Başvuru, lenf kanseri olan hükümlünün cezasının infazının ertelenmesi talebinin reddedilmesinin kötü muamele yasağını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, lenf kanseri olan hükümlünün cezasının infazının ertelenmesi talebinin reddedilmesinin kötü muamele yasağını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 9/2/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucu; tedavisinin ceza infaz kurumu koşullarında sağlanamayacağını, hastalığa dair alınan raporların Adli Tıp Kurumuna gönderilmeksizin erteleme taleplerinin yetersiz gerekçelerle reddedilmesinin yaşam, maddi ve manevi bütünlüğün yönelik ciddi tehlike oluşturduğunu belirterek iyileşinceye kadar Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) maddesi uyarınca tedbiren infazın durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesince bu talep 21/12/2016 tarihinde reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi 24/4/2015 tarihinde başvurucunun hastalığının nitelik ve boyutunun araştırılması ve başvurucunun hapis cezasının infazına fiilen başlanmasının, başvurucunun anılan hastalığı nedeniyle hayati risk oluşturup oluşturmayacağı hususunun tespiti için hükmün infazına başlanmaksızın Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesine, sevk işleminin yapılması ve düzenlenecek raporun gönderilmesi için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, tedbir talebinin düzenlenecek uzman heyet raporundan sonra değerlendirilmesine karar vermiştir. Ancak tedbir talebi konusunda daha sonra verilmiş bir karar bulunmamaktadır. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden (UYAP) edinilen belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: 1963 doğumlu başvurucu, İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinin 1/12/2011 tarihli kararıyla bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçundan 3 yıl 9 ay hapisle cezalandırılmıştır. Temyiz edilen karar Yargıtay Ceza Dairesinin 17/6/2014 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir. Hüküm kesinleştikten sonra başvurucu 10/11/2014 günlü dilekçeyle kronik lenfositik lösemi hastası olduğunu belirterek 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un maddesine göre infazın geri bırakılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) müracaat etmiştir. Başvurucu dilekçesinde hastalığının son aşaması olan dördüncü evrede bulunduğunu, bunun da hayati tehlikeye yol açacağını, yaşamını yalnız sürdüremeyeceğini ifade etmiştir. Dilekçesine lösemi hastası olduğunu ve kemoterapi gördüğünü gösteren, bazı hastanelere ait raporları eklemiştir. Bu raporların birinde tedavi süreci toplam altı ay sürecek başvurucunun kalabalık ortamlardan uzak durması, iyi yıkanmış ve iyi pişmiş yiyeceklerle beslenmesi, haftalık kan sayımının yapılması, ateşinin 38 dereceyi aşması durumunda acilen hastaneye yatışının gerekli olduğu değerlendirilmiştir. Savcılık 12/11/2014 tarihinde başvurucunun bu talebini reddetmiştir. Başvurucunun maruz kaldığı ağır hastalık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettirip ettiremeyeceği hususunun ancak infaza başlama hâlinde ceza infaz kurumu koşullarında anlaşılabileceği karara dayanak yapılmıştır. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: “…hükümlünün cezasını infaz kurumunda yerine getirilmesinde yaşam ve vücut bütünlüğü açısından telafisi imkansız zarara maruz kalıp kalmayacağı ve hükümlüye tayin edilen cezasının ertelenmesini gerektiren bir husus bulunup bulunmadığının tespiti bakımından dosyanın ve hükümlü müdafiinin talep konusu dilekçesinin 5275 sayılı Yasanın 16/maddesi uyarınca gerekli prosedürün takdir ve değerlendirmesi amacıyla İstanbul Cumhuriyet başsavcılığı ilamat ve infaz bürosuna gönderilmesine ve işlem sonucuna kadar infazın durdurulmasını gerektiren bir durum bulunmadığından infazın durdurulmasına ilişkin talebin reddine dair aşağıdaki karar ittihaz olunmuştur.” Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 15/1/2015 tarihli ek kararıyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: “…Sağlık sorunları nedeni ile infazın ertelenmesi 5275 sayılı CGTİHK. nun 16/2- md. düzenlenmiş olup, sağlık kuruluşlarının hastalara ayrılan bölümünde infaza devam edilebileceği, bunun dahi mümkün olmadığının anlaşılması halinde infazın iyileşene kadar geri bırakılabileceği öngörülmektedir.Buna göre konunun, infaza başlandıktan sonra infaz prosedürü içerisinde ele alınıp incelenmesi gerektiği anlaşıldığından, Hükümlü-Sanık Zeki Hakan Nebioğlu hakkında verilen İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2014 tarih 2007/364 esas ve 2011/330 karar sayılı ek kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla sanık Zeki Hakan Nebioğlu müdafii Av. Ömer Faruk Akbıyık'ın itirazının REDDİNE [karar verilmiştir.]” Başvurucu vekili tarafından 4/2/2015 tarihinde öğrenilen karara karşı 9/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 15/5/2016 tarihli yazısında konuyla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu (ATK) İhtisas Kurulundan rapor aldırıldığı belirtilmiştir. ATK İhtisas Kurulunun 7/3/2016 tarihli raporunda; başvurucunun 5275 sayılı Kanun’un maddesinin (6) numaralı fıkrası kapsamında görülmediği, hayatını yalnız idame ettirebileceği, aynı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası kapsamında kalmadığı, tedavisi ve önerilen aralıklarla düzenli poliklinik kontrollerinin sağlanarak ceza infaz kurumu şartlarında infaza devam edilebileceği, hastalıklarının ilerlemesi ya da vasfının değişmesi durumunda yeniden rapor alınarak tekrar değerlendirmede bulunulabileceği ifade edilmiştir. Aynı yazıda Anayasa Mahkemesince verilen 24/4/2015 tarihli tedbir kararına istinaden askıya alınan infaz işlemlerinin devamı için Savcılık tarafından 31/3/2016 tarihinde yakalama emri çıkarıldığı kaydedilmiştir. 17/10/2016 tarihinde hapis cezasının infazına başlandıktan sonra başvurucu, Muğla İnfaz Hâkimliğine 5271 sayılı Kanun’un 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazını talep etmiştir. İnfaz Hâkimliğince 24/10/2016 tarihinde talep kabul edilerek başvurucu, Muğla Açık Ceza İnfaz Kurumundan salıverilmiştir. 5275 sayılı Kanun’un “Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi” kenar başlıklı maddesine, "Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı" kenar başlıklı 105/A maddesinin fıkrasına İmam Çelikdemir (B. No: 2014/20289, 5/12/2017, §§ 33, 34) başvurusunda yer verilmiştir.