Başvuru, askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması sonucu ölüm olayının meydana gelmesi ve bu ölüm olayına ilişkin etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması sonucu ölüm olayının meydana gelmesi ve bu ölüm olayına ilişkin etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 1/10/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu soruşturma dosyasından tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 18'inci Mekanize Piyade Tugayı Topçu Tabur Komutanlığı (Gelibolu/Çanakkale) emrinde asker iken 3/1/2012 tarihinde yaşamını yitiren 1980 doğumlu Y.nin kardeşidir.A. Y.nin Askere Alınması ve Ölümü Başvurucunun kardeşi Y. 31/7/2011 tarihinde kısa dönem olarak askere sevk edilmiş ve 12/8/2011 tarihinde 15'inci Piyade Eğitim Tugayı 22'nci Piyade Eğitim Alayı 1'inci Havan Eğitim Tabur Komutanlığına (Amasya) teslim olmuştur. Y., eğitim birliğine katılması üzerine 12/8/2011 tarihinde yapılan Psikososyal Risk Faktörü Tarama Anketi'nde "Daha önce ruhsal (psikolojik) bir rahatsızlık geçirdiniz mi? Son bir kaç yıl içerisinde ruhsal (psikolojik) rahatsızlık geçirdiniz mi? Şimdiye kadar kendinize zarar vermeye/öldürmeye yönelik herhangi bir teşebbüsünüz oldu mu? Son zamanlarda kendinizi öldürmeyi düşündünüz mü?" gibi sorulara "Hayır" cevabını vermiştir. Y., aynı tarihte psikolojik danışman ile de bir görüşme gerçekleştirmiştir. Yapılan anket ve görüşmeden sonra Y.nin Rehberlik ve Danışma Merkezine (RDM) sevkinin gerekmediği değerlendirilmiştir. Y., Amasya'daki askerlik eğitimini tamamlamasını müteakip 28/8/2011 tarihinde 18'inci Mekanize Piyade Tugayı Topçu Tabur Komutanlığına teslim olmuştur. Y., burada yapılan Psikososyal Risk Faktörü Tarama Anketi'nde de kendi el yazısıyla herhangi bir psikolojik sorununun bulunmadığını belirtmiştir. Y. 7/9/2011 tarihinde birlik revirinde sağlık muayenesinden geçirilmiştir. Bu muayenede Y.nin sağlık durumunun normal olduğu değerlendirilmiştir.Y., daha sonra 19/9/2011 tarihinde göğüs ağrısı ve nöropatik ağrı şikâyeti ile birlik revirine müracaat etmiştir. Y., birlik revirinde yapılan muayeneden sonra Gelibolu Asker Hastanesi Dâhiliye Polikliniğine sevk edilmiştir. Gelibolu Asker Hastanesi Dâhiliye Polikliniğine sevk edilen Y., burada 20/9/2011 tarihinde muayene olarak sol kol ve bacakta uyuşma ve DSN tanıları ile Çanakkale Asker Hastanesi Nöroloji Polikliniğine sevk edilmiştir. Bu muayenede ayrıca Y.nin aynı hastanenin Kulak Burun Boğaz (KBB) Polikliniğince görülmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir. Bunun üzerine 22/9/2011 tarihinde Çanakkale Asker Hastanesine giden Y.nin Çanakkale Asker Hastanesi KBB Polikliniğince yapılan muayenesinde acil tedavi gerektirir bir durumunun olmadığı değerlendirilmiştir. Aynı gün Çanakkale Asker Hastanesi Nöroloji Polikliniğince yapılan muayenede ise Y.den kan tetkiki istenmiş, ertesi gün Y.ye fibromiyalji (yumuşak doku romatizması) tanısı konularak reçete düzenlenmiştir. Reçetedeki tanı kısmına fibromiyalji tanısına ilave olarak anksiyete bozukluğu tanısı eklenmiştir. Reçeteye de"B..." ve ".." adlıiki ilaç yazılmıştır. Soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre bu ilaçlardan ilki B12 vitamini eksikliği durumlarında verilen vitamin ilacı, ikincisi ise antidepresan olarak bilinen aynı zamanda anksiyete bozukluklarında da kullanılabilen bir ilaçtır. Y., Komutanlık makamına yazdığı "Komutanım nişamlımla düğün hazırlıkları ve ev eşyalarını ayarlamak maksadı ile 01-10 Aralık 2011 tarihleri arasında planlı olan iznimi, 17/10/2011 tarihinden itibaren 10 gün kullanmak istiyorum. Gereğinin yapılmasını arz ederim." şeklindeki bir dilekçeyle izin talebinde bulunmuştur. Talebi kabul edilen Y. 17/10/2011 ile 2/11/2011 tarihleri arasında (altı gün yol izni dâhil) izin kullanmıştır. Kullandığı izin sonrasında askerlik hizmetine devam eden Y. belli bir eğitimden geçerek çavuş diploması almıştır. Y. 10/11/2011 tarihinde birlik revirine müracaat etmiş ve burada muayene olmuştur. Muayene neticesinde Y.ye durumsal anksiyete bozukluğu teşhisi konularak RDM ile görüşmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir. RDM kayıtlarında Y. ile bu tarihten sonra herhangi bir görüşme gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine ilişkin bir bilgi mevcut değildir. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan tanık beyanlarına göre Y. 3/1/2012 tarihinde nöbetçi çavuş olduğu için 45-45 saatlerinde 3 No.lu kulede nöbetçi olan erleri uyandırmış, 3 No.lu kulede nöbet tutacak erleri önce doldur-boşalt istasyonuna götürmüş, akabinde ise hep birlikte nöbet kulesine doğru yürümeye başlamışlardır. Bu sırada Y., nöbetçi erlerden birinin silahını almış ve onlardan daha hızlı bir şekilde nöbet yerine doğru gitmeye başlamıştır. Y. ile nöbetçi erler arasındaki fark yaklaşık 100 metre iken Y.nin bulunduğu yerden bir el silah sesi gelmiştir. Sesin geldiği yere gidilmesi üzerine Y.nin yaralanmış hâlde yerde yattığı görülmüştür. Bunun üzerine Y., hastaneye götürülmüş ise de kurtarılamayarak yaşamını yitirmiştir. Hastane kayıtlarında, Y.nin saat 30'da askerî ambulansla ex duhul (ölü) olarak hastanenin acil servisine getirildiği, yaklaşık bir saat on beş dakika kardiyopulmoner resüsitasyon (CPR) uygulanmış ise de hastanın CPR'ye cevap vermediği, bu sebeple hastanın öldüğünün kabul edildiği belirtilmiştir.B. Ceza Soruşturması Süreci Soruşturma Kapsamında Yapılan İlk İşlemler ve Alınan Raporlar 18'inci Mekanize Piyade Tugayı Topçu Tabur Komutanlığı yetkilileri, saat 15 sıralarında Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2'nci Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) nöbetçi askerî savcısına Y.nin ateşli silah yaralanması sonucu ağır yaralı olarak Gelibolu Devlet Hastanesine kaldırıldığını bildirmiştir. Yetkililer saat 45 sıralarında ise askerî savcıyı tekrar arayarak Y.nin yaşamını yitirdiğini bildirmiştir. Bunun üzerine, gecikmesinde sakınca bulunan hâl olarak değerlendirilen olay hakkında resen soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda Gelibolu İlçe Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme ekibi saat 15'te hastaneye ulaşmış ve askerî savcının da hastaneye gelmesi üzerine ölü muayene işlemi gerçekleştirilmiştir. Ölü harici muayenesinde, Y.nin göğüs kemiklerinin birleştiği yerde bir adet mermi giriş deliği, sırtının sol bölgesinde ise bir adet mermi çıkış deliği tespit edilmiştir. Ölü harici muayenesi sırasında Y.nin el ve yüz svapları alınmıştır. Ölü harici muayenesinde ayrıca Y.nin üzerindeki giysiler incelenerek muhafaza altına alınmıştır. Bu kapsamda yapılan incelemede Y.nin kamuflaj pantolonunun sağ arka cebinde bir adet not defteri bulunmuştur. Not defteri kanla kaplı olduğu için içinde sadece bir kısmı okunabilen aşağıdaki not bulunmuştur:"Ben [Y] ölümümün asker... ilgisi yoktur. Tamamen sivil... öldürüyorum kendimi. Bu iş bir onur ve g... selesidir. Beni bir tek ölü... umarım yanılmam." Ölü harici muayesinden sonra askerî savcı eşliğinde olay yerine gidilmiş ve olay yeri incelemesi işlemi gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda olay yerine 2 No.lu nöbet kulesi ile 3 No.lu nöbet kulesinin yollarının kesiştiği yerden 50 metre daha 3 No.lu nöbet kulesine doğru devam edildiğinde ulaşıldığı, zemini toprak yol olan olay yerinde bir miktar kan olduğu, yolun sol tarafında bir adet boş kovan bulunduğu tespitleri yapılmıştır. Olay yerinden sonra koğuşlar bölgesine gidilmiş ve burada da çeşitli incelemeler yapılmıştır. Akabinde ise olayda kullanıldığı belirtilen ve tabur komutanının odasında muhafaza altına alınan silahın incelemesine geçilmiştir. Tozlama usulü ile silah üzerinde parmak izi incelemesi yapılmış ancak silah üzerinde herhangi bir ize rastlanmamıştır. Yapılan incelemelerden sonra silah kriminal inceleme için muhafaza altına alınmıştır. Olay anında Y. ile birlikte nöbet kulesine giden Topçu Er Ç. ile Topçu Er E.Ü.nün el ve yüz svapları alınmıştır. Bu kişilerin olay anındaki kamuflajları da atış artığı incelemesi için muhafaza altına alınmıştır. Ölü harici muayenesi işlemine katılan doktorlar, kesin ölüm sebebinin klasik otopsi işlemi yapılarak tespit edilmesinin yerinde olacağını belirtmiştir. Bunun üzerine kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla klasik otopsi yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucu 4/1/2012 tarihinde Savcılığa sunduğu bir dilekçe ile kardeşinin ölümünün intihar neticesinde gerçekleştiğinin kendilerine söylendiğini; ancak, bu konuda kendilerinin şüphe duyduğunu belirterek yapılacak otopsi işlemine Dr. Ş.K.F.nin de gözlemci sıfatı ile hazır bulundurulmasını talep etmiştir. Bunun üzerine kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla 4/1/2012 tarihinde klasik otopsi işlemi gerçekleştirilmiştir. Otopsi işleminde başvurucunun dilekçesinde belirttiği Dr. Ş.K.F. de gözlemci sıfatıyla yer almıştır. Kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla yapılan klasik otopsi işlemi sonucunda hazırlanan 28/1/2013 tarihli otopsi raporunda; göğsün solunda ksifoidin hemen sol üst kısmında ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği, sırt sol yanda ise ateşli silah mermi çekirdeği çıkış deliği olduğu, atışın bitişik atış mesafesinden yapıldığı, ölümün ateşli silah yaralanmasına bağlı kot kırığıyla birlikte iç organ yaralanması sonucu meydana geldiği belirtilmiştir. Raporda ayrıca iç organlarda yapılan sistematik toksikolojik analiz sonucunda kanda alkol (etanol ve metanol) bulunmadığı, bununla birlikte 286 ng/ml paracetamol, 172 ng/ml atropin, 18,8 ng/ml chlorpheniramine bulunduğu, idrarda paracetamol ve chlorpheniramine bulunduğu, göz sıvısında ise paracetamol, chlorpheniramine ve pseudoephedrin bulunduğu belirtilmiştir. Askerî Savcılık, otopsi sonucunda kişinin kanında, idrarında ve göz sıvısında bulunan maddelerin neler olduğu hususunda, Tıbbi Farmakoloji Uzmanı Prof. Dr. H.E.A.dan bir bilirkişi raporu düzenlemesini istemiştir. Raporda, paracetamol maddesinin ağrı kesici ve ateş düşürücü amaçlarla kullanıldığı, chlorpheniramine maddesinin sakinleştirici etkisinin olduğu, atropin maddesinin olaydan sonra hastaneye kaldırılan kişiye yapılan müdahale esnasında verilen bir madde olduğu, pseudoephedrin maddesinin ise soğuk algınlığı ve gribal durumlarda kullanıldığı belirtilmiştir. Olay yeri incelemesi neticesinde muhafaza altına alınan Topçu Er Ç.ye ait 003265 seri numaralı silah ile bir adet 65x45 mm çapındaki mermi kovanı gerekli tetkiklerin yapılması amacıyla Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı Balistik İnceleme Laboratuvarına gönderilmiştir. Balistik İnceleme Laboratuvarının 30/1/2012 tarihli uzmanlık raporunda; 003265 seri numaralı silahın ateş etmesine mani mekanik herhangi bir arızasının bulunmadığı, silahın deneme amaçlı kullanılması sonucunda patladığının görüldüğü, incelenmek için gönderilen 65x45 mm çap ve tipindeki bir adet mermi kovanının 003265 seri numaralı tüfek ile atılmış olduğu tespitleri yapılmıştır. Başvurucunun kardeşi Y. ile Topçu Er Ç. ve Topçu Er E.Ü.nün el ve yüz bölgesinden atış artığı transfer kitiyle alınan svaplar üzerinde Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı Kimyasal İnceleme Laboratuvarı görevlileri tarafından atış artığı analizi yapılmıştır. Kimyasal İnceleme Laboratuvarı görevlileri tarafından hazırlanan 9/3/2012 tarihli uzmanlık raporuna göre Y.nin sol el dış, sol el iç, sağ yüz ve sol yüz bölgesinden alınan svaplarında atış artığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra Topçu Er Ç.ye ait sol el iç svabında da atış artığı tespit edilmiştir. Topçu Er E.Ü.den alınan svaplar üzerinde yapılan incelemede ise atış artıklarına rastlanmamıştır. Ölü muayene işlemi neticesinde muhafaza altına alınan giysiler üzerinde yapılan atış artığı analizi sonucunda ise Y.ye ait parkanın sol üst ön göğüs bölgesinde bir adet delinmenin olduğu ve bu delinme bölgesinde atış artıklarının bulunduğu tespit edilmiştir. Uzmanlık raporunda, atış artıklarının dağılımı ve yoğunluğu dikkate alınarak atışın bitişik atış olduğu değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra Topçu Er Ç.ye ait hücum yeleği önünde de atış artığı tespit edilmiştir. Topçu Er E.Ü.ye ait giysilerde ise ise atış artığına rastlanmamıştır. Askerî Savcılık, Topçu Er Ç.ye ait sol el iç svabında ve hücum yeleği önünde atış artığı bulunması hususu ile ilgili olarak da bilirkişi raporu istemiştir. Gelibolu Olay Yeri İnceleme Ekibi ve Kimlik Tespit Grup Amirliğinde görev yapan Polis Memuru S.F.Ü. tarafından hazırlanan raporda -Topçu Er Ç. ile Topçu Er E.Ü.nün soruşturma kapsamında verdiği ifadeler de dikkate alınarak- atış yapan kişilerle temas edilmesi hâlinde temas eden kişilere de atış artığı bulaşabileceği, bu sebeple Y.ye ve onun eşyalarına temas eden Topçu Er Ç. ile Topçu Er E.Ü.den atış artığı çıkabileceği, bunun yanı sıra el üstünde rastlanan atış artığının atış sırasında olan bulaşmaya, el içinde rastlanan atış artığının ise sonradan bulaşmaya işaret ettiği, bu sebeple Topçu Er Ç.nin el içi svaplarındaki atış artığının ateş etmeden değil temastan kaynaklanabileceği yönünde değerlendirmeler yapılmıştır. Askerî Savcılık, Y.nin kamuflajından çıkan notun ölen kişinin kendi elinden çıkıp çıkmadığının tespit edilmesi amacıyla da araştırmalar yapmıştır. Askerî Savcılık, kamuflajdan çıkan not ile Y.nin el yazı örneklerini içeren diğer bazı belgeleri Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı El Yazısı ve Doküman İnceleme Laboratuvarına göndermiş ve söz konusu notun Y.ye ait diğer yazılarla mukayese edilmesini ve nihayetinde bir rapor tanzim edilerek Askerî Savcılığa gönderilmesini talep etmiştir. El Yazısı ve Doküman İnceleme Uzmanları ile Y.Ç. tarafından hazırlanan 2/3/2012 tarihli uzmanlık raporunda, gönderilen yazı örnekleri üzerinde doküman inceleme (VSC-5000) ve makroskop (LEICA M 420) cihazı ile fiziki, optik, karakteristik inceleme ve karşılaştırmalar yapıldığı belirtilmiş; yapılan bu incelemeler neticesinde kamuflajdan çıkan notun Y.nin elinden çıktığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Soruşturma Kapsamında İfadesi Alınan Kişilerin Beyanları Askerî savcı, olay yeri incelemesinden hemen sonra, Y. ile birlikte nöbet kulesine doğru giden Topçu Er E.Ü. ile Topçu Er Ç.nin ifadesini almıştır. Topçu Er E.Ü.nün 3/1/2012 tarihli ifadesi şöyledir:" 2012 günü 45-45 saatleri arası "3 nolu kule" isimli nöbet yerinde Topçu Onb. [Ç.] ile birlikte nöbetim bulunmaktaydı. Buna istinaden nöbetçi çavuş Topçu Çvş. [Y.] tarafından saat 00 sıralarında uyandırıldım. Hazırlandım. Ardından [Y.] çavuşun komutasında [Ç.] ile birlikte önce silahlığa oradan silahlarımızı alıp doldur boşalt istasyonuna gittik. Oradan da söz konusu nöbet kulesinin bulunduğu tanksavar bölüğü önünden geçen toprak yolu aynı şekilde yani [Y.] çavuşun komutasında izlemek suretiyle kışlanın kuzey doğusuna doğru yürümeye başladık. Bu şekilde yan yana yürürken [Y.] çavuş [Ç.den] tüfeğini önümüze domuz çıkma tehlikesi var diye istedi. [Ç.] başta bir şey olmaz sürekli bu yolu gidip geliyoruz diyerek tüfeğini vermek istemedi.[Y.] bu defa [Ç.ye] tüfeğini bana ver önümüze bir şey çıkarsa senin üzerinde çelik yelek olduğundan müdahalede gecikebilirsin diyerek ikinci kez tüfeği istedi. Bunun üzerine [Ç.] toprak yolda yürürken tüfeği [Y.ye] verdi. O da tüfeği omzuna astı. Bir müddet bu şekilde yan yana yürüdük. 2 nolu nöbet kulübesine ayrılan yol ayrımına varmadan 5-10 metre önce [Y.] hızlanarak önümüze geçti. Gittikçe aramızdaki mesafe açılıyordu. Ancak koşmuyordu. [Ç.] arkasından "abi yavaş git yetişemiyoruz sana" dedi. O da "ben nöbetçilere fenerle işaret veriyorum siz arkamdan gelirsiniz" dedi ve yine hızlı hızlı yürümeye devam etti. nöbet kulesine doğru yürüyordu. Aramızdaki mesafe tahminen 20-30 metre olmuştu. Biz tam 2 nolu nöbet kulesine giden yol ayrımına geldiğimiz noktada ilerden çavuş [Y.nin] bulunduğu noktadan bir el silah sesi geldi. Hemen oraya doğru koştuk. Önce [Y.] çavuşun yanına ben vardım. Onu ilk gördüğümde sırt üstü ayakları 2 nolu kuleyi yani İstanbul kara yolu tarafını gösterir vaziyette yerde sırt üstü yatıyordu. Kolları çok açık olmamakla birlikte iki yana açılmıştı. [Ç.nin] HK-33 piyade tüfeği ise [Y.ye] göre sağdaydı ancak aradaki mesafeyi çok dikkat edemediğimden hatırlayamıyorum. Benden 5-10 saniye sonra [Ç.] de geldi. Ben [Y.] çavuşun kafasını kaldırarak dizime koydum. Bu sırada hücum yeleğinin göğüs kısmında yırtılma olduğunu gördüm. Bu şekilde silahla göğsünden yaralandığını tahmin ederek hemen hücum yeleğini çıkarttım. Parkanın düğmelerini açtım. Bu sırada [Y.nin] üstündeki elbiselerin delindiğini gördüm. Delikten tenine doğru baktığımda küçük dairesel bir boşluk gördüm. Merminin buradan [Y.nin] vücuduna saplandığını anladım. Hemen karşıdaki 2 nolu nöbet kulesine AMM'yi ve ambulansı arayın diye bağırdım. Bu sırada [Y.] herhangi bir şey konuşmuyordu. Konuşacak durumda da değildi. Çünkü sadece iki kere derin nefes aldı. Gözleri bir noktaya bakmıyordu. Bu şekilde ben ve [Ç.], [Y.] çavuşun başında bekledik. Yaklaşık 10 dakika sonra AMM ekibi geldi. Onlardan yaklaşık 5 dakika sonra da ambulans geldi. [Y.] çavuşu ambulansa bindirdik. Daha sonra [Ç.] yerde bulunan silahı kayışından tutmak suretiyle alarak AMM aracına koydu. [Y.yi] ambulansa koyduğumuzda sırt üstü yattığı yerde sırtına denk gelen toprak kesiminde kan lekeleri olduğunu gördüm. Oradan bizi bölüğe götürdüler. Soruldu: Cevaben: Biz [Y.] önümüzden giderken karanlık da olsa onu bir karartı şeklinde dahi olsa görüyorduk. O da bizim gibi toprak yoldan yürüyerek gidiyordu. Hızlı hızlı yürüdüğünden aramız açıldı. Silah sesini duyana değin kendisini önümüzde gittiğini görmüştüm. Silah sesi geldiğinde yürüyüp yürümediğini görebilmem hem geride aynı hizada olmamızdan hem de karanlık olmasından dolayı mümkün olmamıştır. Ancak belirttiğim gibi açıkça bir karartı, gölge gibi önümüzden hızlı adımlarla yürüdü ve yolun ortasındayken silah sesi duyuldu. Silah sesi duyulduğunda [Y.] eğildi mi bunu da ayrıntılı görmem mümkün değildi. Yolda önümüzde [Y.den] başka kimse yoktu. Ben [Y.yi] tanırdım ancak kendisiyle çok da samimi değildim, bu yüzden herhangi bir sıkıntısı olduğunu bilmiyorum dedi." Topçu Er Ç., yaşanan olayla ile ilgili olarak Topçu Er E.Ü.nün ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuştur. Askerî savcı, olay anında 2 No.lu kulede nöbet tutan Er İ.A. ile Er K.S.nin ifadesini almıştır. Adı geçen erler birbiri ile uyumlu olarak özetle olay günü 2 No.lu kulede nöbetçi olduklarını, saat 00'ye beş on dakika kala kulenin karşısındaki yoldan üç kişinin geçtiğini, bu üç kişiden birinin diğer ikisinden daha önde olduğunu, öndeki kişinin bir anda durduğunu ve kişinin elindeki fenerin söndüğünü, beş on saniye sonra bu kişinin bulunduğu yerden bir el silah sesi geldiğini, sesin gelmesinden on on beş saniye sonra bir kişinin "Ambulans ambulans." diye bağırdığını, karanlık olduğu için bu kişilerin tam olarak hangi pozisyonda olduklarını göremediklerini, bunun üzerine hemen nöbet kulesinde bulunan ani müdahale mangası tuşuna bastıklarını, olay hakkında yetkililere telefonla da bilgi verdiklerini, bunun üzerine yaklaşık on dakika sonra ani müdahale mangası aracının olay yerine geldiğini, bu sırada ambulansın da olay yerine geldiğini, şahsın ambulansa bindirilerek götürüldüğünü belirtmişlerdir. Askerî savcı, ambulans takım komutanı olarak görev yapan Astsubay S.A.nın ifadesini almıştır. Astsubay S.A. ifadesinde özetle olayın gece saat 00 sıralarında kendilerine bildirilmesi üzerine hemen arazi tipi ambulansla olay yerine gittiğini, ambulanstan indiğinde intihar eden askerin nabzını kontrol ettiğini; ancak nabzının atmadığını fark ettiğini, askerin solunumunu kontrol ettiğinde soluk alıp vermediğini gördüğünü, bunun üzerine kişiyi ambulansa koyduklarını ve hastaneye gittiklerini, yol boyunca kişiye kalp masajı yaptığını, hastanede de kişiye kalp masajı uygulandığını ancak kişinin kalbinin çalışmadığını belirtmiştir. Askerî savcı 4/1/2012 tarihinde Y.nin samimi arkadaşlarından olan Topçu Çavuş H.Ö.Ö.nün ifadesini almıştır. Topçu Çavuş H.Ö.Ö.nün ifadesi şöyledir:"Ben 18'nci Mknz. p, Tug. Topçu Tb. 4'ncü Bt. K.lığında Batarya Çavuşu olarak görev yapmaktayım. Aynı bataryada görev yapmamız nedeni ile Topçu Çvş. [Y.yi] tanırım. Bunun yanı sıra sonradan sonraya kendisi ile gün geçtikçe daha fazla konuşmaya daha çok şey paylaşmaya başladığımı gördüm çünkü o da benim gibi üniversite mezunu kültürlü konuşabileceğim birçok konu olan birisi idi. Bu yüzden farklı farklı konularda hoş vakitlerimiz, sohbetlerimiz oldu. Onu bu şekilde tanımaya başladım. Ekim ayı içerisinde izne gitmişti. İzine gitme nedenini de nişanlısı ile sorunları olduğunu bunu halletmek için gidiyor olduğunu bana söylemişti. Hatta onun için İstabul'dan uçakla şuan hatırlayamadığım nişanlısının bulunduğu Doğu Anadoluda bir şehre gideceğini belirtiyordu. İzinden