1. Hukuk Dairesi 2009/9206 E. , 2009/13082 K. "" MAHKEMESİ : EDREMİT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/02/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılar adına kayıtlı bulunan 548 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığını ileri sürüp tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, yıllardır kullandıkları taşınmazın k…
**1. Hukuk Dairesi 2009/9206 E. , 2009/13082 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : EDREMİT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/02/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılar adına kayıtlı bulunan 548 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığını ileri sürüp tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, yıllardır kullandıkları taşınmazın kıyı ile ilgisi bulunmadığını, taraflar arasında aynı yer hakkında kesin hüküm bulunduğunu belirtip davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamındaolduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalılar tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 15.12.2009 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vs. vekili Avukat M. K.., Avukat Ö.E.. ile temyiz edilen Hazine vekili Avukat F. T.. geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve sicilin kütükten terkini isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; çekişme konusu taşınmazın kadastro tespitinin 09.05.1979 tarihinde yapıldığı, 20.11.1979 ‘da kesinleştiği ve davanın 13.12.2007 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Her nekadar, nizalı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalan bölümü devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmasızın uygulanır" ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin " bu kanunun 12. maddesinin 3. fırkası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih olan 20.11.1979 ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir.