Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/2609 E. , 2024/4325 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/2609 Karar No:2024/4325 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... A.Ş. (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... A.Ş. (...) VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Uydu Haberleşme Kablo Tv ve İşletme Anonim Şirketince (... …
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/2609 E. , 2024/4325 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/2609 Karar No:2024/4325 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... A.Ş. (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... A.Ş. (...) VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Uydu Haberleşme Kablo Tv ve İşletme Anonim Şirketince (... A.Ş.) 30/10/2023 tarihinde gerçekleştirilen "Hurda Satışı" ihalesinin iptali istemiyle davacı tarafından yapılan başvurunun reddine ilişkin ... sayılı işlemin iptali ve ihaleye konu malzemelerin davacıya devrine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; ... A.Ş.'nin hisselerinin tamamı kamuya ait, tüzel kişiliği haiz, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının ilişkili kuruluşu olduğu, yönetim kurulu üyelerinin anılan Bakanlığın aday gösterdiği kişilerden seçildiği, faaliyet alanının ulusal egemenlik kapsamındaki uydu yörünge pozisyonlarının hakları, yönetimi ve işletme yetkisine sahip olmak, bunlarla ilgili her türlü işlemi gerçekleştirmek, e-devlet hizmetlerini yürütmek olarak belirlendiği, tekel niteliğinde kamu hizmeti yürütmekle görevlendirilen bir kamu kurumu olduğu ve söz konusu hizmetleri yerine getirirken kamusal yetki kullanan ... A.Ş.'nin kamusal yükümlülüklere de tâbi olduğu, kamusal yükümlülük getiren bir kanun olan 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun uyarınca resmî daire ve müesseselerin malik oldukları hurda malzemeyi Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş.'ye devretme zorunluluğu bulunduğundan, kamu kurumu olan ... A.Ş.'nin de bu yükümlülüğe tâbi olduğu, bu itibarla, dava konusu hurda ihalesinin iptali ile ihaleye konu malzemelerin devredilmesine yönelik olarak davalı idareye yapılan başvurunun reddine dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, uyuşmazlığın adli yargıda görülmesi gerektiği, şirketlerinin hukuki statüsünün hatalı bir şekilde yorumlanarak kamu kurumu sayıldıkları, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, ihale konusu malzemelerin hurda niteliğinde olduğu, şirketlerine devredilmesi gerektiği, devir talebinin reddine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile süre aşımı nedeniyle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten ve Üye ...'ın; ... A.Ş.'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi anonim şirket statüsünde bulunduğu ve e-devlet kapısı hizmetleri ile bilgi ve iletişim teknolojileri alanında her türlü faaliyette bulunmak üzere özel hukuk hükümlerine tabi görev ve yetkilere sahip olduğu, hisselerinin Hazineye ait olması ve bazı kamu gücü ayrıcalık ve yükümlülükleriyle donatılmasının ... A.Ş.’ye kamu kurumu vasfı kazandırmadığı, bu tip şirketlerin özel hukuk tüzel kişileri oldukları ve haklarında özel hukuk hükümlerinin uygulandığı, dolayısıyla 3284 sayılı Kanun’un hurda malzemelerin devri hususunda yükümlülük getirdiği "resmi daire ve müessese" kavramı içerisinde ... A.Ş.'nin yer almadığı, öte yandan, mezkur Kanun'un sınırlandırarak belirlediği bir kapsamın yorum yoluyla genişletilmesi ve bu meyanda, herhangi bir şirketin bazı istisna ya da muafiyetlere sahip olması göz önünde bulundurularak Kanun kapsamına dâhil edilmeye çalışılmasının yorum ilkelerine de aykırılık teşkil edeceği, kamu kurumu niteliğinde olmayan ... A.Ş.’nin hurda malzemelerin devrine ilişkin kamusal yükümlülüğe tâbi kılınamayacağı, kamusal yükümlülük getiren bir kanunun uygulanacak olmasının o davanın doğrudan idarî yargının görev alanında olduğu kabulünü gerektirmeyeceği, bu nedenle davanın görüm ve çözümünde adlî yargı yerlerinin görevli olduğu yolundaki usule ilişkin ayrışık oyuna karşılık, oyçokluğuyla davanın idari yargının görev alanında olduğuna karar verildikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : ... A.Ş. tarafından 3 kalem hurda malzemenin ihale yoluyla satışının 30/10/2023 tarihinde gerçekleştirileceğinin ilan edilmesi üzerine davacı MKE tarafından söz konusu ihalenin iptal edilmesi ve ihaleye konu malzemelerin 3284 sayılı Kanun uyarınca MKE'ye devredilmesi için 27/10/2023 tarihinde davalı ... A.Ş.'ye başvuruda bulunulmuştur. MKE tarafından yapılan başvuru ... A.Ş.'nin ... sayılı işlemiyle reddedilmiş ve anılan işlem davacı MKE'ye 05/12/2023 tarihinde bildirilmiştir. Bunun üzerine 30/10/2023 tarihinde gerçekleştirilen "Hurda Satışı" ihalesinin iptali istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 116700 sayılı işlemin iptali ve ihaleye konu malzemelerin MKE'ye devrine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı; 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması hâlinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı; "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar hakkında ivedi yargılama usulünün uygulanacağı, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu ve 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava açmak için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz (AYM, Remzi Durmaz Kararı, B.No: 2013/1718, 02/10/2013, §27). Mahkemelerin usul kurallarını uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar katı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul kurallarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı esneklikten kaçınmaları gerekir [AİHM Kararı, Walchli/Fransa, B. No. 35787/03, § 29] (AYM Kararı, Kamil Koç Başvurusu, B.No: 2012/660, Karar tarihi: 07/11/2013, § 65). Dava açma süresi kamu düzenini ilgilendiren bir nitelik taşıdığından, yargılamanın her aşamasında davanın tarafları tarafından ileri sürülebileceği gibi, idari yargı yeri de önüne gelen davanın süresi içinde açılıp açılmadığını resen (kendiliğinden) araştırmak zorundadır (YENİCE