Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/3597 E. , 2024/6054 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/3597 Karar No : 2024/6054 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı /... VEKİLİ : Av. ... DİĞER DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Bakanlığı ANKARA VEKİLİ : Av. ... 3- ... Belediye Başkanlığı / ... VEKİLİ
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/3597 E. , 2024/6054 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/3597 Karar No : 2024/6054 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı /... VEKİLİ : Av. ... DİĞER DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Bakanlığı ANKARA VEKİLİ : Av. ... 3- ... Belediye Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacılar ve davalı idarelerden Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'in gezmek amacıyla arkadaşlarıyla birlikte 17/05/2015 tarihinde gittiği Samsun ili, Çarşamba ilçesinde bulunan Kabaceviz Şelalesi'nden düşerek hayatını kaybettiğinden bahisle uğradıkları ileri sürülen zararlara karşılık davacılardan ... için 30.000,00 TL (miktar artırımı üzerine 320.123,87 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi; ... için 30.000,00 TL (miktar artırımı üzerine 582.524,50 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi; ... ve ... için 80.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareler tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı hazırlık dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında alınan 11/01/2016 tarihli iş güvenliği uzmanı raporu uyarınca ... Cumhuriyet Başsavcılığınca olay yerinin yerleşim alanlarına uzak, doğal güzellik sayılabilecek, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, ancak kendi halinde bırakıldığı ve turizme açılmadığı, etrafında herhangi bir gerçek veya tüzel kişi tarafından işletilen turistik işletme ve piknik alanının bulunmadığı, müteveffanın kusuru haricinde herhangi bir kurum ve şahsın kusuru bulunmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, Kabaceviz Şelalesi'nin bulunduğu yerin hiç bir kamu kurumu tarafından turizme açılmadığı, yol ya da tesis inşa edilmediği gözetildiğinde, idarenin bu tür güvenlik önlemleri alma yükümlülüğünün bulunmadığı, davacılar tarafından dosyaya ibraz edilen tanıtım kitapçığının Kabaceviz Şelalesiyle ilgili bölümünde suyun temas ettiği bütün zeminlerin yosun oluşumundan dolayı çok kaygan olduğu için özellikle dikkat edilmesi gerektiği şeklinde uyarıya yer verildiği, dava dosyasında yer alan Savcılık soruşturma dosyası kapsamındaki bilirkişi raporu, Adli Tıp raporu, fotoğraflar, tutanaklar ve olay yeri inceleme raporunun birlikte değerlendirilmesinden, ...'in 17/05/2015 tarihinde meydana gelen ölüm olayında davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunmadığı, ölüm olayının müteveffanın kusurundan kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Danıştay Onuncu Dairesinin (Sekizinci Daire ile müştereken verilen) 07/12/2022 tarih ve E:2018/5027, K:2022/5763 sayılı bozma kararına uyularak, davalı idarelerden Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığının olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olarak % 30 oranında kusurlu olduğu, diğer taraftan, müteveffanın asli kusurlu olarak %70 oranında kusurlu olduğu, davalı idarelerden Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Çarşamba Belediye Başkanlığının ise herhangi bir kusurlarının bulunmadığı, olaya ilişkin olarak alınan hesap bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, manevi tazminat yönünden ise, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletecek, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde ve aynı zamanda idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak bir oranda ve varsa müterafik kusur durumu gözetilerek belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, istinafa konu mahkeme kararının davacılardan ... ve ...'in maddi tazminat taleplerinin davalı idarelerden Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bakımından reddine ilişkin kısmının kaldırılarak, 288.794,50 TL maddi tazminatın anılan idareler tarafından (yarı yarıya tazmin edilecek şekilde) adıgeçen davacılara idari başvuru tarihi olan 08/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, davacıların bu tutarı aşan maddi tazminat talepleri ile davalı idarelerden Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Çarşamba Belediye Başkanlığı yönünden davanın reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine, ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL olmak üzere toplam 110.000,00 TL manevi tazminat taleplerinin davalı idarelerden Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından reddine ilişkin kısmının kaldırılarak 110.000,00 TL manevi tazminatın anılan idareler tarafından (yarı yarıya tazmin edilecek şekilde) adıgeçen davacılara idari başvuru tarihi olan 08/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, davacıların bu tutarı aşan manevi tazminat talepleri ile davalı idarelerden Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Çarşamba Belediye Başkanlığı yönünden davanın reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, konu ile ilgili kusur tespitine ve sorumlu idarelerin belirlenmesine ilişkin herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılmadığı, ceza yargılamasına esas alınan bilirkişi raporunda asli kusurlunun müteveffa olduğu, başkaca bir kurumun kusurunun bulunmadığı belirtilmesine rağmen bu raporun dikkate alınmadığı, dava konusu alanda idarelerinin yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, herhangi bir hizmet kusurundan bahsedilecek olsa bile mağdurun kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiği, bütün doğal alanlarda koruyucu tedbirlerin alınmasının mümkün olmadığı, dava konusu alanın Samsun il sınırları içerisinde kabul edilen turizm alanı veya turizm merkezi alanlarından biri olmadığı, ayrıca Samsın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün yayınlamış olduğu Samsun ili 2015 yılı turizm amaçlı sportif faaliyet parkur alanları listesinde, sportif gezi, faaliyet alanları veya parkurları içerisinde yer almadığı, şelalenin sadece yayın yoluyla tanıtılmış olmasından kaynaklı sorumluluğuna gidilemeyeceği, bilirkişi raporuyla hesaplanan maddi tazminatın fahiş olduğu, Kültür ve Turizm Bakanlığı İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. fıkrasının (n) bendi uyarınca, İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerinin turizmin gelişimini sağlamak amacıyla ilde bulunan turizm açısından potansiyel taşıyan alanları belirlemek ve tanıtımını yapmak görevlerinin bulunduğu, ancak güvenlik tedbirleri almak gibi bir yükümlülüklerinin bulunmadığı, Bakanlığın harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir. Davalı Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, Belediyenin önceden öngörülemeyen ve hiçbir kusur ve sorumluluğu bulunmayan olayda yükümlü tutulamayacağı, ceza yargılamasına esas alınan bilirkişi raporunda başkaca bir kurumun kusurunun bulunmadığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, turizme açılmamış doğal halinde olan yer ile ilgili idarenin güvenlik önlemi alma gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığı, tanıtım kitapçığında da suyun temas ettiği yerlerin yosun nedeniyle kaygan olduğundan bahisle vatandaşların uyarıldığı ileri sürülmektedir. Davacılar tarafından, aynı yerde 04/06/2017 tarihinde müteveffa gibi fotoğraf çektirmek için giden 2 kişinin de vefat etmesine rağmen idarece önlem alınmadığı, hangi bölgede yoğun yosun ve kayganlık olduğunun vatandaşlar tarafından bilinemeyeceği, müteveffaya yüklenen kusur oranının hukuka aykırı olduğu, maddi ve manevi tazminatın yetersiz olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idarelerden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup; davacılar, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Çarşamba Belediye Başkanlığı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata yönelik kısmının bozulması, temyiz isteminin kısmen reddi ile manevi tazminata yönelik kısmın düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca; Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalılar Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığının yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacılar yakını ...'in 17/05/2015 tarihinde Samsun ili, Çarşamba ilçesinde bulunan ... Şelalesine gezme amaçlı arkadaşlarıyla birlikte gittiği, Şelalenin en üst noktasına çıktıklarında ...'in şelalenin uçurum kısmının yaklaşık 1-2 metre gerisinde cep telefonu ile fotoğraf çekerken ayağının kayarak ıslak zemine yüzüstü düşmesi üzerine tutunmaya çalıştığı ancak yerin yosunlu olması sebebi ile tutunamayarak kayalıklara çarpmak suretiyle yaklaşık 35 metre yüksekliğindeki uçurumdan su göletine düşmesi neticesinde vefat etmesi nedeniyle davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek meydana geldiği iddia edilen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat istemiyle davalı idarelere başvuruda bulunulduğu, başvuruların reddi üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: I- Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine dair kısmının incelenmesi: Uyuşmazlıkta, Dairemizin bozma kararı üzerine Bölge İdare Mahkemesince müteveffanın asli kusurlu olarak % 70 oranında, davalı idarelerden Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığının tali kusurlu olarak % 30 oranında kusurlarının bulunduğu dikkate alınarak aktüerya hesabı