Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa itiraz yolunun etkin olarak kullanılamaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; çelişkili tanık beyanları esas alınarak hukuka aykırı karar verilmesi, başvurucu lehine olan delillere itibar edilmemesi ve makul sürede yargılama yapılamaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa itiraz yolunun etkin olarak kullanılamaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; çelişkili tanık beyanları esas alınarak hukuka aykırı karar verilmesi, başvurucu lehine olan delillere itibar edilmemesi ve makul sürede yargılama yapılamaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 12/9/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilir olduğuna, esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Osmaniye Sulh Ceza Mahkemesinin 2/4/2008 tarihli kararı ile kasten insan öldürme suçundan tutuklanmıştır. Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 18/4/2008 tarihli iddianamesi ile kasten insan öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarını işlediği iddiasıyla başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. Osmaniye Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 22/12/2011 tarihli kararı ile kasten insan öldürme, kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından başvurucunun mahkûmiyetine karar verilmiştir. Mahkeme, hüküm ile birlikte başvurucunun tutukluluğunun devamına da karar vermiştir. Temyiz incelemesi sonucunda hüküm, Yargıtay Ceza Dairesinin 5/11/2012 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma sonrasında yargılamaya devam eden Osmaniye Ağır Ceza Mahkemesi, 5/3/2013 tarihli kararı ile başvurucunun, 2 ayrı kasten insan öldürme suçundan toplam 40 yıl hapis, kasten yaralama suçundan 2 yıl 6 ay hapis, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkemece hüküm ile birlikte “verilen ceza miktarı, sanıkların işlediği iddia edilen suçun 5271 Sayılı CMK’nın maddesinde sayılan suçlardan oluşu, sanıkların tevkif tarihleri ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı dikkate alınarak” başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:"Tüm dosya kapsamı, sanık savunmaları, katılanların iddiası, tanık beyanları, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlar, otopsi tutanakları, silah ve parmak izlerine ilişkin ekspertiz raporları, Osmaniye Asliye Ceza Mahkememiz dosyası ile birleştirilen 2007/488 esas 2008/303 karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;...maktul N.nin Saray Kıraathanesi yakınlarında olduğunu haber alan sanıklar Güven ERSOY, K.B., B. ve K.B.nin babası olup, olayda ölen; İ.B.nin silahlarını alarak beklemeye başladıkları, maktul Z. ve N.nin içinde bulundukları oto, sokağın köşesine geldiğinde, sanık Güven ERSOY tarafından durdurulduğu, sanık Güven’in ele geçirilemeyen tabancası ile aracın arka koltuğunda oturan N.nin kolundan tutarak 'aşağı in lan' şeklinde bağırıp silah zoruyla dışarıya çıkardığı, bu hususun taraflar ile husumeti bulunmayan müşteki H.Ç.nin beyanı ile sabit olduğu, bunun üzerine araçta bulunan Maktul Z.nin bu olaya müdahale ederek aralarına girdiği, “Güven abi yapma, biz namusuz, tepelemeyelim birbirimizi, boş ver, barışın gitsin” şeklinde sözler söylemesine rağmen, sanık Güven’in; N.yi arabadan indirme konusunda ısrarcı olduğu, bu sırada diğer sanıklar K. ve ile olayda ölen İ.B.nin de kendilerinin bulunduğu kahvehaneden çıkarak tartışmanın olduğu yöne doğru yöneldikleri, bu sırada Güven’in N.ye ateş ettiği, yaralanan N. ile olayda ölen; maktul Z. ve geldikleri aracın sürücüsü olan müşteki H.