Başvuru, hâkim olarak görev yapan başvurucu hakkında darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen soruşturmada uygulanan yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, gizlilik kararı nedeniyle hakkındaki belgeleri inceleyememesi ve tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; kararların basına sızdırılarak başvurucunun suçlu gibi gösterilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin; gözaltı sürecinde
Başvuru, hâkim olarak görev yapan başvurucu hakkında darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen soruşturmada uygulanan yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, gizlilik kararı nedeniyle hakkındaki belgeleri inceleyememesi ve tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; kararların basına sızdırılarak başvurucunun suçlu gibi gösterilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin; gözaltı sürecinde ve ceza infaz kurumundaki bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının; hukuka aykırı olarak verilen kararlarla meslekten çıkarılması ve mal varlığına el konulması nedeniyle mülkiyet hakkının; soruşturma aşamasındaki hukuksuz işlemler nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 1/11/2016 tarihlerinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Genel Bilgiler Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde yeniden uzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme (Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiri uygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veya kovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz Yüksek Mahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok kararda FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabul etmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde (E.2017/MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyiz mercii olan- Yargıtay Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerinde verdiği kararlarda (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır. FETÖ/PDY'nin (Genel özelliklerine ilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olarak soruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan, başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzere maddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler Selçuk Özdemir kararında geniş olarak açıklanmıştır (Selçuk Özdemir, § 22).B. Başvurucuya İlişkin Süreç Hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucu, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturma kapsamında 21/7/2016 tarihinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınmıştır. Başvurucu aynı tarihte Yalova Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermiş;ifade alma işlemi sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu, ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Başvurucu müdafii, atılı suçları işlediğine dair dosyada delil bulunmaması nedeniyle müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı 21/7/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle başvurucuyu Yalova Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucu hakkındaki talep yazısında, başvurucunun "FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan mevcutlu olarak gönderildiği" belirtilerek "atılı suçların CMK [Ceza Muhakemesi Kanunu] 100/3-a-11 maddesinde tutuklama nedeni olarak gösterilmesi, FETÖ örgütünün bir kısım üyelerinin olaydan sonra kaçtıklarının tespit edilmiş olması, şüphelinin de kaçma şüphesinin bulunması, delillerin henüz tam olarak toplanmayışı, şüphelilerin delillere tesir edip delilleri değiştirme ihtimallerinin olması" nedenleriyle tutuklanmasına karar verilmesi istenmiştir. Başvurucunun sorgusu Yalova Sulh Ceza Hâkimliğinde 21/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:"Ben savcılıkta ve karakolda ifade vermiştim aynen tekrar ederim, ben öncelikle hakkımdaki yakalama kararıyla ilgili bir hususu açıklığa kavuşturmak istiyorum, uzun zamandan beri boyun fıtığı sorunum vardır, 15/7/2016 tarihinde Yalova Devlet Hastanesinde muayene olduğum doktor Ç.S.nin acele ameliyat olmam gerektiği yönünde bilgi vermesi üzerine ayın gün Marmara Üniversitesi Pendik Devlet Hastanesine sevk üzerine gittim, orada Doç. Dr. A. muayene etti, ortopedi ve fizik tedavi bölümü gördükten sonra ameliyat ile ilgili nihai kararı vereceğini söyledi, ben bu süreçte hakkımda yakalama kararı olduğunu bilmiyordum, sadece ev araması ve açığa alınmış olduğumu biliyordum, ben kendi rızamla ve raporumun bitiş tarihi olan 20/7/2016 tarihinde Yalova'ya dönmeye karar verdim, annemle vedalaşmak üzere evine gitmiştim, tam oradan ayrılırken polisler tarafından göz altına alındım, benim pasaportum ve param olmadığı için zaten herhangi bir yere kaçma ihtimalim yoktur, ayrıca 4 tane çocuğum olduğu için kaçmayı aklımın ucundan bile geçirmem mümkün değildir, benim sormuş olduğunuz FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle hiçbir bağım yoktur, bu örgütle ilgisi olan kişilerle öncesinden bilmeden herhangi bir diyaloglum dahi olmuş ise de bunun kesinlikle bilerek yada örgüt ilişkisi ile ilgisi olması mümkün değildir, ben meslek hatayım boyunca bu örgütten hiçbir yarar sağlamadım, yurt dışına çıkmanın ünvanlı herhangi bir görevim olmadı, benim atamalarımda hiçbir olumlu katkıları olmadı, bilakis tetkik hâkimliğimden sonra Sincan Adliyesinde görev yapmak için talepte bulunmuştum, fakat Gölbaşı'na tayin edildim, Gölbaşı'ndan Sincan'a tayin talebinde bulundum, ancak son anda Yalova'ya tayin edildiğimi öğrendim, sebebini sordum Gölbaşı eski Başsavcısı ve Yargıtay Ceza Dairesi üyesi S.T.nin bana söylediğine göre cemaatçilerin beni Sincan'da istemediğini, bu nedenle de tayinimin Yalova'ya çıktığını öğrendim, HSYK seçim sürecinde FETÖ yada herhangi bir grubun seçim çalışmasına katılmadım, oyumu kullanırken 9 yıl Ankara'da çalışmış olmam nedeniyle komşuluk, büyük bir okul arkadaşları, servis arkadaşlığı gibi kişilerle oy kullandım, bunun dışında da FETÖ ile hiçbir ilişkim ve bağım olmamıştır, bu hususta Yargıtay üyeleri R.H., B.K., Hukuk Dairesi Başkanı B.den bilgi alınabilir, benim Yargıtay Tetkik Hâkimliğine seçilmemde 2004 yılında HSYK üyesi olan A.G. ile Hukuk Dairesi üyesi T.B.nin referansları etkin olmuştur, bu kişilerde benimle ilgili sorular sorulabilir, benim FÖTE'ye herhangi bir kurban ve benzeri bir bağışım olmamıştır, Yalova'da hâkim arkadaşlar ile birlikte ortak kurban kesmekteyim, darbe olayı ile ilgili hiçbir bilgim ve ilgim yoktur, hiçbir kişi ile tanışıklığım yoktur, olayı öğrendiğimde anneme gitmek üzere yoldaydım, eve gittiğimde olayı öğrendim, bu olayı kesinlikle lanetliyorum kendi insanına ateş edecek kadar canileşmiş ruhsuz insanları lanetliyorum, bu tip olaylarla dolaylıda olsa ilişkilendirmekten büyük üzüntü duyuyorum, milletimize karşı yapılan bu cani eylemin en ağır şekilde kınıyorum, ülkemizin seçilmiş hükümetinin sonuna kadar yanındayım, bu nedenlerle üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, ben 4 tane kız çocuğum vardır, büyük kızım bu yıl üniversiteye kayıt yaptıracak diğeri ise seneye üniversite sınavına girecektir, diğer kızlarım ise 11 ve 3 yaşındadır, yaşlı ve hasta annemden başka onlarla ilgilenebilecek hiçbir yakınım yoktur, ayrıca anneminde bakım ve yardıma ihtiyacı vardır, kendisiyle bu hususlarda ilgilenmekteyim, bu nedenlerle çok büyük mağduriyetlere sebebiyet vereceğinden dolayı özellikle şeker, kollestarol, troit ve tansiyon hastası olmam ve günde 12 tane ilaç kullanmam nedenleriyle boyun fıtığı ve dizimdeki menüsküs yüzünden fizik tedavisi görmem gerektiğinden tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmayı talep ederim, aksi halde ev hapsi de dahil olmak üzere adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını talep ediyorum." Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:"...yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen deliller gereğince şüpheli hakkında kuvvetli suç şüphesinin mevcut olduğu, üzerlerine atılı suçun CMK'nın 100 maddesinde sayılan katalog suçlardan oluşu, soruşturma konusuüzerine atılı olan eyleme göre dosya içinde bulunan unsurlar itibariyle soruşturmanın aşaması gözetildiğinde şüphelinin delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme girişiminde bulunabileceği kanaatiyle CMK'nın 100/ maddesindeki tutuklamanedeninin bulunduğu, 15/07/2016 tarihinde adı geçen silahlı terör örgütü tarafından yapılan silahlı kalkışma esnasında teşebbüs sahiplerine direnen TSK ve Emniyet mensuplarıyla birlikte çok sayıda sivil