Başvuru, polis memurları tarafından gerçekleştirilen darp fiili hakkında yürütülen yargılamanın hızlı ve özenli şekilde yürütülmemesi, yargılama sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle etkili bir giderim sağlanmaması, başvurucuya isnat edilen suçlar hakkında yürütülen yargılamada özel yargılama usulünün uygulanmaması ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle işkence ve kötü muamele yasağı, kanuni hâkim güvencesi ile makul sürede yargılanma hakkı
Başvuru, polis memurları tarafından gerçekleştirilen darp fiili hakkında yürütülen yargılamanın hızlı ve özenli şekilde yürütülmemesi, yargılama sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle etkili bir giderim sağlanmaması, başvurucuya isnat edilen suçlar hakkında yürütülen yargılamada özel yargılama usulünün uygulanmaması ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle işkence ve kötü muamele yasağı, kanuni hâkim güvencesi ile makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru, 29/5/2014 tarihinde İzmir Asliye Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Komisyon tarafından 30/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 9/2/2016 tarihinde, başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık 21/3/2016 tarihli yazısıylagörüş sunmayacağını bildirmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: İzmir Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan başvurucu, 9/9/2007 tarihinde gözaltında bulunan İ.T. ve Ö. ile görüşmek üzere Fuar Asayiş Ekipler Amirliğine gitmiştir. Emniyet amiri A.G. tarafından anılan kişilerle hemen görüşemeyeceğinin söylenmesi üzerine talebini yineleyen başvurucu ve A.G. arasında tartışma yaşanmış; başvurucu, zor kullanılarak gözaltına alınmıştır. Gözaltı giriş işlemleri için başvurucunun götürüldüğü Alsancak Devlet Hastanesinde Doktor Y. tarafından "herhangi bir darp ve cebir izine rastlanmadığı" şeklinde adli muayene raporu düzenlenmiştir. Kötü muamele iddiasıyla şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Adli Tıp Kurumuna sevk edilmiş; olaydan bir gün sonra yapılan muayene sonucunda düzenlenen 10/9/2007 tarihli ve 2007/5827 sayılı Adli Tıp Kurumu raporunda "sağ kol iç yüzde açık kırmızı mor renkte ekimoz, göğüs sağ yanı dış yüzde hiperemi ve sathi sıyrık, sağ el bileğinde hiperemi, sol dirsek ön yüzde açık kırmızı mor renkte ekimoz" tespit edilmiştir. Olaya İlişkin Anlatımlar Başvurucu; özetle İzmir Barosuna kayıtlı avukat olarak çalıştığını, suç tarihinden önce tanıdığı Ö. ile İ. T.nin gözaltına alındığını aileleri ve arkadaşlarından duyup gözaltı işlemi yapılan Fuar Asayiş Ekipler Amirliğine gittiğini, amirliğin önünde kalabalık bir polis grubunun olduğunu, Baro kimliğini eline alıp Emniyet Amiri A.G.nin yanına gidip ona kimliğini göstererek gözaltına alınan kişiler ile görüşmek istediğini belirttiğini, A.G.nin bu kişiler ile kendisini doğrudan görüştüremeyeceğini söylemesi üzerine gözaltına alınan kişilerin avukat ile görüşme haklarının olduğunu belirttiğini, bunun üzerine bir üst merdiven basamağında bulunan A.G.nin eli ile göğsüne vurarak diğer polislere "Alın bunu." diye bağırdığını, görevli polislerin üzerine saldırıp kendisini yere düşürdükten sonra yüzüstü yatmış vaziyette iken kendisini darbedip çok sıkı şekilde kendisine ters kelepçe taktıklarını, bir polis memurunun karnına tekme attığını, bir polis ile A.G.nin ise hakaret ettiklerini belirtmiştir. A.G., özetle olay günü pankart asma nedeniyle iki kişinin Ekipler Amirliğine getirildiğini, bir süre sonra başvurucunun gelerek anılan kişilerle görüşmek istediğini söylediğini, bu kişilerin yeni yakalandığını, delillerin toplanmakta olduğunu ve Basmane Karakoluna gönderildiklerinde görüşebileceğini söylemesi üzerine başvurucunun "Siz kim oluyorsunuz, istediğim yerde görüşürüm terbiyesizler." diyerek fiziki hamleler yapıp üzerine doğru geldiğini, başvurucuya bu şekilde davranırsa gözaltına alınabileceğini söylediğini, bunun üzerine başvurucunun "Sen kimsin lan? Çekil." diyerek küfür ettiğini, yakasından tutmaya çalıştığını, bunun üzerine başvurucu hakkında yakalama işlemi yaptırdığını, başvurucuyu içeri alırken kendisini kollarından çektiğini, içeride de fevri hareketleri devam edince kelepçe taktıklarını, başvurunun bu sırada "Siz kim oluyorsunuz, ben çok polisin bacağını koparttım, sana da hesabını soracağım." şeklinde tehditvari sözler söylediğini, durumu Cumhuriyet Savcısı'na bildirip ertesi gün mevcutlu olarak getirilmesi talimatını aldığını, daha sonra Cumhuriyet Savcısı'nın telefon edip başvurucunun avukat olduğunu gözden kaçırdığını belirtip serbest bırakılmasını söylemesi üzerine ifadesini alıp serbest bıraktıklarını belirtmiştir. A.Ç., özetle fuardaki Ekipler Amirliğinin önünde başvurucu ile A.G.nin tartıştıklarını gördüğünü, başvurucunun küfürler edip A.G.yi eliyle itekleyerek temasta bulunması üzerine A.G.nin talimatı ile başvurucuyu yakalayıp içeri aldıklarını belirtmiştir. E.; özetle başvurucunun, müdürleri olan A.G.ye hakaret edip üzerine yürümesi sonucunda başvurucuyu gözaltına aldıklarını belirtmiştir. Başvurucuya İsnat Edilen Suçlar Kapsamında Yapılan İşlemler Başvurucu hakkında 1/12/2008 tarihli ve E.2008/50587 sayılı iddianame ile görevi yaptırmamak için direnme ve görevli memura hakaret suçlarından İzmir Asliye Ceza Mahkemesinin E.2008/887 sayılı dosyasında kamu davası açılmıştır. Mahkeme, başvurucunun olay yerine avukat sıfatı ile gittiğini beyan etmesi nedeniyle görevsizlik kararı vererek dosyanın 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun maddesinin son fıkrası uyarınca Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Dosyanın gönderildiği İzmir Ağır Ceza Mahkemesi de 8/4/2010 tarihli ve E.2010/126, K.2010/171 sayılı kararı ile görevsizlik kararı vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:"... sanığın olay tarihinde izinsiz pankart açılması nedeni ile buna dair eylemi yapanları yakalayıp Asayiş Ekipleri Amirliği'ne getiren müştekilere karşı eyleminde Baroca kendisine bir görev verilmediği, bu sanıklarla ilgili herhangi bir vekaletinin bulunmadığı ve bu konuda görevli olmadığı halde olaylara müdahale ederek asayiş ekibindeki görevli müştekilere karşı "iki tane şahıs almışsınız, önümden çekilin, ben onlarla görüşeceğim" dediği, kendisine durumun izah edilmesi üzerine sanığın yine "siz nasıl gözaltına alırsınız, ben gidip kendisi ile görüşeceğim, çekilin önümden terbiyesizler, siz kim oluyorsunuz" diye bağırarak müştekilerin üzerine yürüdüğü, kendisini ikaz eden Ayhan'ı itekleyerek "sen kimsin lan, terbiyesiz, ben avukatım, çekilin lan siz kimsiniz" diye polislere mukavemet ettiği ve zor kullanılıp kelepçe takılarak yakalandığı, kendisi tarafından herhangi bir vekaletname ya da yetki belgesi, baroca görevlendirme belgesi olmadığı halde bu eylemleri yaptığı, bu sebeple eylemlerinin görev ile ilgili olmadığı ve ancak ve ancak şahsi suç kapsamında sayılabilecek eylemler olduğu...kanısına varılmıştır." Dosyanın gönderildiği Yargıtay Ceza Dairesi, 29/3/2011 tarihli ve E.2011/624, K.2011/2391 sayılı kararıyla İzmir Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:"İncelenen dosya içeriğine, sanığın üzerine atılan suçun niteliğine, iddianamede olayın anlatılış biçimine ve İzmir Ağır Ceza Mahkemesi kararındaki gerekçeye göre, yerinde görülmeyen İzmir Asliye Ceza Mahkemesinin ...görevsizlik kararının kaldırılmasına ...karar verildi." İzmir Asliye Ceza Mahkemesinin E.2011/340 sayısına kaydedilen dosya, başvurucunun kötü muamele iddialarına yönelik yürütülen yargılama dosyasıyla birleştirilmiş; İzmir Asliye Ceza Mahkemesinin 20/1/2014 tarihli ve E.2013/465, K.2014/18 sayılı kararıyla başvurucu hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan beş ay hapis cezasına hükmedilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 4/4/2014 tarihli ve 2014/563 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. İtirazın reddine ilişkin karar başvurucuya 30/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 29/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun Kötü Muamele İddiaları Kapsamında Yapılan İşlemler Başvurucunun polis memurları tarafından darp ve hakarete maruz kaldığı yönünde şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 26/9/2008 tarihli ve E.2008/40500 sayılı iddianamesiyle; emniyet amiri A.G. hakkında zor kullanma yetki sınırının aşılması suretiyle kasten yaralama ve hakaret, memurlar E., A.