yapılmasında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, maddi tazminat hesabında hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunun Dairemiz içtihatları doğrultusunda karara dayanak kabul edilemeyeceği, başka bir anlatımla alınan raporun hükme esas alınacak nitelikte olmadığı görülmektedir. Tazminatın amacı uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla hesaplanacak tazminatın azami miktarı gerçek zarar ile sınırlıdır. Öte yandan dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu sebeple aktüeryal yönden maddi tazminat hesaplanması gereken davalarda mahkemeler bilirkişinin görüşünün alınmasına ihtiyaç duymaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, müteveffanın asgari ücret üzerinden kazanç sağlayacağı varsayımıyla hesap yapılmış ise de, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden müteveffanın Ondokuz Mayıs Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde bilgisayar mühendisliği bölümü öğrencisi iken vefat ettiği anlaşılmakta olup, destekten yoksun kalma zararının tespitinde müteveffanın okulu bitireceği tarih de dikkate alınarak mesleki emsal ücretlerin, ilgili oda ve meslek kuruluşlarından sorularak tespit edilmesi ve bu ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir. Öte yandan, yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda 21 yaşında vefat eden müteveffanın ölüm tarihinden yaklaşık 1 yıl sonra evleneceği, 2 sene sonra 1. çocuğunun, 2 sene sonrasında 2. çocuğunun olacağı gözetilerek destek payları hesaplanmış ise de, müteveffanın vefat tarihinde henüz üniversite öğrencisi olduğu dikkate alındığında evlilik varsayımının üniversiteden mezun olduktan sonra hesaplamaya alınabileceği açıktır. Buna göre, davacılara ödenecek destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, desteğin kendisine, eşine, çocuklarına ve anne ve babasına pay ayrılması gerektiği hususu dikkate alınmalıdır. Bu paylaşım yapılırken; destek yaşasaydı, evleninceye kadar gelirinden kendisine 2 pay, anne ve babasına 1'er pay; evlendikten sonra, kendisine 2 pay, eşine 2 pay, anne ve babasına 1'er pay; çocukları olduktan sonra (ya da çocukların olma olasılığı dikkate alınarak), kendisine 2 pay, eşine 2 pay, çocukların her birine 1'er pay (destek süresi sona eren çocuk bakımından destek payı ayrılmayarak), anne ve babasına 1'er pay ayıracağı kabul edilmektedir. Dolayısıyla, desteğin anne ve babasının her birine evleninceye kadar %25, evlendikten sonra %16, ilk çocuk olduktan sonra %14, ikinci çocuk olduktan sonra %12,5 pay ayıracağı kabul edilmektedir. Öte yandan, Türk aile yapısı ve ortalama çocuk sayısı dikkate alındığında, desteğin evlilik tarihinden itibaren 2 yıl sonra birinci çocuğunun, bundan 2 yıl sonra da ikinci çocuğunun olacağı varsayımı kabul edilmektedir. Buna göre Bölge İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın maddi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. II- Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine dair kısmının incelenmesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır. Manevi tazminat istemiyle açılan davalarda idarelerin kusurunun bulunup bulunmadığı hususu değerlendirilirken zarar görenin veya vefat edenin de kusurunun (müterafik kusur) bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, müterafik kusurun bulunduğu hallerde hükmedilecek manevi tazminat miktarının, davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat tutarına zarar görenin veya müteveffanın kusur oranının uygulanması suretiyle değil, meydana gelen olayda uğranılan manevi zararın Mahkemece takdir edilen parasal karşılığına kusur oranının uygulanması suretiyle belirlenmesi gerekmektedir. Bakılan uyuşmazlıkta, Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarı davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat tutarı üzerinden müterafik kusur durumu gözetilerek belirlenmiş olup, bu belirleme yöntemi yukarıda belirtilen gerekçeye uygun olmamakla birlikte olayda, davacılar yakınının kusurunun ağırlığı da göz önünde bulundurulduğunda, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat tutarlarının, davacıların olay sonucu duyduğu elem ve ıstırabı karşılayacak ve hizmet kusurunun ağırlığıyla örtüşecek nitelikte olduğu görüldüğünden temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin gerekçesinin bu şekilde düzeltilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların ve davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığının temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının manevi tazminata ilişkin kısmının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davalı Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığına iadesine, 4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/12/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.