Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/12530 E. , 2024/14779 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/12530 Karar No : 2024/14779 TEMYİZ EDEN(DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı/ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, 679
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/12530 E. , 2024/14779 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/12530 Karar No : 2024/14779 TEMYİZ EDEN(DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı/ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davaya konu işlemin daha önce dava konusu edilmesi üzerine ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararla dilekçenin reddine karar verildiği ve bu kararın 30/09/2019 günü beyan edilen ve tebliğ tarihinde davacının ikametgahı olan adreste kimsenin olmaması nedeniyle komşusu "...'a" sorulduğu, davacının geçici olarak dışarıda olduğunu beyan etmesi üzerine 2 no'lu haber kağıdının davacının kapısına yapıştırılarak muhtara tebliğ edilmek suretiyle usulüne uygun olarak davacıya tebliğ edilmiş sayılmasına rağmen, bu karar üzerine 30 günlük süre içerisinde en son 30/10/2019 tarihinde yenilenen dava dilekçesinin Mahkemeye sunulması gerekirken otuz günlük süre dolduktan sonra 19/12/2023 tarihinde yenileme dilekçesinin sunularak davanın yenilendiği, bunun üzerine süresinde yenilenmeyen davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usulsüz tebligata ilişkin beyanlarında ileri sürdükleri hususların ne ilk derece mahkemesince ne de istinaf dairesince araştırıldığı, mahkemelerce eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği, yenileme dilekçelerinde ayrıntılı olarak açıkladıkları üzere mahkemece verilen dava dilekçesinin reddine ilişkin kararın kendisine ulaşmadığı, dava açtıktan sonra yargılamaların uzunluğu nedeniyle beklediği, ancak kendisi ile birlikte dava açan tanıdıklarına ilişkin davaların iptal ile sonuçlanması üzerine dava dosyasını incelemek üzere avukata vekalet verdiği, dilekçe ret kararından bu şekilde haberdar oldukları, haberdar olunmasını müteakip yenileme dilekçesi verdikleri, dilekçe ret kararının tebliğ edildiği belirtilen ve tebliğ mazbatasında en yakın komşusu olarak ismine yer verilen "..." isminde bir komşusu olmadığı, mazbatada bildirim yapılan komşunun daire numarasına yer verilmediği, "..." isimli şahsın kimlik göstermekten ve imza etmekten imtina ettiği, tebligat yapılan adresteki ... Sitesi'nin 6 bloktan oluştuğu, şahsının oturduğu blokta 3 dairenin bulunduğu, Mahkemelerce nüfus müdürlüğü nezdinde araştırma yapılarak ya da kolluk kuvvetleri vasıtasıyla bu durumun araştırılabileceği, haber kağıdının da kapıya yapıştırılmadığı, anne ve babasının belirtilen adreste oturmaya devam ettiği, usulüne uygun olmayan mezkur tebligat nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma dilekçesi verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralı yer almıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında; herkesin, davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı kuralına yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında, kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildireceği, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı; ikinci fıkrasında, gösterilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı düzenlemelerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Geçici olarak adreste bulunamama halinde tebliğ memurunca yapılacak işlemin ne olacağı, adresinde bulunamayan kişilere tebligatın hangi şekilde yapılacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun yukarıda metnine yer verilen 21. maddesinin birinci fıkrasında açıklanmıştır. Buna göre, muhatabın adreste bulunamaması halinde; tebliğ memurunun, mümkün oldukça en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya keyfiyeti haber vermek suretiyle tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim etmesi, duruma ilişkin ihbarnameyi de kapıya yapıştırarak tebliğ işlemini usulüne uygun şekilde gerçekleştirmesi gerekmektedir. Buradan anlaşılan, Kanun Koyucunun sadece kapıya ihbarname yapıştırılmasını yeterli görmediği, muhatabın durumdan haberdar olamama ihtimalini azaltmak adına ek bir tedbir daha aldığıdır. Gerçekten, kapıya yapıştırılan ihbarnamenin farkedilmemesi/zarar görmesi/düşmesi vb. gibi yaşanması muhtemel durumlarda muhatabı haberdar edebilecek bir başka kişinin varlığı önem kazanmaktadır. Görülen odur ki, bu kişiler sayılırken de "mümkün oldukça en yakın komşu, varsa yönetici veya kapıcı" denilmek suretiyle, muhatap ile iletişim kurma potansiyeli diğer komşulara nazaran daha yüksek olan kişilere ulaşmak amaçlanmıştır. Bununla birlikte, bu kişilere yapılacak bildirimde sadece haberdar edilen kişinin isim-soy isim bilgilerine ya da ilgilinin sıfatına değil, oturduğu dairenin numarasına da mazbatada yer verilmesi, herhangi bir uyuşmazlık halinde posta memurunun aranan bu şartı yerine getirip getirmediğinin denetimine de imkân sağlayacaktır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun benzer bir olaya ilişkin 22/12/2004 tarih ve E:2004/12-765, K:2004/730 sayılı kararında; beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat bulamadığı hususunun belgelenemediği, yapılan tebliğ işleminin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı belirtilmiştir. Uyuşmazlıkta, ...İdare Mahkemesince verilen... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararın davacıya 7201 sayılı Kanun kapsamında 30/09/2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, davacının, tebliğ tarihinden itibaren 19/12/2023 tarihine kadar Mahkemeye yenilenmiş bir dava dilekçesinin sunulmadığı ve Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:...kararı ile davanın süre aşımı yönünden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. ...İdare Mahkemesinin ... tarihli ve E..., K:... tarihli kararının davacıya tebliğine dair tebliğ mazbatasının incelenmesinden, anılan yazının davacının dava dilekçesinde belirtilen "... Mah. ... Cad. ...Sitesi No:... Bandırma/BALIKESİR" adresine tebligata çıkarıldığı, tebliğ mazbatasının üzerine "Adreste kimse bulunmadığından en yakın komşusu D.A'ya soruldu. Verilen sözlü beyanda muhattabın geçici olarak dışarı gittiğinin beyan edilmesi üzerine tebligat ... Mahalle Muhtarı... teslim edilmiş olup 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırıldı. En yakın komşusu ... haber verildi. Komşu imzadan imtina etti" ifadesinin yazıldığı ve mazbatanın ... Mahalle Muhtarınca imzalandığı, bununla birlikte tebliğ mazbatasında "beyan veren kimlik göstermekten ve imza atmaktan imtina etmiştir." şerhinin de düşüldüğü, en yakın komşu olduğu belirtilen ... isimli kişinin hangi dairede oturduğu bilgisine yer verilmediği görülmüştür. Tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığının söylenebilmesi için 7201 sayılı Tebligat Kanun'un 21. maddesinde belirtilen, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesinin mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirildiğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Mezkur tebligat mazbatasının incelenmesi neticesinde, mazbatada en yakın komşu olduğu belirtilen "..." isimli şahsın oturduğu daire bilgisine yer verilmemesi, "..." isimli şahsın kimlik göstermekten ve imza atmaktan imtina etmesi ve davacının böyle bir komşusu olmadığını beyan etmesi karşısında en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya haber verme yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ortaya konulamadığı, tebligatın usulüne uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda; mezkur mahkeme kararından davacının haberdar olmasını sağlayacak ve dilekçe yenileme süresini başlatacak, usulüne uygun şekilde yapılmış bir tebligatın söz konusu olmadığı, dolayısıyla davanın süre yönünden reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 09/10/2024 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.