T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/905 KARAR NO : 2026/464 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25.12.2023 NUMARASI : 2021/271 Esas 2023/921 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Maddi Ve Manevi Tazminat) KARAR TARİHİ : 13.03.202…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/905 KARAR NO : 2026/464 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25.12.2023 NUMARASI : 2021/271 Esas 2023/921 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Maddi Ve Manevi Tazminat) KARAR TARİHİ : 13.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 06.04.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde; 21.04.2014 tarihinde davalı ... idaresinde bulunan, davalı ... adına kayıtlı ve davalı ... şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın yaya ...'e çarparak ölümüne neden olduğunu, araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davacıların müteveffanın anne, baba ve kardeşleri olduğunu, olay tarihinde 19 yaşında ve Cumhuriyet Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümü öğrencisi olan desteğin vefatı nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 1.000,00 TL. destekten yoksun kalma tazminatı, 500,00 TL cenaze ve defin giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müteveffanın annesi ... için 60.000,00 TL, babası ... için 40.000,00 TL, kardeşleri ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL'den toplam 180.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında davacı baba ... için 26.569,17 TL anne ... için 34.603,14 TL olarak ıslah etmiş, 18.11.2016 tarihli dilekçesi ile dava konusu kazaya neden olan aracın davalı ... adına kayıtlı ise de ... İnşaat Mad. Tur. Tic. AŞ tarafından kiralandığını, HMK'nın 124. maddesi gereğince ... yerine ... İnşaat Mad. Tur. Tic. AŞ'nin davalı gösterdiklerini beyan etmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde, kazaya karışan ... plakalı aracın davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, davacılara davadan önce 28.059,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, davalının kusur oranına isabet eden tazminatı ödediğini, yolun bakım ve onarımından idarenin kusurlu olduğunu, kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı Olmaktan Çıkarılan ... vekili; davalıya ait ... plakalı aracın aracı kaza tarihinden önce 25.04.2013 tarihli uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ile dava dışı ... İnşaat Mad. Tur. Tic. AŞ'ne kiralandığını, kaza tarihinde aracın işleten sıfatının ... İnşaat Mad. Tur. Tic. AŞ olduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... İnşaat Madencilik Tur. Tic. AŞ vekili; davacı tarafın dürüstlük kuralına uygun hareket etmediğini, taraf değişikliği talebinin reddi gerektiğini, aracın işleticisinin davalı şirket olmadığını, davalının sadece kiracı olduğunu, davalıya husumet yönlendirilmesinin hatalı olduğunu, davalı ... tarafından dosyaya sunulan 20.05.2013 tarihli makine araç kira sözleşmesinin 10. maddesinde "makinenin sebebiyet verdiği her türlü iş kazası için maddi ve manevi sorumluluk mal sahibine aittir. İş güvenliği kurallarına uyulmaması durumunda doğabilecek bütün müeyyideler mal sahibine aittir." düzenlemesinin bulunduğunu, sorumluğunun ...'ya ait olduğunu, müteveffanın kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunu, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmadığını zamanaşımı ve husumet itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ...'na usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen savunma yapmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen 08.11.2018 tarihli, 2014/1244 Esas 2018/804 Karar sayılı kararın, davacılar vekili, davalı davalı ... İnşaat Mad. Tur. Tic. AŞ vekili ve davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 18.03.2021 Tarihli 2019/327 E. 2021/525 K. Sayılı kararı ile kaldırılmasından sonra yeninden yapılan yargılama neticesinde Mahkemece; Davanın, trafik kazası nedeniyle açılan destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu; 02.11.2018 tarih ve 2014/1244 Esas-2018/804 Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın, davalılar ... İnşaat ..AŞ, ... Sigorta AŞ ve davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 2019/327 Esas, 2021/525 Karar sayılı ilamı ile kaldırıldığı; Kaldırma kararı sonrasında, kesinleşen ceza davasında benimsenen 15.07.2014 tarihli bilirkişi raporunda kusur değerlendirmesine dair maddi olgular ve özellikle yüksek mahkemenin, dava konusu kazanın sigortalı araç sürücüsü davalı ...'nun sevk ve idaresindeki minibüs ile gece vakti, aydınlatma olmayan, meskun mahal, tek yönlü yolda ve yağmurlu havada, sağ şeritte seyir halinde iken, yolun sağındaki 3 metre genişliğindeki arıza şeridinde yürümekte olan maktul ...'e, arıza şeridinde fren izi olmadan çarptığına dair tespit ve kabulü bağlayıcı olup, bu maddi olgular nazara alınarak kaldırma kararı sonrasında Karayolları Eski Fen Heyetinden oluşan 3 kişilik bilirkişi kurulundan alınan kusur raporu ile; davalı ...'nun kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...'in ise, yaya kaldırımı bulunmayan kesimde banket içinde yürüdüğü esnada gerisinden gelip kontrolünü kaybederek kaplama dışına çıkan araç tarafından çarpılmış olmasında, olayın oluşumuna etki eden kusurlu davranışının bulunmadığından olayda kusursuz olduğunun tespit edildiği, davalı işleten vekili, olayda sürücünün fren tedbirine başvurmadığını, kendi seyrinde devam ederken müteveffanın arıza şeridine çıktığını, kazanın bu şekilde gerçekleştiğini, esasen ceza mahkemesi tarafından da olayın bu şekilde kabul edildiğini savunarak kusur raporuna itiraz etmiş ise de; dosya kapsamında desteğin yürüdüğü yolun genel olarak araçların park ettiği, yayalar için tehlike oluşturmayan, davalı sürücünün seyir halinde olduğu sağ şeridin de sağında bulunan bir konum olduğu anlaşıldığı, Yargıtay 12. Ceza Dairesi tarafından tesis edilen 28.04.2016 tarih ve 2015/10720 Esas-2016/7451 Karar sayılı ilamda; sanığın idaresindeki minibüs ile sağ şeritte seyir halinde iken, yolun sağındaki 3 metre genişliğindeki arıza şeridinde yürümekte olan ölene, arıza şeridinde fren izi olmadan çarptığı ve olayda tam kusurlu olduğu kabul edilerek alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verildiği, yüksek mahkeme, davalı sürücünün kendi şeridi dışına çıkarak ve fren tedbirine başvurmayarak davacılar desteğine çarpıp ölümüne sebebiyet verdiğini kabul ettiği, davalı sürücüyü tam kusurlu bularak, taksirinin yoğunluğu da nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesini istediği, bu tespit ve değerlendirmelerin bağlayıcı olduğu gibi ceza mahkemesi dosyasında davalı sürücünün fren tedbirine başvurmadığı kabul edilerek düzenlen rapor ile mahkeme dosyasında alınan ve davalı sürücünün fren tedbirine başvurduğu kabul edilerek düzenlenen raporda da davalı sürücü tam ve %100 kusurlu bulunduğu, aksi halde, yani; desteğin taşıtlara ayrılmış ve tehlike arz eden yolda yürüdüğü esnada kazanın meydana geldiğinin kabulü, olayın oluşumunda desteğin tam kusurlu ve davalı sürücünün ise kusursuz olduğu sonucunu doğurur ki, bu kabul; olayın gerçekleşme şekline ve maddi bulgulara uygun düşmediğinden davalı işleten vekilinin itirazları yerinde görülmediği; kusura yönelik itirazlar değerlendirildikten sonra, destek zararının hesaplanması açısından aktüer hesap raporu alınarak tazminat miktarının belirlendiğini, hesaplanan miktarın, daha önce hüküm altına alınan maddi tazminatın üzerinde hesaplandığı, davacının daha önce manevi tazminata yönelik olarak kusur itirazlarını belirterek kararı istinaf etmiş olması nedeniyle, dava önce hüküm altına alınan tazminat miktarı açısından davalılar lehine usuli kazanılmış hak olduğundan, daha önce hüküm altına alınan miktarla sınırlı olarak destek tazminatına yönelik karar vermek gerektiği, cenaze ve defin giderine yönelik olarak ise, davacıların cenaze ve defin masraflarına yönelik istemlerinin taraflarca istinaf konusu edilmediği anlaşılmakla; kabulüne; taleple bağlı kalınarak 500,00 TL cenaze ve defin masrafının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili gerektiği; davacıların manevi tazminata yönelik taleplerine ilişkin olarak; davaya konu trafik kazasında desteğin kusurunun bulunmaması, desteğin genç yaşta ölümü nedeniyle davacıların yaşadığı elem, ızdırap ve travma, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli ile günün ekonomik koşulları ve hakkaniyet ilkesi nazara alınarak, davacıların manevi tazminat istemlerinin tümden kabulüne, karar vermek gerektiği; davada taraf olmaktan çıkarılan ... lehine önceki kararla, hüküm altına alınan yargılama giderleri ve vekalet ücreti aleyhine istinaf bulunmadığından, kesinleştiği anlaşılmakla, önceki karar ile hüküm altına alınan vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği; gerekçesiyle; "Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulüne; davacı ... lehine 26.569,17 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile davacı ... lehine 34.603,14 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 61.172,31 TL'nin (davalılar ... Sigorta AŞ. ve ... İnşaat Maddencilik Tur. Tic. AŞ yönünden, davacı ... lehine 19,563,50 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile davacı ... lehine 34.603,14 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 54.166,64 TL'den sorumlu olmak üzere) 21.04.2014 kaza tarihinden (davalı ... yönünden 27.08.2014 temerrüt tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, davacıların cenaze ve defin gideri yönelik davasının kabulüne; 500,00 TL cenaze ve defin giderinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, davacıların manevi tazminat davasının kabulüne; davacı ...'in lehine 40.000,00 TL, davacı ... lehine 60.000,00 TL, davacı ... ... lehine 20.000,00 TL, davacı ... (...) lehine 20.000,00 TL, davacı ... lehine 20.000,00 TL, davacı ... lehine 20.000,00 TL olmak üzere toplam 180.000,00 TL manevi tazminatın 21.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ... İnşaat Mad. Tur. Tic. AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,” karar verilmiş, hüküm davalı ... İnş. Madencilik Tur. Tic. AŞ vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Kusur değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, vefat edenin yaya yolu olduğu halde taşıt yolunu kullandığını, konumun daha iyi anlaşılması açısından, Kaza Tespit Tutanağındaki Kroki ve Tapu Kadastro Parsel Sorgudaki kroki uygulandığında, yol kenarındaki taşınmazlar ile, Karayolu üzerindeki taşıt yolu arasında boşta kalan arazi olduğunu, taşıt yolu üzerindeki arıza şeridinin ise bundan sonra olduğunu, dolayısı ile özel mülkler ile taşıt yolu arasındaki yolun yaya yolu olduğunu, bu durumda vefat edenin arıza şeridinde yaya olarak bulunması nedeniyle, kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, bu nedenle mahkemenin banket kısmında yayanın yürümesinin olaya etkisi olmadığına yönelik gerekçesinin yerinde olmadığını, özel mülk ve yol arasındaki krokide 5 m. gösterilen alanın yaya yolu olduğundan şüphe olmadığı, Kaza Tespit Tutanağında da, bu nedenle kusur verildiği gibi, Ceza dosyasının temelini oluşturan iddianamede de, isabetli şekilde kazazedenin taşıt yolunda yürüdüğünden bahisle asli kusurlu kabul edildiğini, yaya yolu varsa yayanın buradan yürümesi gerektiğini, bu nedenle tüm kusurun davalı araç sürücüsünde olduğunu kabul etmediklerini, ayrıca kesinleşen Ceza Mahkemesi dosyasında asli kusurun davalıya verilmesinin tüm kusurun davalıda olduğunu göstermeyeceğini, nitekim Adli Tıp Kurumun’dan alınan raporda araç sürücüsünün asli %75 oranında, davacının %25 oranında kusurlu olduğunun kabul ediliğini; kaza vaktinin gece, havanın yağışlı, yol yüzeyinin ıslak görüş mesafesinin kısa, vefat edenin de koyu renk kıyafetlerle yürüdüğünün gözetilmesi gerektiğini, ayrıca tanık ... anlatımına göre de kulaklık ve telefon ile konuştuğunun da gözetilmesi gerektiğini, yine vefat edenin trafiğin akış yönünde yol kenarında yürüdüğü içinde asli kusurlu olduğu, yolun solunda yürümesi gerektiğini, bu nedenle raporu oluşa uygun olmadığını; aktüer hesaplamanın da yanlı olduğunu, 04.10.2022 tarihli raporda usuli kazanılmış hak oluşup oluşmadığına bakılmaksızın TRH 2010 Yaşam Tablosu 2022 yılı geliri ve progresif rant uuygulandığını, oysa ki davacıların, sadece manevi tazminata yönelik olarak kararı istinaf ettiğini, maddi tazminatı istinaf etmediği, itiraz üzerine alınan 29.01.2023 tarihli raporda da uslü kazanılmış hak olsa dahi hesaplamanın PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre değil, TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre yapılacağı ifade edilerek 2023 yılı verilerine göre yapıldığını, Bu durum emsal Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, bu şekilde hükmedilen tazminattan fazla bir rakam hesaplandığını, ayrıca gerekçesinde 29. bendinde yer alan açıklamanın 29.08.2023 tarihli bilirkişi raporunun usuli kazanılmış haklar çerçevesinde hesaplamasına uygun olmadığını, usuli kazanılmış hak korunarak hesaplama yapılması halinde, sigorta tarafından yapılan ödeme güncellenmeksizin tazminat miktarının ... için 49.338,06 TL, ... için 29.329,54 TL olacağı, ödemelerin güncellenerek mahsubunda ise bakiye tazminatın daha az olacağını, buna göre PMF 1931 yaşam Tablosu uygulandığında, ...'ın sigorta ödemesi mahsubundan sonra 24.302,31 TL, ...’in ise 12.950,63 TL olacağını, bu nedenle sorumlu tutuldukları miktarların hatalı olduğunu; güncellemenin de hatalı olduğunu, hesaplamada usuli kazanılmış hak olsa dahi her halükarda, karar tarihine en yakın rapor tarihine göre yapılması gerektiği, dolayısı ile hesaplama 09.10.2018 tarihine göre yapılmış olsa dahi güncellemenin 2023 yılına göre yapılması gerektiğini, manevi tazminatın fahiş olduğunu, zenginleşmeye neden olacağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Olay tarihinde, davacılar ... ve ... ...'in oğlu, diğer davacıların kardeşi olan ...'in, arıza şeridinde arkadaşı ile birlikte yaya olarak seyri sırasında, gerisinden gelen davalı ...'un sevk ve idaresindeki aracın kontrolünü kaybetmesi ile çarpması neticesinde meydana gelen kazada vefat ettiği, Kaza Tespit Tutanağı, Trabzon 1. Asliye Ceza Mahkemesi dosyası ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Dairemiz kaldırma kararından önce, yapılan yargılamada kazanın meydana gelmesinde, vefat edenin %25 oranında, davalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği ve bu kusur durumuna göre davanın esası hakkında ilk derece mahkemesi tarafından karar verilmesi sonrasında, davacıların istinaf başvurusu üzerine, Trabzon 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/520 E 2017/29 K. Sayılı dosyasında, araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu kabul edilerek cezalandırılmış olması nedeniyle, raporlar arasındaki çelişki gözetilerek, ceza dosyasında kesinleşen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı belirtilerek, çelişkiyi giderecek kusur raporu alınması ve sonrasında, araç sürücüsünün sürücü belgesi olmaması, davalı