4. Hukuk Dairesi 2013/6735 E. , 2013/10486 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ......tarafından, davalı ....... ve diğerleri aleyhine 29/12/2011 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; yargı yolu nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine dair verilen 04/10/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabu…
**4. Hukuk Dairesi 2013/6735 E. , 2013/10486 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ......tarafından, davalı ....... ve diğerleri aleyhine 29/12/2011 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; yargı yolu nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine dair verilen 04/10/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davalı ... yönünden temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Diğer davalılara yönelik temyiz itirazları yönünden: Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, yargı yolu nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur. Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken, kusurları sonucu kişilere zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar görenlerin idare ve kamu görevlileri aleyhine açtıkları maddi ve manevi tazminat davasıdır. Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi, ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır.(TC Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler, emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır. Davaya konu edilen olayda; Davalı ... dışındaki davalılardan ... belediye başkanı, diğer davalılar da belediye meclis üyeleridir ve kusurları nedeniyle verdikleri zararın giderilmesi isteminde bulunulmuştur. Şu durumda, yerel mahkemece kamu görevlisi olan davalılar hakkında, kusuruna dayanılarak açılan davanın husumet yönünden (taraf sıfatı yokluğundan) reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmişse de bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı da gerektirmediğinden, HUMK’nun 438. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.