1. Ceza Dairesi 2025/2210 E. , 2026/1114 K. "" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2024/1937 E., 2024/2299 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temy…
1. Ceza Dairesi 2025/2210 E. , 2026/1114 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2024/1937 E., 2024/2299 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.03.2024 tarihli ve 2023/168 Esas, 2024/177 Karar sayılı kararı ile, sanıklar hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 35/2, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 8 yıl 1 ay 15'er gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin 17.10.2024 tarihli ve 2024/1937 Esas, 2024/2299 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının, vekâlet ücretinin takdirinde hataya düşülmesinin eleştirilmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, gerekçeye, iştirak iradesinin bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine ilişkindir. 2. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın öldürme kastı bulunmadığından bahisle suç vasfına, haksız tahrik indiriminin üst hadden yapılması gerektiğine, ceza miktarına ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik inceleme bulunmadığı, sanık ...'ın hedef aldığı vücut bölgeleri, yara yerleri, yaraların niteliği, kullanılan aletin elverişliliği ile eylemin üçüncü kişilerin müdahalesi sonucu tamamlanamadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleme bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu, eylemin sanık ... ile fikir ve eylem birliği içinde fail sıfatıyla sanık ... tarafından öldürme kastıyla gerçekleştirildiğinin saptandığı, katılandan sanıklara yönelen haksız tahrik oluşturan söz ve davranışın ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, teşebbüsün ağırlığı, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan eleştiri dışında, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin 17.10.2024 tarihli ve 2024/1937 Esas, 2024/2299 Karar sayılı kararında sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY 23/09/2022 tarihinde İzmir ili Bornova ilçesi ... mevki ..., saat 19.50 sıralarında, katılan sanık ... ile sanık ...'in beraber bulundukları sırada Suriye uyruklu katılan sanık ... ile kardeşi mağdur ... ile karşılaştıkları, katılan sanık ...'un ... ve ... ile konuşmaya başladığı, bu esnada soyut beyanlar dışında kesin ve inandırıcı bir delile dayanarak sebebi ortaya konulamayan bir sebepten ötürü taraflar arasında tartışma ve arbede yaşandığı, bu kavgaya sanık ...'ın da dahil olduğu ve sanık ...'ın, katılan sanık ...'e tekme attığı, bu hususu sanık ...'ın da kabul ettiği, kavga sırasında katılan sanık ...'ın silahtan sayılan ve olaydan sonra kolluk tarafından ele geçirilemeyen muşta ile katılan sanık ...'un sağ kaşının üzerine vurduğu, 07/04/2023 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre ...'da meydana gelen yaralanmanın basit tıbbı müdahale ile giderilebilecek ve yüzde sabit iz oluşturmayacak nitelikte olduğunun anlaşıldığı, taraflar arasında yaşanan kavganın ardından tarafların ayrıldığı, ... ile ...'ın kaçarak olay yerinin yakınında bulunan bakkal dükkanına sığındığı, ... ile ...'un, ...'ın kaşının açılması ve yanlarında ...'ın kimliğinin bulunmaması nedeniyle hastaneye gitmek üzere kimlik almak için ...'ın evine doğru giderlerken yol üzerindeki bakkal dükkanının içinde katılan sanık ... ile ...'ı gördükleri, ... ve ... bakkalın içerisindeyken katılan sanık ... ve ...'ın bakkal içerisine girerek ... ve ...'i dışarı çıkarmaya çalıştıkları, ilk denemede başarılı olamadıkları, bu kez tekrar katılan sanık ...'ın elinde taş olduğu halde ... ile birlikte dükkana girdiği, ... ve ...'den dışarı çıkmalarını istediği, bu esnada elinde bulunan taşı da ...'ı hedef alarak fırlattığı ve taşın ...'ın sol omzuna isabet ettiği, bu hususun kamera görüntüsü ile de ortaya konulduğu, akabinde katılan sanık ...'ın olay yerinde bulunan diğer kişiler tarafından dükkandan çıkarıldığı, daha sonra sanık ...'in yanındaki şahıslarla birlikte dükkana girdiği, ... ile ...'ı ikna ederek dışarıya çıkardığı, müşteki ... ile katılan sanık ...'in dükkandan çıktıktan sonra müşteki ... ve katılan sanık ...'in koşmaya başladıkları, bakkalın önünde toplanan kalabalık grubun ... ve ... ile beraber katılan sanık ...'i kısa sürede yakaladıkları, mağdur ...'in ise daha ileride yakalandığı, olay yerini gösteren kamera görüntüsünden de anlaşıldığı haliyle bu kavgaya sanık ...'ın da dahil olduğu, sanık ...'ın sağ eli ile katılan sanık ...'e defalarca hamlede bulunduğunun kamera görüntüsünden anlaşıldığı, arbede sırasında katılan sanık ...'ın olay yerinde bulunan midye tezgahının üzerinde duran bıçağı alarak katılan sanık ...'ı birden fazla defa bıçakladığı, olay yerini gören güvenlik kamerası kayıtlarında sanık ...'in de katılan sanık ...'a müdahalede bulunduğunun görüldüğü, katılan sanık ...'ın aldığı bıçak darbeleri neticesinde batın sağ alt kadranda; sağ yan lumbal bölgede; sol uyluk orta hat lateral, anterior, arka yüz ve gluteal bölgede ve sol gluteal/sol proksimal femur bölge lateralinden çeşitli kesiler meydana gelecek biçimde yaralandığı, olayda yaralama kastıyla hareket eden sanık ...’ın sanık ...’ın öldürmeye teşebbüs fiiline müşterek fail olarak katılmadığı kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır. Müşterek faillik TCK'nın 37. maddesinin 1. fıkrasında "suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur." şeklinde düzenlenmiştir. Müşterek faillik, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesini ifade etmektedir. Müşterek faillikte birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail statüsündedir. Buna göre, suçun kanuni tanımında öngörülen fiili gerçekleştirilen kişi fail olup; suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda, bu kişilerin her biri müşterek fail olarak sorumlu tutulacaklardır. Müşterek faillik bakımından failler arasında birlikte suç işleme kararının varlığı zorunlu bir koşuldur. Bu karar belli bir hareketin icrasını ve neticenin meydana gelmesine ilişkin olmalıdır. Öyle ki müşterek failler arasında fiili müştereken işlemekte olduklarına dair, müşterek hareket ettiklerine dair bir ilginin, iradenin hakim olması gerekir. Müşterek suç işleme kararı, kast içinde mütalaa edilmelidir. Suç failleri arasında müşterek bir karar mevcut değilse, bunların müşterek fail olarak sorumlu tutulması söz konusu değildir. Bu durumda birbirinden habersiz hareket eden kişilerin sorumluluğunu bizzat kendi davranışları göz önünde bulundurulmak suretiyle tayin etmek mümkün olacaktır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı fail statüsündedir. Birlikte suç işleme kararına bağlı olarak suçun icrasına iş bölümü çerçevesinde gerçekleştirmeye müşterek hakimiyeti gerekli kılmaktadır. Belli bir neticenin oluşumuna illi etkide bulunan herkes değil ancak kanunda tarif edilen muayyen haksızlığı gerçekleştiren suç ortağı, ortaklığı fail olabilecektir. Kanunda tarif edilen haksızlık birden fazla suç ortağı tarafından müştereken gerçekleştiriliyorsa, müşterek faillik bahis konusudur. Ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığının saptanmasında suç ortaklarının suçun icrasındaki rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulur. Bu durumda, fiilin icrası veya sonuçsuz kalması ortak faillerden her birinin elinde bulunmaktadır.Her müşterek fail suçun icrasına ilişkin müessir, fonksiyonel katkıda bulunmaktadır. Öyle ki; bu katkı suç planının başarıya ulaşması açısından önem arz etmektedir. Buna göre suçun icrasına bulunulan katkı suçun başarıyla işlenmesi açısından zorunluluk arz ediyorsa bu suç ortağı müşterek faildir. Öyle ki suçun işlenişine bulunulan her bir müşterek katkı fiilin başarıyla tamamlanması açısından gereklilik arz ettiği gibi, bu müşterek katkılardan herhangi birinden vazgeçilmesi fiili gerçekleştirme ve fiili gerçekleştirmeme akim kalma tehlikesine maruz bırakır. Suçun icrası açısından müstakil bir fonksiyonu olmayan bir katkıda bulunulması halinde müşterek hakimiyetten bahsedilemez. Somut olayda, taraflar arasındaki nedeni tam olarak belirlenemeyen ilk kavgada, katılan ... sanık ...’ı hafif şekilde yaralamıştır. Olayın yatışmasından sonra sanıkların katılanı bakkal dükkanının içinde görmesi üzerine katılanı dışarı çıkartmaları üzerine yeni bir kavga başlamıştır. Olay yerini gösteren kamera görüntüsünden de anlaşıldığı haliyle bu kavgaya sanık ...'ın da dahil olduğu ve sağ eli ile katılan sanık ...'e vurduğu sabit olsa da, katılan ...’in hayati tehlikeye neden olan yaralarının sanık ...'ın olay yerinde bulunan midye tezgahının üzerinde duran bıçağı alarak katılan sanık ...'e birden fazla saplamasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Olayda tek bıçak kullandığı sabit olduğundan, sanık ...’ın katılan ...’e karşı bıçakla bir saldırısının olmamıştır. Bıçakla yaralama fiilinin, kavga sırasında sanık ...’ın midye tezgahında gördüğü bıçağı alması üzerine gelişen ani bir kastla işenmiş olması karşısında, kavganın öncesinde ve kavganın hiçbir aşamasında sanıklar ... ile ...’ın katılanı birlikte öldürme konusunda bir anlaşma içinde hareket ettiklerinin kabulü mümkün değildir. Bu bağlamda, sanık ...’ın olay yerinde bulunduğu ve kavgaya dahil olduğu sabit olsa da, sanık ...’ın kavga sırasında midye tezgahından aldığı bıçağı ani gelişen bir kastla kullanarak öldürmeye teşebbüs fiilini gerçekleşmesi karşısında, sanıklar arasında birlikte suç işleme kararının varlığını gösteren bir delil bulunmadığı ve sanık ...’ın öldürmeye teşebbüs kastıyla bıçakla yaralama fiiline fonksiyonel bir katkı sağlamadığı kanaatiyle, sanığın sadece yaralama suçundan sorumlu tutulması gerekirken öldürmeye teşebbüs suçundan müşterek fail olarak sorumlu olduğuna karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.