şirketin sürücüsü belgesi olmayan araç sürücüsü çalıştırması ve sosyal ekonomik durumlar gözetilerek manevi tazminat takdir edilmesi için kaldırılması sonrasında, Karayoları Genel Müdürlüğü Trafik Güv. D. Başkanlığında (Eski Trafik Fen Heyeti) görev yapmış bilirkişi heyetinden alınan kusur raporunda, ceza dosyasında kabul edilen kazanın oluş şekli de değerlendirmek suretiyle tanzim edilen 20.01.2022 tarihli raporda, minibüs sürücüsü ...'nun, yönetimindeki araç ile seyir halinde iken daha dikkatli ve tedbirli davranmamakla, ön ilerisini azami dikkatini vermemekle, aracının hızını; aracın yük ve teknik özeliğine, görüş, yol hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamakla, fren yaptığında hızının ve ıslak zeminin de etkisiyle aracının kontrolünü kaybederek sağ taraftan kaplama dışına çıkarak bankette yürümekte olan yayaya çarpmakla, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 47. Maddesi (c) bendi ile 52. Maddesi (b) bendi hükümlerine aykırı dikkatsiz ve tedbirsizce davranması nedeniyle meydana gelen olayda tamamen kusurlu olduğu, müteveffa yaya ..., yaya kaldırımı bulunmayan kesimde banket içinde yürüdüğü esnada gerisinden gelip kontrolünü kaybederek kaplama dışına çıkan araç tarafından çarpılmış olup, olayın oluşumuna etki eden kusurlu davranışının bulunmadığı belirtilerek, raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği, görülmüştür. İlk derece mahkemesince kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılamada, ilk karara yönelik davacının istinaf başvurusunun sadece manevi tazminata yönelik olduğu kabul edilerek, tespit edilen kusur oranını sadece manevi tazminatın belirlenmesinde esas alarak davanın esası hakkında karar verilmiş, davacıların buna yönelik bir istinafı bulunmadığı anlaşılmıştır. 1-Davalı vekili tarafından, mahkemece kabul edilen kazanın oluşunun dosya kapsamına uygun olmadığını, bu nedenle kusur oranın hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de; kaza anındaki yol durumunu gösteren, ceza dosyasında kabul edilen durumun aksine delil bulunmamasına, kadastral duruma ilişkin krokilerin, kaza anındaki zemindeki fiili durumun ispatı açsından yeterli olmamasına, hükme esas alınan raporun ceza dosyasındaki oluşa uygun ve çelişkiyi giderecek mahiyette olmasına göre, davalının oluşa ve kusur raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 2- Davacı vekili tarafından aktüer hesaplamanın da uygun olmadığını ileri sürmüş ise de, Kaldırma kararı öncesinde, desteğin %25 kusurlu olduğu kabul edilerek, yapılan hesaplama çerçevesinde, davalıların maddi tazminattan sorumluluğuna karar verilmiş olup, ilk derece mahkemesi tarafından, davacıların kusura yönelik istinaflarının manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilerek, maddi tazminat açısından, usuli kazanılmış haklar korunarak, davalının istinafı çerçevesinde kaldırma sebebi yapılan eksiklikler giderilerek, ilk kararda hüküm altına alınan miktarı geçmemek üzere (davacı ... yönünden, istinaf edenler açısından ilk karardaki miktarın altında olacak şekilde 19.563,50 TL) davanın esası hakkında karar verilmiştir. Davacıların buna yönelik istinaf başvurusu bulunmamaktadır. Davalı vekili tarafından aktüer hesaplamanın hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, Mahkemece hükme esas alınan raporda davalı aleyhine hata bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; Dairemiz kaldırma kararı öncesinde alınan raporda, kaza tarihinde üniversitede Elektrik Elektronik Mühendisliğinde okuyan desteğin, mezuniyetten sonra gelirinin asgari ücretin 1.698199 katı olacağı kabul edilerek yapılan hesaplamada, %25 kusura göre destek zararı davacı baba ... için bakiye 26.569,17 TL, davacı anne ... için 34.603,14 TL bakiye destek kalma tazminatı