1. Hukuk Dairesi 2023/2580 E. , 2024/3808 K. MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/87 E., 2023/435 K. HÜKÜM/KARAR : Ret / Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/123 E., 2022/270 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkem…
**1. Hukuk Dairesi 2023/2580 E. , 2024/3808 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/87 E., 2023/435 K. HÜKÜM/KARAR : Ret / Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/123 E., 2022/270 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı, kendisinin 1945 doğumlu, davalının ise 1969 doğumlu olduğunu, ilk eşinin vefatı üzerine birilerinin tavsiyesi ile evlenmek amacıyla davalıyla tanıştığını, davalının evlenmek için davaya konu 24037 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tapu devrini istediğini, ancak bu devrin doğrudan doğruya kendisine değil önce bir tanıdığına yapılmasını, arkasından ise kendisine verilmesini talep ettiğini, bunun sebebinin ise davacının yaşı nedeniyle ilk eşinden olan çocuklarının dava (muhtemelen muris muvazaası) açmalarını önlemek olduğunu, dava konusu taşınmazın devrinin 13.12.2017 tarihinde ortak tanıdık olan emlakçılık yapan ...'a yapıldığını, 18.12.2017 tarihinde ise bu kişiden davalı ... 'a temlik edildiğini, davalıya tapu devrinin yapıldığı gün olan 18.12.2017 tarihinde Karatay evlendirme memurluğuna müracaat edildiğini, 03.01.2018 tarihinde nikah kıyıldığını, tapu devri ve nikah tarihleri karşılaştırıldığında dava konusu taşınmazın alınmasının temel hedef olduğunun bir kez daha ortaya çıktığını, davacının mutlu bir evlilik olacağını umut ederken davalının kendisiyle hiç ilgilenmediğini, yemek, çamaşır, temizlik vs. gibi günlük ihtiyaçlarını karşılamadığını, kendisine yaşı ve sağlığıyla ilgili dalga geçer ve hakaretamiz konuşmalar yaptığını, en sonunda da evi terk ettiğini, evlilik vaadiyle kandırılmak suretiyle taşınmazından olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı, davacının 28.03.2018 tarihinde C.Başsavcılığı'na başvurarak davalı hakkında aldatıldığı ve dolandırıldığı gerekçesiyle şikayette bulunduğunu, kabul etmemekle birlikte böyle bir eylem söz konusu olsa bile TBK 39 uncu maddesi gereği hak düşümü / zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından kendisi aleyhine dava konusu taşınmazı da içeren mal rejiminin tasfiyesine dayalı Konya 4. Aile Mahkemesi'nin 2019/472 E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını, her iki davanın konusunun da aynı taşınmaza ilişkin olduğu için, bir diğer öncelik olarak derdestlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu taşınmazı Mehmet Ali Sağdıç adlı kişiden, 100.000,00 TL bedelle parasını ödeyerek satın aldığını, davacının aldatıldığı iddiasıyla vaki şikayeti üzerine davalı hakkında Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/233 E. Sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını ve Mahkemenin 2019/112 K. Sayılı ilamı ile beraat kararı verildiğini, dolayısıyla dava konusu olayda aldatmanın söz konusu olmadığının da kesinleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Konya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.12.2021 tarihli ve 2019/398 Esas, 2021/386 Karar sayılı kararıyla; davalıya taşınmaz devir tarihi 18.12.2017 iken tarafların resmi nikah tarihinin 03.01.2018 olduğu ve davacı asılın 6 nolu celsedeki kabulünden de anlaşılacağı üzere fiilen de evliliğin gerçekleştiği, tarafların müşterek bir evde yaklaşık 2 ay kadar karı-koca hayatı yaşadığı, bu halde evliliğin vaad aşamasında kalmadığı, davacı tanık anlatımlarına istinaden evlenme vaadi ile taşınmazın davacının rızası dahilinde davalı yeni eşe devrolunduğu kabul edilmekle birlikte devirden sonra evliliğin hem fiilen hem resmi olarak gerçekleştiği ve hatta fiilen davalı kadına ait bir meskende aile hayatının kurulduğu görülmekle hile kastı ile hareket edildiği iddiasının ispat olunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, söz konusu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 14.03.2022 tarihli ve 2022/229 E- 2022/486 K sayılı kararı ile ; "... Hal böyle olunca, öncelikle yukarıdaki ilkelerde dikkate alınarak, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle belirlenen değeri üzerinden eksik harcın tamamlanması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru olmamıştır." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama neticesinde iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanık beyanlarıyla taşınmazın evlilik vaadi ile davalıya devrinin yapıldığının, muvazaa iddialarını boşa düşürmek için de davacının direkt davalıya değil araya başkaca bir malik uydurarak taşınmazın davalıya geçtiğinin sabit olduğunu, davalıya tapu devrinin yapıldığı gün Karatay evlendirme dairesine müracaat edildiğini, daha sonra nikah kıyıldığını, bir araya geldikten kısa süre sonrada hiç bahanesiz olarak evlilik birliğini fiilen sonlandırdığını, dava dosyasında taşınmazın hile ile davalı mülkiyetine geçtiğinin ispat edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 06.03.2023 tarihli ve 2023/87 Esas, 2023/435 Karar sayılı kararıyla; her ne kadar davacı tarafça hile hukuksal sebebine dayalı olarak eldeki dava açılmış ise de, davaya konu taşınmazın tarafların evlenmesinden önce davacı tarafından ara malik kullanılarak davalıya iradi olarak devredildiği, evlilik birliğinin tarafların eşit kusurlu eylemleri nedeniyle sona erdiği, hile olgusunun ispatlanamadığı anlaşıldığından hileye dayalı davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyip, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 36 ncı ve 39 uncu maddeleri, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190 ıncı maddeleri. 3. Değerlendirme Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden ; dava konusu 24037 ada 6 parsel sayılı taşınmaz davacı ... adına kayıtlı iken 13.12.2017 tarihli satış işlemi ile dava dışı Mehmet Ali Sağdıç'a temlik edildiği, onun tarafından da 18.12.2017 tarihinde satış yolu ile davalı ...'a devredildiği, davacı ile davalının 03.01.2018 tarihinde evlendikleri, 08.11.2021 tarihinde ise boşandıkları anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması HMK'nın 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 247,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.