halktan şehit bulunması, bu anlamda kalkışmanın geldiği aşamanın demokratik düzen üzerinde oluşturduğu tahribat, yargılamanın neticesinde verilecek olan ceza miktarı, üzerlerine atılı eylem itibariyle bu aşamada toplanan delillere göresuç vasfına ve eylemin haksızlık-hukuka aykırılık boyutu nazara alındığında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yüklenen suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve kişinin adaletin işleyişine müdahale etme riski olan hallerde tutukluluk tedbirinin uygulanabileceğine ilişkin yerleşik karar ve gerekçelerine göre de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin belirttiği tutuklama tedbirine ilişkin kriter ve ölçütlerin mevcut olduğu, bu itibarla soruşturma konusu suçun niteliği ve kamu davası açılması halinde şüphelinin maruz kalacağı ceza tehdidinin büyüklüğü dikkate alındığında tutuklama tedbirine nazaran CMK-109/3 maddesinde sayılan tedbirlerin hiçbirinin soruşturmanın selametini sağlamak, delil karartılmasını engellemek ve kaçma şüphesini ortadan kaldırmak için yeterli olamayacağı ve tutuklama tedbirinin bu aşamada ölçülü olması nedeniyle CMK 100 maddeleri gereğince TUTUKLANMASINA ... [karar verildi.]" Başvurucu 21/7/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Bursa Sulh Ceza Hâkimliğince 5/8/2016 tarihinde "...Şüphelinin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, ... terör örgütüne üye olma suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutuklamanın genel ilkelerini belirleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5-6 maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 19 maddesi ve Anayasa Mahkemesi'nin 2/7/2013 tarihli 2012/1137 sayılı kararı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin süreklilik arz eden yerleşik içtihatları birlikte değerlendirildiğinde, CMK 100 ve devamı maddelerindeki tutuklama koşullarının oluştuğu, tutuklamanın şüphelilere isnat olunan suçun kanunda öngörülmüş cezasının miktarına ve niteliğine göre tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, şüphelilerin salıverilmesi halinde adaletin işleyişine zarar verecek faaliyetlerde bulunma tehlikesinin varlığı (bkz. Wemhoff - Almanya, 27 Haziran 1968 tarihli karar, prg. 14), başka suçlar işleme tehlikesinin varlığı (bkz. Matznetter - Avusturya, 10 Kasım 1969 tarihli karar, prg. 9) ya da kamu düzeninin bozulması tehlikesinin varlığı (bkz. Letellier - Fransa, 26 Haziran 1991 tarihli karar), hususunda oluşan kanaate göre şüphelinin "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan CMK 100 ve devamı maddeleri gereğince tutuklama gerekçelerinin yerinde olduğu ve kararda bir isabetsizlik bulunmadığı ..." gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı 23/8/2016 tarihli kararıyla başvurucu hakkında yürüttüğü soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Başvurucu, tutukluluk hâline yaptığı itirazlara cevap verilmediğini ve tutukluluğunun devamı kararlarının tebliğ edilmediğini beyan etmiş ve 1/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 10/1/2017 tarihli kararıyla başvurucu hakkında yürüttüğü soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 15/2/2017 tarihli kararıyla başvurucu hakkında yürüttüğü soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayı Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 17/7/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ve ByLock programına ilişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede ilk olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluşuna ve tarihçesine, hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve hangi tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir. Başvurucu hakkında yapılan değerlendirme şöyledir:"...FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yönetici ve mensuplarının büyük bir gizlilik içinde kullandığı şifreli haberleşme sistemi olan Bylock isimli kriptolu haberleşme programını cep telefonu hattı üzerinden kullandığının sabit olduğu, şüphelinin Uyap cep telefonu hat sorgulama kayıtlarında tespit edilen üzerine kayıtlı cep telefon numarası ile Bylock kullanım raporunda yazılı telefon numarasının aynı olduğu, şüphelininmilli güvenliğe tehdit oluşturduğu ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle 23/7/2016 günlü resmi gazetede yayımlanan 667 sayılı OHAL KHK'sı ile kapatılan YARSAV derneğine üyeliğinin tespit edildiği, ifadesinde Üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ/PDY bağlantılı Fem dersanesine gittiğini, üniversite yıllarında aynı cemaata ait yurtta kaldığını, son HSYK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adayı olan, hakkında terör örgütü üyeliğinden soruşturma bulunan ve meslekten ihracına karar verilen Y.S.nin evine geldiğini belirttiği, örgüt lehine seçim sandık başında beklediği, örgütün finans kaynağı olan Bank Asya da hesabının bulunduğu, bu suretle şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu..." Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi 27/7/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/217 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamış, aynı gün yapılan tensip incelemesi ile yetkisizlik kararı vererek dosyanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine ve başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince yapılan tensip incelemesi ile birlikte 9/10/2017 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Bursa Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine ve başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Bursa Ağır Ceza Mahkemesince yapılan tensip incelemesi ile birlikte 14/11/2017 tarihinde karşı yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ve görevli mahkemenin belirlenmesi için Yargıtay Ceza Dairesi Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 30/1/2018 tarihli kararıyla İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 9/10/2017 tarihli yetkisizlik kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Yargılamaya İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) E.2018/68 sayılı dosya üzerinden devam edilmiştir. Başvurucunun 26/2/2018 tarihli tensip incelemesinde "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunun vasıf ve mahiyeti, dosya içerisindeki ByLock sorgulama tutanağına göre sanığın ByLock kullandığına yönelik yapılan tespit, arama-elkoyma tutanakları, araştırma tutanakları ile sanık savunmaları göz önüne alındığında sanık Ramazan ÖZCAN'ın üzerine yüklenen suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olgu ve delillerin bulunması, delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması, tutuklu kalınan süre, öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, sanığın üzerine yüklenen suçun CMK'nın 100/3-a maddesinde sayılan suçlardan olması ve ölçülülük ilkesi dikkate alındığında sanık hakkında adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı" gerekçesiyle tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde 24/5/2018 tarihinde ilk duruşması yapılmış, tutuklu olarak devam eden yargılama sonucunda Mahkemenin 22/11/2018 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tahliyesine karar verilmiştir. Kararın ilgi kısmı şöyledir:"... sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiş, ayrıntıları yukarıda belirtildiği üzere, hakkındaki tanık beyanları ve de ByLock'u kullandığının Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığının mahkememize gönderdiği kayıtlardan açık bir şekilde anlaşılması karşısında, global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ silahlı terör örgütü için oluşturulan ve mensuplarınca kullanılan ByLock'u örgütün hiyeyarşik yapısı kapsamındaki haberleşmesinde gizliliği temin etmek için dosya kapsamında tespit edilen tarihlerde kullandığı anlaşılan sanığın; anılan iletişim sisteminin niteliği ile hakkındaki diğer tespitler göz önüne alındığında, sübutu kabul edilen diğer eylem ve faaliyetlerine göre "FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği mahkememizce kabul edilmekle ..." Başvurucu, hakkında verilen hükmü istinaf etmiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla İstanbul Bölge Adliye (İstinaf) Mahkemesinde derdesttir. Öte yandan Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu 24/8/2016 tarihinde söz konusu yapı ile meslekte kalmasıyla bağdaşmayacak nitelikte bağının olduğunu değerlendirdiği başvurucunun meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına oybirliğiyle karar vermiştir. İlgili ulusal hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-