7. Ceza Dairesi 2009/11205 E. , 2012/26005 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : 4389 sayılı yasaya muhalefet HÜKÜM : Hükümlülüğe Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Suç vasfının tayini yönünden, 800.000.000TL (800,00TL) zimmet eylemine ilişkin 06.08.2004 tarihli tediye fişi üzerindeki mudiye atfen atılan imzanın iğfal kaabiliyetinin bulun
**7. Ceza Dairesi 2009/11205 E. , 2012/26005 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : 4389 sayılı yasaya muhalefet HÜKÜM : Hükümlülüğe Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Suç vasfının tayini yönünden, 800.000.000TL (800,00TL) zimmet eylemine ilişkin 06.08.2004 tarihli tediye fişi üzerindeki mudiye atfen atılan imzanın iğfal kaabiliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için aralarında grafoloji uzmanın da bulunduğu Adli Tıp Kurumu'nun ilgili dairesinden rapor alınmamış olması nedeniyle eksik araştırma bulunduğuna dair Üyeler ... ve Dr. ...'ın görüşlerinin oyçokluğu ile reddine karar verilerek yapılan incelemede; Sanık müdafiinin temyiz itirazları ile katılan vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, Ancak, Ayrıntıları dairemizin 28.01.2011 tarih ve 2010/12075 Esas - 2011/1239 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, tediye fişleri kullanılarak banka parasının zimmete geçirilmesi durumunda, fiilin basit/nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi bakımından, a)Tediye fişinde mudiye ait sahte imza benzetilmiş ve aldatıcı ise 5411 sayılı Yasa'ya göre nitelikli zimmet, sahtecilik mudinin bankada mevcut tatbiki imzaları ile karşılaştırıldığında anlaşılamıyorsa banka aldatılmış olacağından 4389 sayılı Yasa'ya göre de nitelikli zimmet, b)Tediye fişinde mudiye ait sahte imza aldatıcı değil, kabaca incelemede sahte olduğu anlaşılıyorsa 4389 sayılı Yasa ve 5411 sayılı Yasa'ya göre basit zimmet, kabaca incelemede sahte olduğu anlaşılamıyor, ancak detaylı inceleme (Bilirkişi - Grafoloji uzmanı incelemesi vs.) sonucunda iğfal kabiliyetinin bulunmadığı kanaatine varılabiliyorsa 4389 sayılı Yasa'ya göre basit zimmet, 5411 sayılı Yasa'ya göre nitelikli zimmet suçlarının oluşacağı, somut olayda zimmet eyleminin mudinin şikayeti üzerine başlatılan inceleme sonucunda ortaya çıktığı da gözardı edilmeksizin, 15.06.2007 ve 09.12.2004 tarihli bilirkişi raporlarında davaya konu 06.08.2004 ve 16.08.2004 tarihli tediye fişleri ile 16.08.2004 tarihli başka şubedeki mevduat hesabından yapılacak ödemeye ait onay formundaki mudiye atfen atılan imzaların sahte olduğunun; 15.06.2007 tarihli bilirkişi raporunda inceleme konusu 06.08.2004 tarihli tediye fişi ile 16.08.2004 tarihli başka şubedeki mevduat hesabından yapılacak ödemeye ait onay formundaki sahte imzalar ile karşılaştırma belgelerinden olan imza kartonundaki imzalar arasındaki farkın herkes tarafından ve banka görevlilerince de ilk bakışta ve kolaylıkla anlaşılamayacağı cihetle bu sahte imzaların iğfal kabiliyetini haiz olduğunun, inceleme konusu 16.08.2004 tarihli tediye fişindeki sahte imza ile karşılaştırma belgelerinden olan imza kartonundaki imzalar arasındaki farkın banka görevlilerince ilk bakışta ve kolaylıkla anlaşılabilir nitelikte olması nedeniyle iğfal kabiliyetini haiz olmadığının belirtilmiş olması karşısında, 5.000.000.000TL (5000,00TL) zimmet eylemine ilişkin olarak mahkemenin nitelendirmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ise de, 800.000.000TL (800,00TL) zimmet eyleminin hem suç tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Yasa hem de karar tarihinde yürülükte bulunan 5411 sayılı Yasa kapsamında nitelikli zimmet kapsamında kaldığı gözetilerek, 5237 sayılı TCK'nun 7/2.maddesi uyarınca lehe yasa hükümleri olaya uygulanmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, nitelendirmede yanılgı sonucu her iki eylemin de basit zimmet kapsamında kaldığının kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17/10/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Sanık ... hakkında 06.08.2004 tarihli tediye fişi ile 800 TL'si ve 16.08.2004 tarihli tediye fişiyle de 5000 TL'si parayı mudi Mustafa'nın hesabından çekerek zimmetine geçirdiği iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Sanığın zimmet suçunu işlediği sabit olmuştur. Bu konuda bir anlaşmazlık bulunmamaktadır. Sanık her iki tediye fişine de mudi yerine imza atmıştır. 16.08.2004 tarihli 5000 liralık tediye fişindeki imzanın mudi imzasına benzemediği ve aldatıcılık özelliğinin bulunmadığı konusunda da bir anlaşmazlık bulunmamaktadır. 06.08.2004 tarihli 800 liralık tediye fişi üzerinde inceleme yapan Adli tıp belge inceleme uzmanı, mudi yerine atılan imzanın mudi imzasına benzediğini ve aldatıcılık özelliği olduğunu belirtmiştir. Soruşturmadan önce zimmet miktarı toplamı sanık tarafından ödenmiştir. Suç tarihinde 4389 sayılı Bankalar Kanunu yürürlüktedir. Bu kanuna göre mudi yerine atılan imzaların aldatıcılık özelliği yok ise zimmetin niteliksiz olduğu kabul edilmektedir. Yine Dairemiz uygulamalarına göre sonradan yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankalar Kanunu hükümlerine göre mudi yerine imza atılmışsa ve ilk bakışta açıkça mudiye ait olmadığı anlaşılamıyorsa aldatıcılık özelliği aranmaksızın nitelikli zimmet olarak kabul edilmektedir. Bu durum karşısında suç tarihinde yürürlükte olan 4389 sayılı Kanun sanık lehinedir. 16.08.2004 tarihli 5000 liralık fişteki imzanın aldatıcılık özelliği yoktur. 06.08.2008 tarihli fişteki imzanın aldatıcılık özelliği olduğu kabul edilirse 800 liralık zimmet nedeniyle sanık hakkında nitelikli zimmet suçundan 6 yıl yerine 12 yıla hükmedilecektir. Bu durum karşısında söz konusu fişteki imzanın aldatıcılık vasfının bulunup bulunmadığı banka için denetçiler tarafından dikkatlice bakıldığında anlaşılıp anlaşılamayacağı hususlarının grafoloji uzmanının da katıldığı Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi tarafından incelenerek verilecek rapora göre hukuki durumun tayin ve takdiri önem arzetmektedir. Bu eksiklik giderilmeden 06.08.2004 tarihli fişteki imzanın aldatıcılık vasfının olduğuna dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.