6. Hukuk Dairesi 2024/101 E. , 2024/608 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iflas davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmişse de 6100 sayılı Kanunun 369 ncu maddenin i
**6. Hukuk Dairesi 2024/101 E. , 2024/608 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iflas davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmişse de 6100 sayılı Kanunun 369 ncu maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2010 yılında tahvil çıkartmak yolu ile 200.000.000 USD borçlandığını, ... ... Piyasası'ndan ihraç edilen bu tahvilin bankalarda aracı kurumlar tarafından elektronik ortamda satıldığını ve müvekkilinin 08.11.2010 tarihinde tahvil satın aldığını, tahvilin hali hazırda ....... Şubesi'nde bulunan emanet hesabında durduğunu, davalının vadesi dolan tahvillerin ana para ve son kupon ödemesini yapmadığını, davalı aleyhine iflas yolu ile icra takibi yapıldığını, davalının takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın kaldırılmasını ve davalının iflasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tahvil sözleşmesi uyarınca tahvillerin yurt dışına ihraç edildiğini, Türkiye'de satışa sunulmadığını ve satış işlemlerinin yurt dışında yapıldığını, tahvillerin ödeme yerinin Türkiye olmadığı gibi ödeme aracısı sıfatıyla hareket eden tahvil sözleşmesi tarafının da yurt dışında kurulu başka bir şirket olduğunu, tahvil sözleşmesinin yabancı bir ülkede imza edildiğini, taraflarca yabancı mahkemelerin yetkili kılındığını ve yabancı hukukun uygulanmasının kararlaştırıldığını, huzurdaki davada davacının iflas talebinin dinlenebilmesi için öncelikle alacaklı olduğunu ispatlaması gerektiğini, alacağın tespiti yönünden ise münhasıran yetkili mahkemenin İngiliz Mahkemeleri olduğunu, ayrıca bu kararın Türkiye'de delil olarak sunulabilmesi veya uygulanabilmesi için öncelikle bu kararın Türk Mahkemelerince tenfiz edilmesi gerektiğini, tahviller konusunda işlem yapma yetkisinin ancak tahvil sözleşmesinin tarafları ve orada yetkilendirilen yabancı finans kuruluşları olduğunu, bu yönü ile davacı tarafından sunulan delillerde hak sahipliği ve talebin tahvil sözleşmesi ve eklerine uygun olduğunu gösterir herhangi bir bilgi bulunmadığını, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının tahvil sözleşmesine veya başka herhangi bir sözleşmeye ilişkin dayanağı olmaksızın adi yazılı ve geçmiş tarihli belgelere dayanarak alacak iddiasında bulunduğunu, tahvil sözleşmesi 10 Kasım 2010 tarihli olup tahvillerin de aynı tarihte ihraç edildiğini, buna karşın davacının satın alma işlem belgesi olarak sunduğu belgede işlem tarihinin 8 Kasım 2010 olarak belirtildiğini, bu çelişkinin dahi tek başına davacının müvekkili nezdinde herhangi bir alacak iddiasını kanıtlayamadığını açıkça gösterdiğini, beyan ederek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından her ne kadar 100.000 USD tutarındaki tahvil nedeni ile davalının iflası talep edilmiş ise de, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında da anlaşılacağı gibi, davacının söz konusu tahvilin sahipliğini ispatlaması için tahvil sözleşmesi uyarınca kayıt kuruluşu olan ... ... ... ... Ag'den tahvil sahipliğinin bilgisini yazılı olarak doğrulatmasının gerektiği, mevcut doğrulamanın davacı tarafından dosya kapsamına sunulmadığı, davacının söz konusu tahvilin kayıt sahipliğini tahvil sözleşmesi uyarınca ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hak sahipliğini gösterir belgenin dosyaya getirilmesi gerekmediği gibi kanuni bir zorunluluk da olmadığını, taraflarınca dosyaya sunulan emanet hesabı ekstresi ve diğer tüm sundukları belgelerin zaten müvekkilinin hak sahipliğini kanıtladığını; müvekkilinin tahvil sahipliğini gösterir münferit belgenin ya da tüm tahvil sahiplerini gösterir kayıtların davalı tarafından ibrazının taraflarınca talep edildiğini, ancak mahkemenin bu delilleri hukuka aykırı bir şekilde toplanmadığını, davalı tarafın yabancı mahkemelerin bilgi taleplerini bu şekilde reddedecek bir kuruluşu sözleşmede ana para ödemesine aylar kala yaptığı değişiklik ile kayıt kuruluşu olarak seçmiş olmasının kötüniyetli olduklarının göstergesi olduğunu, hiç bir şekilde sözleşmede yer alan yetki şartının geçerli olduğunu kabul etmemekle birlikte, sözleşme bu şekilde düzenlenirken sözleşme değişikliği ile İngiltere Mahkemelerine yetki verildiğini ve kayıt kuruluşu olarak Almanya'da mukim bir bankacılık şirketinin atandığını, tahvil sözleşmesinde tahvil sahiplerinin mülkiyeti kanıtlamalarının kayıt kuruluşunun vereceği belgelere bağlanmış olduğu hükmü de dikkate alındığında, davalı şirketin yaptıkları bu kurnazca değişiklikle, bir uyuşmazlık halinde herhangi bir tahvil sahibinin, bu sıfata dayanarak davalıdan talepte bulunmasının önüne geçilmesini sağladığını, davalının bu değişiklik ile bütün ispat haklarını ortadan kaldırmaya çalışarak ve ispata elverişli belgelere erişimin mümkün olmadığını bilerek kötüniyetle davranmış olduğunu; müvekkilinin tahvil üzerinde hak sahipliğinin bulunduğu kanaati oluşmadığından ne müvekkilinin ne de yerel mahkemenin erişiminde olmayan belge hakkında HMK'nın 220. maddesinde düzenlenen hükmün uygulanmasının talep edildiğini, ancak taleplerinin hukuki koruma altında olmasına rağmen reddedildiğini, taraflarınca yerel mahkemeden davalının defterinin tutulması için iflas müdürlüğüne görev verilmesinin talep edildiğini, ancak bu konu hakkında da herhangi bir kararın mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, kaldı ki davalının uluslararası ve ülke içinde 200.000.000 US$ borcu bulunduğu somut verilerle sabit iken ve davalının mal kaçırma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu gözetildiğinde, mahkemenin bu yöndeki taleplerini hiç değerlendirmemiş oluşunun, müvekkili nezdinde ciddi zarar tehlikesi oluşturduğunu ve bu tehlikenin halen devam ettiğini, mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iflas takibine yapılan itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 nci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 155 ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle ; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.