4. Hukuk Dairesi 2021/20763 E. , 2024/7930 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI: 2020/682 Esas - 2021/980 Karar DAVA TARİHİ: 24.09.2018 HÜKÜM/KARAR: Ret/İstinaf talebinin esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİH: 28.02.2020 SAYISI: 2019/463 Esas - 2020/161Karar Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi
**4. Hukuk Dairesi 2021/20763 E. , 2024/7930 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI: 2020/682 Esas - 2021/980 Karar DAVA TARİHİ: 24.09.2018 HÜKÜM/KARAR: Ret/İstinaf talebinin esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİH: 28.02.2020 SAYISI: 2019/463 Esas - 2020/161Karar Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; TRT Çocuk kanalında yayınlanan "Maysa ve Bulut" isimli çizgi filmde yer alan bir sahne nedeniyle davalı milletvekili tarafından 05.08.2018 tarihinde Twitter hesabından "Kadının siluetinden tahrik olan TRT, eşekle ilişkiye giren çocuk içerikli çizgi film yayınlamaktan kaçınmamış. Hayatın gerçekleri olarak yorumluyor herhalde! Skandalsız tek bir günü geçmeyen TRT, artık kendine çeki düzen vermeli!” şeklinde hukuka aykırı paylaşım yapıldığını, dava konusu çizgi film sahnesinin kirli bir zihnin ürünü olarak "hayvana tecavüz" olarak nitelendirilmesinin iftira niteliğinde olduğunu, müvekkili kurumun haksız şekilde linç girişimine maruz kaldığını, çizgi filmin montajsız tüm görüntüleri incelendiğinde bu durumun tespit edileceğini, davalı tarafından sarf edilen sözlerin müvekkili kurumun saygınlığını yok etmeye yönelik, kişilik haklarına ağır saldırı niteliğinde olduğunu belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; İstanbul Mahkemelerinin yetkili olmadığını, söz konusu sahnenin tüm Türkiye tarafından yanlış anlaşılmaya yol açabilecek nitelikte olmasından dolayı davacı kurumun eleştirildiğini, müvekkili tarafından yapılan dava konusu paylaşımın eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu, kişilik haklarına saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Maysa ve Bulut" adlı çizgi filmin 24.06.2018 tarihli bölümüne ait efektsiz kayıtlar incelendiğinde, oba sakini karakterin eliyle eşeğin arka ve karın bölgesinden ittirerek bulunduğu yerden götürmeye çalıştığı, herhangi bir cinsel ilişkinin olmadığının tespit edildiği ancak aynı sahnenin yayınlandığı haliyle ve yavaşlatılmadan izlenmesi halinde gerek hitap ettiği 02-12 yaş arasındaki çocuklar gerekse yetişkinler tarafından yanlış yorumlanmaya mahal verebilecek görüntüler içerdiği, hatta gelişim çağındaki çocukların ruhsal sağlığına olumsuz etki edebilecek nitelikte olduğunun anlaşıldığı; milletvekili olan davalı tarafından da, bu sahneye ilişkin olarak birden fazla TV ve radyo kanalları ile yayın yapan ve bir Devlet kuruluşu olan, bu tür yayınları yaparken titiz ve dikkatli olması gereken davacı TRT kurumuna yönelik eleştiri niteliğinde paylaşım yapıldığı; yapılan paylaşımın, rahatsız edici olduğu kabul edilmekle, kişilik haklarına saldırı teşkil etmeyecek eleştiri ve değer yargısı niteliğinde olduğu; hoşa gitmeyen, sarsıcı, hatta rahatsız edici olan dava konusu sözlerin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 10 uncu maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 26 ncı maddesi uyarınca ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında korunması gerektiği, kişisel değer yargısı niteliğindeki bu ifadelerin eleştiri sınırlarında kaldığı, küçültücü ve hakaret niteliğinde olmayıp davacının kişilik haklarına saldırı amacı taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme gerekçesinin kendi içerisinde çelişkili olduğunu, dava konusu sahnenin cinsel saldırı olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmesine rağmen çocuklar üzerinde olumsuz etkide bulunacağının belirtildiğini, bu konuda uzman pedagog bilirkişiden rapor alınması gerekirken mahkemenin uzmanlığı olmayan bir konuda yorumlama yapmasının hatalı olduğunu, yapılan paylaşımın müvekkilinin kurumsal kişiliğine zarar verdiğini, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, davalının ifadelerinin eleştiği değil asılsız isnat niteliğinde olduğunu, kamuoyu nezdinde itibarının korunması gerektiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından yapılan paylaşımın titiz ve dikkatli olması gereken TRT kurumuna yönelik ağır eleştiri niteliğinde olduğu, söz konusu paylaşımın davacı kurumun kişilik haklarına saldırı teşkil etmediğini, ifade ve eleştiri özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı, davanın reddi yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde; mahkeme gerekçesinin kendi içerisinde çelişkili olduğunu, dava konusu sahnenin cinsel saldırı olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmesine rağmen çocuklar üzerinde olumsuz etkide bulunacağının belirtildiğini, bu konuda uzman pedagog bilirkişiden rapor alınması gerekirken mahkemenin uzmanlığı olmayan bir konuda yorumlama yapmasının hatalı olduğunu, yapılan paylaşımın müvekkilinin kurumsal kişiliğine zarar verdiğini, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, davalının ifadelerinin eleştiği değil asılsız isnat niteliğinde olduğunu, kamuoyu nezdinde itibarının korunması gerektiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı tarafından 05.08.2018 tarihinde Twitter hesabından yapılan paylaşımın kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu iddiası ile manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu çizgi filmin ilgili sahnesi incelendiğinde, çizgi filmin gerek hitap ettiği 02-12 yaş arasındaki çocuklar gerekse yetişkinler tarafından yanlış yorumlanmaya mahal verebilecek görüntüler içerdiği, hatta gelişim çağındaki çocukların ruhsal sağlığına olumsuz etki edebilecek nitelikte olduğuna dair Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin yerinde olduğu; milletvekili olan davalı tarafından kamu görevi gereği bu konuda yapılan eleştirinin kişilik haklarına saldırı teşkil etmeyeceği; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğini...” ifade edildiğinin anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.