Başvuru, Kara Harp Okulundan ilişiğinin kesildiği 2005 yılındaki durum değerlendirilmeden 2017'de açılan davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve okul hayatının haksız bir şekilde sonlandırılması nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, Kara Harp Okulundan ilişiğinin kesildiği 2005 yılındaki durum değerlendirilmeden 2017'de açılan davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve okul hayatının haksız bir şekilde sonlandırılması nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 30/10/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 2001-2002 eğitim-öğretim döneminde Kara Harp Okulunu kazanarak eğitime başlamıştır. Başvurucu, sınıf öğrencisi iken disiplinsizlik nedeniyle Kara Harp Okulu Yüksek Disiplin Kurulunun 2/3/2005 tarihli ve 3 sayılı kararıyla okuldan çıkarılmıştır. Bu karar Kara Kuvvetleri Komutanı tarafından 22/4/2005 tarihinde onaylanmıştır. Millî Savunma Bakanlığının derece mahkemeleri aşamasında sunduğu belgelerde başvurucunun ilişiğinin 19/7/2005 tarihinde kesildiği bilgisine yer verilmiştir. Başvurucu bu işleme karşı 2005 yılında iptal ve tazminat talepleriyle açtığı davaların reddedildiğini beyan etmiştir [Başvurucunun 28/9/2005 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) açtığı iptal ve tam yargı davalarının AYİM İkinci Dairesinin 2005 ve 2006 yıllarında verdiği kararlarla reddedildiği görülmüştür.]. Başvurucu, Milli Savunma Bakanlığına 2/1/2017 tarihli dilekçe ile başvuru yapmıştır. Başvurucunun dilekçesinde belirttiği hususlar şunlardır:i. Okul döneminde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) mensubu kişilerce istifaya zorlanmak için baskı gördüğünü, eğitim ve sicil notlarının düşük verildiğini, okulda sıralı olarak bulunan amirlerinin FETÖ/PDY üyesi olmak suçundan tutuklandığını, Kara Harp Okulundan ilişiğinin kesilmesinden sonra tazminat ödemek zorunda kaldığını ileri sürmüştür.ii. Başvurucu, uğramış olduğu maddi ve manevi zararlarının tazminini, kaybettiği itibarının iade edilmesini, dönem arkadaşlarının sahip olduğu sosyal haklardan faydalandırılmasını, kamu kurum ve kuruluşlarında uygun kadrolarda istihdamının sağlanmasını ve kendisiyle aynı durumda olanlara verilen diğer hakların tarafına verilmesini talep etmiştir. Millî Savunma Bakanlığı, başvurucunun dilekçesine cevap vermemiştir. Başvurucu; yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak okuldan çıkarılması nedeniyle ödemiş olduğu tazminatlar için 000 TL, yeni öğrenimine harcadığı para için 000 TL, yeni işe girene kadar alamadığı subay maaşları gibi maddi zararları için 000 TL ve faizle karşılanamayan munzam zararları için 000 TL olmak üzere toplam000 TL maddi, 000 TL manevi tazminatın ödenmesine, kaybettiği itibarının iade edilmesine, dönem arkadaşlarının sahip olduğu sosyal haklardan faydalandırılmasına, kamu kurum ve kuruluşlarında uygun kadrolarda istihdamının sağlanmasına karar verilmesi talebiyle 4/5/2017 tarihinde dava açmıştır. Ankara İdare Mahkemesi (Mahkeme) 13/2/2019 tarihli kararıyla davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Mahkeme kararında; i. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesi uyarınca, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi hâlinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde, bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceğinin hükme bağlandığı, ii. Davacının söz konusu baskı eylemlerini en geç öğrenme tarihi olarak kabul edilebilecek 22/4/2005 tarihli okuldan çıkarılmasına ilişkin karardan itibaren 1 yıl ve her hâlde 5 yıl içinde idareye başvurması gerekirken bu süreler içerisinde idareye başvuru yapılmaksızın, 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan çok sonra 2/1/2017tarihinde yapılan idari başvuru üzerine zımnen ret işlemi gerçekleştiğinden bahisle 4/5/2017 tarihinde açılan davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı belirtilmiştir.iii. Kararda ayrıca başvurucunun dava dilekçesinde, eylemlerin idariliğinin 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ/PDY mensuplarınca gerçekleştirilen hain darbe girişimi sonrasında anlaşıldığını iddia ettiği, bahsi geçen eylemlerin FETÖ/PDY mensuplarınca yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın davacıda meydana gelen maddi ve manevi zararın oluştuğu tarihten yola çıkılarak eylemin sonlandırıldığı tarih olarak kabulü gereken okulu ile ilişiğinin kesildiği 22/4/2005 tarihinden itibaren2577 sayılı Kanun'un maddesine istinaden 1 ve 5 yıllık zamanaşımı süreleri içerisinde başvuruda bulunulması gerektiğinden davacının bu iddiasının yerinde görülmediği belirtilmiştir. Başvurucu istinaf başvurusunda, 2005 yılında Harp Okulundan ilişiğinin kesilmesine ilişkin olarak açtığı maddi ve manevi tazminat davasının reddedildiğini belirtmiş ve sonuç ve istem kısmında dava dilekçesindeki taleplerini tekrarlamıştır. Başvurucunun istinaf talebi Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin 18/9/2019 tarihli kararıyla kesin olmak üzere reddedilmiştir. Nihai karar başvurucu vekili tarafından 1/10/2019 tarihinde öğrenilmiştir. Başvurucu 30/10/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 2577 sayılı Kanun'un "Dava açma süresi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür." 2577 sayılı Kanun'un "İptal ve tam yargı davaları" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." Başvuruya konu derece mahkemelerinin kararlarının verildiği tarihte 2577 sayılı Kanun'un "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar... konusunda karar verecek olan, ... bir mahkeme tarafından... görülmesini isteme hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Sözleşme’de açıkça yer almasa da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişim hakkını adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olarak nitelendirmektedir (Roche/Birleşik Krallık [BD], B. No: 32555/96, 19/10/2005, § 117; Stanev/Bulgaristan [BD], B. No: 36760/06, 17/1/2012, § 229). AİHM, mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren uygulamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini vurgulamaktadır (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36). Bununla birlikte AİHM; dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesini, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereği olarak kabul etmekte ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmayacağını belirtmektedir (Perez de Rada Cavanilles/İspanya, B. No: 28090/95, 28/10/1998, § 45). Ne var ki öngörülen süre koşullarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamaları söz konusu olduğunda mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir (Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, § 35).