hesaplanmış iken, kaldırma kararı sonrasında alınan raporda bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada, desteğin mezun olduktan sonra geliri, asgari ücretin 1,6427 katı olarak kabul edilerek davadan önceki ödemenin yeterliliği açısından mezuniyet sonrası gelir buna göre hesaplandığı ve ödemenin yeterli olmadığının tespiti sonrasında, hesaplama yaparken ilk karara esas alınan rapor tarihine göre yapılan hesaplamada; kaldırma kararı öncesinde bilirkişi tarafından mezuniyet sonrası desteğin gelirinin asgari ücretin 1.698199 katı üzerinden hesaplandığı ve mahkemenin daha önce ki kararında buna göre karar verdiğini göz ardı ederek, önceki rapor tarihine göre hesaplama asgari ücretten yapılarak destek miktarlarını olması gerekenin altında hesaplandığı anlaşılmaktadır. İlk kararda desteğin gelirinin asgari ücret seviyesinde olduğuna yönelik mahkeme kabulü bulunmadığından, Dairemizinde, gelirin asgari ücret kadar olacağı yönünden bir kaldırması olmadığından bu açıdan davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmayacaktır. (Kaldı ki davacıların ilk karara karşı kusura istinaf başvurusu da bulunmaktadır.) Bu durumda hükme esas alınan bilirkişi raporundaki gelire ilişkin hata düzeltildiğinde (mezun olduktan sonraki gelirinin ödeme tarihindeki verilere göre asgari ücret değilde, asgari ücretin 1,6427 katı olduğu değerlendirildiğinde) hesaplanacak destek tazminatı, daha önce verilen ilk derece mahkemesi kararındaki miktarın üzerinde olduğundan (usuli kazanılmış hakkı olmadığında bakiye destek tazminatları ... lehine 792.937,68 TL, ... lehine 345.312,23 TL olarak hesaplanmış olması yanı sıra; usulü kazanılmış hak olduğu durumda dahi ilk derece mahkemesinin önceki kararında kabul edilen mezun olduktan sonraki gelirinin asgari ücret üzerinde olacağının kabulü ve yapılan hesaplama ile hesaplanan tazminat asgari ücretin 1,6427 katı ile çarpıldığından bulunan sonuca göre) davalı aleyhinde yapılan hatadan söz edilmeyeceğinden, ayrıca davadan önceki yapılan ödemenin de, hesaplama tarihine göre güncellenmiş olması Yargıtay 4. Hukuk Dairesi içtihatlarına uygun olduğundan, Yargılamanın geçirdiği safaat ve davacının istinafının da bulunmaması gözetildiğinde, davacının hüküm altına alınan miktarını aşan gerçek zararının ne kadar olacağının tam olarak belirlenmesinin eldeki davada istinaf edenin sıfatına göre sonuca etkisi bulunmamasına göre davalının aktüer raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. 3-Davalı vekili manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürmüş ise de, davacıların talebi TBK'nın 56/2 maddesi gereğince manevi tazminat olup, kaza neticesinde, davacılar yakınlarını kaybetmiş olup, davacı ile olan yakınlıkları, kazanın meydana gelmesindeki kusurun ağırlığı, tarafların sosyal ekonomik durumları ve kaza tarihi itibariyle paranın satın alma gücü, manevi tazminatın amacı ve niteliği gözetildiğinde, takdir edilen manevi tazminatın TMK'nın 4. maddesi çerçevesinde hak ve nesafet ölçüsünde takdir edilmiş olmasına göre davalının manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri ve istinaf edenin sıfatın dikkate alındığında mahkeme kararında davalı aleyhine olabilecek usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, göre; davalı ... vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gereken 16.030,08 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 4.127,16 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.902,92 TL harcın davalı ... vekili vekili tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... vekili vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 13.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ... Üye ... ... Üye... Katip ... * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.