Başvuru, iptal edilen imar uygulamasına dayalı olarak oluşturulan ve üçüncü kişiye satılan imar parselinin önceki malikine dönüşünü sağlayacak geri dönüşüm cetvelinin yapılmaması ve taşınmazın kullanılamamasından kaynaklanan zararın ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, iptal edilen imar uygulamasına dayalı olarak oluşturulan ve üçüncü kişiye satılan imar parselinin önceki malikine dönüşünü sağlayacak geri dönüşüm cetvelinin yapılmaması ve taşınmazın kullanılamamasından kaynaklanan zararın ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu Balıkesir'in Gönen ilçesi Kurtuluş Mahallesi 595 ada 23 parsel (yeni hâliyle 1603 ada 12 parsel) sayılı taşınmazın hisseli malikidir. Taşınmazda ilk kez Gönen Belediye Encümeninin 18/7/2002 tarihli kararı ile parselasyon işlemi yapılmıştır. Yapılan parselasyon işlemi komşu taşınmaz malikinin açtığı davanın sonucunda Bursa İdare Mahkemesince 6/12/2005 tarihinde iptal edilmiş ve bu kararı Danıştay 16/5/2008 tarihinde onamıştır. Söz konusu iptal kararı üzerine uyuşmazlık konusu taşınmazı da kapsayan alanda Belediye Meclisi 3/11/2008 tarihinde imar planını değiştirmiş, sonrasında 25/3/2010 tarihinde Encümen kararıyla yeniden parselasyon işlemi yapmıştır. Bu parselasyon işlemini de Balıkesir İdare Mahkemesi (Mahkeme) 29/2/2016 tarihinde iptal etmiştir. Danıştay 26/9/2018 tarihinde kararı onanmış; karar düzeltme talebini de 23/3/2021 tarihinde reddetmiştir. Başvurucu, Gönen Belediyesinden (Belediye) Mahkemenin imar planının iptali kararının uygulanması suretiyle geri dönüşüm cetvellerinin yapılarak yeniden kadastral parsele dönülmesi ve 595 ada 23 parselin adlarına tapuya yeniden tescili talebinde bulunmuştur. Belediye 1/6/2016 tarihinde yeni imar planı hazırlıklarının bitmediğini belirterek başvurucunun talebini reddetmiştir. Başvurucu, bu işlemin iptali için dava açmış; Mahkeme 29/2/2017 tarihinde işlemi iptal emiştir. Gerekçeli kararda, uygulanması zorunlu yargı kararları varken taşınmazın akaryakıt istasyonuna çevrilerek satılması nedeniyle oluşan hak kayıplarından idarenin tek başına sorumlu olduğu, yargı kararlarını uygulamamakta ısrar eden idare işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilmiştir. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 31/10/2018 tarihinde istinaf talebi esastan reddedilmiştir. Başvurucu ve diğer davacılar 11/6/2019 tarihinde tam yargı davası açmıştır. Dilekçede taşınmazı kapsayan alanda yapılan ilk parselasyon işleminin 2005 yılında, ikinci parselasyon işleminin de 2016 yılında mahkeme kararı ile iptal edilmesi üzerine taşınmazın tekrar hissedarlar adına tahsis ve tescili yerine kişilere satılarak menfaat elde edildiğini belirtmişlerdir. Başvurucu ve diğer davacılar 2005 yılından itibaren geri dönüşüm cetvellerinin hazırlanmadığını, mülklerine haksız olarak el atıldığını, taşınmazı kullanmaları ve taşınmazdan gelir elde etmelerinin engellendiğini vurgulayarak uğranılan zararlara karşılık 000 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme 5/3/2019 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararda; davalı idarenin 8/6/2018 tarihli yazısında iptal kararı üzerine öncelikle imar planı değişikliği yapılacağı ardından parselasyon planının geri dönüşüm cetveliyle birlikte yeniden yapılacağı bu kapsamda çalışmalarının devam ettiğinin belirtildiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak idari işlemlerin tesis edildiği andan itibaren hukuka uygunluk karinesinden faydalanıldığı, iptal edilen her işlem nedeniyle tazminata hükmedilmesinin mümkün olamayacağı, tazminata hükmedilmesi için hukuka aykırılık yanında hizmet kusurunun da aranılması gerektiği belirtilmiştir. Kararda ilk parselasyon işleminin mahkeme kararıyla iptali üzerine bu kararın uygulanmasına yönelik yeni parselasyon işleminin yapıldığı, ikinci parselasyon işleminin de mahkeme kararıyla iptali üzerine mahkeme kararı dikkate alınarak yeni parselasyon çalışmalarına başlandığı vurgulanarak uyuşmazlık konusu olayda idarenin tazmin yükümlülüğünü doğuran bir kusurluluk hâlinin olmadığı ifade edilmiştir. Başvurucu ve diğer davacıların bu karara karşı istinaf talebinde bulunmaları üzerine İzmir Bölge İdare Mahkemesi 26/2/2020 tarihinde kararın usul ve hukuka uygun olduğunu belirterek istinaf talebini esastan reddetmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 30/3/2020 tarihinde öğrendikten sonra 30/6/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.