Başvuru, bir grup akademisyen tarafından yayımlanan bir bildiriye imza veren başvurucunun yurt dışına çıkmasının yasaklanması nedeniyle yurt dışındaki akademik bazı olanaklardan yararlanamamasının özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bir grup akademisyen tarafından yayımlanan bir bildiriye imza veren başvurucunun yurt dışına çıkmasının yasaklanması nedeniyle yurt dışındaki akademik bazı olanaklardan yararlanamamasının özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 31/7/2017 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. Arka Plan Bilgisi Anayasa Mahkemesi başvurucunun imza verdiği bildiriye ilişkin arka plan bilgisinin detaylarına, başvurucunun da başvuranlarından birisi olduğu Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri ([GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, §§ 9-14) kararında yer vermiştir.B. Somut Olaya İlişkin Bilgiler Başvurucu Sharo İbrahim Garip, lisans ve lisansüstü öğrenimini Köln Üniversitesi Ekonomi Bölümünde tamamlamış olan Alman vatandaşı bir akademisyendir. Avrupa'da çeşitli üniversitelerde akademik faaliyetlerde bulunduktan sonra 2014 yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Genel Sosyoloji ve Metodoloji Ana Bilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yapmaya başlamıştır. Başvurucu hakkında başvuruya konu bildiriye imza attığı gerekçesiyle Van Cumhuriyet Başsavcılığınca terör örgütü propagandası yapma suçlamasıyla soruşturma başlatılmıştır. Van Cumhuriyet Başsavcılığı aynı zamanda adli kontrol tedbiri olarak başvurucunun yurt dışına çıkışının yasaklanmasına karar verilmesi amacıyla başvurucuyu Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Van Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/1/2016 tarihli kararı ile başvurucunun yurt dışına çıkmama şeklinde adli kontrol altına alınmasına karar verilmesi talebi reddedilmiştir. Anılan kararın ilgili kısmı şöyledir:"...[Ş]üphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir somut delillerin bulunmadığı, adli kontrol kararı verilebilmesi için CMK'nun ilgili maddelerine göre her şeyden önce 'tutuklama' şartlarının oluşmasının gerektiği, ancak somut olayda söz konusu şartların gerçekleşmediği sonuç ve vicdani kanaatine varıldığı, bununla beraber şüphelilere isnat olunan suçun vasıf ve mahiyetinin değişme ihtimalinin de bulunduğu anlaşıldığından Van Cumhuriyet Başsavcılığının adli kontrol kararı verilme talebinin reddine..." Van Cumhuriyet Başsavcılığının Van Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/1/2016 tarihli ret kararına itiraz etmesi üzerine aynı hâkimlik 20/1/2016 tarihinde itirazın kabulüne ve başvurucunun yurt dışına çıkmamak şeklinde adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir. Anılan kararın ilgili kısmı şöyledir:"...[Ş]üphelinin suçu işlediğine dair suç şüphesinin varlığını gösterir somut delil bulunmadığı gerekçe gösterilmiş ise de, soruşturma dosyasında mevcut açıklama metninin bizatihi delil olduğu, ayrıca şüphelinin Almanya vatandaşı olup üniversite yönetimi tarafından sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin kendisine bildirildiğini savcılık ifadesinde beyan ettiği, bu sebepler ile talep edilen adli kontrol tedbirinin soruşturmanın ve kamu davası açılması halinde kovuşturmanın sürüncemede kalmasını engelleyici nitelikte olduğu hususları dikkate alındığında Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazının kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." Başvurucu hakkında yürütülen soruşturma dosyası, Van Cumhuriyet Başsavcılığının 27/1/2016 tarihli yetkisizlik kararı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Başvurucu, hakkında verilen adli kontrol kararına 23/2/2016 tarihinde itiraz etmiş ancak İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği başvurucu "hakkında verilen adli kontrol kararlarının usul ve yasaya uygun olduğu, kararların gerekçelerine göre yerinde olduğu" gerekçesiyle -itirazdan yaklaşık altı ay sonra- 25/8/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu 25/11/2016 tarihinde, hakkında verilen adli kontrol kararının kaldırılmasını talep etmiş, bu talebi İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği tarafından "atılı suçun yasada ön görülen cezasının üst sınırı, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin oluşu, bu suretle adı geçen şüphelinin adli kontrol kararının sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte bir delilin bulunmadığı, adli kontrol kararının nedenlerinin ortadan kalkmadığı" gerekçeleriyle 21/12/2016 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu 3/6/2017 tarihinde, hakkında verilen adli kontrol kararının kaldırılmasını yeniden talep etmiş, bu talebi İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği tarafından "atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, davanın açılma aşamasında olması, atılı suçun kanunda tanımlı alt ve üst sınırlarının yüksek oluşu, şüphelinin Almanya vatandaşı olması, adli kontrol kararının kaldırılması durumunda ülkeden gideceği ve hakkında açılacak davaları atıl bırakabileceği şüpheleri" gerekçe gösterilerek 12/6/2017 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin ret kararına karşı itiraz etmiştir. Başvurucu itirazında; davet üzerine geldiği Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğünce görev süresinin uzatılmamasına karar verildiğini, bu nedenle Türkiye'de çalışmasının ve geçimini sağlamasının imkânsız hâle geldiğini, kendisine Köln Üniversitesi tarafından yeni bir akademik pozisyon önerildiğini ve Şark İslam Enstitüsünde 2017 yılı yaz dönemi için öğretim üyesi olarak göreve başlaması için davet gönderildiğini ancak söz konusu yurt dışına çıkış yasağı yüzünden bu davete icabet edemediğini ileri sürmüştür. Başvurucu itirazında ayrıca Alman vatandaşı olması nedeniyle başta ailesi ve mülkleri olmak üzere tüm sosyal ve ekonomik ilişkilerinin Almanya'da olduğunu ancak dosyası hakkında henüz iddianame dahi düzenlenmediğini, söz konusu adli kontrol tedbirinin yaklaşık 1 yıl 5 aydır sürdüğünü, gelinen aşamada bu tedbirin artık bir cezalandırmaya dönüştüğünü ve bunun bir dizi temel hak ve özgürlüğünü ihlal ettiğini belirtmiştir. Başvurucunun itirazı, talebin reddine ilişkin İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 12/6/2017 tarihli kararındaki gerekçelerle İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 7/7/2017 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu bir önceki itirazında yer verdiği gerekçelerle bu kez 17/7/2017 tarihinde sunduğu itiraz dilekçesiyle adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep etmiştir. Ancak İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği "İstanbul Sulh Ceza Hakimliği'nin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı" gerekçesiyle 19/7/2017 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin itirazın reddi kararı başvurucuya 31/7/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu aynı tarihte bireysel başvuruda bulunmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bildiriye imza atan tüm akademisyenler hakkında tek bir dosya üzerinden soruşturma yapmakta iken daha sonra her bir akademisyen hakkında ayırma kararları vererek ayrı iddianameler düzenlemiştir. Başvurucu hakkında da terör örgütü propagandası yapma suçlamasıyla 22/11/2017 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. Yargılamayı yürüten İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 19/12/2017 tarihli ilk celsede başvurucu hakkında yurt dışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar vermiştir. Mahkeme 9/4/2018 tarihinde ise başvurucuyu 1 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm etmiş ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Bu karara yapılan itiraz İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince 3/5/2018 tarihinde reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Anayasa Mahkemesi Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri kararında bir grup akademisyen tarafından yayımlanan bir bildiriye imza vermesi nedeniyle başvurucunun mahkûm edilmesini ifade özgürlüğünün ihlali saymıştır. Anayasa Mahkemesinin Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri kararından sonra yapılan yeniden yargılama sonucunda Mahkeme 8/10/2019 tarihinde başvurucunun atılı suçtan beraatine karar vermiş ve karar istinaf edilmeden kesinleşmiştir. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Latife Akyüz, B. No: 2016/50822, 7/9/2021, § 18-27, Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, §§ 46-57; Tamer Mahmutoğlu [GK], B. No: 2017/38953, 23/7/2020, §§ 37-