Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; Bu Kanunda, Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yay
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... ile ... A.Ş'den ... adlı proje üzerinden 27/05/2016 tarihli ön sözleşme ve 30/05/2016 tarihli ... yevmiye numaralı Bakırköy ... Noterliği tarafından düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile iki adet daire satın aldığını, bu dairelerin sözleşmeler gereği teslim tarihlerinin 30/04/2018 olduğunu, bu tarihte teslimi gereken İstanbul Beylikdüzü Reşitpaşa Çiftiliği ... pafta ... parsel de kayıtlı ... blokta 1+1 nolu 66,38 M2'lik daire ile ... blokta ... 31 nolu 66,38 m2'lik daireler açısından tüm borçların ödendiği halde dairelerin satıcı tarafından gerekçesiz biçimde zamanında teslim edilmediğini, satın aldığı tarihten iki yıl bir ay sonra teslimine hazır olduğu söylenen daireler hakkında davacının tereddütlerinin ve kayıplarının oluştuğunu, davalıya bu konuda ihtarnamenin keşide edildiğini ve cevap vermediğini, dava şartı olan ara buluculuk başvuru tutanağının tutulduğunu ancak davalı taraf ile burada da anlaşılamadığını, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereği davacıya 30/04/2018 tarihinde teslim edilecek olan iki dairenin 2020 Haziran ayında teslim edilmesinden dolayı bedel artırma haklarının saklı kalmak kaydı ile 2.500,00-TL dairelerin sözleşme şartlarına uygun malzeme ve planlama vs. teknik ve hukuki eksikliklerine karşılık ise ileride belirlenen bedele artırmak üzere şimdilik 2.500,00-TL olmak üzere toplam 5.000,00-TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın Bakırköy Tüketici Mahkemesinde açılmasının gerektiğini, davacı taraf konut tesliminde meydana gelen gecikme nedeniyle kira kaybı, zarar ve benzeri ne nam altında olursa olsun herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını beyan ile kabul ettiğini ve davalının ibra ettiğini, davacıya teslim edilen konuttaki eksik işler teslim tutanağında belirtildiğini ve giderildiğini, sözleşme gereğince davalının teslimi 6 ay süreyle geciktirme hakkının olduğunu, davacının bir zararının olmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "...İşbu davanın satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı olarak maddi tazminat talebine ilişkin olduğu, her ne kadar davacı tarafça davacının tacir olduğu iddia edilerek dava Asliye Ticaret mahkemesinde açılmışsa da, davacının, UYAP'tan yapılan sorgulamasında Bağkur'lu olduğu, Vergi Daire'sinden gelen cevabi yazılara göre de Gayrımenkul Sermaye İradina ilişkin mükellef olduğu ancak davacıya ilişkin aktif tapu kayıtlarının sayısı ve dosya kapsamı itibariyle davacının tacir olarak kabul edilemeyeceği; taraflar arasındaki uyuşmazlığın borçlar hukuku kapsamında kaldığı, dolayısı ile davacı tarafın iddiası, davanın konusu ve dosyaya sunulan delillerin incelenmesi sonucunda uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı, HMK 114. maddesinde; Mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceğinin açıklandığı anlaşılmakla, iş bu davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla görev dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine," karar verilmiştir. Kararı davalı vekili istinaf kanun yoluna getirmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı şirket aleyhine ikame edilen davada yerel mahkemece görevsizlik kararı verildiğini ancak ikame edilen davanın Tüketici Kanunu kapsamında ön ödemeli konut satış sözleşmesine ve bu sözleşmeden doğan tüketici haklarına dayalı maddi ve hukuki vakıalara istanaden ikame edildiğini, bu bakımdan mahiyeti itibariyle tüketici davası olup, ticari dava olmadığını ve görevli/yetkili Bakırköy Tüketici Mahkemesi nezdinde açılması gerektiğini, bu nedenle hem görevsizlik hem de yetkisizlik itirazında bulunulduğunu, şirketler lehine herhangi bir vekâlet ücretine hükmedilmediğini, kararın kaldırılmasına ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.