4. Hukuk Dairesi 2009/9594 E. , 2010/5366 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 19/10/2007 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ile davalılardan ... ve ... vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulü…
**4. Hukuk Dairesi 2009/9594 E. , 2010/5366 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 19/10/2007 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ile davalılardan ... ve ... vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeni ile desteğin ölümünden dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup davacılar, davalının kusurlu eylemleri ile yol açtıkları trafik kazasında çocuklarının öldüğünü belirterek, uğradıkları manevi zararın ödetilmesini istemişlerdir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar ile davalılar ... ve ... tarafından temyiz olunmuştur. Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Dava konusu olayın oluş biçimi, tarafların kusuru, davacıların ölene yakınlıkları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacılar yararına takdir edilen 4.000,00'er TL manevi tazminat azdır. Davacılar yararına daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmemiş olması;