Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2024/143 E. , 2024/1005 K. T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2024/143 Karar No : 2024/1005 TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Başkanlığı-... VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: Davacı adına, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edinilen bağımsız bölümlerin satışından elde edilen ticari kazancın beyan dışı bırakıldığından bahisle takdir komisyonu kararına dayanılarak re'sen tarh edilen 2010 yılı gelir ve…
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2024/143 E. , 2024/1005 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2024/143 Karar No : 2024/1005 TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Başkanlığı-... VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: Davacı adına, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edinilen bağımsız bölümlerin satışından elde edilen ticari kazancın beyan dışı bırakıldığından bahisle takdir komisyonu kararına dayanılarak re'sen tarh edilen 2010 yılı gelir vergisi, aynı yılın Ocak-Mart, Nisan-Haziran ve Temmuz-Eylül dönemlerine ilişkin geçici vergiler, bu vergiler üzerinden bir kat kesilen vergi ziyaı cezaları ile geçici vergi dönemlerine ait beyannamelerin elektronik ortamda verilmediğinden bahisle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesinin birinci fırkası uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davayı; ticari bir organizasyon ve devamlılık olmaksızın 2008 ve 2009 yıllarında kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile müteahhide verilen taşınmazların satışından elde edilen kazancın servetin şekil değiştirmesi olarak değerlendirilmesi gerektiğinden, dava konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyatta ve elde edilen gelirin beyan edilmediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezalarında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle kabul eden Vergi Mahkemesi kararının Danıştay Üçüncü Dairesince, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edinilen dairelerin 2010 ve 2011 yıllarında satışından elde edilen gelir yönünden devamlılık koşulunun gerçekleştiği dolayısıyla, kazancın ticari nitelik taşıdığı sonucuna varılmakla birlikte tarh matrahının ve özel usulsüzlük cezasının hukuka uygunluğu yönünden yapılacak inceleme sonucuna göre yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine bozma kararına uymayarak ilk kararda ısrar eden Vergi Mahkemesi kararının Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından, Danıştay Üçüncü Dairesinin dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle bozulması üzerine bozma kararına uyarak dosyayı yeniden incelemek suretiyle, dava konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyat yönünden, davacının ilgili dönemde gerçekleştirdiği gayrimenkul satışları nedeniyle elde ettiği gerçek ve safi kazancın 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca tespiti gerekirken, matrah takdirine ilişkin herhangi bir araştırma ve somut tespitte bulunulmaksızın satış bedelleri toplamı matrah kabul edilmek suretiyle varsayıma dayalı ve hukuki denetime elverişsiz takdir komisyonu kararıyla belirlenen fark matrah üzerinden davacı adına re'sen tarh olunan gelir vergisi ve geçici vergi ile bu vergiler üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuka uygunluk bulunmadığı, özel usulsüzlük cezası yönünden ise, gayrımenkullerin satış tarihleri itibarıyla, ticari kazanca ilişkin vergi mükellefiyeti olmayan davacının beyanname verme gibi mükellefiyete ilişkin yükümlülükleri yerine getirmesi mümkün olmayıp bu durum Yasanın öngörülüş amacına uygun olmadığı gibi cezanın kesilmesini gerektiren koşullar olayda gerçekleşmediğinden, davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezalarında da hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar veren ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı davalı idarece yapılan temyiz başvurusunun Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 11/10/2023 tarih ve E:2023/1094, K:2023/1139 sayılı kararı ile bozmaya uygunluk yönünden reddedilip, bozma kapsamı dışında kalan hükümlerine ilişkin temyiz incelemesi için dosyanın Dairesine gönderilmesi üzerine, temyizen incelenerek bozulması istemine ilişkindir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının 27/03/2013 tarihli dilekçesiyle menkul sermaye iradi mükellefiyetinin 2011 yılında sona erdirilerek 2012 yılında gayrimenkul sermaye iradı mükellefiyetinin açılmasını talep ettiği, davacının müteakip yıllarda birden fazla gayrimenkul satışı olduğunun tespiti üzerine düzenlenen tutanak baz alınmak suretiyle 01/01/2010 tarihinden itibaren gerçek usulde mükellefiyet tesis edildiği, bu tarihten itibaren yıllık gelir vergisi, geçici vergi ve katma değer vergisi beyannamelerinin verilmesi gerektiğinin davacıya bildirildiği, davacının uhdesinde bulunan 16 adet dairenin farklı kişilere farklı tarihlerde satılmasının devamlı olarak gayrimenkul alım-satım faaliyeti olarak değerlendirilmesi ve bu işten elde edilen kazancın ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerektiği, davacı iddialarının yerinde olmadığı, takdir komisyonu kararına göre yapılan cezalı tarhiyatlar ile kesilen özel usulsüzlük cezalarında hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İleri sürülen iddialar temyize konu Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına, temyiz isteminde bulunandan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca hesaplanacak nispi harcın alınmasına, 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.