Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... adresinde faaliyet gösteren ...Şti'nin kurucu ortağı olduğunu davacının şirketteki hisse oranının %40 olduğunu, daalı ...'in ise yine şirketin kurucu ortağı ve şirket müdürü olduğunu, davalının 2011 yılında şirketteki hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığını, ancak müdür sıfatıyla şirketi yönetmeye devam ettiğini, halen şirketin müdürü ve yetkilisi olduğunu, davacının ...Şti isimli şirketi ile TBM atık su tünellerinin segmentli şaft işi
davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin baskılı teneke üreticisi olduğunu, davalının ortağı ve yetkilisi olduğu ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin müvekkilinden satın aldığı mallara karşılık ...Tic. Ltd, Şti tarafından keşide edilen ve davalının aval veren olduğu toplam 1.275.000,00 TL tutarlı 16 adet çekin verildiğini, çeklerin ibraz edilerek karşılıksız işlemi yapıldığını, ciranta ve aval veren aleyhine İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarında takip başlatıldığını, aval verenin takip ve borca itiraz ederek takibin durmasını sağladığını, açılan menfi tespit davasında da imzanın aval verene ait olmaması nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, ticari ilişki kapsamında çekleri veren borçlu şirket hakkında yapılan takip işlemlerinde mal varlığının bulunmaması nedeniyle alacağın tahsil edilemediğini, davalının, borçlu şirketi tasfiye sürecine sokarak sicilden terkin ettirdiğini, tasfiye memurunun müvekkilini kasten zarara uğrattığını, tasfiye işlemlerinin belli kurallara bağlandığını, tasfiye hükümleri gereğince şirketin mal varlığının borçları için tahsisi ve kalanın ortaklara dağıtılarak tasfiyenin kapatılabileceğini, tasfiye tarihi itibariyle şirketin varlıkları ile borçlarının envanterinin düzenlenerek tasfiye bilançosu düzenleneceği ve bilançonun tasfiye işlemlerine temel teşkil edeceğini, alacaklıların çağrılıp alacaklarının tutarlarının belirlenerek pay sahiplerinin ödenmemiş sermayeyi ödemelerinin sağlanarak şirketin alacaklı olduğu üçüncü kişilerdeki alacaklarının tahsil edileceğini, şirketin varlıklarının paraya çevrilerek borçlarının ödeneceğini, mal varlığının borçları karşılamaması halinde ilgili mahkemeye iflas bildiriminde bulunulacağını, ancak davalının belirtilen işlemleri yapmadığını, müvekkilinin kesinleşmiş takipten kaynaklanan alacağının gizlendiğini, sonuç olarak şirketin borç ve alacağının bulunmadığını belirterek tasfiyeyi kapatarak şirketi sicilden terkin edildiğini, davalı tasfiye memurunun takibin tarafı olması nedeniyle müvekkilinin kesinleşmiş takip nedeniyle alacağı bulunduğunu bildiğini, hakkında başlatılan takibe itiraz ederek menfi tespit davası açması nedeniyle borçtan habersiz olduğunun kabul edilemeyeceğini, buna rağmen alacak ve takiplerin gizlenerek tasfiyeyi gerçekleştirmesi nedeniyle TTK'nın 553.maddesi gereğince müvekkiline verdiği zararlardan sorumlu olduğunu, anılan madde ile TTK'nın 549. maddesi gereğince davalının müvekkiline karşı tasfiye memuru olduğu şirketin borcunu ödememesi nedeniyle sorumlu olduğunu, şirketin ortağı yöneticisi ve tasfiye memuru olan davalının fatura ile alınan ve bedeli ödenmeyen emtia ile çeklerin karşılıksız çıktığından haberdar olduğunu, satın alınan 1.250.000,00 TL değerinde emtianın şirket aktifinde kullanılmasına rağmen, verilen çeklerin şirket borçları arasında gösterilmemesinin kötü niyetli olduğunu, kötü niyetin sadece tasfiye aşamasında olmadığını, şirketin yönetimi sırasında dahi aile bireyleriyle birlikte başka şirket kurularak geri ödememek kastıyla piyasadan yüksek miktarlı emtia alımı yapıldığını, bedelinin uzun vadeli çeklerle ödeneceği bildirilerek şirketlerin işlevsiz hale getirilerek alınan emtia bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek, davalıya ait taşınmazlara tedbir konularak şimdilik 250.000,00 TL'sinin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirketin eski yetkilisi olduğunu, eşinin ölümü ve yaşının ilerlemesi nedeniyle şirketin tasfiyeye sokulduğunu, tasfiye esnasında müvekkilinin şirket ortağı olmadığını, davacının müvekkilinin avalist olarak sorumlu olduğunu düşünerek çekler üzerine atılmış sahte imzalarla takip başlattığını, açılan menfi tespit davalarında müvekkilinin sorumlu olmadığının tespit edildiğini, alacağını şirketten tahsil edemeyen davalının bu kez eldeki davayı açarak müvekkilinin borçlu olmadığı alacağı tahsil etmeye çalıştığını, müvekkilinin eski ortaklarından olduğu tasfiye olan şirketin tasfiyesini usulüne uygun olarak gerçekleştirdiğini, alacaklıların, alacaklarını bildirmeleri için üç kez ilanla çağrı yapıldığı halde süresinde davacının alacağını bildirmediğini, şirketin alacak ve borçlarından ticari defterlerde yer aldığı kadar haberdar olabilen tasfiye memurunun dava konusu borçtan sorumlu tutulamayacağını, ilanları takip ederek alacağını şirkete bildirmeyen davacının talebinin kötü niyetli olduğunu, şirketin tasfiye işlemlerinden sorumlu ve imza yetkilisi memurun müvekkili olmadığını, Mehmet Şaid Arıtürk'ün 07.03.2012 tarihli ticaret sicili gazetesiyle tasfiye memuru olarak ilan edildiğini, buna rağmen tasfiye memuru olmayan müvekkilinin sorumlu tutularak dava açılmasının hatalı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.