13. Hukuk Dairesi 2015/23277 E. , 2016/17731 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalılar vekili avukat ... ile davacı ... vekili avukat ... gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların s…
**13. Hukuk Dairesi 2015/23277 E. , 2016/17731 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalılar vekili avukat ... ile davacı ... vekili avukat ... gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı asıl davada, davalıdan maliki olduğu 1235 nolu parseldeki hissesini 6.4.1979 tarihli noter satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, hisse devri yapılmayınca açtığı cebri tescil davasında davalı hissesi için tapu iptaline karar verildiğini, murisleri anne ve babasından intikal eden hisse için davanın reddedildiğini, davalıya iştirakli hissesi açısından edimini yerine getirmesi için 7.4.2003 tarihli ihtar çektiğini ancak edimini yerine getirmediğini ileri sürerek, temerrüt tarihi itibariyle zarar hesabı ile ortaklık payı 6823,76 metrekareye isabet eden değeri veya denkleştirici adalet kuralına göre, hesaplanan şimdilik 7.000,00TL'nin hakediş tarihinden reeskont faizi ile tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile talebini 443,749,11TL'ye çıkartmıştır. Birleşen davada ise, davalıya anne ve babasından intikal eden iştirakli payın 19.438,40 m2 olduğunu, ıslah yoluna başvurulması nedeniyle bakiye 820.330,04TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalılar, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Davacı kooperatif, davalıdan noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı taşınmazda bulunan 6.823,76 m2 iştirakli hissenin devrinin yapılmaması nedeniyle tazminat istemiyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7.000,00TL nin tahsili talebiyle eldeki davayı açmış, 19.3.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 443,749,11TL'ye çıkartmış, birleşen davada ise 820.330,04TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir. Dava, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle kısmi dava olarak açılmıştır. Kısmi dava, tümü ihlal ya da inkar olunan bir hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ilişkin dava ve talep hakkının ise bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Davacının, dava sebebi olarak gösterdiği hukuki ilişkiden doğan alacağının tümünü mü, yoksa yalnız bir kesimini mi istediğini dava dilekçesinde açıkca bildirmesi gereklidir. Davacı, alacağının yalnız bir kesimi için dava açtığını bildirmemişse, dava kısmi dava değil, tam dava sayılır. (Baki Kuru, cilt 1, 1990, sf.967) Kısmi davada saklı tutulan alacak bölümü için, gerek kısmi dava karara bağlanmadan önce, gerekse daha sonra, ayrı bir dava açılması mümkündür. Uygulamada bu ayrı davaya ek dava denilmektedir. Yine, kısmi davadan sonra açılan ek davada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması ve davacının hukuki yararının bulunması koşullarının birlikte varlığı halinde, birden fazla ek dava açılması da kural olarak mümkündür. (Bkz. HGK.E.2004/9-754, K.2005/36) Kısmi davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş olan davacının, dilerse ek dava açmak yerine, saklı tuttuğu alacak bölümü için o (kısmi) dava içerisinde ıslah yoluyla talepte bulunabilmesi mümkündür. Bu haliyle kısmi ıslah, ek dava yoluyla elde edilebilecek haklara, mevcut dava içerisinde, daha basit, daha az masrafla ve daha kısa süre içerisinde kavuşma olanağı tanıyan ve bu yönüyle adeta ek dava açma yoluna alternatif oluşturan bir yapıdadır. Dolayısıyla, kısmi davanın davacısı, ek dava açmak veya kısmi ıslah yoluna gitmek konusunda seçimlik hakka sahiptir. Yukarıda değinildiği üzere, kısmi ıslah yoluyla müddeabihin artırılabilmesi olanağı, bir anlamda, artırıma konu kısmın ek dava yoluyla istenilmesinin alternatifi niteliğinde bulunduğundan, başka bir ifade ile kısmi davadaki ıslah ile bu yola gidilmeyip ek dava açılması halleri, davacıya aynı hak ve olanakları tanıyan seçimlik yollar olduğundan, usul hukuku açısından sonuçlarının da aynı olması gerekir. (Bkz. T.15.10.2003, HGK.T. E.2003/9-510, K.2003/555 ) Tüm bu açıklamaların ışığı altında dava konusu olaya bakılacak olursa; davacı 17.10.2003 tarihinde açmış olduğu davasını 19.3.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle ıslah etmiş, bundan sonra da 24.6.2013 tarihinde, daha sonra bu dosya ile birleştirilen Bodrum 3. Asliye hukuk Mahkemesi'nin 2013/185 E sayılı ek davasını açmıştır. Davacı, 17.10.2003 tarihli ilk dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuşsa da, 19.3.2009 tarihli ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu bildirmemiştir. Eldeki davada davacı, ayrı bir ek dava açmak yerine ıslah dilekçesi ile asıl dava dilekçesindeki talep sonucunu artırmıştır. Hukuki nitelik itibariyle bir ek dava niteliğinde olan ıslah dilekçesi içeriğinden, istemin kısmi bir dava olduğuna dair bir anlatıma rastlanmadığı gibi, tam dava olduğunun kabulü gerekir. O halde davacı ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığına göre daha sonra ilk davadaki talebine dayanarak ek davalar açamaz. Mahkemece açıklanan bu husus gözardı edilerek, ıslahtan sonra açılan ek davadaki talebin kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ:Yukarıda (1) no’lu bentte açılanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, peşin alınan 16.587,33 TL harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.