Ç., Ç. hakkında zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle kasten yaralama, Doktor Y. hakkında gerekli ve ayrıntılı vücut muayenesi yapılmasında gerekli özen gösterilmeyerek "herhangi bir darp izine rastlanmadığı" şeklinde rapor hazırlanmış olması nedeniyle görevi ihmal suçlarından İzmir Sulh Ceza Mahkemesinin E.2008/1649 sayılı dosyasında kamu davası açılmıştır. Anılan dava, başvurucunun görevi yaptırmamak için direnme ve görevli memura hakaret suçlarından yargılandığı dava dosyası ile birleştirilmiş ve yargılamaya İzmir Asliye Ceza Mahkemesinin E.2011/340 Esas sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Başvurucunun, sanık polis memurlarının eyleminin işkence suçunu oluşturduğu ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiği yönündeki talepleri doğrultusunda Mahkemenin 6/3/2013 tarihli ve E.2011/340, K2013/125 sayılı görevsizlik kararıyla dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, karara itiraz edilmesi neticesinde İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 13/5/2013 tarihli ve 2013/364 Değişik İş sayılı kararıyla itiraz kabul edilmiştir. Dava dosyası, İzmir Asliye Ceza Mahkemesinin E.2013/465 sayısına kaydedilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 20/1/2014 tarihli ve E.2013/465, K.2014/18 sayılı kararıyla sanık Doktor Y. hakkında görevi ihmal suçundan hapis cezasınahükmedilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanık polis memurları A.G., A.Ç. ve E. hakkında zor kullanma yetkisine ilişkin sınırı aşarak kasten ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralama suçundan adli para cezasına hükmedilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanık Ç.nin zor kullanma yetkisine ilişkin sınırı aşarak kasten ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralama suçundan beraatine, sanık polis memuru A.G. ile başvurucu tarafından karşılıklı olarak işlendiği tespit edildiğinden hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Sanık polis memurları hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı başvurucu tarafından itiraz yoluna gidilmiş, İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 4/4/2014 tarihli ve 2014/563 Değişik İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verilmiştir. İtirazın reddi kararı, 30/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş; başvurucu 29/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Yapılan temyiz istemi üzerine hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığı kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 15/6/2016 tarihli ve E.2015/42113, K.2016/13313 sayılı hükmüyle onanmıştır. B. İlgili Hukuk 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun maddesi şöyledir:"Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir. İkinci fıkrada yer alan;a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,ifade eder.Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır.Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunur...." 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi şöyledir:“Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” 5237 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:“(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.(3) Kasten yaralama suçunun;…d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,…işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin (5) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir: “… (5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.” 1136 sayılı Kanun'un "Kovuşturma izni, son soruşturmanın açılması kararı ve duruşmanın yapılacağı mahkeme" başlıklı maddesi şöyledir: "58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenliyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir.İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri uyarınca, hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir.Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/38 md.) Durum avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir."