Başvuru, işveren ile arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, işveren ile arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 10/5/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Olağanüstü Hâl İlanı ve Bu Süreçte Uygulanan Tedbirler Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve darbe teşebbüsünün bastırılmasının akabinde Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016 tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine karar verilmiştir. Üç aylık sürelerle uzatılan OHAL süreci 18/7/2018 tarihinde sona ermiştir. Darbe teşebbüsüne ilişkin süreç, OHAL ilanı, OHAL döneminin gerektirdiği tedbirlere ilişkin detaylı açıklamalar Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-20, 47-66) kararında yer almaktadır. OHAL sürecinde kamu görevinden çıkarma tedbirlerinin uygulanmasına karar verilmiş ve bu konuda genel ve soyut normlar ihdas edilerek alınan tedbirlerin yanı sıra kişiler hakkında doğrudan etki doğurucu nitelikte işlemler de tesis edilmiştir. Örneğin 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı OHAL KHK'sı) maddesinde yargı mensupları dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca (MGK) karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 56-61). Türkiye Cumhuriyeti 21/7/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS/Sözleşme); Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine ise Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'ye (MSHUS) ilişkin derogasyon (askıya alma/yükümlülük azaltma) beyanında bulunmuştur. OHAL'in uzatılmasına ilişkin kararlar da Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine bildirilmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 50).B. Somut Başvuruya İlişkin Olay ve Olgular Başvurucu, 1997 yılında Rize Belediyesi (Belediye) bünyesinde hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalışmaya başlamıştır. Farklı pozisyonlarda görevlendirilen başvurucu son olarak Rize Belediyeler İnşaat ve İhtiyaç Mad. San. ve Ticaret Ltd. Şti.ne (Şirket/ İşveren) bağlı olarak Belediyenin asfalt şantiyesinde bekçi pozisyonunda görev yapmıştır. Şirket tarafından alınan 20/4/2017 tarihli karar ile başvurucunun iş sözleşmesi Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasına (PDY) finansal destek sağladığı gerekçesiyle feshedilmiştir. İşveren, Mali Suçları Araştırma Kurulunun (MASAK) gönderdiği bilgilerden hareketle başvurucunun örgüte finansal destek sağladığının tespit edildiğini belirterek 2/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sözleşmesinin feshedildiğini başvurucuya bildirmiştir. Başvurucu, FETÖ/PDY ile bağlantısı olduğuna yönelik hakkında başlatılan herhangi bir adli ya da idari soruşturma bulunmadığını, Bank Asya (Banka) hesabındaki paranın cüzi bir miktar olduğunu, örgüte finansal destek sağladığına ilişkin bir mahkeme kararı bulunmadığını, kaldı ki adı geçen Bankanın o yıllarda yasaklı bir banka olmadığını belirterek işe iade istemiyle dava açmıştır. Bununla birlikte yargılama safahatında başvurucu Y.A. ve A.Ç.nin tanık sıfatıyla dinlenilmesini talep etmiştir. İşveren vekili cevap dilekçesinde; MASAK tarafından gönderilen yazıda başvurucunun FETÖ/PDY'ye finansal destek sağladığı hususunun tespit edildiğini, başvurucunun iş sözleşmesinin geçerli sebebe dayanılarak feshedildiğini belirtmiştir. Bununla birlikte yargılama safahatında B. ve Ö.Ö.nün tanık sıfatıyla dinlenilmesi işveren vekilince talep edilmiştir. Rize İş Mahkemesince (Mahkeme) 28/11/2017 tarihinde gerçekleştirilen duruşmada dinlenilen tanıklardan Y.A., başvurucuyla aynı birimde çalıştıklarını, başvurucunun hiçbir zaman örgüt propagandası yaptığına şahit olmadığını; A.Ç. ise başvurucunun altın alım satımı yaptığını bildiğini ve Bankaya para yatırılması hususunda herhangi bir yönlendirmesi olmadığını beyan etmiştir. Öte yandan 28/11/2017 tarihli duruşmada davalı işveren tanığı olan B. şirket müdürü olarak görev yaptığını, başvurucunun FETÖ'ye sempatisi olup olmadığına yönelik görgüye dayalı bilgisi olmadığını beyan etmiştir. Yine işveren tanığı olan Ö.Ö. başvurucunun kendilerine Bank Asya'ya para yatırmaları yönünde herhangi bir söylemi olmadığını, FETÖ'ye sempatisi olduğuna yönelik de bilgisinin bulunmadığını ifade etmiştir. Mahkeme 30/11/2017 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararda, dinlenilen tanıkların beyanlarına yer verilmiş ve 4857 sayılı Kanun uyarınca işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan, güven sarsıcı söz ve davranışlarının işverene haklı fesih hakkı verdiği fakat bu hususların önemli ve somut delillerle desteklenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde; Bankanın geçmişte FETÖ/PDY ile irtibatının sabit olduğu, bir dönem Bankaya destek olmak üzere herkesin mali gücü oranında para yatırması hususunda medya aracılığı ile beyanlarda bulunulduğu, bu nedenle 2013 yılının son ayı ile Bankanın TMSF'ye devredildiği 29/5/2015 tarihi arasındaki hesap hareketlerinin incelenmesi ve delil olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Netice itibarıyla başvurucunun 24/1/2014 tarihinde Bankaya 000 TL para yatırdığı, bu paranın 4/2/2015 tarihine kadar banka hesaplarında kaldığı ve bu tarihte çekildiği vurgulanarak başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantısı olabileceği yönünde davalı şirkette şüphe oluşmasının olağan olduğu ve Şirketten başvurucu ile çalışmaya devam etmesinin beklenemeyeceği ifade edilmiştir. Başvurucu bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf dilekçesinde başvurucu, dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarlamakla birlikte lehine tanık ifadeleri bulunmasına rağmen bu durumun Mahkemece dikkate alınmadığını, Mahkemenin İşverenin güvenini sarsıcı davranışın ne olduğunu tam olarak açıklayamadığını ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucu birçok bankada altın alım satımı yoluyla gelir elde ettiğini ifade etmiş ve buna ilişkin bilgi ve belgeleri sunmuştur. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi (Bölge Adliye Mahkemesi) Hukuk Dairesi 28/2/2018 tarihinde istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararda başvurucunun 2014 yılının Ocak ayında Bankaya 000 TL para yatırdığı ve TMSF tarafından 3/2/2015 tarihinde saat 00 itibarıyla Bankanın çoğunluk hissesi olan %63 oranındaki bölüme el konulduktan hemen sonra, 4/2/2015 tarihinde söz konusu meblağı çektiği tespitinde bulunulmuş; davalı şirketin şüphesinin fesih anında mevcut, belirli, objektif vakıa ve emarelere dayandığının anlaşıldığı vurgulanmıştır. Nihai karar 16/4/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Öte yandan UYAP kayıtları üzerinden yapılan inceleme sonucunda başvurucu hakkında sonuçlanmış veya devam eden adli soruşturma veya kovuşturmanın bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca başvurucu bireysel başvuru dosyasına beş farklı bankada bulunan altın, gümüş ve döviz hesaplarına ilişkin hesap hareketlerini içeren evrakları sunmuştur. Bu belgelerden başvurucunun 2011-2017 yılları arasında altın, gümüş veya döviz alım satımı yaptığı anlaşılmaktadır. İlgili hukuk için bkz. Ayla Demir İşat ([GK], B. No: 2018/24245, 8/10/2020, §§ 43-84).