Ç.nin, hemen aracın arkasına doğru geçerek siper aldıkları, ancak Güven ve diğer sanıklar K., ve olayda ölen İ.B.nin de ellerinde silahla olaya karıştıkları, karşı taraftan yani bu kişilerin bulunduğu taraftan otonun arkasına gizlenen N., Z. ve H.ye doğru ateş edilmeye başladıkları, bu ateş edilme üzerine maktul Z.nin de daha önce N.den almış olduğu tabancayı çekerek karşılık verdiği, bu çatışma sonrasında maktul Z., maktul N., müşteki H. ve olayın karşı tarafında bulunan daha sonradan ölen İ.B.nin yaralandıkları, olay yerinden hastaneye kaldırılan bu yaralılardan N. ve İ.B.nin 9/12/2007 tarihinde Z.K.nin ise 10/12/2007 tarihinde hastanede tedavileri yapılırken vefat ettikleri anlaşılmıştır. Olaydan hemen sonra K.B., B. olay yerinden ayrılmış, Güven Ersoy firar etmiştir....Her ne kadar sanıklardan Güven Ersoy olay yerinde bulunmadığını ileri sürmüş ise de soruşturma aşamasında olaydan hemen sonra ifade veren A.R.U. ilk ifadesinde K. ve yi teşhis etmiş, ancak görse tanıyabileceği orta boyda, şişman, 30 – 35 yaşlarında bir şahsın daha karşı tarafa ateş ettiğini belirtmesi üzerine Güven Ersoy’un yakalanmasından sonra teşhis yaptırıldığında şahsın teşhise katılan 5 kişi arasında olmadığını belirtmiş, Güven Ersoy’un fotoğrafı gösterildiğinde Güven’i teşhis ettiği, 10 dakika sonra yeniden Cumhuriyet Başsavcılığına giderek canlı teşhis işlemi yaptırıldığında Güven Ersoy’u teşhis ettiğini ancak korkmasından dolayı o şekilde ifade verdiğini belirtmesi dikkate alındığında tanığın soruşturma aşamasındaki ifadesine itibar edilmiş, ayrıca Güven’in kardeşi E.nin olaydan hemen sonra Güven’in telaşlı ve tedirgin bir şekilde eve geldiğini, çocuklarını arayamadığını bu nedenle çocuklarını getirmesini söylediğini belirtmesi, bu sanığın olaydan hemen sonra firar etmesi, akabinde Ö.K. adına düzenlenmiş kendi resminin yapıştırıldığı sahte sürücü belgesi ile yakalanması, ilk olayda N. ve O. tarafından ateş edildiğinde yaralanması dikkate alındığında Güven’in de ateş eden sanıklar içerisinde bulunduğu ve suça doğrudan katıldığı mahkememizce kabul edilmiştir. " Anılan karar, başvurucuya duruşmada tefhim edilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde, hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına karşı itiraz yoluna gidildiğine dair bilgi ve/veya belge sunulmamıştır. Başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet hükmünü temyiz etmiştir. Başvurucu, Yargıtay Ceza Dairesine gönderdiği 5/7/2013 tarihli dilekçesi ile tahliyesine de karar verilmesini talep etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 23/6/2014 tarihli ve E.2014/2329, K.2014/3591 sayılı kararıyla başvurucu hakkında kasten insan öldürme ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına; kasten yaralama suçundan verilen hükmün ise “kullanılan silahın elverişliliği, sanıkların maktüller ve mağdur arasında ayrım yapmaksızın üçünün üzerine doğru çok sayıda ateş etmeleri ve aynı olayda N. ve Z.'yi öldürmeleri hususları birlikte dikkate alındığında, açığa çıkan kastlarının öldürmeye yönelik olduğu anlaşıldığı halde, kasten öldürme suçuna teşebbüs yerine yazılı şekilde suçun niteliğinde yanılgıya düşülerek kasten yaralamadan hüküm kurulması” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Anılan Yargıtay kararında, ayrıca başvurucunun tahliye talebinin reddine de karar verilmiştir. Bozma sonrasında yapılan yargılamada Mahkemenin 18/11/2014 tarihli kararıyla başvurucunun hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Temyiz üzerine hüküm, Yargıtay Ceza Dairesinin 9/11/2016 tarihli kararıyla düzeltilerek onanmıştır.