6. Hukuk Dairesi 2012/16623 E. , 2012/15174 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahk.sıfatı ile) DAVA TÜRÜ : Alacak Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ziynet eşyalarının aynen iadesi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş…
**6. Hukuk Dairesi 2012/16623 E. , 2012/15174 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahk.sıfatı ile) DAVA TÜRÜ : Alacak Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ziynet eşyalarının aynen iadesi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir. Davacı vekili, müvekkiline ait ziynet eşyalarının evlendikleri tarihten bir süre sonra davalı koca tarafından baskı ve dayak ile davacıdan alındığını ve iade edilmediğini belirterek ziynet eşyalarının aynen iadesi olmadığı takdirde bedelinin tahsili isteminde bulunmuştur. Davalı ise fiili olarak ayrıldıkları tarihte köydeki gelenek gereği herkesin eve getirdiği eşya, takı ve elbiseleri geri alması suretiyle paylaştıklarını bildirmiş, duruşmadaki beyanında ise davacının evi terkederken ziynet eşyalarını yanında götürdüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece dava konusu ziynet eşyalarının davacı koca tarafından zorla alındığı ve iade edilmediği davacı tarafından ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının evlilik birliği içinde davalı koca tarafından zorla alınıp iade edilmediğini ileri sürmüş, davalı koca ise altınların davacı tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.