Başvuru, bir televizyon programında ifade edilen sözler hakkında kovuşturma açılmamasının başvurucuların şeref ve itibar hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bir televizyon programında ifade edilen sözler hakkında kovuşturma açılmamasının başvurucuların şeref ve itibar hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 22/12/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Yeşil Artvin Derneği (Dernek) Artvin'de yirmi beş yıldır faaliyet göstermektedir. Diğer başvurucu ise -olayların geçtiği tarihte ve hâlen- adı geçen Derneğin yönetim kurulu başkanıdır. Dernek, kendisine ait internet sitesinde "Artvin'in Üstü Altından Daha Değerlidir" sloganıyla hareket eden, Artvin'de gerçekleştirilmek istenen maden faaliyetlerinin çevreye verebileceği zararlarla ilgilenen bir kuruluş olarak tanıtılmaktadır. Bunun yanı sıra, internet sitesinde Derneğin halkı bilgilendirmek ve çevre duyarlılığını artırmak için sempozyumlar düzenlediği, bu kapsamda yürüyüşler ve protesto eylemleri organize ettiği belirtilmiştir. "Cerattepe olayları" olarak bilinen olaylarda bir şirket Artvin'de Cerattepe ilçesinde maden arama çalışmaları için 2015 yılında ruhsat başvurusunda bulunmuştur. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının olumlu Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu vermesi üzerine şirket aleyhine yürütmenin durdurulması talepli dava açılmıştır. Yargılama süreci devam ederken şirkete ait iş makinelerinin Cerattepe'ye doğru hareket etmesi üzerine iş makinelerinin girmesini önlemek için 21/6/2015 tarihinden itibaren bir grup insan nöbet tutmaya başlamışlardır. Nöbet eylemi devam ederken iş makinelerinin bölgeye ulaşması halk tarafından önlenmiştir. Yaklaşık 250 gün süren nöbet eylemi sonrasında 16/2/2016 tarihinde polis ve askerin müdahalesi ile iş makineleri maden sahasına ulaşmıştır. Bunun ardından Artvin'de ve diğer birçok ilde protestoya destek eylemleri gerçekleştirilmiştir. 24/2/2016 tarihinde Dernek üyelerinin olayların gerçekleştiği tarihte başbakan olan Ahmet Davutoğlu ile yaptıkları görüşme sonrasında hukuki süreç tamamlanıncaya kadar Cerattepe bölgesinde maden şirketinin faaliyetlerinin durdurulmasının kararlaştırıldığı bildirilmiştir. Ulusal ölçekte yayın yapan Star gazetesinin 25/2/2016 tarihli nüshasında, birinci başvurucu hakkında "Çevreci Değil Alman Devşirmesi" başlıklı bir haber yayımlanmıştır. Birinci başvurucunun fotoğrafının da yer aldığı söz konusu haber şöyledir: "Bergama, Gezi, HES protestoları ve en son Cerattepe... Türkiye'nin mega projeleri ile yeraltı zenginliklerine ulaşma çalışmalarını engellemeyi amaçlayan her eylemde ön safta yer alan sözde çevrecileri, Almanya'da çektikleri toplu fotoğraf ele verdi. En dikkat çeken kişi ise Artvin'in Hopdediks'i Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan oldu.Cerattepe eylemlerinde başı çeken Karahan, Alman Kulturund Art Initiatitive Vakfı tarafından bölgedeki maden işletmelerine karşı özel eğitilmiş, AB-Türkiye çevre uyum protokolleri kapsamında oluşturulan fonla desteklenerek yasal kılıfa sokulan eğitime katılanlar arasında yerel basın ve STK'lardan isimler de var. Üstelik bu eğitim her yıl tekrarlanmış." Kanal 24 ekranlarında yayınlanan "Günün Manşeti" isimli programda [E.D] ve [H.Ç] isimli sunucular günlük gazete manşetlerini yorumlamaktadırlar. Sunucular 25/2/2016 tarihli programın ilk yirmi dakikasında, Star gazetesinin yukarıda belirtilen manşetini ele alarak yorum yapmışlardır. Programda birinci başvurucunun isminin de geçtiği konuşmaların ilgili kısımları şu şekildedir:"...[E.D]: ...Bakıyoruz ağaç kesilmesi şu bu falan meğer işin içinde başka durumlar var... Türkiye çok ciddi bakır ihracatı yapan bir ülke. Bakır açığımız var. Bir kapalı maden olacak, yol açılmaksızın yapılacak, kesilen ağaçlar 3 katı olarak yeniden dikilecek dendi. [H.Ç]: ...Bu Alman vakfı özel eğitmiş deniyor. Amaç acaba gerçekten ağacı korumak mı?... Gezi olaylarını hatırlıyoruz. Kim ağacın korunmasına karşı olur? ... Fakat dediğimiz gibi madenin şartları belli. Ona rağmen 'Diren Cerattepe' söylemleri... Özel eğitilmişler vesaire de deniyor. Yeşil severlerin eğitim tarzı kullanılarak algı operasyonu niyeti olanların operasyonları bunlar. Topluma başka mesaj vermek isteyenlerin operasyonları bunlar... Star gazetesinin kimin ne olduğu konusunda fikir vermesi, birtakım isimleri deşifre etmesi önemliydi... [E.D].: ... Burada sahiden bir çevre duyarlılığı, bir ekolojik kaygı olmadığını hepimiz biliyoruz... Sanırım Başbakan da biliyor...Ne oldu da bu sulh sağlandı onu önümüzdeki günlerde göreceğiz. [H.Ç]: ... Artvin halkının bu eyleme destek verdiğini sanmıyorum. Burada belirtildiği gibi Alman vakfının o bölgeye gelmiş olması özel yetiştirdiği elemanlarının burada olması, HDP ve CHP'nin katkıda bulunması... İnsan maslahatına yararlı olan birşeye karşı çıkmak farklı bir amaca hizmet ettiğini gösterir. Star gazetesi bu kişileri tek tek deşifre etmiş bunu da görsün insanlar..." Star gazetesinin 2/3/2016 tarihli nüshasının "Alman Maşası Poz verdi-İhanetin Fotoromanı" manşeti altında birinci başvurucunun resminin yuvarlak içine alındığı ve aynı nüshanın sayfasında "Türkiye karşıtı ahtapotun kolları" başlığı ile yer alan haberde birinci başvurucunun isminin geçtiği ilgili kısımlar şu şekildedir:"...hükümete karşı yeni bir Gezi ayaklanması çıkarmak için Artvin Cerattepe’yi kaşıyan sözde aktivistlerin Alman bağlantılarıyla birlikte PKK ve CHP bağlantıları da ortaya çıktı... Gezi türü eylemlere öncülük yapan Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan, Sinop’taki Nükleer Santrale karşı çıkan [Z.K] ve [P.D]'nin, Alman vakıflarının talimatıyla, Türkiye’nin milli projelerine karşı mücadele ettikleri ortaya çıkmıştı. Karahan ve [Z.K] ile birlikte Alman vakıfların seminerlerine katılan ‘Yeşil Gazete yazarı [P.D], Almanya’nın Türkiye’nin mega projelerine karşı Türkiye’den nasıl aktivist devşirdiğini itiraf etmişti...[Z.K], bir gün çevre eyleminde görünürken, başka bir gün PKK’nın yayın organı olarak bilinen ve kısa süre önce yayınlarına son verilen IMC TV’de açıklamalar yapmış. Başka bir gün ise CHP Genel Başkanı [K.K] tarafından ağırlanıp el üstünde tutulmuş..." Başvurucular 2/3/2016 tarihli "Günün Manşeti" programında bir önceki programda olduğu gibi haklarında benzer söylemlerde bulunulduğunu, yine aynı kanalda çalışan A.Z. isimli sunucu ile başka sunucuların da bu şekilde söylemlerde bulunduğunu ileri sürmüşlerdir. Başvurucular; yukarıda bahsi geçen haber ve yorumlarda haklarında hakaret içeren ifadeler kullanıldığını, terörist benzetmesi yapılarak hedef gösterildiklerini, bu nedenle halkın alenen kin ve düşmanlığa tahrik edildiğini ileri sürerek Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuşlardır. Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı 26/10/2016 tarihinde söz konusu şikâyet hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"...basın mensuplarının haber konusu olarak değerlendirdikleri, olayları kendi düşünceleri doğrultusunda açıklama, eleştirme, yayma ve yorumlama hürriyetine sahip oldukları, yorum yaparken rahatsız edici, sert, çarpıcı, şoke edici, kaba bir üslup kullansa dahi hakaret boyutuna ulaşmayacağı yönünde Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarının bulunduğu, aynı hususların iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında vurgulandığı, ağır nitelikteki eleştirilerin bile kişilik haklarına yönelik saldırı olarak değerlendirilmemesi gerektiği, ... basın özgürlüğünün, belli ölçülerde abartmayı, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerdiğinin kabul edilmesi gerektiği, gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimler " polemik " niteliğinde olsalar da nesnel bir açıklamayla desteklendiklerinde, bu ifadelerin asılsız kişisel saldırı olarak görülemeyeceği, kaldı ki, kamu görevinde bulunan veya talip olanların, diğerlerine oranla daha sert eleştirilere muhatap kalmasının da doğal karşılanması gerektiği,Bu bilgiler ışığında soruşturma dosyası ve suça konu yazı içerikleri birliktedeğerlendirildiğindeyapılan haberlerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, şüphelilerin üzerine atılı hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa alanen tahrik etme suçlarının kanunda yazılı unsurlarının oluşmadığı veatılı suçlardanşüpheliler hakkında kovuşturma yapılamayacağı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." Başvurucular anılan karara itiraz etmiştir. Artvin Sulh Ceza Hâkimliği 17/11/2016 tarihinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmiştir.Başvurucular 22/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Uluslararası hukuk kaynakları için Anayasa Mahkemesinin Fetullah Gülen ([GK], B. No: 2014/12225, 14/7/2015, §§ 14-24) kararına bakılabilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), Gündüz/Türkiye (k.k.), (B. No: 59745/00, 13/11/2003) kararında başvurucunun haftalık bir gazetede dinî bir tarikat hakkında yayımlanan makalede yer alan ve ılımlı İslam hakkındaki görüşlerini içeren ifadeleri nedeniyle suç işlemeye tahrik suçundan mahkûmiyetine hükmedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal edip etmediğini değerlendirmiştir. Anılan kararda başvurucunun ifadelerinin şiddete çağrı niteliğinde olduğu değerlendirmesi yanında söz konusu ifadelerde açıkça toplumun geneli tarafından tanınan bir yazarın isminin verildiği ve bu durumun makalenin yayımlanmasıyla beraber söz konusu yazarı tartışmasız biçimde ciddi bir fiziksel şiddet tehlikesi altında bıraktığı da gözönüne alınarak başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğuna hükmedilmiştir (Gündüz/Türkiye). Yine haftalık bir dergide yayımlanan ve Türkiye'nin güneydoğusunda devlet tarafından gerçekleştirilen askerî operasyonları eleştiren iki okuyucu mektubu nedeniyle mahkûmiyetine karar verilen dergi sahibinin ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı başvuruda da AİHM tarafından, anılan mektuplarda yer alan ifadelerin şiddeti meşrulaştırdığı değerlendirmesi yanında açıkça bazı şahısların isminin verilmesinin onlara karşı nefreti teşvik edici olduğu ve bu şahısları muhtemel bir fiziksel şiddet tehlikesi altında bıraktığı vurgulanarak başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmiştir (Sürek/Türkiye (No.1) ([BD], B. No: 26682/95, 8/7/1999 §§ 62, 65). Federal Alman Anayasa Mahkemesinin benzer yöndeki bir kararında; bir gazetecinin "Kültür=Bir Yahudi?" başlıklı yazısında bir siyasetçinin yahudi kimliğini vurgulayarak eleştirmesi nedeniyle Nazizm söylemi kullanarak halkı kin ve düşmanlığa teşvik etme suçundan cezalandırılmasına ilişkin olarak kitleleri hedef alan bir söylemin bulunmadığı, nefret söyleminin çok dar yorumlanması gerektiği gerekçesiyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği belirtilmiştir (Federal Alman Anayasa Mahkemesi, 1 BvR 1056/95, 6/10/2000).