döndü, döndüğünde moralinin çok bozuk olduğunu gördüm. Konuşmuyordu, dalgındı, zayıflamıştı. Suratı sürekli asıktı. Sürekli sık sık sigara içiyordu. Bu yüzden kendisine ne oldu diye sordum. Bana nişanlısından ayrıldığını söyledi. Anlatımlarından kendisinin nişanlısını sevdiğini ancak nişanlısının kendisine karşı olan duygularından emin olamadığını belkide buna sebep olarak dünya görüşlerinin farklı olabileceğinden bahsetti. Ben de bir arkadaşı olarak kendisini teselli etmeye çalışıyordum. Ancak yine ilerleyen günlerde aynı şekilde sıkıntılı bir ruh hali vardı. Benzer davranışlar sergiliyordu. Sonra normale döner gibi oldu. Ölümünden 2 veya 3 hafta önceki bir gün bana nişanlısının ailesinin onun için kendi ailesinin aldığı hediyeleri ailesine iade ettiğini bu duruma çok üzüldüğünü, bu halde terhis olup eve gittiğinde o eşyaları görüp nişanlısını hatırlayacağını, bu durumun kendisini daha da üzeceğini hatta bu yüzden kendi ailesine de hediyeleri kabul etmelerinden dolayı kızdığını anlattı. Yine hatta eskisinden daha karamsar bir tabloya büründü. O kadar sık sigara içiyordu ki kendi paketini bitirip bizlerden istiyordu. Bu haberden sanırım ilk çarşı iznindeyken emanet bıraktığı cep telefonunu alıp nişanlısını yani ayrıldığını beyan ettiğı nişanlısını aradığını, cevap alamayınca mesaj attığını, ona da gün içerisinde cevap gelmeyince bu duruma sinirlendiğini söyledi. Yine ondan sonraki günlerde aynı şekilde mutsuz karamsar davranışlar sergilemeye devam etti. [Y.yi] öldüğü gecenin önceki akşamı yani Pazartesi akşam saat 00 sıralarında silahlıkta gördüm. Ben de orada olmama rağmen silahlıktaki arkadaşım İ.B.ye gelerek bozuk paran var mı dedi. İ.B.den bozuk para aldı. Beni görmemiş gibi davranıyordu. Merhaba bile demedi. Ben de bir şey diyemedim. Ondan sonra da kendisini bir daha görmedim. Daha sonra çay ocağında görevli olan askerden öğrendiğime göre [Y.] o gün akşam çay ocağına gelip borcunu kapatmış dedi. [Y.] bahsettiğimiz izin dönüşünde yaşadığı bu sıkıntılardan dolayı RDM'ye gitmişti ancak dönüşünde yeni katılan askerlerin RDM'de olduğunu görmüş ve daha sonra giderim diyerek geri dönmüş. Sonrada bir daha RDM'ye gitmediğini biliyorum. Benim bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir dedi." Askerî savcı, yine Y.nin samimi arkadaşlarından biri olan Topçu Çavuş İ.B.nin ifadesini almıştır. Topçu Çavuş İ.B., Y.nin kişiliği hakkında Topçu Çavuş H.Ö.Ö.nün ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuştur. Topçu Çavuş İ.B. bu bağlamda Türk Silahlı Kuvvetlerindeki "can dostu" uygulaması kapsamında Y. ile eşleştirildiğini, bu uygulama ile iki askerin birbirine göz kulak olmasının ve bu askerlerden birinin sıkıntısının olması hâlinde diğerinin bu konuda komutanlara bilgi vermesinin amaçlandığını, can dostu uygulaması sayesinde Y.yi tanıma fırsatı bulduğunu, Y.nin askerî birlikte en samimi olduğu kişinin kendisi olduğunu ifade etmiştir. Topçu Çavuş İ.B. ayrıca gözlemlediği kadarıyla Y.nin içine kapanık olma durumunun olduğunu, kendilerine her şeyini anlatmadığını, Y.nin ekim ayında izne gittiğini, izinden önce herhangi bir sıkıntısının olmadığını, izinden döndükten sonra ise nişanlısından ayrıldığı için moralinin bozuk olduğunu, bu şekildeki ruh hâlinin kasım ayının sonuna kadar devam ettiğini, bu vakitten sonra moral bozukluğunu üzerinden attığını gördüğünü ancak ölümünden iki hafta önce moralinin yine çok bozuk olduğunu gördüğünü, bu durumun hediyelerin iadesinden kaynaklandığını öğrendiğini belirtmiştir. Topçu Çavuş İ.B. ifadesinde son olarak Y.nin hiç kimseyle bir probleminin olmadığını, Y.nin herhangi biri ile en ufak bir tartışmaya girdiğini dahi görmediğini, zaten yaşı büyük olduğu için herkesin ona "ağabey" dediğini ifade etmiştir. İfadesi alınan Astsubay Ü. ise Y.nin çalışkan ve verilen emirleri zamanında yerine getiren disiplinli bir asker olduğunu ancak alıngan bir yönünün de bulunduğunu, bu yüzden onu kıracak bir harekette bulunmamak için özen gösterdiklerini, Kasım ayı ortalarından bu yana gece nöbetçilerini yerlerine götürüp getirme işini askerlere göz kulak olabileceği düşüncesiyle ona verdiklerini, onunla yaptığı konuşmalarda bir sıkıntısının olduğunu ve bu yüzden ilgiye muhtaç olabileceğini düşünmediğini ifade etmiştir. Askerî savcı 5/1/2012 tarihinde Topçu Üsteğmen H.Y.nin ifadesini almıştır. H.Y. ifadesinde özetle eğitimli bir asker olan Y.nin herhangi bir isteği olduğunda bunu uygun bir dille kendilerine anlattığını, Y.nin Ekim ayı içinde nişanlısıyla ev eşyası alışverişi yapacaklarını belirterek kendisinden izin istediğini, bunun üzerine Y.yi izne gönderdiğini, izin dönüşünde Y.yi uygulama gereği izin dönüş muayenesine gönderdiğini, muayenede Y.ye durumsal anksiyete bozukluğu tanısı konulması üzerine viziteci onbaşıya Y.yi RDM'ye götürmesi gerektiğini söylediğini, o gün RDM'den döndüklerinde RDM'de yoğunluk olduğundan muayene olamadıklarını söylediklerini, bunun üzerine ertesi gün bu kişileri bir kez daha RDM'ye gönderdiğini, bu kez olumsuz bir dönüş olmadığını, bu yüzden muayene olmuştur diyerek konunun üzerinde durmadığını, zaten gözlemlerinde Y.nin resen RDM'ye sevk edilecek düzeyde psikolojisinin bozuk olduğunu görmediğini, Y.nin sorunu olduğunda bunu rahatlıkla anlatacak biri olduğunu, ayrıca çalışkan ve disiplinli bir asker olduğunu belirtmiştir. Askerî savcı vizite onbaşısı olarak görev yapan H.A.nın 5/1/2012 tarihinde ifadesini almıştır. H.A. ifadesinde özetle Y.yi izin dönüşlerinde rutin olarak yapılan muayene kapsamında revire götürdüğünü, revirdeki doktorun Y.ye anksiyete bozukluğu tanısı koyarak Y.nin RDM'ye sevkinin uygun olacağına karar verdiğini, bunun üzerine Y.yi RDM'ye götürdüğünü; ancak, RDM'ye gittikleri gün yeni gelen askerlerin toplu muayenesi olduğundan sıra beklememek için daha sonra geliriz diyerek geri döndüklerini ancak daha sonra gittiklerinde de yoğunluktan geri döndüklerini, Y.nin de bir daha gitmek istemediğini, zaten bir süre sonra Y.nin üzerindeki durgunluk ve moral bozukluğunun kalktığını ifade etmiştir. Askerî Savcılık ayrıca Y.nin kullandığı telefon numarasından yapılan görüşmelerin dökümlerini incelemiştir. Askerî Savcılık bu inceleme neticesinde Y.nin olaydan önceki gün yani 2/1/2012 tarihinde eski nişanlısı ile 694 saniyelik bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini tespit etmiştir. Bunun üzerine Askerî Savcı, istinabe yoluyla Y.nin eski nişanlısının ifadesini almıştır. Y.nin eski nişanlısı S.B.nin ifadesi şöyledir:"[Y.] benim eski nişanlımdır. [Y.] askerden yıllık izine geldiği zaman kendisi ile 2011 yılı Ekim ayında aramızdaki kişisel sebeplerden dolayı ayrıldık. Daha sonra [Y.] askere gitti ve biz bunun üzerine telefonda görüşmedik. En son görüşmemiz, benim ailemin [Y.ye] ait eşyalarını ailesine göndermesi üzerine beni aradı. Bana "neden sana gönderdiğim eşyaları geri göndermişsin, bizim konuşmamız böyle değildi. Benim eşyalarım sende, senin esyalarında bende kalacaktı" diye söyledi. Ben de ailemin geleneklerine göre hareket edeceğimi söyledim. Ailemin tüm eşyalarını göndermesi üzerine çok üzüldüğünü söyledi. Bunun üzerine ben kendisine telefonu kapatalım fazla uzatmayalım dedim. O da bana hep senin istediğin mi olacak kapat deyince kapatacak mıyım dedi. Bunun üzerine kendisi bana tam hatırladığım kadarıyla "silahı alıp her gün kafama dayıyorum sen ve ailem üzülmeyin diye tekrardan silahı geri bırakıyorum" şeklinde cümle kullandı. Ben de kendi kişilik yapısını bildiğimden dolayı beni etkilemek için böyle konuştuğunu düşündüm ve bunun üzerine ben de saçmalama böyle bir şey yapmazsın çünkü sen böyle biri değilsin dedim. Daha sonra telefonu kapattığımı söyleyerek kapattım. Benim olay ile ilgili bilgim bundan ibarettir dedi." Soruşturma Sonucunda Verilen Karar Askerî Savcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği tüm verileri değerlendirerek Y.nin ölümünde herhangi bir kişiye atfı kabil kusur ve ihmal bulunmadığı kanaatine varmış; 7/10/2013 tarihli karar ile kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu 6/11/2013 tarihli dilekçe ile kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etmiş ve bu kararın kaldırılması talebinde bulunmuştur. Başvurucu dilekçesinde özetle olay hakkında ayrıntılı bir araştırma ve inceleme yapılmadığını, Y.nin bilinen bir bunalım hâlinin ya da psikolojik bozukluğunun olmadığını, kardeşinin intihar ettiğine inanmadığını, olayda başka karanlık noktalar olabileceğinden endişe ettiğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca olayın intihar sonucunda gerçekleştiği kabul edilecek olsa dahi kardeşinin bu psikolojiye bürünmesinde etkin olan durumların, askerlik hizmetini yerine getirirken yaşadıklarının etkili olması ihtimalinin hiç değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. İtirazı inceleyen Kara Kuvvetleri Komutanlığı Beşinci Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesi (Askerî Mahkeme) soruşturmanın genişletilmesine karar vermiştir. Askerî Mahkeme, Topçu Er Ç.nin kendi silahını Y.ye teslim etme yetkisinin olup olmadığı hususunun tam olarak açıklığa kavuşturulamadığı sonucuna varmış ve bu eksikliğin tamamlanması için dosyanın Askerî Savcılığa gönderilmesine ve gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra dosyanın Mahkemeye iadesine karar vermiştir. Askerî Savcılık bu kapsamda diğer bazı araştırmaların yanı sıra Topçu Er Ç. ile Teğmen H.Y.nin ifadesini almıştır. Topçu Er Ç. ifadesinde özetle Y.nin nöbet yerine doğru giderken "Ben sizden sorumluyum, bu güzergahta önümüze domuz çıkıyor." diyerek silahı istediğini, silahı ilk başta vermemesine rağmen Y.nin çekiştirerek silahı aldığını belirtmiştir. Teğmen H.Y. ise üst rütbe konumunda olan kişinin lüzum görmesi hâlinde erlerden silahlarını isteyebileceğini, olay günü Y. nöbetçi çavuş olduğu için yanında bulunan erlerden silahlarını istemesi hâlinde askerî teamüller gereği erlerin silahlarını Y.ye vermesi gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucu 28/5/2014 tarihli dilekçe ile kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı ek bazı itirazlar ileri sürmüştür. Başvurucu dilekçesinde özetle A.Y., Ç. ve E.K. adlı kişilerin olay günü saat 00 sıralarında bölük teğmeni ile kardeşinin tartıştığını, teğmenin silahının dipçiği ile kardeşinin kafasına vurduğunuaktardığını, bu kişilerin tanıklığının çok önemli olduğunu zira kardeşinin intihar etmiş olabileceğine inanmadığını ileri sürmüştür. Askerî Mahkeme, soruşturmanın genişletilmesi üzerine yapılan araştırmaları da dikkate alarak 13/8/2014 tarihli karar ile başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Askerî Mahkeme, kovuşturmaya yer olmadığı kararında açıklanan delillerin dosya kapsamıyla uyum arz ettiğini, mevcut delillerin soruşturma konusu olayda Y.nin kendi isteği ve eylemiyle herhangi bir kişinin teşviki veya yardımı söz konusu olmaksızın hayatına son verdiği hususunda bir şüphe uyandırmadığını, ölen kişinin sıralı amirlerinin olayla ilgili herhangi bir ihmallerinin bulunmadığını, Y.nin olay günü Ç.nin silahını zorla aldığını, dolayısıyla Ç.nin de herhangi bir kusurunun veya sorumluluğunun bulunmadığını belirterek Askerî Savcılıkça Y.nin ölüm olayı ile ilgili olarak gerekli tüm soruşturma işlemlerinin yapılmış olduğu, eksik soruşturmayla karar verilmesinin söz konusu olmadığı, itiraza konu kovuşturmaya yer olmadığı kararında bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Askerî Mahkeme ayrıca Ali Asker Yurtsever tarafından 28/5/2014 tarihli dilekçe ile ileri sürülen itiraz ve taleplerin olayla doğrudan bir bağlantısının bulunmadığını, Ali Asker Yurtsever'in iddia ettiği ve araştırılmasını talep ettiği olay ile ölüm olayı arasında zaman ve mekân farkının bulunduğunu, iddia edilen şahısla ilgili eylemlerin ayrı bir soruşturma konusu olabileceğini belirterek bu itirazları da yerinde görmemiştir. Bu karar 1/9/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 1/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu anılan olay sebebiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açtığına dair herhangi bir bilgi vermemiştir. Anayasa Mahkemesi, bu hususta AYİM Genel Sekreterliğine 3/8/2017 tarihinde müzekkere yazmış ve söz konusu olay sebebiyle başvurucu tarafından açılmış bir tam yargı davasının bulunup bulunmadığını sormuştur. AYİM Başkanlığı 4/8/2017 tarihli yazı ile kayıtlarında başvurucu adına bir davaya rastlanmadığını bildirmiştir. İlgili hukuk için bkz. Coşkun Çiftler, B. No: 2014/18624, 22/2/2018, §§ 55-61; Kumrişan Akkuş ve Sefer Akkuş, B. No: 2014/14672, 1/2/2017, §§ 45-