1. Hukuk Dairesi 2012/13028 E. , 2013/661 K. "" MAHKEMESİ : İZMİR 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil ve tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Davacılar, dava dilekçesinde; miras bırakanları Şöhret Baskın tarafın…
**1. Hukuk Dairesi 2012/13028 E. , 2013/661 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İZMİR 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil ve tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Davacılar, dava dilekçesinde; miras bırakanları Şöhret Baskın tarafından, çekişmeli 7 no'lu bağımsız bölümdeki 1/2 payının mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla aslında bağış olmasına karşın satış biçiminde temlik edildiğini ileri sürerek, miras payları oranında tapu iptali ve tescil; olmadığı takdirde, tenkise karar verilmesini istemişlerdir. İddianın özetlenen içeriği ve ileri sürülüş biçimi itibariyle davada, muris muvazaası hukuksal nedenine dayanıldığı; olmadığı takdirde, tenkis isteğinde bulunulduğu açıktır. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Bilindiği üzere; muris muvazaası iddiasına dayalı davalar kaynağını l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı'ndan alır. Anılan İnançları Birleştirme Kararı uyarınca; hakkı zedelenen her mirasçı tüm mirasçılar adına tescil isteğinde bulunabileceği gibi; payı oranında da talepte bulunabilir. Tenkis isteğinin de, pay oranında olabileceği yasal ve yargısal uygulamaların bir gereğidir. Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.