Kazım/ESİN Yüksel, Açıklamalı-İçtihatlı-Notlu İdari Yargılama Usulü, 1983, Ankara, s.166). Aktarılan mevzuat belirtilen ilkeler çerçevesinde irdelendiğinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların ivedi yargılama usulüne tâbi olduğu, bu usule tâbi olan uyuşmazlıklarda dava açma süresinin otuz gün olduğu ve dava açılmadan önce idarî işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması istemiyle, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılacak bir başvurunun işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca aynı Kanunun 11. maddesi kapsamında bir başvuru yoluna gidilmeksizin doğrudan 30 gün içinde dava açılması gerektiği, idareye yapılan başvurunun dava açma süresini durdurmayacağı, davacı MKE'nin davalı idareye başvuru yaptığı 27/10/2023 tarihinde "Hurda Satışı" ihalesini öğrenmiş durumda olduğu, ihalenin yapıldığı 30/10/2023 tarihinden itibaren 30 gün içinde dava açılması gerekirken, 16/01/2024 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile bakılan davanın açıldığı anlaşıldığından, davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken esasın incelenmesi üzerine verilen dava konusu işlemin iptaline dair temyize konu Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan, 30/10/2023 tarihinde gerçekleştirilen "Hurda Satışı" ihalesinin iptali istemiyle doğrudan açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karar Dairemizin 31/10/2024 tarih ve E.2024/1378, K.2024/4315 sayılı kararıyla kesin olarak onanmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne; 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. SÜRE AŞIMI NEDENİYLE DAVANIN REDDİNE, 4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ...-TL ilk derece yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5. Toplam ...-TL temyiz yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 6. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara iadesine, 7. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine, 8. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 31/10/2024 tarihinde esasta oybirliğiyle, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi. (X) GEREKÇEDE KARŞI OY: Anayasanın 40. maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye, işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Anayasa'nın 125. maddesinde de idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin "yazılı bildirim" tarihinden başlayacağı belirtilmiştir. 20/01/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda idari yargıda uygulanan “genel yargılama usulü” ve 7. maddesi ile devamı maddelerde de “genel dava açma süreleri” düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan 7. maddesinde, özel süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde idari işlemlere karşı dava açma süresinin "altmış gün" olduğu ve bu sürenin yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır. Buna karşılık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 18. maddesiyle eklenen 20/A maddesiyle, bir kısım işlemlere karşı açılan davalarda, genel yargılama usulünden farklı olarak, gerek dava gerekse temyiz aşamasında uygulanacak “ivedi yargılama usulü” getirilmiş; ayrıca, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin "otuz gün" olduğu ve bu Kanunun 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Anılan maddede, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kuralı yer almıştır. Anayasanın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca idarenin yükümlülüğünün, ivedi yargılama usûlüne tâbi bir idarî işlem söz konusu olduğunda, ilgilinin yanılgıya düşmemesi açısından özel dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açmak zorunda olduğunun, işleme karşı idarî başvuruda bulunularak itiraz edilmesinin dava açma süresini durdurmayacağının bildirilmesini de kapsadığı kuşkusuzdur. Ancak kendisine herhangi bir yazılı bildirim yapılmayan ya da yapılan yazılı bildirimde işleme karşı başvuru yolu ve süresi belirtilmeyen ilgililerin hangi sürede dava açacakları konusunda karışıklık yaşamaları ve yanılgıya düşmeleri mümkün bulunmaktadır. Mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan mahkemeye erişim hakkını ihlâl eden sonuçlara ulaşmasını engellemek yargı yerine düşen bir görevdir. Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında, usul kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tâbi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makûl bir orantı olması hâlinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine hâlel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla da; yazılı olarak bildirilen ve özel dava açma süresine tâbi olan bir işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda genel dava açma süresinin işletilmesi gerektiği yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacı MKE tarafından 27/10/2023 tarihinde davalı idareye başvuru yapılarak 30/10/2023 tarihinde gerçekleştirilecek "Hurda Satışı" ihalesinin iptali ile ihaleye konu üç kalem malzemenin MKE'ye devrinin talep edildiği, davalı idarece 30/10/2023 tarihinde "Hurda Satışı" ihalesinin gerçekleştirildiği, ... sayılı davalı idare işlemiyle ihalenin iptali ve devir talebinin reddedildiği, anılan ret işleminin davacıya 05/12/2023 tarihinde bildirildiği, işbu davanın ise 16/01/2024 tarihinde tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olduğu ve dava açma süresinin otuz gün olduğu yolunda kendisine yazılı bildirim yapılmayan davacı hakkında mahkemeye erişim hakkının ihlâl edilmemesi açısından özel yargılama süresinin değil genel yargılama süresinin uygulanması gerekmektedir. Bu bağlamda, dava konusu ihalenin idarenin bildirimiyle değil davacının kendi imkanlarıyla öğrenildiği ve 05/12/2023 tarihli işlem metninde dava açma süresinin gösterilmediği göz önünde bulundurulduğunda, ihalenin gerçekleştirildiği 30/10/2023 tarihinden itibaren altmış günlük genel dava açma süresi içerisinde 29/12/2023 tarihine kadar dava açılması gerekirken bu sürenin aşılmasından sonra 16/01/2024 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen kararın belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyoruz.