yapılamayan yapı bedelinin, 18.675.203,11 TL x %22,33 = 4.170.172,85 TL olarak bulunduğu, inşaatın yapımının gecikmesi nedeniyle yapım maliyeti bedelindeki artışın, TÜİK endeks oranları kullanılarak bulunacağı, ilk ruhsat tarihinin 12/10/2015 olduğu, ilk 2 ruhsatta toplam 15 ay çalışıldığından, bu 15 ayın ilk ruhsat tarihine eklenmesi ile 12/01/2017 tarihinin bulunduğu, bu tarihin inşaatın durdurulma tarihi olarak kabul edilerek, durdurma müddeti olan 13 ay, 10 günün bu tarihe eklenmesi halinde 22/02/2018 tarihinin bulunduğu, yapı ruhsatlarında her hangi bir aksama olmadan inşaatın devam etmesi halinde 12/10/2015 tarihinden 22/02/2018 tarihine kadar (15 ay + 13 ay 10 gün toplamı olan) 28 ay, 10 gün süre geçeceği, bu durumda 22/02/2018 tarihindeki TÜİK katsayısı ile 12/01/2017 tarihi arasındaki TÜİK katsayısı farkının inşaatın yapımındaki gecikme farkını oluşturacağı, 22/02/2018 tarihli endeks katsayısının 23.800,83, 12/01/2017 tarihli endeks katsayısının ise 20.669,18 olarak alındığında 13 ay, 11 günlük artışın 22.800,83/20.669,18 =1,1515 olarak bulunduğu, fark oranının ise 1,1515 -1,000 =0,1515 (%15,15) olduğu, 13 ay, 10 gün için oluşan maliyet fiyat farkının da 4.170.172,85 TL x %15,15 = 631.781,19 TL olarak hesaplandığı, inşaatın durdurulmasından kaynaklanan inşaat maliyet farkı, ticari kazanç kaybı, kira kaybına dair maddi tazminatların istenildiği, taşınmazın olduğu ,,, Mahallesi, ,,, ada, ,,, sayılı parselin ayrık nizam 4 kat, E=1,60 emsal, bahçe çekme mesafesi 8,00 m iken, parsel bazında plan değişikliği yapılarak BL-14 kat, E=5,60 emsal ve arka bahçe çekme mesafesi 5,00 m yapılanma şartlarına çıkarılarak davacıya zaten çok fazla ticari kazanç sağlandığı, binada aksama olmasa ve yapımına devam edilseydi binanın imalatlarının ancak yarısından biraz fazlasının yapılmış ve kaba inşaattan biraz ilerde bir seviyede olunacağı, eksik ve noksan olabilecek bir binada bir ticari kazanç ve kira olmasının mümkün olmadığı, imar değişikliği nedeniyle ticari kazancın fazlası ile verilmiş olduğu kanaatine varıldığı yönünde görüş ve değerlendirmelere yer verildiği, ruhsat alınarak başlanılan yapının, yargı kararı ile hukuka aykırılığı saptanan işlemler nedeniyle 01/12/2016-06/06/2017 ve 14/07/2017-23/02/2018 tarihleri arasında mühürlenerek durdurulmasından kaynaklı gecikme nedeniyle oluşan inşaat maliyet fiyat farkı zararının 631.781,19 TL olarak hesaplandığı, anılan zararın, imara ilişkin hizmetleri kusurlu işleten davalı idarelerce tazmin edilmesi, bu miktarı aşan tazminat talebinin ise reddi gerektiği sonucuna varıldığından, davanın reddine ilişkin idare mahkemesi kararında isabet görülmediği, öte yandan; davacı tarafından, ticari kazanç kaybı ve kira kaybı zararların da tazminin istenildiği görülmekte ise de; idari yargıda tazminata hükmedilebilmesi için uğranıldığı ileri sürülen zararların, kesin ve gerçekleşmiş olması gerektiği, ileride uğranılması muhtemel veya gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan zararların idare hukuku ilkeleri çerçevesinde tazminine olanak bulunmadığı, somut olayda, davacı yapısının inşaat aşamasında olduğu, bu yapının bitirilip bitirilmeyeceği, ne zaman bitirileceği, bitirilmesi durumunda ticarete veya kiralamaya konu edilebilip edilemeyeceği, edilmesi halinde ne şekilde kullanıldırılacağı ve ne kadar gelir elde edileceği hususları belli olmadığından, ortada gerçek ve gerçekleşmiş bir ticari kazanç kaybı ve kira kaybı zararının bulunmadığı, muhtemel zarar kapsamında kalan bu zararların idare hukuku ilkeleri çerçevesinde tazminine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının tazminat isteminin kısmen kabulü ile 631.781,19 TL maddi tazminatın davanın açıldığı 23/02/2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİALARI : 1- Davacı tarafından; yapının 13 ay, 15 gün süre ile durdurulması nedeniyle yapının normal koşullar altında 13,5 ay geç tamamlanacağı; bu durumda, davacının tüm bağımsız bölümleri kendisine ait dava konusu taşınmazdaki 52 adet mesken ve 2 adet işyeri nedeniyle kira kaybı zararına uğrayacağının muhakkak olduğu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 3. bendinde yer alan "maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez" hükmüne aykırı şekilde davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek temyize konu kararın davanın kısmen reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 2- Davalı Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; 5216 sayılı Kanun'un 11. maddesinde düzenlenen büyükşehir belediyesinin imar denetim yetkisinin, büyükşehir belediyelerine imara ilişkin uygulamaların gerek karar sürecinde gerekse uygulama sürecinde her türlü eksiklik ve aykrılıkları giderme yetkisini kapsadığı, somut olayda olduğu gibi, büyükşehir belediyesince istenilen her türlü bilgi belgenin büyükşehir belediyesine sunulması üzerine, büyükşehir belediyesinin imara aykırı durumu gidermeye yönelik kararlar alma yetkisini haiz olduğu ve denetim yetkisi kapsamında işlem tesis edildiği, istinaf tarafından idarelerinin hangi sebeple sorumlu tutulduğunun açık şekilde belirtilmediği, davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 3- Davalı Vakfıkebir Belediye Başkanlığı tarafından; Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile Vakfikebir Belediye Meclisinin ... tarihli ve ... sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği iptal edilmesi üzerine davacıya verilen yapı ruhsatlarının iptal edilerek inşaatın 01/12/2016 tarihinde durdurulduğu, Vakfıkebir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile uyuşmazlığa konu parseldeki imar planı değişikliğinin 6360 sayılı Yasa yürürlüğe girmeden önce yapıldığından bahisle iptal kararının gözden geçirilmesinin Trabzon Büyükşehir Belediyesinden istenildiği, ancak Trabzon Büyükşehir Belediyesince uygulama imar planı değişikliği iptali yönündeki kararın kaldırılmadığı, geçirilen süreçte Vakfıkebir Belediyesinin işlemlerinin Büyükşehir Belediyesi Meclisi kararı ile yargı kararlarını uygulamaktan ibaret olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI : 1- Davacı tarafından, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddinin gerektiği savunulmaktadır. 2- Davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu İdari Dava Dairesi kararının ticari kazanç kaybı ve kira kaybının tazmini istemine ilişkin kısmının onanmasına, inşaat maliyet farkının tazmini istemine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Vakfıkebir Belediye Meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile parsel bazında değişiklik yapılarak uyuşmazlığa konu ... ada, ... sayılı parselin A-4 olan yapılaşma koşulu BL-14 olarak değiştirilmiştir. Davalı Vakfıkebir Belediye Başkanlığı tarafından, söz konusu taşınmaza ilişkin ilk olarak 12/10/2015 tarih ve 38/18 sayılı ve daha sonra ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatları düzenlenmiştir. Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile, uygulama imar planı değişikliğine ilişkin Vakfıkebir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararının iptal edilmesine karar verilmiştir. Bu karar üzerine, 29/11/2016 tarih ve ... sayılı Vakfıkebir Belediye Encümeni kararıyla davacıya verilen anılan yapı ruhsatları iptal edilmiştir. 01/12/2016 tarihli yapı tatil zaptı ile; ... ada, ... sayılı parseldeki inşaatta yapılan incelemede; 1, 2, 3. bodrum kat, zemin kat, 1, 2, 3, 4, 5, 6. normal katların taban tabliyelerinin döküldüğü, 1, 2, 3. bodrum katların, zemin kat ile 1 ve 2. normal katların tuğlalarının örüldüğü, 6. normal katın kolon ve tavan kirişlerine ait kalıp işçiliğinin yapıldığı tespit edilmiş ve yapı mühürlenmiştir. Davacı tarafından, Trabzon Büyükşehir Belediyesinin ... tarihli ve ... sayılı kararı ile ruhsatların iptaline yönelik Vakfıkebir Belediyesinin ... tarihli ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada; 29/03/2017 tarihli kararla yürütülmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiş, bu karara yapılan itiraz ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve YD İtiraz No:... sayılı kararı ile kabul edilerek dava konusu işlemlerin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş, bu karar üzerine Vakfıkebir Belediye Başkanlığı tarafından yeniden ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatı düzenlenmiş ve mühür kaldırılarak davacı tarafından inşaata devam edilmiştir Devam eden yargılamada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmesi üzerine Vakfıkebir Belediye Başkanlığı tarafından ... tarih ve ... sayılı işlem ile verilen yapı ruhsatının iptaline karar verilmiştir. ... tarihli yapı tatil zaptı ile; ... ada, ... sayılı parseldeki inşaatta yapılan incelemede; 1, 2, 3. bodrum katları, zemin katı, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8. normal katların taban tabliyelerinin döküldüğü, 1, 2, 3. bodrum katları, zemin katı ile 1, 2 ve 3. normal katların tuğlalarının örüldüğü, 8. normal katın beton döküldükten sonra kalıbının sökülmediği tespit edilmiş ve yapı ikinci kez mühürlenmiştir. Davacı tarafından, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile İdare Mahkemesince verilen davanın reddi yönündeki karar kaldırılarak dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiş ve bu karar taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyize konu İdari Dava Dairesi kararının, ticari kazanç kaybı ve kira kaybının tazmini istemine ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır. Kararın; inşaat maliyet farkının tazmini istemine ilişkin kısmına gelince; Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Anayasanın 125. madesinin son fıkrasına göre, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu belirtilerek, idarenin hukuki sorumluluğunun kaynağı ve çerçevesi çizilmiştir. İdare hukukunda, idarenin hukuki sorumluğunun kabul edilebilmesi için, kusursuz sorumluluk halleri dışında, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin kusurlu şekilde işletilmiş olması gerekmektedir. Hizmet kusuru ise, iradi bir işlem veya eylemden doğabileceği gibi, idarenin eksik işlemesinden, dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden, ihmalinden, yasal görevlerin beklendiği ya da gerektiği gibi yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanabilir. Uyuşmazlıkta; Vakfıkebir Belediye Meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile parsel bazında değişiklik yapılarak uyuşmazlığa konu 113 ada, 63 sayılı parselin A-4 olan yapılaşma koşulunun BL-14 olarak değiştirildiği, Vakfıkebir Belediye Başkanlığı tarafından, söz konusu taşınmaza ilişkin ilk olarak ... tarih ve ... sayılı ve daha sonra ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatlarının düzenlendiği, Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile, uygulama imar planı değişikliğine ilişkin Vakfıkebir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararının iptal edilmesine karar verildiği, bu karar üzerine, ... tarih ve ... sayılı Vakfıkebir Belediye Encümeni kararıyla davacıya verilen anılan yapı ruhsatlarının iptal edildiği, Trabzon ili, Vakfıkebir ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel numaralı taşınmazın A-4 yapılaşma koşullarının Bl-14 nizam yapılaşma olarak değişikliğini öngören plan değişikliği teklifi üzerine Vakfıkebir Belediye Meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilen plan kararının, iptal edilmesine ilişkin Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararının ve bu karar doğrultusunda yapı ruhsatının iptaline ilişkin Vakfıkebir Belediyesinin ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmesi üzerine Vakfıkebir Belediye Başkanlığı tarafından ... tarih ve ... sayılı işlem ile yapı ruhsatının iptaline karar verildiği, 14/07/2017 tarihli yapı tatil zaptı ile yapının ikinci kez mühürlendiği, davacı tarafından, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile İdare Mahkemesince verilen davanın reddi yönündeki karar kaldırılarak dava konusu işlemlerin iptaline karar verildiği, anılan süreçte inşaatın 01/12/2016-06/06/2017 ve 14/07/2017-23/02/2018 tarihleri arasında mühürlü kaldığı dolayısıyla, somut olayda hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varılmıştır. İdarenin hukuka aykırı işlemi ile nedensellik bağı kurulabilen gerçek maddi zararın tazmini gerektiği kuşkusuzdur. Hizmet kusuruna dayalı maddi tazminat istemlerinde, tazmin edilecek zararın, mal varlığında gerçek, kanıtlanabilir bir azalma veya artma olanağından yoksun kalma niteliğinde somut olarak ortaya konulabilmesi gerekmektedir. İdare yönünden tazmin borcunun doğabilmesi için, sadece zararın varlığı yeterli olmayıp, bu zararın kesin olarak ortaya çıkmış, kesin ve belirlenebilir nitelikte, yani gerçek zarar olması gerekir. Tazminat davaları ile, uğranılan gerçek zararın giderilmesi amaçlanmaktadır. Belli şartların gerçekleşmesi durumunda ileride elde edilmesi muhtemel gelirlerin gerçek ve kesinleşmiş olarak ortaya çıkan zarar olarak kabulü mümkün değildir. Gerçek maddi zararın tazmininin gerektiği hususu dikkate alındığında, davalı idarenin hizmet kusuruna dayalı mali sorumluluğuna hükmedilebilmesi için gerekli olan diğer koşullardan olan davacıların zararının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ortaya konulması gerekmektedir. Uyuşmazlığa konu taşınmazda inşaat maliyet farkından kaynaklanan zararın gerçek zarar olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Dolayısıyla, uyuşmazlıkta taşınmazda inşaat maliyet farkından kaynaklanan bir zararın bulunup bulunmadığının yani davacıya ödenmesi gereken gerçek bir zarar miktarının oluşup oluşmadığı tespit edilmesi gerekmektedir. Ülkemizde süregelen enflasyonun bulunduğu, paranın satın alma değerinin enflasyon nedeniyle azaldığı hususu yaşanan bir gerçekliktir. Enflasyonist ortamda bireyin parasının değerini sabit tutmak için bir çaba ve girişimlerde bulunması, örneğin mevduat faizinde, altın döviz yatırımlarında değerlendirmesi hususunun, hayatın olağan akışına uygun düşen bir karine olarak kabul edilmesi zorunludur. Enflasyonist ortamda yaşayan makul bir insanın parasını atıl biçimde elde tutmayacağı, gelir getirici bir yatırıma dönüştüreceği, insan yapısının ve menfaatlerini koruma içgüdüsünün de doğal bir sonucudur. Enflasyonist ekonominin olumsuz etki ve sonuçlarının herkes tarafından kolaylıkla öngörülebileceği ve bilinebileceği hususu da açıktır. Davacının, inşaatın yapımı için ayırdığı sermayeyi yatırım araçlarında değerlendirilmesi hayatın olağan akışı gereği olduğu gibi, şirket olan davacı için basiretli tacir olmanın da gereği olduğu ve davacı şirket tarafından inşaatın yapımı için ayrılan paranın enflasyondan korunmak amacıyla yatırım araçlarında değerlendirilmesi gerektiği de açıktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02/10/2024 tarih ve E:2023/7-1069, K:2024/496 sayılı kararında; “27. Bilindiği gibi ülkemizde yaşanan enflasyon uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyretmiş ve paramızın değeri (alım gücü) de bununla ters orantılı olarak devamlı düşmüştür. Belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hâl böyle olunca alıcının akit tarihinde verdiği paranın aynı miktarda iadesine karar verilmesi, gerçek hayatta büyük sarsıntılara, tutarsızlıklara, adalete karşı var olması gereken güvenin sarsılmasına neden olması, kamu vicdanında haklı eleştiri konusu yapılması üzerine daha adil çözüme ulaşabilmek için yargısal içtihatlarla denkleştici adalet prensibine göre iade ilkesi benimsenmiştir. 28. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına geçen değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hâle getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder. 29. Denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut veriler tek tek uygulanarak ödeme tarihinden ifanın imkânsız hâle geldiği tarihteki veya akdin ifa edilemeyeceğinin öğrenildiği tarihte ulaştığı alım gücü, çeşitli ekonomik etkenlerin ( enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artış, maaş artışları vs. gibi ) ortalamaları alınarak belirlenmesi ve hüküm altına alınması gerekmektedir.” değerlendirmelerine yer verilmek suretiyle parasal miktarın denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtayın istikrar kazanmış yerleşik uygulamasına göre; bu güncelleme yapılırken, enflasyon, ÜFE-TÜFE artış oranları, faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri ekonomik göstergeler tek tek uygulanarak paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmakta, akabinde bunların ortalaması alınmaktadır. Uyuşmazlıkta; mühürleme sebebiyle 01/12/2016-06/06/2017 ve 14/07/2017-23/02/2018 tarihleri tarihleri arasındaki dönem için inşaatın gecikmesinden dolayı inşaat maliyetlerindeki artıştan doğan gerçek zararın bulunup bulunmadığının, yani, davacıya ödenmesi gereken bir zarar miktarının oluşup oluşmadığı hususunun ortaya konulması gerekmektedir. Mühürleme sebebiyle inşaatın gecikmesinden dolayı inşaat maliyetlerindeki artıştan doğan gerçek zararın bulunup bulunmadığı hususunun; öncelikle inşaat mühürlenmeseydi yapının normal sürecinde kaç ayda tamamlanacağının belirlenerek, inşaatın durduğu tarih itibarıyla inşaatın kalan tamamlanma oranının belirlenerek, bu kalan tamamlanma oranının inşaat hiç durdurulmamış gibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanan Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri hakkındaki tebliğler doğrultusunda yıllara göre yapı maliyet bedelinin belirlenmesi, yapının inşaatının yeniden başladığı tarihin üzerine inşaatın kalan tamamlanma süresinin eklenmesi suretiyle belirlenecek tarihe göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanan Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri hakkındaki tebliğler doğrultusunda yıllara göre yapı maliyet bedelinin tespit edilmesi, akabinde inşaat hiç durdurulmamış gibi 01/12/2016 (ayrıca inşaatın durdurulduğu 14/07/2017) tarihi itibarıyla inşaatın kalan tamamlanma oranına göre belirlenen inşaat maliyet bedelinin, inşaata yeniden başlanılan tarihin üzerine inşaatın kalan tamamlanma süresinin eklenmesi suretiyle belirlenecek tarihteki güncel değerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu şekilde güncellemenin, yapı inşaat bedelinin banka mevduat faizi, altın ve döviz fiyatlarına göre yapılarak ortalamasının esas alınması suretiyle yapılmasının uygun olacağı sonucuna varılmaktadır. Belirtilen yöntemle belirlenen iki inşaat maliyet bedelinin karşılaştırılarak davacının gerçek zararının bulunması halinde aradaki farkın davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir. Konuyu varsayımsal bir örnekle anlatmak gerekirse; 01/06/2012 tarihinde inşaatına başlanılan, 01/06/2015 tarihinde % 60 oranında tamamlanan ve mühürlenerek inşaatı durdurdurulan 60 ayda tamamlanabileceği öngörülen yapıda, inşaatın 01/06/2017 tarihinde tekrar başlaması halinde, inşaat maliyetlerindeki artıştan doğan gerçek zararın, öncelikle inşaat hiç durdurulmasaydı 01/06/2017 tarihinde inşaat tamamlanabileceğinden, Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri hakkındaki tebliğler doğrultusunda belirlenen kalan %40'lık yapı inşaat maliyetinin 2015 yılı için 50.000 TL, 2016 yılı 125.000 TL, 2017 yılı için 75.000 TL olmak üzere toplam 250.000 TL olduğu, mühürleme sebebiyle inşaat 2 yıl süreyle durdurulduğundan bu duruma göre 01/06/2019 tarihinde tamamlanabileceğinden, 2017 yılı için 75.000 TL, 2018 yılı için 180.000 TL, 2019 yılı için 110.000 TL olmak üzere toplam 365.000 TL olduğu, 250.000 TL'nin banka mevduat faizleri, altın ve döviz fiyatlarının ortalaması alınmak suretiyle 01/06/2019 tarihindeki güncel değerinin 300.000 TL olduğu varsayıldığında davacının inşaat maliyetlerindeki artıştan doğan gerçek zararı 65.000 TL olarak tespit edilecektir. Bu durumda; mühürleme sebebiyle inşaatın gecikmesinden dolayı inşaat maliyetlerindeki artıştan doğan gerçek zararın bulunup bulunmadığı ile şayet varsa oluşan gerçek zararın miktarının tespiti amacıyla yukarıda ayrıntılı olarak anlatıldığı şekilde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanan Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri hakkındaki tebliğler doğrultusunda hesaplanacak inşaat maliyetlerinin karşılaştırılması suretiyle gerçek zararın oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise gerçek zararın miktarının yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiğinden; temyize konu İdari Dava Dairesi kararının anılan kısmında isabet görülmemiştir. Öte yandan; temyize konu kararda davalı idarelerin kusur oranlarının belirlenmesine yönelik olarak hiçbir değerlendirme yapılmadığı, şayet davacının inşaat maliyet farkından kaynaklanan gerçek zararının oluştuğu sonucuna varılması halinde ise; zarara birden fazla idarenin eylem ve işlemleriyle sebebiyet vermiş olmaları durumunda kusur oranlaması yapılmak suretiyle, zararın tazmininin kusurlu olunan oran nispetinde olmak üzere, sorumlu idarelerden ayrı ayrı tahsil edilmesinin, sorumluluk ve tazminat hukukunun en temel prensiplerinden olduğu, ayrıca davalı idarelerin hizmet kusurlarının ne olduğu ortaya konulmadan, doğan zararın tamamından birlikte sorumlu tutulamayacakları dikkate alındığında, davalı idarelerin tazminat istemine konu zararın oluşmasındaki kusurlarının belirlenerek tazminat miktarının kusur oranları nispetinde davalı idarelere ayrı ayrı yükletilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan; temyize konu İdari Dava Dairesi kararı ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 48.639,00-TL vekalet ücretinin davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine, reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 50.460,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idarelere ödenmesine hükmedildiği anlaşılmakla birlikte; 02/01/2020 tarih ve 30996 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 3. fıkrasında, "Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." hükmüne aykırı şekilde davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı olduğu görüldüğünden, bozma üzerine verilecek kararda anılan hükmün gözetileceği de tabiidir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne, davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen ise reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının tazminat isteminin kısmen kabulü ile ... TL maddi tazminatın davanın açıldığı 23/02/2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat isteminin reddine dair temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, ticari kazanç kaybı ve kira kaybının tazmini istemine ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Kararın, inşaat maliyet farkının tazmini istemine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 24/03/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.