Başvuru, kişilik haklarına zarar verildiği gerekçesiyle açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kişilik haklarına zarar verildiği gerekçesiyle açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 9/7/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuruya konu olaylara ilişkin süreçte aile hekimi olarak görev yapmaktadır. Eşinin tarafı olduğu idari davada, eşi ile bağlantılı olarak kendisi ve mesleği hakkında kullanılan ifadelerin kişilik haklarına zarar verdiği iddiasıyla 23/10/2017 tarihinde F.Y. isimli kişi aleyhine 000 TL manevi tazminat istemiyle dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, matematik öğretmeni olarak görev yapan eşine görev yaptığı eğitim kurumu müdürü F.Y.nin performans notu olarak düşük bir puan vermesi üzerine eşinin açtığı davaya okul müdürü F.Y.nin sunduğu cevap dilekçesinde yer alan "...öğretmenimizin eşi evinde raporu yazıp çıktısını almakta kaşesini basıp imzalayarak..." ve "...hatta raporların bir kısmında teşhis ve tedavi dahi yazılmamaktadır..." şeklindeki ifadelerin, kendisinin meslek etiğine aykırı hareket ettiği anlamı taşıdığını, söz konusu ifadelerin iftira niteliğinde olduğunu, bu iddialarla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürmüştür. İzmir Asliye Hukuk Mahkemesince (Mahkeme) görülen davaya sunduğu cevap dilekçesinde F.Y., ileri sürdüğü iddialarının yargılamaya konu somut olayın açıklanabilmesi ve ortaya konulabilmesini sağlamaya yönelik olduğunu ifade etmiştir. Bu kapsamda, başvurucunun eşinin öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği yasal sorumluluklardan kaçınmakta olduğunu ve bu amaçla okul idaresine birçok kez dilekçe verdiğini, aile hekimi olan eşinin kendisi için hazırladığı raporları da okul idaresine sunarak nöbet listesine yazılma ve başka bazı görevleri üstlenmekten kaçındığını, dilekçelerine verilen cevapları yeterli bulmayıp defalarca idare ve yargı mercilerine başvurularda bulunduğunu, bu başvuruların okul idaresi lehine sonuçlandığını ileri sürmüştür. F.Y. konuya ilişkin açıklamalarını bir bütün olarak mahkemeye sunduğunu, başvurucuya yönelik olarak iftira, hakaret, aşağılama veya başvurucunun saygınlığını zedeleme amacının olmadığını ifade etmiştir. Başvurucu ek beyanlarında; F.Y.nin yargı huzurunda kendisini sahte raporlar düzenleyen bir doktor olarak gösterdiğini, idari yargılamaya ilişkin süreçte iddia ettiği gibi söz konusu raporların hastalık raporu değil çalışabilirlik raporu olduğunu, söz konusu raporlarda tedavi bitiş tarih ve saatinin açıkça yazıldığını, F.Y.nin iddia ettiği gibi raporları evde düzenlemenin mümkün olmadığını ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca F.Y.nin birçok iddiasının yalan olduğunu, eşinin söz konusu idari ve yargısal başvurularının idare lehine değil kendi lehine sonuçlandığını ifade etmiş; buna ilişkin yargı kararlarını beyanına eklemiştir. Başvurucu gerçeğe dayalı olmayan ve hiçbir belgeye dayanmayan çeşitli iddialarla kişilik haklarına zarar verildiği iddiasını tekrarlamıştır. Mahkeme; F.Y.nin beyanlarının tazminatı gerektirir nitelikte haksız fiil oluşturmadığını, ayrıca başvurucu hakkındaki ifadelerine ilişkin olarak başvurucu tarafından eşi için düzenlenmiş raporları dosyaya sunduğunu, dolayısıyla raporlarla beyanlarını ispatladığını değerlendirerek 15/5/2018 tarihli kararıyla davanın kesin olarak reddine karar vermiştir. Nihai karar, başvurucuya 21/6/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 9/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun eşine performans değerlendirme notu olarak düşük bir not verilmesi işlemine ilişkin olarak yapılan yargılama UYAP aracılığıyla incelenmiştir. İzmir İdare Mahkemesince (İdare Mahkemesi) görülen davada, başvurucunun eşi ile ilgili olarak performans değerlendirme notunun ilgili mevzuatta öngörülen nesnel ve tarafsız olma şartına uygun olmadığı değerlendirilmiş ve 19/7/2017 tarihinde işlemin iptaline karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; performans değerlendirme formunda gözleme dayalı olarak değerlendirilebilecek kriterler bulunduğu gibi somut bilgi ve açıklamalara dayandırılabilecek nitelikte olan kriterlerin de bulunduğu, bazı kriterlere eksik puanlar verilmiş olmakla birlikte hangi yönlerden eksik olduğu ve bu eksikliği kanıtlayan bilgi ve belgelerin ortaya konulamadığı, ayrıca savunma dilekçesinde de bu hususlarla ilgili herhangi bir açıklamaya yer verilmediği değerlendirilmiştir. Karar, kanun yolu incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. A. Ulusal Hukuk İlgili mevzuat ve yargı kararları için bkz. Ali Abbas Yalman, B. No: 2015/11456, 19/4/2018, §§ 15-B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumda gerekli bulunan müdahaleler dışında, kamu makamları tarafından hiçbir müdahale yapılamaz." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kişilerin itibarının kişisel kimliklerinin ve psikolojik bütünlüklerinin bir parçası olduğunu ve Sözleşme'nin maddesi kapsamında korunduğunu belirtmektedir (X ve Y/Hollanda, B. No: 8978/80, 26/3/1985, § 22; Pfeifer/Avusturya, B. No: 12556/03, 15/11/2007, § 35). AİHM'e göre bu durumda kişilerin şeref ve itibarlarına yönelik saldırının belirli bir ağırlık düzeyine ulaşması ve kişisel yararlara zarar verici nitelik arz etmesi gerekir (A./Norveç, B. No: 28070/06, 9/4/2009, § 64).